Maden ocağına baraj yapımı kaynaklı kamulaştırmasız elatma, yatırım ve kömür bedeli zararlarının tazmini talepli davanın istinaf ve temyiz süreçleri sonucunda esastan ret kararı.
Özet: Davacının, maden ocağına baraj yapımı nedeniyle yapılan kamulaştırmasız elatmanın önlenmesi, mümkün olmaması halinde maden işletme ruhsatı sahibi olarak uğradığı yatırım ve işletme bedelleri ile erken su basması sonucu zayi olan kömür bedelinin tazminatı talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesince elatmanın önlenmesi talebinin reddine, diğer tazminat taleplerinin daha önceki kesinleşmiş bir karar nedeniyle konusuz kaldığına ve üretime hazır kömür bedeline yönelik talebin reddine, ayrıca alacağın temliki iddiasıyla asli müdahilin talebinin de reddine karar verilmiş olup, bu kararın davacı ve asli müdahil tarafından istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine hükmedilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/8945 E.  ,  2026/2758 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/4250 Esas, 2025/1567 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2010/323 Esas, 2023/476 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız elatmanın önlenmesi, mümkün olmadığı taktirde kamulaştırmasız elatma nedeniyle dava konusu taşınmazda kömür işletme ruhsatı sahibi olan davacının zararlarının giderilmesi ve erken su basması nedeniyle üretime hazır vaziyette bekleyen kömür bedelinin ödenmesine yönelik zararının giderilmesi istemlerine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince el atmanın önlenmesi davasının reddine, kamulaştırmasız el atma ve zarar talebine yönelik davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve asli müdahilin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve asli müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve asli müdahil vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacının işletiminde bulunan Karaman ili, ... ilçesi, ... Köyü 1 05... nolu parseldeki maden ocağına davalının baraj yapımı nedeniyle el atmasının önlenmesine, bu mümkün olmadığı takdirde kamulaştırmasız el koyma hükümlerine göre fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.044.394,00 TL elektrik ve tesis ekipman bedeli, 175.068,75 TL harfiyat ve taş duvar bedeli, 682.196,00 TL diğer ve genel yatırım bedeli olmak üzere toplam 1.901.658,75 TL yatırım bedellerinin hesaba dahil edilmesi, maden ocağı işletmesinin alınabilir, satılabilir toplam ortalama değerinden işletme bedeli olarak şimdilik 2.200.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek avans faizi ile birlikte tahsiline ayrıca üretime hazır vaziyette bekleyen işletmeyi erken su basması nedeniyle 9 bin ton kömür bedelinden şimdilik 50.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren en yüksek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle açılan davayı kabul etmediklerini, davacının davada taraf ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu 105/1 parselde kayıtlı gayrimenkul üzerindeki binalar ve ağaçların ... Genel Müdürlüğünce 2942 sayılı Kanun'un 19/son maddesine göre kamulaştırıldığını, idarelerince mahkemenin 2010/335 Esas sayılı dosyası ile bedel tespiti davası açıldığını, binaların asgari levazım bedeli ve bu kapsamda mütalaa edilecek şeylerin bedelinin mal sahibine ödeneceğinden ve kamulaştırmanın önceliği olmasından dolayı 2010/335 Esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmesi gerektiğini, davalının elektrik ve tesis ekipman bedeli talep etmesinin hukuki dayanağının olmadığını, diğer ve genel yatırım bedeli altında gerçek zarara dahil olmayan, ne kadarının kendini amorti ettiği belli olmayan soyut harcamaların zarar diye talebinin mümkün olmadığını davacının üretime hazır olduğu ancak erken su basması nedeniyle elde edemediğini iddia ettiği kömürün bedelini talep etme hakkının bulunmadığını, madenlerin mülkiyetinin gerek Anayasa'nın 168 inci maddesi ve gerekse Maden Kanunu'na göre devlete ait olduğunu, işletme hakkının idarelerine geçtiğini, bu nedenle işletme bedelinin ödenmesinin söz konusu olmadığını, davanın haksız işgal nedeniyle açıldığını, ticari bir dava olmadığını, bu nedenle en yüksek avans faizinin söz konusu olamayacağını belirterek, haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile elatmanın önlenmesi yönündeki davanın reddine, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat yönünden ilgili mahkemece verilen 2018/347 Esas, 2020/76 Karar sayılı kesinleşmiş kararı uyarınca dava konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına; üretime hazır olarak beklediği iddia edilen kömür bedeline ilişkin davanın reddine, asli müdahilin; alacağın kendisine temlik edildiğini iddia ederek, kendisine temlik edilen alacağın tahsili talebine yönelik açtığı davada ilgili mahkemenin 2018/347 Esas, 2020/76 Karar sayılı dosyasında asli müdahil tarafından sunulan temliknamenin iflas davasının açılmasından sonra yapıldığı, temliknamenin içeriğinde açıkça kamulaştırma bedelinden bahsedilmediğinden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve asli müdahil vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının dava tarihi ile müflis şirket işletiminde olan maden ocağına baraj göl sahası içinde kalmasına rağmen kamulaştırma işlemi yapmadan kamulaştırmasız olarak el attığını, ... Barajı'nın su tutmaya başlaması ile müflis şirkete ait maden ocağını su bastığını ve 19.01.2010 tarihinde ... Kaymakamlığı'nın yazısı gereğince verilen tahliye kararı ile işletmenin faaliyetine son verildiğini, ortaya çıkan zararın ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/35 D.İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, dosya içerisindeki belgelerden de görüleceği üzere müflis şirketin el atma kaynaklı zarara uğradığının sabit olduğunu, her ne kadar davaya konu taşınmazın mülkiyeti Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'na ait olsa da müflis şirketin Kömür İşletmeleri A.Ş. ile yapılan sözleşme ve ruhsat gereğince kullanım hakkının müflis şirkette olduğunu, davalı idare tarafından müflis şirkete ait maden yatırımı ve kullanıma hazır bulunan kömürlere hiçbir hukuki hakka dayanmaksızın zarar verildiğini, her ne kadar zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de gerek kamulaştırma bedelinin gerekse dosya içerisinde bulunan ruhsat bilgileri de delil tespiti dosyasında görüleceği üzere müflis şirketin zarara uğradığının alenen ortada olduğunu, eksik değerlendirme ile karar verildiğini ileri sürmüş ve kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Asli müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davacı asil ve asli müdahilin davasına ilişkin ret kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının maden ocağı işletmesinin alınabilir, satılabilir toplam ortalama değerinden işletme bedeli olarak şimdilik 2.200.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek avans faizi ile birlikte tahsiline ilişkin talebinin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/347 Esas, 2020/76 Karar sayılı kararı ile karara bağlanmamış zarar kalemlerinden olduğunu, davacının tüm talepleri yönünden ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/347 Esas, 2020/76 Karar sayılı dosyasında kamulaştırma kararı verildiği gerekçesi ile reddinin doğru olmadığını, mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, mahkeme kararında işletme bedelinin (sahayı erken terketmesi nedeniyle mahrum kalınan kar) kamulaştırma davasında tartışılmadığı gibi, dava neticesinde bu yönde bir karar da verilmediğini, kamulaştırma kararını veren ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/347 Esas, 2020/76 Karar sayılı dosyasında karara ve gerekçeye dayanak oluşturan bilirkişi ek raporunda "dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıların kamulaştırma değerinin 282,179,34 TL, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan makine, elektrik ekipmanlarının demontaj - nakliye - montaj işleri kamulaştırma bedelinin 109,149,91 TL olmak üzere toplam kamulaştırma bedelinin 391,329,25 TL olarak belirlendiğini ve mahkeme kararı ile bu kalemlerin hüküm altına alındığını ve kararın kesinleştiğini, mahkeme kararı ve dayanak bilirkişi raporunda da görüleceği üzere dava konusu işletme bedeli (sahayı erken terketmesi nedeniyle mahrum kalınan kar) yönünden kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın yerinde olmadığını, asli müdahilin taleplerinin reddine ilişkin gerekçelerin yerinde olmadığını, davacı tarafın madenin fiilen kullanılamaz hale gelmesi ya da başka bir sebeple fesih edilmesi nedeniyle uğramış olduğu tüm maddi ve manevi zararları için gerek kömür işletmeleri A.Ş. gerekse de ... Genel Müdürlüğü nezdindeki 2.500.000,00 TL tutarındaki alacağının temliki işleminin 28.12.2009 tarihinde yapıldığını, temlik eden davacı şirket hakkında 27.09.2011 tarihinde iflas kararı verildiğini, temliknamenin geçerli bir temlikname olduğunu ileri sürmüş ve kararın kaldırılarak, asli müdahil talepleri doğrultusunda temlik edilen 2.500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine, (bakiye miktar yönünden davacının davasının kabulüne) karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davacının dava dilekçesindeki talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 111 inci maddesinde düzenlenen terditli talep olduğu, mevcut dosya içeriği toplanan deliller doğrultusunda davacının elatmanın önlenmesi yönündeki davasının reddine, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat yönünden ilgili mahkemece verilen 2018/347 Esas, 2020/76 Karar sayılı kesinleşmiş kararı uyarınca davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına; üretime hazır olarak beklediği iddia edilen kömür bedeline ilişkin davanın reddine, asli müdahilin; alacağın kendisine temlik edildiğini iddia ederek, kendisine temlik edilen alacağın tahsili talebine yönelik açtığı davada ilgili mahkemenin 2018/347 Esas, 2020/76 Karar sayılı dosyasında asli müdahil tarafından sunulan temliknamenin iflas davasının açılmasından sonra yapıldığı, temliknamenin içeriğinde açıkça kamulaştırma bedelinden bahsedilmediğinden, kesinleşmiş ilgili mahkeme kararı doğrultusunda davanın reddi yönünde hüküm kurulmuş olmasının doğru olduğu belirtilerek davacı ve asli müdahil vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve asli müdahil vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2.Asli Müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki müdahalenin meni, mümkün olmadığı takdirde kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat bedeli ile el atma nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve asli müdahil vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı ve asli müdahilden peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.