Emlak markası ihlali ve haksız rekabet iddiasında yer sağlayıcı sorumluluğu, gönderilen ihtarın yeterliliği ile tazminat talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı.
Özet: Bölge adliye mahkemesi, bir internet sitesinin "yer sağlayıcı" olarak markaya tecavüz ve haksız rekabet davasında, davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin önceden elde edilmiş üstün marka hakkına dair yeterli delil sunmaması ve davalının cevabi ihtarının marka hakkı ihlalini açıkça kabul etmemesi nedeniyle, davalının içerikleri kaldırmamakta kusurlu sayılamayacağını ve tazminat sorumluluğu bulunmadığını belirterek önceki hükmünde direnmeye karar vermiştir.
11. Hukuk Dairesi         2026/2505 E.  ,  2026/2483 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1769 Esas, 2025/2241 Karar
HÜKÜM : Direnme
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/110 E., 2021/265 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye'nin önde gelen emlak firmalarından birisi haline geldiğini, 2007/... tescil numaralı "... MÜŞAVİRLİK İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" markasını 36. sınıfta yer alan "Sigorta hizmetleri. ... ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. ... müşavirliği hizmetleri." üzerinde tescil ettirdiğini, davalıya ait "..." web sitesi üzerinden "... & Gayrimenkul", "... & Gayrimenkul", "... Gayrimenkul", "... Gayrimenkul Danışmanlığı" ve "... ve Gayrimenkul Danışmanlık Hizmetleri" adlarında ilanlar yayınlandığını, bu ilanların davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinden bahisle davalının telefon görüşmeleriyle uyarıldığını, 20.12.2016 tarihinde davalıya noterden ihtarname keşide edildiğini, davalının ihtara cevap olarak işbu ilanları veren üyelerinin bilgilendirildiğini, ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan bir işlem yapılamayacağını belirttiğini, tüm uyarılara rağmen davalının hukuka aykırı davranışlarına devam ettiğini ileri sürerek davalının fiillerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil teşkil ettiğinin tespitini, ref'i ve men'i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 78.289,00 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi uyarınca yer sağlayıcı olan müvekkili şirketin hiçbir hukuki sorumluluğunun olmadığını, müşterilerin aktif olarak kullanacağı markalara müdahale etme şansı bulunmayan müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Dairemizin 26.06.2025 tarihli, 2024/4955 E., 2025/4445 K. sayılı bozma ilamı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacının davadan önce davalıya gönderdiği ihtarda, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunun ispatına yönelik hiçbir delil sunulmadığı, bozma ilamında davacının davadan önce davalıya gönderdiği ihtara, davalı tarafından verilen cevapta, "davacının marka hakkı sahibi olduğunun kabul edildiği, davacının üstün hak sahibi olduğuna yönelik yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, bu durumda, davalının tazminat sorumluluğu bakımından davacının üstün hak sahibi olduğuna yönelik yaklaşık ispat koşulunun var olduğu" gerekçesiyle istinaf kararının bozulmasına karar verildiği; ancak davalının cevabı ihtarında davacının marka hakkı sahibi olduğuna yönelik açık bir kabulünün bulunmadığı, aksine bir yargı merci tarafından içeriklerin kaldırılması veya durdurulmasına yönelik verilmiş bir tedbir kararının olmadığı, yer sağlayıcısı olduğu internet sitesinde 3. kişilere ait ilanların yayımlandığı, kendilerine atfedilecek herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından talebin kabulünün hukuken mümkün olmadığının bildirildiğinin anlaşıldığı, davalının cevabi ihtarında yer alan "muhatabın marka hakkı üzerinde hukuken ihlale sebebiyet verecek herhangi bir tasarrufu da bulunmamaktadır" ibaresi bozma ilamında davalının, davacının marka sahibi olduğunu kabul ettiği şeklinde yorumlanmışsa da ihtarname de bu cümleden önce "dava konusu internet sitesinde 3. kişilere ait ilanların yayınlandığının" bildirilmesi karşısında davalı şirketin bu eylemlerden sorumlu olmadığının yani muhatapların ilan sahipleri olduğu belirtilmek maksadıyla bahsi geçen ifadeye yer verildiğinin kabulü gerektiği, davacı tarafça, davalı şirkete keşide edilen 20.12.2016 tarihli ihtarnamenin ekinde, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu ispata yönelik hiçbir delil sunulmadığı, davalının bu ihtara cevabında da davacının marka hakkı sahibi olduğunu kabul ettiğine yönelik açık bir kabulünün bulunmadığı, davalının, 20.12.2016 tarihli ihtarnameye dayanılarak yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesindeki içeriği kaldırmamakta kusurlu olduğu söylenemeyeceğinden, tazminat sorumluluğunun bulunmadığının kabulü gerektiği gerekçesiyle önceki hükümde direnilmesine, davalı vekilinin sair istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalıya ait internet sitesinde yer alan "..." ibareli kullanımların davacının 2007/60684 sayılı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin ref ve men'ine, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, ref'i ve men'i, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Temyiz edenin sıfatına göre yapılan incelemede; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371.
maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30.04.2026 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.