1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, Afganistan yol projesi ortak girişimi tahkim kararının tanınması ve tenfizi davasında, kesinleşmeme ve taraf teşkili eksikliği itirazları.
Özet: Bu dava, Afganistandaki bir yol yapım projesiyle ilgili ortak girişim sözleşmesinden doğan ve davacının tek başına üstlendiği tahkim masraflarını içeren uluslararası hakem kararının Türkiyede tanınması ve tenfiz edilmesi talebine ilişkindir; davalı ise, kararın kesinleşmediğini, devam eden başka bir tahkim davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, taraflar arasında ve Türk kamu düzeni açısından eksik taraf teşkilinin bulunduğunu ve asıl muhatabın farklı bir şirket olduğunu ileri sürerek tenfiz talebinin reddedilmesi gerektiğini savunmaktadır.

T.C. .......... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/827 Esas - 2026/271

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
..........
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2025/827 Esas
KARAR NO : 2026/271
.....................
.........................................
.................................................
......................................................
...............................................................
......................................................................
DAVA : Tanıma Ve Tenfiz
DAVA TARİHİ : 10/11/2025
KARAR TARİHİ : 02/04/2026
KARAR Y. TARİHİ : 21/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 11/01/2012 tarihli Ortak Girişim Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin daha sonra 22/07/2012 tarihinde tadil edildiğini, bu anlaşma çerçevesinde Afganistan'daki Qaisar-Laman çevre yolunun rehabilitasyonu ve inşası için tarafların ............. JV adlı ortak girişimi kurduğunu, ......... ile Agfanistan Bayındırlık Bakanlığı arasında 31/12/2011 tarihinde proje sözleşmesi imzalandığını, ancak proje sürecinde çeşitli ihtilaflar yaşandığını ve .........'nin 02/09/2014 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, bu gelişmeleri takiben Afganistan Bayındırlık Bakanlığı tarafından ........., ... ve ... aleyhine tahkim başlatıldığını, bu süreçte SIAC'nın tahkim yargılamasındaki masraf ve giderlere hiçbir katkıda bulunmadığını, müvekkili şirketin tüm tahkim ve yargılama masraflarını tek başına üstlenmek zorunda kaldığını beyan ederek yukarıda bahsi geçen 19 Haziran 2025 tarihinde verilmiş olan bu Nihai Kararın taraflar açısından açık, kesin ve bağlayıcı nitelikte olduğundan kararın uygulanabilir ve icra edilebilir bir içeriğe sahip olup MÖHUK m. 60 ve devamı ile New York Sözleşmesi'nin IV ve V maddeleri kapsamında tenfiz şartlarını taşıdığını, bu kapsamda işbu kararın Türkiye'de tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı şirket aleyhine yine ............. huzurunda ............. - 256836 kayıt numarasının 3236 olduğunu, tenfiz davasının karara bağlanabilmesi için öncelikle bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, zira burada verilecek kararın, işbu tenfiz talebinin reddi sebeplerini ortaya çıkarabilecek nitelikte olduğunu, işbu tenfiz davasında hüküm verilebilmesinin, açmış oldukları tahkim davasının sonucuna tamamen bağlı olduğunu, zira bu davanın aynı Sözleşme'den kaynaklı olarak, müvekkilinin pek çok hususu gereği gibi ifa ettiği ancak davacının sorumluluklarını yerine getirmediği iddialarını içerdiğini, bilindiği üzere tarafların borçlarını yerine getirmiş olmaları, tenfiz talebinin reddi sebeplerinden biri olduğunu, bu nedenle bu davanın bekletici mesele yapılması ve müvekkili şirketin sorumluluklarının yerine getiririp getirmediğinin tespiti gerektiğini, bu dava beklenmeden tenfiz kararı verilmesinin geri dönülemez hukuki sonuçlar yaratacağını, müvekkili tarafından hakem kararının iptali için hukuki süreç başlatılmış olduğundan eldeki davaya konu kararın henüz kesinleşmediğini, cevap dilekçesinin süresi içerisinde bu bilgilerin paylaşılması, konunun da uluslararası nitelik taşıması nedeniyle mümkün olmadığını, bu husustaki başvuruya ilişkin bilgilerin bilahare paylaşılacak olup söz konusu başvuru ile ilgili delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, davacı şirketin davalı ...'ı ibra ettiğini, ibra sebebi ile de davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, ilgili davanın tarafı olmaması gerektiğini, zira ilgili işlemlerin muhatabı müvekkili şirket değil, ............. İnşaat Tic. A.Ş olduğnu, ilanların usulüne uygun olarak yayınlanmasına ve bu işlemlere karşı itiraz süreleri tamamlanmasına rağmen davacı tarafından bu itirazların yapılmadığını, bu suretle artık muhatap şirket tüm yönleriyle ............. İnş. Tic. A.Ş olduğunu, davalı tarafın bu hususu bilmesine rağmen hakkını kötüye kullanarak müvekkili şirket üzerinden işlem yapmaya çalıştığını, şirketin yabancı olması, Türk Ticaret Kanunu'nun bu konudaki emredici düzenlemeleri bertaraf etmediğini, Türkiye'de yapılan tenfiz talebinde bu husus başlı başına dikkate alınması gereken bir nokta olduğunu, ............. huzurunda devam eden tahkim yargılamasında da bu hususun ileri sürüldüğünü, buna karşılık tahkim mahkemesinin, her iki şirketi de davaya dahil etmek istediğini, ancak müvekkili şirketi hiçbir şekilde davanın dışında bırakmadığını, ............. de davaya dahil edilmemiştir. bu nedenle verilen kararın, hem müvekkili üzerinden davanın yürütülmesi, hem de gerçek muhatap şirket olan .............'nin sürece dahil edilmemesi nedeniyle tam bir taraf teşkili sağlanmadan verildiğini, bu kararın tenfiz edilmesinin mümkün olmadığını, taraf teşkilinin, Türk mahkemeleri tarafından resen gözetilen bir husus olduğunu, diğer taraftan bu hususun Türk kamu düzenine de aykırı olduğunu, zira taraf teşkilinin sağlanmasının hem hukuki dinlenilme hakkı, hem de hakkın yerine getirilmesi bakımından önem arz eden bir konu olduğunu, taraflar arasında bir uyuşmazlık çıkması durumunda tarafların öncelikle "karar vermeye yetkili" müdürlerinin katılımı ile sulh görüşmelerinin yapılacağı ve burada bir karar alınmaz ise tahkim yoluna gidilebileceği sözleşmenin 26. maddesinde düzenlendiğini, yine aynı maddede tarafların, uzman bilirkişilere başvurarak karar alma yöntemlerini de yürütmeleri konusu öngörüldüğünü, beyan ederek öncelikle Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi'nde (.............) açılan davanın bekletici mesele yapılmasını, .......... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davanın bekletici mesele yapılmasını, tenfiz talebininin, İptal davası açıldığı için, Taraf teşkili usulüne uygun olarak tamamlanmadığı için, Defiler harca tabi tutuldukları için, Tahkim öncesi aşamaları usulüne uygun olarak yürütülmediği için, Müvekkil şirket temsilcisine Türkiye'de dava açıldığı için reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacından alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
MÖHUK'un 53. maddesinde tenfiz dilekçesi ile sunulması gereken belgelere yer verildiği, buna göre yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin sunulması gerektiğinden davacı tarafa eksikliğin tamamlanması bakımından süre verilmiş ve eksikliğin tamamlandığı anlaşılmıştır. (Emsal Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01/12/2025 tarih, 2025/8878 Esas, 2025/10430 Karar; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30/10/2025 tarih, 2024/3126 Esas, 2025/3668 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/09/2025 tarih, 2025/1103 Esas ve 2025/5575 Karar sayılı kararı)
Davacı vekili yabancı hakem kararının hüküm kısmının çevirisini, onayını, apostil şerhini sunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Davadaki Uyuşmazlık Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi (LCLA) tarafından 19 Haziran 2025 tarihinde verilen ve LUCİA 235943 sayılı tahkim dosyasına ait olduğu ileri sürülen Nihai Hakem Kararının (Final Award), 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul; Hukuku Hakkında Kanun (MÖHÜK) ve Türkiye'nin taraf olduğu 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki New York Sözleşmesi (New York Sözleşmesi) hükümleri uyarınca tenfizine karar verilmesi talebi olup Tenfize konu yabancı mahkeme ilamı nedeniyle, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı, ilamın tenfiz koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tenfiz koşullarından birisi Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri'nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir anlaşma veya kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunmasıdır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 60-63. maddeleri arasında yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi düzenlenmiştir. Anayasa'nın 90. maddesine göre usulüne uygun olarak onaylanan milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir. 5718 Sayılı MÖHUK'un 1/2 maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu milletler arası anlaşma hükümleri saklı olup bu hususta Newyork Konvansiyonu'ndaki hükümlere bakılması gerektiği, 10/06/1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrasına İlişkin New York Sözleşmesi (New York Sözleşmesi) hükümleri Anayasa m. 90 çerçevesinde bir kanunla onaylanarak 3731 sayılı kanun ile 1991 yılında onaylamış olması ve Sözleşme’nin 1 Ekim 1992 tarihi itibarıyla Türkiye bakımından yürürlüğe girmesi karşısında Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin hükümleri New York Sözleşmesi’nin uygulama alanı dışında kalan ve yerli hakem kararı da sayılmayan hakem kararlarının tenfizinde uygulama alanı bulmaktadır.
Somut olaya bakıldığında,Hakem kararının İngiltere'de verildiği ve İngiltere'nin 1975 yılında konvansiyona taraf olduğu, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası antlaşmalar kapsamında bulunmayan uyuşmazlıklarda adı geçen kanun hükümlerinin uygulanması söz konusu olmakla birlikte, “Türkiye’de Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesi” 08.05.1991 tarih ve 3731 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiş olduğundan ve yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinde, bu sözleşme hükümlerinin öncelikle uygulanması gerekli olduğundan, MÖHUK kapsamına giren hakem kararlarının alanı oldukça daralmıştır. (Banu Şit, Kurumsal Tahkim ve Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, .......... 2005, sh.194)
21.06.2001 tarihinde 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) kabul edilmiş ve 05.07.2001 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tahkim usulüne uygulanacak kuralları düzenleyen söz konusu kanunun, “amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi gereğince, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya anılan kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklarda, MTK’nın uygulanması zorunludur. 05.07.2001 tarihinden itibaren yasa kapsamına giren uyuşmazlıklarda MTK uygulanacaktır. (“Yabancılık Unsuru Kavramı ve ICC Tahkimi” Prof. Dr. Ziya Akıncı, 6.4.2004 Milletlerarası Tahkim Semineri, .......... 6.4.2004 sh.39.) Tahkim şartını içeren sözleşme tarihinin, MTK’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce olması halinde ise uyuşmazlığın söz konusu kanun kapsamına girmediği kabul edilmektedir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.02.2012 tarih, 2011/13-658 E. - 2012/47 K.sayılı kararı)
Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi’nin II. maddesine göre, “1.Akit devletlerden her biri, tarafların akde müstenit olan veya akdî olmayan, muayyen bir hukuk münasebetinden aralarında doğmuş veya ileride doğabilecek, hakemlik yolu ile halledilmesi mümkün bir meseleye taalluk eden ihtilafların tamamını veya bir kısmını hakeme hallettirmek üzere birbirlerine karşı taahhüde girişmelerini mutazammın yazılı anlaşmalarını muteber addeder. 2. “Yazılı anlaşma” teriminden karşılıklı olarak teati edilmiş mektup veya telgraflarda mündemiç bulunan veya taraflarca imzalanmış bir mukaveleye dercedilmiş olan bir hakem şartı veya bir hakem mukavelesi anlaşılır.” Bu hüküm uyarınca tahkim sözleşmesi yazılı olarak yapılmalıdır. Bu konuda taraflara iki olanak tanınmış olup, taraflar yapmış oldukları sözleşmeye tahkim şartı koyabilecekleri gibi ayrı bir tahkim sözleşmesi de yapabilirler.
Bir tahkim sözleşmesinden söz edebilmek için öncelikle tarafların bu konuda birbirine uygun irade beyanında bulunmaları gerekir. New York Sözleşmenin II/2. maddesinde yazılı tahkim sözleşmesi dışında karşılıklı olarak alıp verilen mektup veya telgraf içeriğinde bulunan ya da taraflarca imzalanan sözleşmede bulunan tahkim şartı da yazılı anlaşma olarak kabul edilmiştir. Somut olayda taraflar tahkim iradesini bildirmiştir. Özellikle Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi’nin II. maddesinde “yazılı şekil” koşulunun öngörülmesinin temel nedenlerinden birisinin de tarafların gerçek iradelerinin somut olarak belirlenmesi ve güvenli şekilde delillendirilmesi olduğu ve bu şekilde olası ihtilaflarda tarafların hukuki güvenliklerinin sağlanması amaçlanmaktadır.
New York Sözleşmesi'nin III. maddesine göre; Âkit devletlerden her biri hakem kararlarının muteberliğini tanıyacak ve bunların öne sürüldüğü ülkede yürürlükte olan usul kaideleri gereğince aşağıdaki maddelerde yazılı şartlar dairesinde icrasını temin edecektir.
IV. maddesinde,
1. Bundan önceki maddede zikri geçen tanıma ve icranın temini için, tanıma ve icra kararı verilmesini isteyen tarafın, bu husustaki isteği ile beraber aşağıdaki belgeleri de getirmesi icabeder:
a) Hakem kararının usulüne göre tasdik edilmiş aslını yahut da aslına uygunluğunu gösteren şartları ihtiva eden bir suretini,
b) II. madde hükmünde zikri geçen hakem anlaşmasının aslını veya aslına uygunluğunu gösteren şartları ihtiva eden bir suretini.
2. Eğer zikri geçen karar veya zikri geçen hakem anlaşması ileri sürüldüğü memleketin resmî bir dilinde yazılmamış bulunursa, hükmün tanınması ve icrasını isteyen tarafın, bu bel gelerin zikri geçen dile çevrilmiş bir tercümesini ibraz etmesi lazımdır. Tercümenin resmî veya yeminli bir tercüman yahut da diplomatik veya konsolosluk ajanı tarafından onanması şarttır.
V. maddesinde,
1. Aleyhine hakem kararı ileri sürülen taraf talepte bulunmaz ve zikri geçen kararın tanınması ve icrası istenen memleketin yetkili makamı önünde aşağıdaki hususları ispat etmez ise, hakem kararının tanınması ve icrası isteği reddolunamaz:
(a) II. maddede derpiş olunan anlaşmayı akdeden tarafların haklarında tatbiki gereken kanuna göre ehliyetsiz olduğu, yahut da zikri geçen anlaşmanın taraflarca tabi kılındığı kanuna ve eğer bu babta sarahat mevcut değilse hakem kararının verildiği yer kanununa göre hükümsüz bulunduğu; veya
(b) Aleyhine hakem hükmü öne sürülen tarafın hakemin tayininden veya hakemlik prosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmemiş olduğu, yahut da diğer bir sebep yüzünden iddia ve müdafâa vasıtalarını ikame etmek, imkânını elde edememiş bulunduğu; veya
(c) Hakem karasının hakem mukavelesinde veya hakem şartında derpiş edilmiyen bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu yahut hakem mukavelesi veya hakem şartının şümulünü aşan hükümleri muhtevi bulunduğu; bununla beraber hakem kararının hakemliğe tabi bulunan meseleler hakkındaki hükümleri bunun dışında kalan hükümlerinden ayırt edebilecek durumda ise bunların tanınması ve icrası cihetine gidilebilir; yahut
(d) Hakem mahkemesinin teşekkülünün veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına ve anlaşma olmayan hallerde hakemliğin cereyan ettiği yer kanunu hükümlerine uygun bulunmadığı; veya
(e) Hakem kararının taraflar için henüz mecburî olmadığı veya, bunun, verildiği memleket kanunu yahut tabi olduğu kanun yönünden yetkili bir makam tarafından iptal veya hükmünün icrasının geri bırakılmış bulunduğu.
2. Hakem kararının tanınması ve icrası istenen memleketin yetkili makamı tarafından aşağıdaki hallerin bulunduğu görülecek olursa, tanıma ve icra isteği kezalik reddolunabilir:
(a) Tanıma ve icra isteğinin öne sürüldüğü memleketin kanununa göre uyuşmazlık konusunun hakemlik yolu ile halle elverişli bulunmaması; veya
(b) Hakem kararının tanınması ve icrasının zikri geçen memleketin amme intizamı kaidelerine aykırı olması. Diğer bir ifade ile tenfizi istenilen karar kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamalıdır. Kamu düzeni doktrinde genel olarak; “bir toplumun, belirli bir zaman dilimi içerisinde, siyasi, sosyal, ekonomik, ahlaki ve hukuki açılardan temel yapısını belirleyen ve temel çıkarlarını koruyan kurum ve kurallar bütünüdür.” şeklinde tanımlanmaktadır(Tanrıver, Süha: Yabancı Hakem Kararlarının Türkiye’de Tenfizinde Kamu Düzeninin Rolü, Prof. Dr. Ali Bozer’e Armağan, .......... 1988, s. 152). İç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir
Tüm dosya kapsamı, dava dilekçesi ve dosyadaki bilgi ve belgeler ışığında, Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin (.............) nezdinde ki 19/06/2025 tarihli 235943 sayılı hakem kararının Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesi'nin 4. maddesinde belirtilen belgelerin davacı tarafça mahkememize ibraz olunduğu, Sözleşmenin 5. maddesinde belirtilen sınırlı sayıdaki red sebeplerine göre, 5/1. maddesindeki sayılı hallerden olan; tarafların haklarında uygulanan kanuna göre ehliyetsiz olduğu, hakem kararının verildiği yer kanununa göre hükümsüz bulunduğu, hakemin tayininden veya hakemlik prosedüründen usulü dairesinde davalının haberdar edilmemiş olduğu, hakem anlaşmasında veya hakem şartında derpiş edilmiyen bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu yahut hakem anlaşması veya hakem şartının kapsamını aşan hükümlerine ilişkin içerik bulunduğu, Hakem mahkemesinin oluşumu veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına ve anlaşma olmayan hallerde hakemliğin cereyan ettiği yer kanunu hükümlerine uygun bulunmadığı; hakem kararının taraflar için henüz mecburî olmadığı veya, bunun, verildiği memleket kanunu yahut tabi olduğu kanun yönünden yetkili bir makam tarafından iptal veya hükmünün icrasının geri bırakılmış bulunduğuna yönelik hususların varlığının davalı tarafın ispat edilemediği, Sözleşmenin 5/2. maddesine göre mahkememizce resen yapılan incelemede tenfize konu hakem kararının tahkime elverişli olduğu, tenfizi talep edilen yabancı hakem kararında kamu düzenine aykırı bir yönünün bulunmadığı ve tenfizin hukuki koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile; Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin (.............) nezdinde ki 19/06/2025 tarihli 235943 sayılı hakem kararının tenfizine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
Mahkememizin 02/02/2026 tarihli ara kararı ile Anayasa Mahkemesinin 17/10/2024 tarih, 2024/104 Esas, 2024/173 sayılı karar (Resmi Gazete 09/01/2025 tarih 32777 sayılı) Yargıtay HGK 2017/19-930 ESAS, 2019/812 Karar, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/1629 Esas, 2015/14117 Karar. 15.03.2017 tarih, 2016/9181 Esas, 2017/2117 Karar sayılı kararı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2023/1992 Esas, 2024/3909 Karar sayılı, .......... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 02/10/2025 tarih, 2025/773 Esas, 2025/835 Karar sayılı kararı .......... BAM 22. HD.nin 22/11/2022 tarih, 2022/865 Esas, 2022/1592 Karar bağlamına Harçlar Kanunu’nun 4. maddesine göre tenfizi istenilen karardaki alacak miktarının (kararda belirtildiği üzere faiz işletilmiş şeklinde) dava tarihi olan 10/11/2025 günü TC. Merkez Bankası Efektif satış kuru, Türk Lirası karşılığı tespit ettirilip, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/a ve 32. maddeleri gözetilerek, davacı vekiline bu miktar üzerinden harcın tamamlanması konusunda süre verildiği ve harcın tamamlandığı anlaşılmakla yargılamaya devam edilmiştir.
Davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeni ile Anayasa Mahkemesinin 17/10/2024 tarih, 2024/104 Esas, 2024/173 sayılı kararı (Resmi Gazete 09/01/2025 tarih 32777 sayılı) kararı ve yukarıda belirtilen yargısal içtihatlar karşısınd somut olayda tenfizi talep edilen yabancı hakem heyeti kararının belli bir değerle ilgili olması, diğer bir anlatımla mahiyetinin belli bir alacağın tahsiline yönelik olması karşısında hüküm altına alınacak olan harç, niteliği bakımından nispi harç olup, dava konusu kararda hüküm altına alınan 159.909,05 İngiliz Sterlini, 4.615,74 USD (Amerikan/ABD Doları/USD), 10.092,17 ABD Doları, 145.845,077 ABD Doları tutar dava tarihi olan 10/11/2025 tarihindeki efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmiş olmakla (1 USD = 42,19 ve 1 İngiliz Sterlini = 55,41) (159.909,05 İngiliz Sterlini x 55,41 = 8.860.560,46 TL) (4.615,74 USD x 42,19 = 194.738,07 TL) (10.092,17 USD x 42,19 = 425.788,65) (145.845,077 x 42,19 = 6.153.203,79) olmak üzere toplam 15.634.290,97 TL üzerinden, karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan davacı lehine nisbi vekalet ücreti takdir etmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-DAVANIN KABULÜ İLE Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin (.............) nezdinde ki 19/06/2025 tarihli 235943 sayılı hakem kararının TENFİZİNE,
2-Alınması gerekli 1.067.978,41-TL harçtan peşin alınan toplam 307.350,66 TL harcın düşümü ile bakiye 760.627,75-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 1.182.685,82-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 307.350,66 TL peşin harç, 615,40 TL başvurma harcı, 87,50 TL vekalet harcı ve 950,00 TL posta ve tebligat ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde istek halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .......... Bölge Adliye Mankemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/04/2026