Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde, zamanaşımına uğramış kambiyo senetleri temelinde açılan 562.500 TL alacak davasında, senetlerin geçerliliğini ortadan kaldıran 05.03.2020 tarihli sözleşmenin etkisi.
Özet: Davacı, aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklandığını iddia ettiği ve zamanaşımına uğramış 562.500 TL bedelli dokuz adet senede dayanarak davalılardan alacak talebinde bulunurken; davalılar, bu senetlerin daha sonra yapılan bir sözleşmeyle geçersiz kılındığını, söz konusu sözleşmeyle davacıya iki daire ve 700.000 TLlik teminat senedi verildiğini ve orijinal senetlerin geçerliliğini yitirdiğinin açıkça kararlaştırıldığını, ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını ve görevsiz mahkemede açıldığını ileri sürerek talebin reddini istediği bir alacak davasıdır.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... Esas - ... Karar

T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA
KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - (T.C. Kimlik No:...)
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... - (T.C. Kimlik No: ...) ...
VEKİLİ : Av. ... -
2- ... - (T.C. Kimlik No:...) ...
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ... kendi halinde bir sade vatandaş, davalılar ise birlikte 'Lonca İnşaat' adıyla inşaat ve emlak sektöründe faaliyette bulunan kişiler olduğunu, bu sebeple aralarında yaptıkları iş ve ticaret yapmışlar ve kendileri davamıza dayanak bono niteliğindeki kambiyo senetlerini düzenleyerek davacıya verdiklerini, buna göre 31.10.2019, 30.11.2019, 31.12.2019, 30.01.2020, 29.02.2020, 31.03.2020, 30.04.2020, 31.05.2020 ve 30.06.2020 vade tarihli her biri eşit olarak 62.500,00 TL bedelli toplamda 562.500,00 TL miktarında karşı taraftan alacaklarının bulunduğunu, davalılar bugüne değin sürekli davacıyı oyaladığını ve sonradan 'Lonca İnşaat'ın ekonomik durumunun bozulmasıyla birlikte taraflar arasında da sağlıklı bir iletişiminde kalmadığını, davaya konu senetlerin vade tarihleri nazara alındığında bonolara uygulanması gereken üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 661.maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış bir bonoda, temel ilişkiye dayanılmak suretiyle yazılı alacağın talep edilmesi mümkün bulunduğunu, davaya konu senetlerin imzalarının davalı tarafa ait olduğunun sadır olmasıyla birlikte bu senetler HMK 205 kapsamında adi nitelikli kesin bir kanıt hükmünde bulunduğunu, bu yönden bile tek başına davanın ispatlanması mümkün olduğunu belirterek, davanın kabulü ile 562.500,00 TL'nin senetlerin vade tarihlerinden dava tarihine kadar güncelenmiş değerleri ile birlikte hesaplanıp dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu yaptığı 9 adet bonoların, bir kısmının 2019 vade tarihli, bir kısmının da 2020 vade tarihli olduğu, dava tarihi itibariyle zaman aşımına uğradığını bu hususun dava dilekçesinde davacı tarafından da beyan edildiğinin açık olduğundan davacının dava konusu yaptığı bonolar kambiyo senedi vasfını yitirdiğini, dolayısıyla davacının kambiyo senedine dayalı olarak alacak iddiasında bulunmasına ve 18/11/2025 tarihli tensip tutanağında davanın "Alacak (Kambiyo senedinden kaynaklanan)" olarak tespitine itiraz ettiklerini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, dava dilekçesinde belirtildiği üzere davacı sade vatandaş olup tacir olmadığını, genel görevli asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gereken bir dava olduğunu, uyuşmazlık zaman aşımına uğradığını, 24/11/2017 tarihinde davacı ... ile diğer davalı ... arasında ... Mahallesi ... Ada ... Parselde her biri 350.000 TL olmak üzere toplam 1050.000 TL bedelli 3 adet daire satış sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmede müvekkili ...'ın emlakçı olarak imzasının bulunduğunu, bu sözleşmeden bir süre sonra Davacı ... ile diğer davalı ... arasında başka bir sözleşme daha yapılarak ... Ada ... Parselde C1 Blok Kat 2 No:4 ve C1 Blok Kat:3 No:6'da bulunan dairelerin satış işleminin iptal edildiğini, ...'a toplam 750.000 TL olacak şekilde her biri 62.500 TL olan 12 adet sıralı senet verildiği, verilen bu senetler karşılığında ... Ada ... Parselde C1 Blok Kat 2 No:4 ve C1 Blok Kat:3 No:6'da bulunan dairelerin ... İnşaat ...'e geçtiğini, ...'dan bu dairelerin satışı için noterden satış vekaleti alınacağı belirtilerek davacı ... ve diğer davalı ... tarafından imzalanmış olduğu, bir süre sonra 05/03/2020 tarihinde yine davacı ... ile diğer davalı ... arasında bir sözleşme daha yapıldığını, bu sözleşmede "...'in ...'a olan 9 adet sıralı senetten 562.500 TL borcuna karşılık ... Mahallesinde başlayacağı inşaatta ilk yapılan bloktan 2 adet 3+1 daire verileceği, daire yerleri bakılıp karşılıklı olarak seçileceği, dairelerin bedeli her biri 250.000 TL olarak belirlendiği, 2 adet daire için toplam 500.000 TL bedel biçildiği, geriye kalan 62.500 TL'nin aynı inşaatta yapılan satışlardan ...'a iade edileceği, anlaşmaya istinaden 2 daire için ...'a 31.01.2021 tarihli, her daire bedeli için 350.000 TL olan toplamda 700.000 TL'lik teminat senedi verildiği, yine bu sözleşmeye göre ...'in ...'a daha önce verdiği ve her biri 62.500 TL olan toplamda 9 adet: 562.500 TL'lik senetlerin geçerliliğini kaybettiği" açık ve anlaşılır biçimde belirtildiğini, davacının dosyaya sunduğu işbu 05/03/2020 tarihli sözleşmeye göre davacının dava konusu yaptığı her biri 62.500 TL bedelli ve toplamı 562.500 TL bedelli 9 adet bononun geçerliliğini kaybetmiş olduğu davacının sözleşmedeki imzasıyla sabit olduğunu, davacı işbu sözleşmenin geçersizliğine de dayanmamışken, altında kendi imzası buluan işbu sözleşmede, geçerliliğini kaybettiğini kabul ettiği 9 adet bonoya dayanarak bonoların toplam bedeli olan 562.500 TL'yi huzurdaki sebepsiz zenginleşme davasıyla talep etmesinin kabul edilemeyeceğini, davacı 24/11/2017 tarihli ... Mahallesi ... Ada ... Parselde her biri 350.000 TL olmak üzere toplam 1050.000 TL bedelli 3 adet daire satış sözleşmesini dosyaya sunmasına rağmen işbu sözleşmede belirlenen bedeli ödeyip ödemediğine ilişkin bir belge ya da bilgi dosyaya sunmadığını, davacı eğer temel ilişki olarak işbu sözleşmeye dayanıyor ise, sözleşme kapsamındaki kendi üzerine düşen edimi yerine getirdiğini ispat etmesi gerektiğini, işbu sözleşme daire satış sözleşmesi olduğuna göre, davacı tacir de olmadığından ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması hakkında Kanun kapsamında tüketici konumunda olduğundan 6502 sayılı Kanun kapsamında görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olduğunu, davacı davaya konu ettiği senetlerle ilgili olarak bugüne kadar hiç bir şekilde müvekkiline başvurmadığını belirterek, faiz başlangıcını kabul etmemekle birlikte dava tarihininden işletilmesi söz konusu olabileceğini, bunun yanında kambiyo senedi vasfını yitiren dava konusu bonolar sebebiyle ticari faiz talep edilemeyeceğini, usul ve hukuka aykırı olan, haksız ve mesnetsiz davanın müvekkil ... yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Mahkememizce Konya Defterdarlığı'na, Konya Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'ne, ... Bankası A.Ş.'ye, Karatay İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne yazılar yazılarak gerekli bilgi ve belgeler getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; alacak istemine ilişkindir.
Konya Ticaret Sicili Müdürlüğünden gelen cevabi yazıda ... Taahhüt şirketinin gerçek kişilere ait ticari işletme durumunda bulunduğu, ... ve ... isimli tacir kaydına rastlanılmadığı, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliğinden gelen cevabi yazıda ise davalı Hüseyin ...'in esnaf kaydının bulunmadığı, davalı ...'ın bir kaç çeşit meslek dalında kaydının devam ettiği, Konya Defterdarlığı'ndan gelen cevabi yazıda ise davacının faaliyetini 31/12/2017 tarihinde terk etmiş olduğu, faal mükellefiyeti ve herhangi bir ortaklık kaydının bulunmadığı belirtilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, Kanununun 5/1. maddesinde de Asliye Ticaret Mahkemesinin tüm ticari davalara bakmakla görevli olduğu düzenlenmiştir.
Ticaret Mahkemelerinin hangi davalara bakacağı TTK 4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre “(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. (2) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir.” düzenlemesi ile Ticaret Mahkemelerinin baktığı davalar ya iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bir dava olacak yada TTK da düzenlenen hususlar ile TTK 4. maddesinde sayılan istisnalar kapsamında ki davalar olacaktır.
Somut olayda; davacı ile davalılar arasında imzalanan sözleşme ile davaya konu ve temel ilişkiye dayalı zamanaşımına uğramış bonoların davacıya verildiği, bu bonolardan kaynaklı olarak davacının davalılardan temel ilişkiye dayalı olarak alacağının bulunduğu iddiası ile açılan alacak talebine ilişkindir. Mahkememizce yapılan araştırma neticesinde Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nin 19/11/2025 tarihli cevabi yazısında, Hüseyin ... ve ... adında kayıt bulunmadığının belirtildiği, Konya Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 19/11/2025 tarihli yazısında ...'ın, tacir kaydına rastlanmadığının belirtildiği, bu halde uyuşmazlığın mutlak ticari dava da olmadığı, uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşıldığından, Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİ ile mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemelerinin GÖREVLİ olduğuna,
3-6100 sayılı HMK'nun 20/1.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurması halinde dava dosyasının görevli KONYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin başvurmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına KARAR VERİLMESİNE,
4-6100 sayılı HMK.nun 20/1.maddesi gereğince kanun yoluna başvuru halinde bu başvurunun reddi halinde red kararının veya görevli yargı yerinin belirlenmesi halinde bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin başvurması halinde dava dosyasının Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, bu süre içerisinde taraflardan birinin başvurmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına KARAR VERİLMESİNE,
5-6100 sayılı HMK.nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin davaya görevli mahkemece devam edilmesi halinde görevli mahkemece, aksi takdirde talep halinde mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair, davacı vekilinin, davalı ... vekilinin yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda verilen kararın, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/05/2026
Katip ... Hakim ...
Bu belge 5070 sayılı kanun uyarınca Elektronik İmza ile imzalanmıştır.