Benzer markalar arasında iltibas tehlikesi tespiti üzerine, YIDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğüne yönelik bölge adliye mahkemesi direnme kararının onanması.
Özet: Davacı, "..." ibareli marka başvurusuna yaptığı itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından kısmen reddedilmesi üzerine, kendi "...", "çağrım" ibareli markaları ile başvurulan markanın ayniyet derecesinde benzer olduğunu ve iltibas tehlikesi taşıdığını ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve marka hükümsüzlüğünü talep etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi davanın kabulü ile YİDK kararını iptal edip markayı hükümsüz kılmış, Yargıtay ise Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını hukuka uygun bularak davalı temyiz itirazlarını reddedip kararı onamıştır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/2314 Esas, 2026/203 KararHÜKÜM : DirenmeİLK DERECEMAHKEMESİ: Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiBölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı gerçek kişinin 2019/131861 sayılı “...” ibareli 40. sınıftaki marka tescil başvurusuna, müvekkilinin “...”, “çağrım” ibareli markalarına dayalı olarak davalı Kurum nezdinde gerçekleştirdiği itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla kısmen reddedildiğini, müvekkilinin itiraza mesnet markalarının tanındığını, markalar arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, işaretlerin karıştırılacağını, başvurudaki “...” kelimesinin ayırt edicilik sağlamadığını, daha önce de 2015/... sayılı aynı ibareli marka başvurusunun reddedildiğini, dava konusu markanın aynı sınıfta tescil edilmek istendiğini, seri marka izlenimi verdiğini, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, markaların benzer olmadığını, “...” kelimesinin tek başına ayırt ediciliği bulunmadığını, müvekkilinin markasının ülke çapında tanındığını, davacının İstanbul ve Kocaeli’de, müvekkilinin ise Bursa’da faaliyet gösterdiğini, mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, davacının markasını kullanmadığını, müvekkilin 20 yılı aşkın süredir özellikle eşarp, şal, mendil gibi giysi aksesuarlarının perakende satışı ve üretimi alanlarında “...” ibareli markalar ve ticaret unvanı ile faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 10.04.2013 başvuru, 09.09.2015 tescil tarihli “...” ibaresini içerir markasının da bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu başvurunun asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, davacıya ait markaların asli unsurlarının ise "..." ibaresinden oluştuğu, itiraza mesnet markaların asli unsurlarını oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanılması, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi yarattığı gerekçesiyle önceki eski hükümde direnilmesine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/5 hükmü gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.V.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 ve 373/5 hükümleri uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde ilgililere iadesine, 30.04.2026 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.