Tapulu taşınmazın dolandırıcılıkla satışında noterin kamu kurum ve kuruluşu vasfı olmadığı ve olağanüstü zamanaşımı nedeniyle beraat hükmünün bozularak davanın düşmesine karar verilmesi.
Özet: Tapuda kayıtlı taşınmazı satış vaadi sözleşmesiyle katılandan bedelini alıp üçüncü bir kişiye devrederek dolandırıcılık yaptığı iddiasıyla yargılanan sanığın eyleminin, noterin kamu kurumu vasfında olmaması nedeniyle nitelikli dolandırıcılık yerine basit dolandırıcılık kapsamında kaldığı belirlenmiş; suçun işlendiği tarihten temyiz incelemesine kadar geçen sürede olağanüstü dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından, sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/401 E. 2016/12 K.SUÇ : DolandırıcılıkHÜKÜM : BeraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Tapuda sanık adına kayıtlı taşınmazın katılana 45.000,00 TL'ye satışı hususunda tarafların anlaştıkları ve bunun için noterden düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenledikleri, ancak sanığın bedelini tahsil ettiği halde katılanı oyaladığı ve taşınmazı bir başkasına satıp tapuda devrettiği, böylece kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, noterin kamu kurum ve kuruluşu vasfı bulunmayışına nazaran, sanığa atılı eylemin 5237 sayılı TCK'nin 157/1. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı belirlenerek yapılan incelemede;Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılanın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,22.04.2026 tarihinde karar verildi.