11. Ceza Dairesi, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda verilen beraat kararını, eylemin sübutu, uzlaştırma kapsamı, etkin pişmanlık ve katılan sıfatı hataları nedeniyle bozdu.
Özet: Bir satış temsilcisinin müşterilerden tahsil ettiği parayı zimmetine geçirme ve şirket malını gizleme iddialarıyla yargılandığı davada, ilk mahkemenin suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verdiği beraat kararı, sanığın kollukta alınan savunmasında parayı kullandığını beyan etmesi, delillerin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işaret etmesi, suçun uzlaştırma kapsamında olması, mağduriyetin yanlış tespiti, etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması ve hukuki dayanak hatası gibi nedenlerle üst mahkeme tarafından bozulmuştur.
11. Ceza Dairesi         2021/34001 E.  ,  2026/4449 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2013/574 E. 2016/623 K.
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan şirkette satış temsilcisi olarak çalışan sanığın, dağıtım yaptığı araçta gizlenmiş 6 kg piliç bulunduğu ve ayrıca müşterilerden tahsil ettiği toplam 939,99 TL parayı katılana teslim etmeyerek mal edindiği, böylece hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1.Her ne kadar Mahkemece atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçe gösterilerek sanığın beraatine karar verilmiş ise de, soruşturma aşamasında kolluk tarafından alınan savunmasında sanığın, söz konusu parayı kendi adına kullandığının doğru olduğunu ancak bunu ödeyeceğini savunduğu, kovuşturma aşamasında alınan savunmasında, atılı suçu kabul etmemekle birlikte müşteri cari toplamını gösteren 04.11.2013 tarihli tutanak başlıklı belge kendisine gösterilip sorulduğunda belgeyi doğruladığı toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakta olup bu şekilde sübut bulan eyleminin 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma kapsamına alınan ve 5237 sayılı TCK'nin 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraat hükmü kurulması,
2.Sanığa atılı suçtan doğrudan zarar görenin ve bu nedenle katılan sıfatının münhasıran şirkete ait olduğu gözetilmeden, esasen tanık sıfatı bulunan şirket çalışanının gerekçeli karar başlığında katılan olarak gösterilmesi,
3.Katılan şirket çalışanı tanık S.A.nın, zararın sanığın aylık ücretinden mahsup suretiyle giderildiğini beyan etmesine nazaran, zarar giderim tarihi belirlenerek sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerekliliği,
4.Kabul ve uygulamaya göre de; atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçe gösterildiği halde uygulama maddesi olarak 5271 sayılı CMK'nin 223/2-e maddesinin gösterilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
22.04.2026 tarihinde karar verildi.