Davacının tapulu arazisinin bir bölümünün orman kadastrosuyla orman alanı olarak belirlenmesine itirazı, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin orman tespitini onayan davanın reddi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Tapuya güvenerek edinilen tarla vasfındaki taşınmazın bir bölümünün, kadastro sonrası yapılan orman haritası düzeltmeleriyle orman alanında kaldığı tespit edilmiş; davacının bu tespitin iptali ve taşınmazın eski haliyle tescili talebi, ilk derece ve istinaf mahkemelerince reddedilmiştir. Mahkemeler, uzman bilirkişi raporları ve 1973 yılında kesinleşen orman tahdit çalışmaları uyarınca dava konusu kısmın orman vasfında olduğuna, özel mülkiyete konu olamayacağına ve 3402 sayılı Kanunun 4/13 maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin hukuka uygun olduğuna hükmetmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/401 E.  ,  2026/2227 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/24 E., 2024/34 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2023/38 E., 2024/35 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... köyü çalışma alanında 1959 yılında yapılan kadastro sırasında, eski 54 (yeni 1 76... ) parsel sayılı 26.420 metrekare yüzölçümündeki tarla vasfındaki taşınmaz vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri adlarına tespit ve tescil edilmiş; daha sonra 2016 yılında satın alma nedeniyle davacı ... adına kayden intikal ettirilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... köyünde bulunan 1 76... parsel sayılı taşınmazı, müvekkilinin tapu kaydına güvenerek 26.420 metrekare yüzölçümlü olarak ve üzerinde herhangi bir şerh bulunmaksızın...en satın aldığını, satış işlemi sonrasında orman haritalarında yapılan düzeltme işlemi çalışmalarında dava konusu taşınmazın 13.754,26 metrekare yüzölçümündeki bölümün orman alanında kaldığına dair yapılan tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek, tespitin iptali ile taşınmazın tespitten öncesi aynı sınır ve yüzölçümü ile davacı adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 1973 yılında kesinleşen orman tahdit çalışmalarında dava konusu taşınmazın bir kısmının orman sınırları içerisinde kaldığının belirlendiğini, bu bölümün özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde, davaya konu 1 76... parsel sayılı taşınmazın 13.754,26 metrekarelik bölümünün, ilk orman tahdidinde ve daha sonra yapılan 17 44... sayılı Kanun uygulamalarında da orman sayılan yerlerden olduğu bilimsel veriler ışığında tespit edilmiş olup, buna göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 4/13 madde uygulaması ile davaya konu taşınmazın orman kadastro dosyasındaki tutanak tarifine göre aplike edilmesi sonucu 13.754,26 metrekarelik bölümünün orman sınırları içinde kaldığı yönündeki Kadastro Müdürlüğünce yapılan sınırlandırmada bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "uzman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, dava konusu taşınmazın 13.754,26 metrekare yüzölçümündeki (A1) ve (A2) harfleriyle gösterilen bölümlerinin, 1973 yılında yapılıp itirazsız olarak kesinleşen orman kadastrosunda 2239, 2240, 22 41... orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattının içinde orman sayılan yerde ve devlet ormanı sınırları içine kaldığı, yörede daha sonra 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. ve 2/B maddelerine göre yapılan çalışmalarının da itirazsız kesinleştiği ve dava konusu taşınmazın durumunda bir değişiklik olmadığının belirlendiği hususları dikkate alındığında, 3402 sayılı Kanun'un 4/13 fıkrası uyarınca yapılan düzeltme çalışmasının doğru olduğu sonucuna ulaşılmasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hatalı ve eksik değerlendirme barındıran bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin hatalı olduğu gibi, bunun yanında bilirkişi raporunda, hava fotoğraflarına göre dava konusu taşınmazın (A/1) olarak gösterilen bölümün orman özelliği gösterdiği ancak (A/2) olarak belirtilen bölümünün belirgin teras ve zeminin açık renkte görünümde olduğunun belirtilmesine karşın (A/2) ile belirtilen bölüm yönünden de hatalı olarak davanın reddine karar verildiğini, öte yandan, dava konusu taşınmazın uzun süre bakımsız bırakılması nedeniyle çam ağaçlarının çoğaldığını ve tarlanın orman görünümüne büründüğünü, yörenin orman köyü olduğu gözönüne alındığında bu durumun meydana gelmesinin olağan olduğunu, yapılan keşifte ise taşınmazda setler bulunduğunun belirlenmesinin taşınmazda tarım yapıldığının en büyük göstergesi olması ve dinlenen tanıkların da taşınmazın eskiden beri tarım arazisi olarak kulladığını beyan etmeleri gözetildiğinde davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 4/13 maddesi uyarınca kesinleşmiş orman haritalarında yapılan düzeltme işleminin usul ve kanunu uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.