Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin, kıyı kenar çizgisi içinde kalan taşınmaz için 4721 sayılı Kanunun 1007. maddesi uyarınca tazminat talepli davada, kıyı kenar çizgisinin oluşum sürecinin yeterince araştırılmaması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozması.
Özet: Bu hukuki metin, tapulu taşınmazları kıyı kenar çizgisi içinde kalan mülk sahiplerinin, mülkiyet hakları kısıtlandığı gerekçesiyle 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1007. maddesi uyarınca hazineden tazminat talebine ilişkin davayı ele almaktadır. İlk derece mahkemesi ve istinaf incelemesinde davanın kabul edilerek tazminata hükmedilmesi üzerine, Yargıtay dairesi, kıyı kenar çizgisinin hangi idare tarafından, hangi kanuna göre ve ne şekilde kesinleştiğine dair yeterli araştırma yapılmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma sonrası yeniden yapılan yargılamada bölge adliye mahkemesi davanın kabulüne tekrar karar vermiş, davalı hazine ise bu son kararı temyiz etmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/17502 E.  ,  2026/2696 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1023 Esas, 2025/1235 Karar
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki çekişmeli taşınmazın kıyı kenar tahdidi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 9 parselde tapuya kayıtlı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, müvekkiller adına tapuya kayıtlı taşınmazın 3621 sayılı Kıyı Kanunu (3621 sayılı Kanun) kapsamında kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmasının müvekkillerin mülkiyet hakkının kendilerine tanıdığı hakları kullanmasını engellediği, müvekkiller adına tapuya kayıtlı taşınmazın 3621 sayılı Kanun kapsamında kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısmının tapusunun iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilerek, fazlaya ilişkin talep ve sair dava haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillere hisseleri oranında ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile her davacı için ayrı ayrı vekâlet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan terkin davasının hukuki karar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, terkin kararı verilmesi hususunda mahkeme vasıtasıyla işlem tesis edilemeyeceği, davacı taraf dava dilekçesinde tapu kaydının kıyı kenar olarak terkin edilmesi ve tazminat talep ettiklerini, öncelikle iş bu tür davalarda tapu kaydı terkin edilip, terkin kararı kesinleşmeden tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, davacı tarafından açılan davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle zamanaşımı definde bulunduklarını, kamulaştırmasız el atma nedeniyle mal sahibinin taşınmazın dava tarihindeki değerini isteyebileceğini, davada keşif yapıldığı takdirde bilirkişilerce dava tarihine göre değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek iş bu davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2023 tarihli ve 2022/492 Esas, 2023/431 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.10.2024 tarihli ve 2024/1065 Esas, 2024/150 Karar sayılı kararı ile dosya kapsamı ve Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgulama Sisteminden edinilen bilgilere göre dava konusu taşınmazın özelliği ve durumu dikkate alındığında %35 oranında objektif değer artışı uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek davacı tarafın (davacı ... hariç), dava konusu taşınmazda hem kendi hemde kök muris "... oğlu ölü ..." tarafından hisse sahipleri olmasına rağmen Mahkemece hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde sadece kendi payları yönünden terkin kararı verilmesinin doğru görülmediği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 15.10.2024 tarihli ve 2024/1065 Esas, 2024/150 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığı kabul edilerek karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamakta olup hükme esas alınan bilirkişi raporunda uygulanan kıyı kenar çizgisinin hangi idare tarafından, hangi kanun uyarınca, hangi yönteme uygun olarak, hangi tarihte yapılan çalışma sonucu oluştuğu, bu çalışmanın ne şekilde kesinleştiği ilgili idareden sorularak varsa kesinleşmeye ve çalışmalara esas belgelerin onaylı örneklerinin dosya içine getirtilmesi, 3621 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü bendinde yer alan "Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur." ve aynı Kanun'un kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine ilişkin 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Komisyonca tespit edilip Valiliğin uygun görüşü ile birlikte gönderilen kıyı kenar çizgisi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe girer.” hükümleri uyarınca idarece belirlenmiş ve onaylı kıyı kenar çizgisi ya da mahkemece hükmen kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığı araştırılarak kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi var ise krokisinin getirtilerek kadastro paftası ile çakıştırılmak suretiyle taşınmazın pafta üzerinde kesinleşmiş kıyı kenar çizgisine göre konumu ve kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan alanını belirtir şekilde fen bilirkişisinden denetime elverişli rapor alındıktan sonra, kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölüm yönünden mülkiyet hakkının kısıtlanması nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklı tazminat koşullarının oluştuğunun kabulü ile hüküm kurulması, ilgili idare tarafından onaylanmış ya da hükmen kesinleşmiş kıyı kenar çizgisinin bulunmadığının tespiti hâlinde ise 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi koşulları oluşmadığının nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, açılan davanın haksız nitelikte olduğunu, bedele faiz işletilmemesi gerektiğini, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, tespit edilen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanunu) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII.KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.