Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin, 6111 sayılı Kanun ile devredilen kamu işçisinin kıdem tazminatından kaynaklanan rücuen alacak davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 6111 sayılı Kanun kapsamında kamu kurumları arasında devredilen bir işçiye son işvereni tarafından ödenen kıdem tazminatının, işçinin eski işveren nezdinde çalıştığı döneme ait kısmının 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesi ve ilgili diğer hükümler uyarınca rücuen tahsiline ilişkin açılan davada, davalı eski işverenin zamanaşımı ve faizden sorumluluk gibi itirazlarını içeren bir yargılamayı özetlemektedir.

T.C.
SAMSUN
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/419
KARAR NO : 2026/1276
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
TARİHİ : 14.01.2026
NUMARASI : 2025/7 HAKEM- 2026/1 HAKEM
İSTİNAF KANUN YOLUNA
BAŞVURAN DAVACI : ...
VEKİLİ :...
İSTİNAF KANUN YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : ...
VEKİLİ : ....
DAVA : Tahkim (Rücuen Alacak)
KARAR TARİHİ : 17.09.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 17.09.2026
Taraflar arasındaki davada mahkemece verilen hüküm aleyhine istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 6111 sayılı Kanun'un 166. maddesi uyarınca davalı...Belediye Başkanlığı bünyesinde sürekli işçi kadrosunda çalışan dava dışı... Kasım 2011 tarihinde... İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine atandığını, 14/02/2023 tarihinde ise işten ayrılarak emekli olduğunu, dava dışı işçiye davalı ve davacı kurumlarda çalışması karşılığında net 423.133,65 TL kıdem tazminatı ödendiğini, iş sözleşmesinin devri halinde devralan işveren her ne kadar işçinin devreden işverende işe başladığı tarihten itibaren hesaplanacak kıdem tazminatından sorumlu ise de iş sözleşmesinin devrinde uygulanacak olan kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı Kanun'un 14/2 maddesi uyarınca iş sözleşmesini devreden işverenin de işçiyi çalıştırdığı süreler kapsamında doğan kıdem tazminatından sorumlu tutulacağını belirterek, davanın kabulü ile alacağın tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere 30.000,00 TL alacağın dava dışı işçinin davalı bünyesinde çalıştığı döneme ait miktarının ödeme tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili bedel arttırım dilekçesinde özetle; 30.000,00 TL olan taleplerini 151.934,26 TL arttırarak toplamda 181.934,26 TL'nin davalı belediyeden ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, dava dışı işçi ... müvekkili kurumda önce 03/01/2004 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkili kurum bünyesinde kadroya geçtiğini, 03/11/2011 tarihinde ise 6111 sayılı Kanun kapsamında davacı kuruma devredildiğini, dava dışı işçinin bakiye kıdem tazminatı için.... İş Mahkemesinin ... esasında açtığı dosyanın kesinleşmesinin beklenmesinin gerektiğini, dava dışı işçinin 03/04/1996 - 14/02/2023 tarihleri arasında çalışmaya karşılık kıdem tazminatının ödendiğini, 2 yıllık sorumluluk sürelerinin sona ermesi sebebiyle davacı kurumun müvekkili kurumdan talep edebileceği herhangi bir alacağının bulunmadığını, ödeme tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, "1-Tüm dosya kapsamından; dava dışı işçi ... ödenen net 423.133,65 TL kıdem tazminatından işçinin davalı kurumda çalıştığı döneme isabet eden kısmın tahsili talebiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
2-6111 Sayılı Yasanın 166/1 maddesi ''İl özel idarelerinin sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, Karayolları Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadrolarına, belediyelerin (bağlı kuruluşları hariç) sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadroları ile sürekli işçi norm kadro dâhilinde olmak üzere ihtiyacı bulunan mahalli idarelere atanır.'' hükmünü içermektedir. Aynı yasanın 166/6 maddesinde ise ''Devredilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal hakları; toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, toplu iş sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2010 yılı Kasım ayında geçerli olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir. Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır'' hükmü mevcuttur.
3-a)İş Kanununun 112/1-b maddesi ''Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından, işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.''
b)''(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) ... işçinin yazılı talebi hâlinde, kıdem tazminatının söz konusu kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen süreye ilişkin kısmı, kamu kurum veya kuruluşuna ait çalıştığı son işyerindeki ücretinin yılları itibarıyla asgari ücret artış oranları dikkate alınarak güncellenmiş miktarı üzerinden hesaplanmak suretiyle son kamu kurum veya kuruluşu tarafından işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir....''
c)''(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) İkinci fıkranın (b) bendi veya üçüncü fıkra uyarınca farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi hâlinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsil eder. Ancak, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri arasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz.'' hükümleri mevcut olup, ayrıca bu hususların yönetmelikte düzenleneceği de hüküm altına alınmıştır.
4-Nitekim Kamu İhale Kanununa göre; "İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin" 6/2 maddesinde ''Farklı kamu kurum veya kuruluşlarda çalıştırılan işçilerden son alt işvereni ile yapılmış olan iş sözleşmeleri kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erenlerin birinci fıkraya göre tespit edilen sürelere ilişkin kıdem tazminatları, çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödenir.'' düzenlemesi, 8/4 maddesinde ise ''Farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi halinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsileder. Ancak, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılıcetvellerinde yer alan kamu kurum veya kuruluşlarıarasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz'' düzenlemesi mevcuttur.
5-6111 Sayılı Yasanın 166/6. maddesinde ''...Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır'' hükmü mevcut ise de, kıdem tazminatına ilişkin ibarenin işçi yönünden hüküm ifade etmesi gerektiği, yukarıda alıntılanan yönetmelik hükmü de nazara alındığında davacı ve davalı kurumun kıdem tazminatı ödemesinden işçiye karşı birlikte sorumlu olduğu, davalı Belediyenin yönetmeliğin 8/4 maddesinde belirtilen kurumlar arasında yer almaması sebebiyle de davacı Bakanlığın dava dışı işçinin davalı Belediyede çalıştığı süreye ilişkin hak kazandığı işçilik alacağı kalemlerini davalı Belediyeden talep edebileceği kanaatine varılmıştır.
6-Dava dışı işçi bakiye kıdem tazminatı talebi ile davacı davalı ve taşeron şirketlere dava açmış ... İş Mahkemesinin ...esas, ...karar sayılı ilamı ile davanın kabulü ile net 84.855,32 TL kıdem tazminatının İlkadım Belediyesinin sorumluluğu net 36.170,49 TL olmak üzere davanın kabulüne karar verilmiş, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.
7-Dosya kapsamından dava dışı işçinin ilk olarak 03/04/1996 tarihinde ... Belediyesinde çalışmaya başladığı, 6111 sayılı yasa kapsamında 04/11/2011 tarihinde davacı kuruma geçiş yaptığı ve 14/02/2023 tarihinde emekli olduğu, 20 yıl 4 ay 5 gün çalışma karşılığı net 423.133,65 TL kıdem tazminatı ödendiği tespit edilmiştir. Davacının dava dışı işçinin davalı Belediye'de çalıştığı döneme ilişkin hak kazandığı işçilik alacağını davalıdan talep edebileceği anlaşılmakta ise de, hesaplama yönteminin ne şekilde yapılması gerektiği de tespit edilmelidir. Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2022/4335 esas 2023/2559 karar sayılı ilamı ve Samsun BAM 5.Hukuk Dairesinin 2023/1377 esas 2024/57 karar sayılı ilamlarında açıklandığı üzere işçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin fesih edildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanması gerekmektedir.
8-Alınan 03/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda dava dışı işçinin 03/04/1996 tarihinde işe başladığı 14/02/2023 tarihinde emekli olduğu, toplam çalışma süresinin 9553 gün olup bunun 3283 gününün İlkadım belediyesinde geçtiği, davacı ve davalı işyerindeki toplam çalışma süresinin ise 7337 gün yani 20 yıl 4 ay 17 gün olup, giydirilmiş brüt ücretinin kıdem tazminatı tavanından fazla olması sebebiyle 19.982,83 TL kıdem tazminatı tavanı üzerinden yapılan hesaplamada brüt 407.248,25 TL, net 404.157,24 TL kıdem tazminatı hesaplanmıştır. Raporda talebe bağlılık nazara alınarak 406.591,08 TL üzerinden davalı belediyede çalışan süreye isabet eden kıdem tazminat miktarı 181.934,26 TL bulunmuş, davacı vekili 24/11/2025 tarihli dilekçesi ile talebini bu miktara göre belirli hale getirmiş olmakla davanın kabulü gerekmiştir.
9-Dava dilekçesi ile ödeme tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmiş ise de, dava tarihinden önce davacının temerrüte düşürülmesi gerekmektedir. Dava dosyasında temerrüdün oluştuğuna dair herhangi bir bilgi belge bulunmamaktadır. Ödeme yapılması ise temerrüt olarak değerlendirilemez. Bu nedenle dava tarihinden itibaren yasal faize hükmetmek gerekmiştir.
10-Dava dışı işçi taşeron şirketlerde çalışması sebebiyle bakiye kıdem tazminatı için açtığı dava sonucunda ... İş Mahkemesinin ... esas, ...karar sayılı ilamıyla davanın kabulüne karar verilmiş, net 84.855,32 TL kıdem tazminatından davalı belediyenin sorumluluğu 36.170,49 TL belirlenmiştir. İşbu dosyanın beklenmesi talep edilmiş ise de işbu davaya konu kıdem tazminatının ödenme tarihi 17/02/2023 olup, bakiye kıdem tazminatı davası ise 04/05/2023 tarihinde açılmıştır. Buna göre .... İş Mahkemesinin ... esas, ... kararına konu kısım davacı tarafından ödenmiş olmamakla davalıdan rücuen talep edilmesi de mümkün değildir. Esasen işbu davanın açılma tarihi itibariyle iş mahkemesi dosyası karara dahi bağlanmamıştır. Ödenmeyen kıdem tazminatı rücuen talep edilemeyeceğine göre işbu dosyanın beklenmesi bu dava için gerekli görülmemiştir.
11-Davalı vekili zamanaşımı definde bulunmuş ise de 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinin 2. fıkrasında devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden 4857 sayılı Yasanın 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmadığı anlaşılmakla reddi gerekmiştir. (Yargıtay 22. HD'nin 2018/4089 Esas 2018/9860 Karar sayılı ilamı). Yine dava tarihi itibariyle 4857 sayılı kanunu 2. Maddesinde yer alan asıl işveren alt işveren ilişkisine ilişkin düzenleme mevcut bulunduğundan bu yöne ilişkin savunma ve diğer savunmalar dosya kapsamında yerinde görülmemiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçe ile "Davanın Kabulü ile; 181.934,26 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; açılan davanın hukuki dayanağının olmadığı gibi yasal süresi içerisinde açılmadığını ve taleplerinin de zamanaşımına uğramış olduğunu, bu yönüyle davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının dava dışı işçiye ödediği kıdem tazminatının davalı belediyeden tahsilinin mümkün olmadığını, dava dışı işçinin davalı kurum kadrosunda çalıştığını ve sonrasında bütün hak ve alacakları ile 6111 sayılı Kanun'a göre 2011 yılında davacı kuruma devredildiğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6/1-2-3 maddeleri gereğince devredilen işçinin iş akdinin feshi sebebiyle davacı kurumca ödenmek zorunda kalınan tutarın davacı kurumun sorumluluğunda olduğunu, kıdem tazminatının feshe bağlı bir talep olduğunu, işçinin emekli olmak amacıyla işten ayrılmasıyla kazanıldığını, devirden önce doğmuş bir borcun söz konusu olmadığını, dava dışı işçinin kıdem tazminatının fesihten önce doğmuş gibi değerlendirilmesinin isabetli olmadığını, devralan davacı işverenin kıdem tazminatının işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklardan olması sebebiyle işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlü olduğunu, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olması sebebiyle davacı kurumun davalı kurumdan talep edebileceği herhangi bir alacağı bulunmadığını, 08.02.2015 tarih ve 29261 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 6/4. maddesinde "Farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi halinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsil eder. Ancak, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerinde yer alan kamu kurum veya kuruluşları arasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz." belirtilmiş olmasına rağmen mahalli idarelerin 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun I, II ve III sayılı cetvellerinde yer alan idarelerden olmadığı ve bu sebeple de 08.02.2015 tarih ve 29261 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan hükümden yararlanamayacağını, mahkemece işçinin, davalı kurum ve davacı kurumdaki çalışma süreleri bir bütün olarak kabul edilmiş, davacı kurumdaki iş akdinin feshi tarihindeki son giydirilmiş brüt ücreti çalışma süresine oranlanarak hesaplama yapılmış ve hüküm kurulmuş olduğunu, ancak bu döneme ilişkin giydirilmiş brüt ücrete de itiraz ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu döneme ilişkin bir hesaplama yapılması halinde işçinin 03.11.2011 tarihindeki ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bu nedenle yapılan hesaplamanın da isabetli olmadığını, davalı kurumun sadece sadece kendi dönemi ve devir tarihindeki ücret seviyesine göre yapılacak hesaplamaya göre sorumlu tutulması gerektiğini, mahkemece davanın reddine karar verilmeyecek ise de TBK'nın 167 maddesi doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından kendi yetkililerince işçiye ödendiği belirtilen kıdem tazminatının hiçbir şekilde denetimden geçmediğini, işçinin iş akdinin gerçekten de kıdem tazminatına hak kazanacak şeklide sona erip ermediği, kıdem tazminatının doğru bir şekilde hesaplanıp hesaplanmadığı hususlarında inceleme yapılmadığını, yapılan ödemelerin davalı kurum tarafından kabul edilmemesine rağmen davalı kurumun ödemelerden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dava dışı işçinin kıdem tazminatına giydirilmiş brüt ücretinin davacı kurumun kıdem tazminatı hesaplama evraklarından alınarak buna göre hüküm kurulduğunu ancak dava dışı işçinin giydirilmiş brüt ücretinin bordrolar kontrol edilerek yeniden hesaplanması gerektiğini, mahkemece verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, açılan davanın davacının ödediği miktarı dava tarihinde tam ve net bir şekilde belirleyebilecek olması nedeniyle kısmi dava olarak kabul edilerek hükmedilen miktarın ıslah edilen kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, mahkemece rücuya konu miktar, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de hatalı hesapladığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı tarafça istinaf başvuru dilekçelerine karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen miktara dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiğini ancak taraflarınca dava tarihinden itibaren değil ödeme tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin talep edildiğini, rücu hakkının başkasının ödemesi gereken bir borcu tamamen veya kısmen ifa eden kişinin yapmış olduğu ifayı asıl borçluya dönerek isteme hakkı olduğunu ve bu hakkın başkasına ait bir borcu ifa ettiği için mal varlığında kayba uğrayan kişiye tanınan ve mal varlığındaki eksilmeyi gidermeyi amaçlayan tazminat niteliğinde olduğunu, asıl alacağı ödeyen kişinin, bu alacaktan bağımsız olarak kendi şahsında doğan bir hak elde ettiğini, bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel hâle geldiğini, ödeyenin mal varlığındaki zararın, ödeme anında doğduğunu, bu sebeple dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmayıp, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, belirterek, mahkemece verilen kararın faiz yönünden kaldırılarak ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine ve bu yönüyle davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın, davacının itiraz etmiş olduğu faizin işletilme tarihi yönünden yerinde olduğunu belirterek, davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, beyanlara ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurularının 3533 sayılı Kanun'un 6/2-a ve HMK 353/1-b.1 maddeleri gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 3533 sayılı Kanun'un 6/2-a ve 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddeleri gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sebebiyle davalı taraftan alınması gereken 12.427,93 TL nispi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 3.106,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.320,95 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı kurum harçtan mauf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf başvurusu nedeni ile taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-6100 sayılı HMK'nun 359/4 maddesi gereğince işbu kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 3533 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17.09.2026
Başkan... Üye... Üye... Katip...