Yargıtay 11. Ceza Dairesi, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü, usulsüz tebligat ve dava zamanaşımı süreleri dolduğundan bozarak kamu davalarını düşürdü.
Özet: Yüksek Mahkeme, sanığın yokluğunda usulsüz tebligat nedeniyle temyiz talebinin süresinde olduğuna hükmederek, asliye ceza mahkemesince resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarını bozmuştur; yapılan incelemede, 19.07.2010 tarihli suç için 8 yıllık olağan dava zamanaşımının mahkumiyetten sonra, 11.02.2009 tarihli suç için ise 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının suç tarihinden itibaren temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiğini tespit ederek, sanık hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine oy birliğiyle karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2025/5911 E.  ,  2026/4483 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI :2011/318 E. 2013/90 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme
5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 311. maddesine göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde inceleme merciinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğundan, Mahkemenin, hukuken geçersiz olan temyiz talebinin reddine dair 11.07.2019 tarihli ek kararı kaldırılarak yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, sanığın hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu,sanığın yokluğunda verilen hükümlerin öncelikle sorgusunda bildirdiği adresine tebliğe çıkarılıp iade gelmesi halinde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21/2. maddesine göre MERNİS adresine tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan MERNİS adresine yapılan tebliğ işleminin usulsüz olması nedeniyle 20.01.2025 tarihli dilekçe ile eski hale getirme talebiyle birlikte yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın asıl dosyada yargılama konusu yapılan ve 19.07.2010 tarihinde işlenen "Resmi Belgede Sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının, aynı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlem olan 12.03.2013 tarihli mahkûmiyetten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği; birleşen dosyada yargılama konusu yapılan, 11.02.2009 tarihinde işlenen ''Resmi belgede sahtecilik'' suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının ise 11.02.2009 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağan ve olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.04.2026 tarihinde karar verildi.