Hile, gabin ve sebepsiz zenginleşme iddialarıyla açılan taşınmaz tapu iptali ve tescil davasında, aktif husumet yokluğu nedeniyle reddin temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar, maliki oldukları taşınmazın 1/2 hissesinin hileli davranışlar ve gabin (aşırı yararlanma) yoluyla davalıya devredildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescilini, mümkün olmaması halinde güncel değerinin veya bedel oransızlığının tazminini talep etmiş; davalı taraf ise hak düşürücü süre, zamanaşımı ve davacı şahsın aktif husumet ehliyeti bulunmadığı itirazında bulunmuş, ilk derece mahkemesi de davacı şahsın dava konusu sözleşmelerde taraf olmaması sebebiyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar vermiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5728 E.  ,  2026/2480 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1000 Esas, 2025/1035 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/721 E., 2025/108 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.04.2026 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in maliki olduğu taşınmazın müvekkili şirketin aldığı kredinin teminatı olarak 25.01.2011 tarihinde ... Kiralama A.Ş.'ye devredildiğini, müvekkili ...'in dava konusu taşınmazda inşaat yapmak istediğini, inşaatın taşeronluğunu davalı tarafın üstlendiğini, davalıların inşaatın yapı müteahhidi olarak gösterildiğini, 05.03.2014 tarihinde inşaata başlandığını, inşaat giderlerinin müvekkili tarafından karşılandığını ancak zemin katın kolonları döküldüğünde müvekkili ...'in parasının bittiğini ve inşaata ara verildiğini, davalı ...'in inşaata devam etmek istediğini, müvekkili ...'in davalının bu teklifini harici taşeronluk sözleşmesi olmak kaydıyla kabul ettiğini, anlaşmaya göre davalı ... tarafından ödenecek inşaat malzeme ve işçilik bedelinin, daha sonra davalı ...'e geri ödeneceğinin kararlaştırıldığını, inşaatın zemin ve 1. katının 21.05.2015 tarihinde tamamlandığını, müvekkili ...'in, davacı ....Ltd.Şti. adına ... Kiralama A.Ş.'den aldığı krediyi ödeyerek taşınmazı müvekkili şirket adına 25.05.2015 tarihinde geri aldığını, davalı ...'in, taşınmazın tapusunun geri alındığını öğrenmesi üzerine inşaata yaptığı masrafların ödemesini aksi halde tapunun 1/2 hissesinin kendisine verilmesi konusunda baskı yaptığını, müvekkilinin tecrübesizliğinden ve iyiniyetli yapısından faydalanarak hileli davranışlar ile yarı yarıya kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmış gibi taşınmazın 1/2 payını 27.05.2015 tarihinde tapuda 397.000,00 TL bedelle satış gösterilmek suretiyle devraldığını, bedelin de davacılara ödenmediğini, aynı gün ...Bankası ile davalı .... Ltd. Şti. arasında ipotek sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkili şirketin de sözleşmeyi müteselsil borçlu-kefil sıfatıyla imzaladığını, davalı ...'in hileli davranışlar ve kandırması sonucu müvekkili şirketin hissesi de dahil taşınmazın tamamı üzerine 28.05.2015 tarihininde ipotek konulduğunu, davalı tarafın, müvekkilllerinden yararlandığını/sömürdüğünü/istismar ettiğini, gabinin tüm unsurlarının gerçekleştiğini ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin iptali ile davacı .... Ltd. Şti. adına kaydına, mümkün olmadığı takdirde taşınmazın 1/2 hissesinin satış tarihinde ve akit tablosunda gösterilen 397.000,00 TL bedelin ödenmek üzere mahkeme veznesinde depo edilmesi bakımından imkan tanınmasına ve depo edildiği takdirde taşınmazın 1/2 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı .... Ltd. Şti. adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde sebepsiz zenginleşme nedeniyle dava konusu taşınmazın dava tarihindeki güncel değerinin bilirkişi tarafından tespit edilerek faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacı şirkete ödenmesine, mümkün olmadığı takdirde gabin nedeniyle sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın bilirkişi tarafından tespit edilmesine, tespit edilecek paranın faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, ıslahla dava değerini artırmıştır.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın devrini öngören sözleşmenin 05.03.2014 tarihinde imzalandığını, hata, hile ve gabin istemleri yönünden 1 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiğini, hile, gabin ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine birlikte dayanılamayacağını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 82. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin de dolduğunu, davacı ...'in 05.03.2014 tarihli sözleşmenin ve tapunun devrini içeren resmi satış sözleşmesinin tarafı olmadığından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacıların iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu iptal ve tescil talebi ile diğer yardımcı taleplerin davacı şirket adına talep edildiği, davacı ... adına tescil hükmü kurulması ya da alacak talebinde bulunulmadığı, 05.03.2014 tarihli sözleşmenin davacı şirket adına imzalandığı, davacı ...'un taraf sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği, 05.03.2014 tarihli sözleşme içeriği, tanık beyanları, inşaat ruhsatının davalılar adına alınmış olması, taşınmaz üzerinde bulunan binanın zemin ve 1. katının davalı tarafından inşa edildiğinin davacının da kabulünde olması, davacı şirketin sözleşmenin 5-B maddesinde belirtilen ödemeleri yaptığını ispat edememesi, davacının şirket ortağı ve yöneticisi olup tacir sıfatının bulunması nedeniyle tecrübesizliğinden bahsedilemeyeceği, 05.03.2014 tarihli adi yazılı sözleşmenin taraflarca benimsenerek edimlerin ifa edilmesi sonrasında sözleşmenin şekil açısından geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği, Yargıtay içtihatlarına göre eser sözleşmelerinde, sözleşme ilişkisinin devam ettiği sürece ve yüklenicinin işi bırakıp gittiği ya da eksik bıraktığı kanıtlanmadıkça gerçekleştirilen imalâtın yüklenici tarafından yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, davacının inşaatı kendisinin tamamladığına yönelik iddialarına değer verilemeyeceği hep birlikte değerlendirildiğinde davacının hile iddiasının yerinde görülmediği, tapu iptali ve tescile hükmedebilmek için davacının üstün bir hakkının olması gerektiği, davacının tapu iptali talebinin üstün bir hakka dayanmadığı, tarafların kabullerinden de anlaşılacağı üzere yapıldığı tarihte şekil şartları açısından geçerli olmayan bir sözleşmeye dayalı olarak özgür iradeleriyle belirledikleri bedel karşılığı taşınmaz devrinin yapılması nedeniyle tapu iptali ve tescil talebinin reddi gerektiği, sebepsiz zenginleşme nedeniyle dava tarihindeki güncel değerin tahsili yönünden yapılan değerlendirmede, 05.03.2014 tarihli adi yazılı sözleşmenin taraflarca benimsenerek edimlerin ifa edilmesinden sonra sözleşmenin şekil açısından geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanamayacağı, 05.03.2014 tarihli harici sözleşmeye göre davalı yüklenici şirket tarafından sözleşme konusu inşaatın maliyeti ve %20 kar bedeli ödendiğinde sözleşmeye konu taşınmazın tamamının davacı adına tescil olunacağı, bedelin ödenmemesi durumunda taşınmazın 1/2 hissesinin davalı adına tescilinin yapılacağı şeklinde seçimlik hak tanındığı, davacının sözleşmede kararlaştırılan bedeli davalıya ödemediği ve yapıldığı tarihte şekil şartlarını taşımayan sözleşmenin geçersiz olduğu, bu nedenle tescile dair davacıyı cebri ifaya zorlayacak niteliğinin bulunmadığı, buna rağmen davacının seçimlik hakkını tescilden yana kullandığı ve taşınmazın 1/2 hissesini rızaen davalıya devrettiği, geçersiz sözleşmenin taraflarca benimsenerek sözleşmeye dayalı edimlerin yerine getirilmesi ile sözleşmenin geçerli halde geldiğinin kabulü gerektiği, sözleşmenin dava tarihi itibarıyla ayakta olduğu anlaşıldığından davalının tescil nedeniyle sebepsiz olarak zenginleşmediği, davacı taraf, gabin iddiasında bulunmuş ise de deneyimsizlik, düşüncesizlik ya da zor durumda kalma hallerinden hangisinin söz konusu olduğunu açıkça belirtmediği, alınan bilirkişi raporlarında her ne kadar arsa bedelinin, inşaat maliyeti+%20 kar bedelinin 3 katı olduğu tespit edilmiş ise de 05.03.2014 tarihli sözleşmede davacıya sözleşme konusu taşınmazın tapusunun tamamının kendi adına devri için maliyet + %20 kar payının yükleniciye ödenmesi gerektiği aksi taktirde taşınmazın 1/2 hissesinin davalı yüklenici şirkete devredileceği şeklinde seçimlik hak tanındığı, dosyadaki delillerden inşaat maliyetinin tamamının davalı tarafından karşılandığının anlaşıldığı, bilirkişi raporlarında inşaat maliyeti + %20 kar bedelinin yaklaşık 1 milyon TL olarak belirlendiği, davacının bu bedeli ödemek yerine taşınmazın 1/2'sinin devrini tercih ettiği, devir esnasında davacının dava dışı garanti ... A.Ş.'ne olan borcunun tamamının ödendiği ve tapunun tamamının davacı şirket adına tescilli olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin davacıyı cebri ifaya zorlayabilecek bir sözleşme olmadığı, gerek taraflar arasındaki farklı hukuki ilişkilerin uzun süredir devam ediyor olması gerek davacının tapuda pay devri noktasında seçimlik hakkı bulunması gerekse dosya münderecatından davalının düşüncesizlik, deneyimsizlik ya da zor durumda kalma halinden söz edilemeyeceği değerlendirildiğinde davacı tarafın gabin iddiasının da yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı ... yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı şirket yönünden esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hile, aldatma, gabin, sebepsiz zenginleşme nedenlerine dayalı olarak tapu iptali tescil olmadığı taktirde tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere davacı tarafça, davacı ...'e ait taşınmazda davacının inşaat yapmak istediği, inşaata davacının başladığı, zemin katın kolonlarının davacı tarafından döküldükten sonra davacı ...'in parasının bittiği, davalı ...'in inşaatı tamamlamayı teklif ettiği, ...'in de harici taşeronluk sözleşmesi olması kaydıyla teklifi kabul ettiği, davalı ...'in hile ve hukuka aykırı davranışlarıyla davacı tarafın tecrübesizliği ve iyiniyetli yapısından faydalanarak dava konusu taşınmazı ele geçirme girişimleri kapsamında davacı tarafı ikna ettiği, taraflar arasında yapılan harici anlaşmaya göre inşaatın bitimine kadar malzeme ve işçilik bedellerini davalı ...'in karşılayacağı, davacının da borcunu daha sonra ödeyeceği, sözleşmede öngörülenin aksine taşınmazın davalı şirkete değil davalı ...'e tapuda satış suretiyle devredildiği, sonrasında da davalı tarafın dava dışı bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak ipotek verildiği ve davacı şirketin de müşterek borçlu müteselsil kefil yapıldığı iddia edilmiş ise de dosyadaki belgelere bakıldığında inşaata ait yapı ruhsatında, yapı müteahhidinin ... Müh...Ltd. Şti. olarak yer almasına, taraflar arasındaki adi yazılı sözleşmenin 3. maddesinde taşınmazın mal sahibi tarafından, müteahhide boş olarak teslim edildiğinin belirtilmiş olmasına, sözleşmenin 9. maddesinde ise taşınmazda yüklenicinin payına düşen bölümlerin yükleniciye ya da yüklenicinin göstereceği 3. kişilere devredileceğinin kararlaştırılmasına ve bu sözleşmeye davacı tarafça da dayanılmış olmasına, iradeyi sakatlayan hususların da davacı tarafça ispatlanamadığının anlaşılmasına göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmaması sebebiyle yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 30.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.