Bilişim Sistemleri Kullanılarak İşlenen Dolandırıcılık Suçunda Bankanın Doğrudan Zarar Görmemesi Nedeniyle Temyiz Yetkisinin Reddi ve Sanık Hakkındaki Hükmün Esastan Onanması.
Özet: Bu hukuki metin, bilişim sistemleri ile bankaların araç olarak kullanıldığı dolandırıcılık suçuna ilişkin bir mahkûmiyet kararının temyiz incelemesini konu almakta; şikayetçi bankanın suça konu çekin doğrudan kendisine karşı kullanılmadığı gerekçesiyle zararı olmadığı ve dolayısıyla kamu davasına katılma ile hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı belirtilerek bankanın temyiz talebi reddedilirken, sanık müdafiinin mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz başvurusu ise yargılama sürecindeki usul ve kanuna uygunluk, delillerin değerlendirilmesi ve suç vasfının doğru tespiti gibi nedenlerle yerinde görülmemiş; adli para cezasının hesaplanmasındaki bazı maddi hataların sonuca etkili olmadığı veya aleyhe temyiz bulunmadığı değerlendirilerek oy birliğiyle onanmıştır.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/497 E., 2015/536 K.SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, RetYapılan ön inceleme neticesinde; sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, ancak şikâyetçi ... Bankasının bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu bakımından doğrudan zarar görmediği ve kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:1. Sanıklar Hakkında Bilişim Sistemlerinin Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Şikâyetçi ... Bankası Vekilinin Temyizi Yönünden;Olay tarihinde katılan ... tarafından ... Bankası İhsaniye Şubesine ibraz edilen suça konu 6.650 TL bedelli çekin ... Limited Şirketi isimli firma adına açılan sahte hesaba dayalı olarak kesildiğinin anlaşıldığı olayda, Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği gözetildiğinde, suça konu çekin şikâyetçi bankaya karşı kullanılmaması, yalnızca ödeme için son hamil tarafından bankaya ibraz edilmesi nedeniyle, şikayetçi ... Bankasının atılı suçtan doğrudan zarar görmediği, kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı; usulsüz olarak verilen katılma kararının hükümleri temyiz etme yetkisi vermeyeceği anlaşıldığından, şikayetçi adına vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,2. Sanık ... Hakkında Bilişim Sistemlerinin Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Sanık Müdafinin Temyizi Yönünden:Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği şeklinde ihtar yapılmasına karar verilmiş ise de, 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin ve kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “...ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “...denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Suçtan elde edilen menfaat miktarının 6.650 TL olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son bendi gereğince sanık hakkında temel gün adli para cezasının asgari 665 gün olarak belirlenmesi gerekirken 650 gün olarak belirlnerek eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, yine hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin ikinci paragrafında sanığın 541 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesine karşın hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin dördüncü paragrafında sanık hakkında verilen adli para cezasının 970 gün karşılığı olduğu belirtilmiş ise de, sonuç ceza doğru hesaplandığından ve yapılan maddi hata sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile eleştirilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 22.04.2026 tarihinde karar verildi.