Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde taşıma sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, kargo şirketinin yanlış adrese teslimat sorumluluğu ve zamanaşımı savunması inceleniyor.
Özet: Davacı, kendisine temlik edilen alacağın tahsili amacıyla, 13.000 adet kapri şortu sevk irsaliyesindeki doğru adrese ve alıcıya teslim etmek yerine, başka bir adrese ve farklı bir şirkete teslim ederek ağır kusurlu ve hileli davrandığı, bu nedenle önceki alacaklısının zarara uğradığı iddia edilen kargo şirketine karşı itirazın iptali davası açmış olup, davalı şirket icra takibine alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle itiraz etmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:13/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:23/11/2021
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:13/05/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; alacaklı ...'ın alacağının tahsili amacıyla Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı/borçlu ... Kargo Taşımacılık ve ... San. Tic. Ltd. Şti. hakkında icra takibi yapıldığını, müvekkilinin icra dosyasındaki alacağın tamamını temlik aldığını, temlik alacaklısı durumunda olduğunu, davalının ödeme emrinin kendisine tebliği üzerine süresi içinde borçlu olmadığını, alacak hakkının zamanaşımını uğradığını iddia ederek borca itiraz edip takibi durdurduğunu, temlik eden ...'ın dava dışı ... ile 13.000 adet kapri şortun 7,50-TL birim fiyatla satışı konusunda anlaştığını, temlik eden ...'ın düzenlediği 09/05/2009 tarihli ve ... nolu sevk irsaliyesi ile satışı için anlaşılan emtiayı dava dışı ...'e teslim edilmek üzere ...'in sahibi olduğu ve ... Cad. No:... ... Bornova/İZMİR adresindeki ... Deposu isimli işyerine gönderilmek üzere Denizli'den İzmir'e nakli için ... Sitesi ... Sok. No:... Merkez/DENİZLİ adresinde mukim ... ambar işletmeciliği yapan davalı ... Kargo Taşımacılık ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli nakliyat ambarına ambalajlı halde sunulan 09/05/2009 tarihli ve ... nolu ambar tesellüm fişi karşılığında teslim edildiğini, satışı yapılan mallara ait 14/05/2009 tarihli ve ... nolu fatura ile 13.000 adet kapri şort bedeli KDV dahil 105.300,00-TL fatura kesildiğini ve ...'e gönderildiğini, ... tarafından fatura bedelinin ödenmemesi üzerine İzmir 4. İcra Müdürlüğü’nün ... E. nolu dosyası ile icra takibine girişildiğini, ...'in süresi içinde ödeme emri ekindeki faturada belirtilen malı almadığını ve ... ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını beyan ederek borca, faizine ve tüm ferilerine itiraz edip takibi durdurduğunu, söz konusu itiraz üzerine davalı ... Kargo firması ile görüşüldüğünde malların ...'e teslim edildiğinin, kendilerinde imzalı teslim fişinin bulunduğunun ve teslim olgusu yönünden hiçbir endişeye mahal olmadığının belirtildiğini, bunun üzerine itirazının iptali için İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, ... vekilinin verdiği cevap dilekçesi ile söz konusu malların kendisi tarafından teslim alınmadığını, söz konusu malların ... Sok. No: ... ... Sitesi İzmir adresine teslim edildiğini belirterek borcunu inkar ettiğini, ...'in savunması üzerine davalı şirketin malların kime teslim edildiği hususunun Mahkemece iki defa sorulduğunu, davalı şirket tarafından 15.11.2011 tarihli belge ile malların ...'e teslim edildiğinin, 14.02.2012 tarihli belge ile şikayetçi müvekkilinden teslim alınan malların ... Sok. No: ... ... Sitesi İzmir adresindeki ...'e verilmek üzere teslim alındığının ve kargo bedelinin de ...'den fatura kesilerek alındığının beyan edildiğini, ...'ın sevk irsaliyesinde belirtilen adres dışında herhangi bir adrese gönderilmesi hususunda ... Kargo firmasına hiçbir talimatı olmadığını, davalının böyle bir iddiası var ise bunun yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, davalı firmanın malı sevk irsaliyesinde belirtilen ... Cad. No: ... ... Bornova/İzmir adresine teslimi, alıcı tarafından teslim alınmaz ise de temlik eden ...'a tesliminin gerektiğini, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile irsaliyede yazılı adrese teslim edilmesi gereken malların başka bir adrese götürüldüğünü ve bu adreste dava dışı ... Tekstil veya ... A.Ş. isimli şirkete teslim edildiğinden itirazın iptali davalarının reddine karar verildiğini, taşıyıcı konumundaki davalı şirketin tutumuyla alacağını temlik eden ...'ı söz konusu ticari malları ...'e teslim etmemiş olmasına rağmen teslim ettiğine dair ambar tesellüm fişini vererek hile yaptığını, zararın doğmasının ve artmasının asıl sorumlusu olduğunu, temlik eden ...'ın davalı şirketin ağır kusuru ve hilesi nedeniyle uğradığı zararın tazmini için Denizli 1. İcra Müdürlüğü’nün ... E. no.lu dosyası ile takip başlatmış ise de davalı vekilince alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile borca itiraz edildiğini, temlik eden ... tarafından davalı-borçlu şirket ... Tekstil A.Ş. ve ... A.Ş. yetkilileri ile tanıklar hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na meslek nedeniyle güveni kötüye kullanmak ve dolandırıcılık suçlarından suç duyurusunda bulunduğunu beyanla bu nedenlerle öncelikle duruşmasız ve teminatsız olarak davalı şirketin adına kayıtlı bulunan taşıtların, gayrimenkullerin ve banka hesaplarının üzerine ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasına, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak koşuluyla itirazın iptaline karar verilmesini, davalı şirket aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davacının bir mal sattığını ve bu mala ilişkin bir dava açtığını ve kaybettiğini, bu davanın İzmir'de görüldüğünü, 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı davası olduğunu, kaybettiği dava nedeniyle malın parasını nakliyeci olan müvekkilinden istemenin hukuken kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin bu davada taraf olarak yer almadığını, savunma ve delillerini sunamadığını, müvekkilinin taraf olarak yer almadığı bir davanın ne sonucu ne de delilin müvekkilini bağlamadığını, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin gerekçesi incelendiğinde bu davanın davacısı davalının beyanlarına göre ve mahkeme kararı ile sabit olarak hiç tanımadığı, ticari ilişkisinin olmadığı bir şahsa mal gönderdiğini, bu hususun bile davacının kusurunun kendisinde olduğunu, müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını ispatladığını, müvekkilinin üstüne düşen işi yerine getirdiğini, davacının mal gönderdiği ...’e ulaştığını ve onun direktifiyle malı teslim ettiğini, alacağını temlik eden ... ile teslim alacaklısı ...’nin telefon kayıtları incelendiğinde arada bir ilişki tanışıklık olduğu hususunun ortaya çıkacağını, ayrıca davanın, davacının dava dilekçesinde malların teslim edildiğini iddia ettiği ... A.Ş. ve ... A.Ş.'ye yöneltilmesi gerektiğini beyanla öncelikle zamanaşımı itirazı yönünden davanın reddini, aksi halde davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "... Mahkememizce benimsenen ... tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı taşıyıcının adamlarının, gönderilen tarafından malın teslim alınmaması, böyle bir siparişi bulunmadığı beyan edilmesine rağmen başka bir adreste bulunan bir şirket deposuna malın teslim edildiği ve alıcı olmayan/alıcının çalışanı olmayan bir kişiye teslim belgesini imzalattırdıkları, davalı taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasına yol açacak nitelikte delil veya belge ibraz edilmediği, yapılan cezai yargılaması sonucunda davalı taşıyıcının adamları olan sanıklar ..., ... hakkında beraat kararı verilmiş ise de, verilen beraat kararının manevi unsur yönünden cezalandırılmalarına yetecek kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından verilen beraat kararı niteliğinde olduğu, buna göre tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davalının oluşan zarardan sorumlu olması gerektiği, davalının teslim konusunda alacağı temlik eden ...'ı bilgilendirmemiş olması nedeniyle İzmir 3. Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama giderlerinden de sorumlu olması gerektiği kanaatine mahkememizce varılmış olup, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı tanıkları olan ..., ... ve ...'ün hem İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında tanık sıfatı ile beyanlarının alındığı, hem de İzmir 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında beyanlarının alınmış olduğu göz önüne alındığından yeniden dinlenmelerinin yargılamaya katkı sağlamayacağı kanaati ile usul ekonomisi gözetilerek bu tanıklar yeniden dinlenmemiştir.
İcra inkar tazminatı yönünden ise işlemiş faizler tenzil edilerek bulunan alacak üzerinden yasal koşulları oluştuğu kanaati ile icra inkar tazminatına hükmedilmiştir." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yanın müvekkili şirkete taşıttığı malın alıcı ...'e teslim edilmemesi gerekçesiyle eldeki davanın açıldığını, davacının, müvekkili şirket çalışanlarını teslim etmeme eylemi ile ilgili olarak dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçundan şikayet ettiğini ve İzmir 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirketin çalışanlarının yargılandığını, savcılık şikayeti ve akabinde açılan dava dosyasında dava dilekçesinin hukuki deliller kısmında savcılık şikayeti olarak dayanıldığı ve davacının delillerinden olduğunu, İzmir 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası sonucunda müvekkilinin çalışanlarının suçun sabit olmaması nedeniyle 25.10.2021 tarihli celsede beraat ettiklerini ve bu beraat kararının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, Mahkemece verilen beraat kararının aklanarak beraat kararı olup delil yetersizliği nedeniyle verilmiş bir beraat kararı olmadığını, ... E. ... K. sayılı Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca aklanarak beraat kararında yapılan fiile ilişkin tespitlerin hukuk mahkemesini bağlayacağını, bu kararla müvekkili şirketin ve çalışanlarının kusurlu olmadığının onanmış ceza mahkemesi kararı ile sabit hale geldiğini, ancak Yerel Mahkeme'nin gerekçeli kararın 3. sayfasının son paragrafında verilen beraat kararının manevi unsur yokluğu nedeniyle delil yetersizliğinden verildiğinden bahsetmiş ise de anılan beraat kararının sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerinin sabit olmadığından beraatlerine şeklinde olduğunu, mahkemenin bu kararı gerekçesinde değerlendirmesinde kast yokluğu nedeniyle beraat olduğunu değerlendirmiş ise de verilen beraat kararının CMK 223-e uyarınca yüklenen suçun müvekkili tarafından işlenmemesi sebebiyle verilen aklanarak beraat kararı olduğunu ve bu kararın da hukuk mahkemesi hakimini bağlayıcı olduğunu, cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Türk Ticaret Kanunu'nun 855. maddesinin taşıma işlerinde zamanaşımını düzenlediğini, bu davanın zamanaşımına uğradığını, bu maddenin birinci fıkrasında 1 yıllık ve 5. fıkrasında 3 yıllık zamanaşımının düzenlediğini, zamanaşımının başlama süresinin eşyanın teslim tarihi olduğunu, davacının dava dilekçesinde müvekkili şirkete malları teslim ettiği tarih olarak 14.05.2009 tarihini dava dilekçesinin 1. sayfasının 3. paragrafında kabul ve beyan ettiğini, ancak davacının davayı açma tarihinin 22.11.2013 olduğunu, aradaki sürenin 4 yıl 6 ay 8 gün olduğunu, yasada geçen hem 1 yıllık hem 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava açıldığı tarihte yürürlükte olan yasanın 6102 sayılı yasa olduğunu, hem yürürlükte olan hem yürürlükte olmayan yasaya göre bu davanın yeni yasada bir ve 3 yıllık eski yasada 1 yıllık zamanaşımına tabi olup zamanaşımına uğradığını, davacının dava dilekçesinin son sayfasında davanın zamanaşımına uğradığını kabul etmekle birlikte 6762 sayılı kanunun 767/4 fıkrasına atıfla müvekkilinin hilesi nedeniyle Borçlar Kanunu'nun 125. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürdüğünü, müvekkilinin İzmir Cumhuriyet Savcılığı'na dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmaktan şikayet edildiğini, dolandırıcılık unsuru görmeyen Savcılık'ın müvekkili şirket çalışanları hakkında görevi kötüye kullanma suçundan dava açtığını ve müvekkillerinin bu suçun işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle beraat ettiğini ve kararın kesinleştiğini, müvekkillerinin hilesi ve kusuru olmadığının mahkeme kararı ile tespit edildiğini, dolayısıyla davacının dava dilekçesinde dayandığı 6762 sayılı yasanın 767. maddesinin son fıkrasında yer alan hile ve ağır kusur şartı beraat kararının içeriği ve aşağıda izah edilen nedenlerle gerçekleşmeyeceğinden davanın zamanaşımına uğradığını, ceza mahkemesinde yargılanıp beraat eden müvekkili şirket çalışanlarının kusurlu olmadıklarına ilişkin delil sunulamadığına dair Yerel Mahkeme gerekçesinin hukuken hatalı olduğunu, müvekkilinin malı davacının fatura ettiği ve malı gönderdiği ... isimli şahsı bularak malı teslim ettiğini, bu hususun ceza yargılaması aşamasında ortaya çıktığını ve beraat kararının bu nedenle verildiğini, İzmir 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09/06/2015 tarihli duruşmasında ...'in tanık olarak dinlendiğini ve bu celsedeki beyanında müvekkili şirketin davaya konu malı işyerine getirdiğini ancak malı almadığını beyan ettiğini, bu dosyanın davacısı tarafından ... aleyhine açılan dosyaya konu malın bedelinin ödenmesine ilişkin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı itirazın iptali davasına sunmuş olduğu bu davaya konu malın faturası gösterilerek, savunmalarında bir mal almadığını beyan etmesine rağmen kendi adına kesilen bu mala ilişkin faturanın neden kendi elinde bulunduğunu ve İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunduğu sorulduğunda cevaben; "bu faturayı ben Ticaret Mahkemesi'ne sundum. Faturayı bana ... verdi." cevabını verdiğini, müvekkili şirketin malın alıcısı ...'e malı ulaştırdığını, ceza duruşmasında malın kendisine getirildiğini ancak almadığını beyan ettiğini, 16.01.2014 tarihli savcılık beyanında ise; "Ben İzmir dışındayken eşim bana telefon açarak bir kamyon mal geldiğini söyledi, ben göndericiye tanımadığımı, almamasını ayrıca hemen yakınımızda bulunan ... firması olduğunu oraya sormalarını söyledim" dediğini, alıcıyı tanımadığını, böyle bir mal almadığını söyleyen ...'in ceza duruşması sırasında malın faturasının kendisinde olduğunu ve mahkemeye sunduğunu kabul ettiğini, ...'in ceza davasında ceza almama ve hukuki sorumluluk almama adına çarpıtarak beyanda bulunurken 3 hususu kabul ettiğini, birincisi müvekkili şirketin kendisine malı getirdiğini, ikincisi bu malın faturasının elinde olduğunu ve mahkemeye sunduğunu kabul ederek alıcı olduğunu, üçüncüsü ... isimli firmaya malı kendisinin talimatıyla gönderdiğini, müvekkilinin davaya konu malı alıcısına ulaştırdığını ve alıcının savcılık dosyasında beyanında söylediği ... firmasına onun talimatıyla götürdüklerini, TTK'da taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı, taşıyıcı için sorumluluk karinesinin işlemeyeceği hallerin sayıldığını, 14.06.2017 tarihinde dosyada aldırılan bilirkişi raporunun 5. sayfasında bu hususa değinildiğini ve açıklandığını, taşıyıcının, gönderen ve gönderilenin fiilinden yahut verdikleri emir ve talimatın tatbikinden ileri geldiğini ispat edecek olursa mesuliyetten kurtulacağı düzenlemesinin yer aldığını, müvekkili şirketin malın alıcısına ulaştığını, alıcı tarafından malın ... firmasına götürülmesinin beyan edildiğini, müvekkilinin alıcının talimatını yerine getirdiğindan bir kusurunun olmadığını, bu yönüyle de davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin durup dururken ... diye bir firma bulup malı götürmesinin sözkonusu olmadığını, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmaması nedeniyle reddedildiğini, red sebebinin müvekkili ile ilgisi olmadığını ve müvekkilinin bu davada taraf olmayıp kendini savunma imkanının da olmadığını, ceza yargılamasında ...'in malın faturasının uhdesinde olduğu ve mahkemeye bizzat verdiğini söylediğini, ... ile davacı arasında ticari ilişki olduğu şüphesiz olup bu kişiden alacağın talep edilmesi gerektiğini, kişilerin ceza yargılamasında kendilerini korumak ve sorumluluk altına girmemek adına beyanlarını çarpıtabileceklerini ama davaya konu malın faturasının elinde olmasının böyle bir alışveriş yapmadığı iddialarının çürümesi anlamına geldiğini, dosyada aldırılan bilirkişi raporunda ceza yargılanması hiçbir şekilde irdelenmeden kusur değerlendirilmesi yapıldığını ve buna göre rapor düzenlendiğini, Ceza Mahkemesi kararının rapordan sonra verildiğini ve kesinleştiğini, raporun bu hali hüküm vermeye elverişli olmadığını beyanla kısmen kabul kararının ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, taşıyıcının kusuru ile başkasına teslim edilen malın bedelinin davalı taşıyıcıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, kaybolan mallar taşıyıcıya 09/05/2009 tarihinde teslim edilmiş olup malın alıcı ...'e teslim edilmesi gerekirken teslim edilmediği ve malın sevk irsaliyesinde belirtilen adres dışında başkaca adreste bulunan ... Firması'na götürüldüğü, ... Firması çalışanlarının da sevk irsaliyesini imzalamak suretiyle malların başka bir firmanın deposuna götürüldüğü hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, malların ziyaı nedeniyle bedelleri ile alıcı ... ile davaya konu malların bedelinin tahsili talebi ile açılan davanın malların teslim alınmaması sebebiyle reddedilmesi üzerine zarara uğradığını iddia etmektedir.
Taşıma tarihi gözetildiğinde uyuşmazlığa 6762 sayılı TTK'nın uygulanması gerekmektedir.
6762 Sayılı TTK'nın 786. maddesi “mahiyet ve değerleri beyan edilmeksizin taşıyıcıya teslim olunan eşyanın zıyaından doğacak tazminat, her hadisede halin icabına göre tayin olunur. Taşıyıcı, kendisine teslim olunurken beyan edilmemiş olan kıymetli eşya, para, kıymetli evrak ve diğer vesikaların hasar ve zıyaından mesul olmaz. Zarar, taşıyıcının ağır kusuru veya hilesinden doğmuş olduğu takdirde yukarki fıkrada anılan halde veya bu maddenin birinci fıkrası veyahut 785 inci maddedeki tazminatlar yerine tam tazminat istenebilir." hükmünü haiz olup, ağır kusur, her anlayışlı insanın aynı durum ve aynı koşullar altında alması gereken en basit dikkat ve özenin gösterilmemesidir. Hile, bir kimsenin hukuki işlem yapmasını sağlamak ve onu kasten yanıltmaktır. Taşıma sırasında oluşan zarar, hile ve ağır kusurdan doğmuşsa, taşıyıcı tam tazminatla sorumludur. (Bkz. Gönen Eriş, Açıklamalı-İçtihatlı Türk Ticaret Kanunu, cilt 4, S. 4975)
Somut olayda; taşıyıcı alıcıya teslim etmek üzere davacı yandan emtiayı teslim almış, sevk irsaliyesinde yazılı adrese değil başka bir adreste başka bir firmaya malı teslim etmiş olup, taşıyıcının bu eylemi yukarıda yapılan açıklamalara göre ağır kusur teşkil etmektedir.
Yasa'nın 786. maddesine göre ancak zarar, taşıyıcının ağır kusuru veya hilesinden doğduğu takdirde taşıyıcıdan Yasa'nın 785. maddesi ile 786/1-2 maddelerinde gösterilen tazminatlar yerine tam tazminat istenebilir. Bu nedenle mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 785 ve 786 maddelerine göre değerlendirme yapılarak tam tazminata hükmedilmesi isabetli olmuştur.
İzmir 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında; müştekinin ..., şüphelilerin ... ve ... (davalının çalışanları) olduğu, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yargılama yapıldığı, yapılan yargılama sonucunda sanıkların kargo şirketine teslim edilen malı kendilerinin veya başkalarının yararına olarak kasıtlı olarak teslim etmedikleri ve bu şekilde amacı dışında tasarrufta bulunduklarına dair cezalandırılmalarına yetecek kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatlerine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza dosyasında verilen beraat kararı, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle değil, şüpheden sanık yararlanır ilkesi çerçevesinde, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediğini ispata yarar yeterli delilin bulunamaması nedeniyle verilmiştir. Bu haliyle delil yetersizliğinden verilen beraat kararı hukuk mahkemesi hakimi yönünden bağlayıcı da değildir. Bu nedenle davacı yanın bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde değildir.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava konusu malların alıcıya değil yetkisiz kişiye tesliminin davalı çalışanlarının ağır kusurunu oluşturmasına, olay tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 767/5. maddesi uyarınca eşya taşıyıcının hile veya ağır kusurundan dolayı zayi olmuşsa taşıyıcının mesuliyetinin bu maddedeki bir yıllık müruruzamana tabi olmayacağına, davada genel zamanaşımı süresinin uygulanacak bulunmasına göre İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı itirazının reddedilmesinin isabetli olmasına (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20161934 Esas ve 2016/8314 Karar sayılı ilamı), HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 11.144,03-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 2.787,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.357,03-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 13/05/2025
...