Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, kamulaştırmasız el atılan İzmirdeki çocuk bahçesi vasıflı taşınmazın bedelinin tahsili davasında emsal değer ve düzenleme ortaklık payı indirimi esaslarını inceledi.
Özet: Bu hukuki evrak, imar planında çocuk bahçesi olarak ayrılan ve uzun süredir devam eden kısıtlılık nedeniyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesinin davayı kabul etmesinin ardından Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurularını kısmen kabul ederek, taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı tespitini onamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, emsal karşılaştırmasıyla değer tespiti yöntemini uygun bulmakla birlikte, taşınmazın imar uygulamasına girseydi uygulanacak olan %25 düzenleme ortaklık payı indirimi yapılması gerektiğine hükmederek bedeli yeniden hesaplamış ve inşaata elverişli olmayan küçük konut alanı kısmını da tüm taşınmazın değerine dahil ederek, taleple bağlılık ilkesi uyarınca belirli bir meblağın ödenmesine karar vermiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/9263 E.  ,  2026/2693 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/239 Esas, 2025/1133 Karar
KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/303 Esas, 2024/346 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 28... parsel nolu taşınmaza imar planında Çocuk Bahçesi (yeşil alan) olarak davalı tarafından hukuken el atıldığını, açıklanan nedenlerle şimdilik100.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ilk onaylı imar planının İmar ve İskan Bakanlığınca 17.09.1980 onay tarihli 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı olduğunu, parselin büyük bir kısmının “Oyun Alanı” ve “Çocuk Bahçesi” kullanımında, küçük bir kısmının “Blok Nizam 4 kat” konut alanında kaldığını, taşınmazın 1/1000 ölçekli planda yerleşik alan içerisinde kaldığını bu nedenlerle, taşınmazın 5 yıllık planda yer almaması, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda ve imar planında yapılaşma hakkı bulunması dikkate alınarak davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaza hukuki el atma olgusunun gerçekleştiğini, davalı idarenin sorumlu olduğunu, bedelin çok düşük belirlendiğini, düzenleme ortaklık payı indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, kamu alacakları için uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin çok yüksek hesaplandığını, kıyaslamanın hakkaniyete uygun olmadığını, vekâlet ücreti ve harcın maktu belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın 1980 yılından beri devam eden kısıtlılık durumunun sorumlu idarece makul süre içinde giderilmediği anlaşıldığından, taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığının kabulü yerinde olduğu, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edilip, emsal karşılaştırması yapılarak taşınmaza değer biçilmesi yöntem olarak doğru olmakla birlikte, dava konusu taşınmazın 106 nolu parselasyon planı kapsamında kısmen imar düzenlemesine alındığı, bu kısmın 38 89... parsele şuyulandığı, imar uygulamasına girmeyen kısmın ise dava konusu taşınmaz olarak tapuda yaşadığının anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu taşınmazın kadastral parsel olarak kabulü doğru ise de; taşınmazın imar planında kamuya özgülenmese idi taşınmazın tamamının imar uygulamasına gireceği dikkate alındığında, taşınmazdan106 nolu parselasyon planında kesilen %25 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılacağı anlaşıldığından bu oranda düzenleme ortaklık payı indirimi yapılması gerektiği, buna göre; emsal taşınmazın dava tarihi itibariyle m² birim değeri olan 27.930,90 TL/1 00... = 20.948,17 TL, dava konusu taşınmaz emsalin %90'ı değerinde kabul edildiğinden, 20.948,17-TL/1 00... = 18.853,00-TL hesaplanması gerektiği, taşınmazın imar planında konut alanında kalan kısmının 13,70 m² olduğu, bu alanın inşaat yapılmasına elverişli olmadığı açık olduğundan, taşınmazın tamamının değerine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, toplam bedel; 18.853, 00... .160 m²= 40.722.480,00 TL belirlenerek, taleple bağlılık ilkesi uyarınca 29.864.160,00 TL bedele hükmedilmek suretiyle fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması uygun bulunarak, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek 4 üncü maddenin 3 üncü fıkrasının yorumu sonucunda 2024/998 Esas, 2024/6381 Karar sayılı kararında açıkladığı yerleşik uygulaması nedeniyle, hukuk birliği ilkesi gözetilerek, davacı taraf lehine nispi vekâlet ücreti taktir edilmesi yerinde görülmediği belirtilerek davacılar vekilince yasal faiz oranına itiraz edilmiş ise de; Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları dikkate alındığında bu itirazın yerinde görülmediği gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Dava 28.06.2023 tarihinde açılmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararlarında ifade edilen "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki durumuna göre karar bağlanır." ilkesi gereğince kamulaştırmasız el atma tazminatı bedeline yasal faiz uygulanmasında isabetsizlik görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.