Borçları ödeyemeyen şirketin iflasının istenmesi üzerine hasımsız açılan davada yargılama harcı ve gider avansı koşullarını irdeleyen Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçeli kararı.
Özet: Ortaklar arası uyuşmazlık ve vergi borçları nedeniyle mali sıkıntıya düşerek borçlarını ödeyemez hale gelen bir şirketin tasfiye memuru tarafından iflas talebiyle ve adli yardım isteğiyle açılan davada, mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 120. ve 324. maddeleri ile Yönetmeliğin 45. maddesi uyarınca yargılama harçları, gider avansı ve delil avansının davanın ön şartı olduğunu, ancak adli yardım talebi konusunda bir karar verilene kadar bu avansların alınmadığını detaylıca açıklamıştır.

T.C. ........... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...........
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/27 Esas
KARAR NO : 2026/379
.............
.........................
...............................
..................................
.......................................
..........................................
DAVA : İflas (İflasın Kapanması (İİK 254))
DAVA TARİHİ : 13/01/2026
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
KARAR Y. TARİHİ : 18/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İflas (İflasın Kapanması (İİK 254)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı...şirket tasfiye memuru dava dilekçesinde şirketin ortakları arasındaki uyuşmazlık nedeniyle tasfiye sürecine girdiğini, geçmiş dönemden gelen vergi borç ve cezaları nedeniyle şirketin borçlarını ödeyemez duruma düştüğünü, şirket ortaklarının talebi ile iki defa vergi borçlarını yapılandırma girişiminde bulunduklarını beyan ederek iflas işlemlerinin başlatılmasını ve adli yardım kararı verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Dava hasımsız olarak açılmıştır.
GEREKÇE:
Davadaki uyuşmazlık davacı...şirketin tasfiye sürecine girdiği ve borçları ödeyemez duruma geldiği ve mali aciz içerisinde olduğundan bahisle iflası istemine ilişkindir.
HMK’nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesinde; "(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü getirilmiştir.
Anılan maddenin gerekçesinde ise: “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı...tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı...tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 maddesinde ise “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir.
Anılan madde gerekçesinde de: “Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125 inci maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119 uncu maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı...avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125 inci madde hükmüdür…” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği vurgulanmıştır.
03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2)Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3)Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir. Yönetmeliğin 45. maddesinde gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır.
Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır.  
........... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi'nin 19/10/2022 tarih, 2021/782 Esas, 2022/1162 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Kısaca; ister kanun, ister hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.  Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere YHGK’nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249 sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir.
Bilirkişi Asgari Ücret Tarifesi 25.12.2024 tarihli ve 32763 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, 2025 yılı bakımından Asliye Ticaret Mahkemesi için en az (asgari) 3.200,00 TL olduğu belirtilmiştir.
Davacı...şirket temsilcisi eldeki davayı ikame ederken adli yardım talep etmiş, mahkememizce davacı...yanın adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı...vekilinin adli yardım talebinin reddi kararına karşı itirazı üzerine dosya ilgili mahkemeye gönderilmiş, ........... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/55 D. İş sayılı kararı ile davacının ........... 1. ATM'nin 2026/27 Esas sayılı dava dosyasında verilen 16/01/2026 tarihli Adli Yardım Talebinin Reddine ilişkin karara yönelik itirazının reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Mahkememizin 26/02/2026 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararı ile; "6-Dosyanın davacı...şirket kayıtlarında yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle Adli Yardım red kararının kesinleşmesi halinde SMMM bir bilirkişiye ve bir nitelikli hesap bilirkişisine tevdii ile; reel bilançonun çıkarılarak davacının aciz halinde bulunup bulunmadığı yönünde rapor düzenlenmesinin istenmesine, bilirkişilere 10.000,00 TL’den 20.000,00 ücret takdirine, söz konusu ücretin işbu ara kararın davacı...tasfiye memurlarına tefhiminden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkememiz veznesine yatırılmasının istenilmesine, söz konusu süre içerisinde yatırılmadığı takdirde mevcut bilirkişi incelemesi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının tebliğ yoluyla davalı...şirkete ihtaratına (tasfiye memuru olduğunu söyleyen Mehmet Dilsiz'e ihtarat yapıldı) Adli yardım red kararının kaldırılması halinde 20.000,00 TL bilirkişi ücretinin ilerde haksız çıkacak taraftan alınmak üzere şimdilik hazineden karşılanmasına, bu hususta gerektiğinde Cumhuriyet Savcılığı'na yazı yazılmasına," karar verildiği, davacı...şirket tasfiye memurunun hazır bulunduğu 26/02/2026 tarihli celsede bu hususun ihtar edildiği, kesin sürenin ise HMK'nun 92 ve 94. maddelerine göre 13/03/2026 tarihinde sona erdiği ve kesin süreye ilişkin ara kararda belirtilen ihtarata rağmen kesin süre içerisinde belirtilen delil avansının ödenmediği, ispat yükü ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla yükümlü olmakla mevcut, mübrez delil durumuna göre başka delillerle de ispatlanamayan davanın reddine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL harcın dava açılırken ödendiği anlaşılmakla, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı...tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4- Davacı...tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. maddesine uygun şekilde davacıya iadesine,
Dair, davacı...şirket tasfiye memuru ...'in yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ........... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2026