İş yerinde yaşanan kalp krizi kaynaklı işçi ölümü sonrası, tıbbi müdahale ve önlem eksikliği iddialarıyla açılan manevi tazminat davasının temyiz incelemesi.
Özet: Bu dava, işyerinde kalp krizi geçirerek vefat eden bir işçinin yakınları tarafından, işverenin COVID-19 tedbirleri kapsamında yeterli tıbbi müdahale, ilk yardım ekibi ve ambulans bulundurma gibi önlemleri almadığı, bu sebeple iş kazası sonucu ölümden sorumlu olduğu iddiasıyla açılan manevi tazminat talebine ilişkin olup, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin davanın reddi kararları sonrasında davacı vekilince temyiz incelemesine taşınmıştır.
10. Hukuk Dairesi         2025/15137 E.  ,  2026/5774 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/805 E., 2025/662 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 46. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/74 E., 2024/241 K.
Taraflar arasındaki manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müteveffa ...’ın işyerinde ambar kısmında yük indirme-boşaltma-yükleme işlerinde çalıştığını, 13.04.2020 tarihinde sabah saat 07.00’de kahvaltısını yaparak sağlıklı bir şekilde işyerine çalışmaya gittiğini, bu tarihten önce müteveffanın çalıştığı bölümdeki bütün işçilerin Covid-19 tedbirleri kapsamında 12 gün idari izinli olduklarını, hiçbir sağlık sorununun bulunmadığını, saat 11.00 sıralarında rahatsızlandığını, işyerinde olay anında hekim ve ambulans bulunmadığını, rahatsızlanan işçiye işyerinden kimsenin hiçbir tıbbi yardım ve ilkyardım müdahalesinde bulunmadığını, dışarıdan ambulans çağrıldığını, ambulans ile hastaneye kaldırıldığını, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını, işyerindeki işçi sayısı nazara alındığında işyerinde hem işyeri hekiminin, ilk yardım ekibi ile ambulansın olması gerekmesine rağmen, olay anında müdahale edecek kimsenin bulunmadığını, asıl işveren ve alt işverenin yeterli önlem almadıkları için kusurlu ve sorumlu olduklarını ileri sürerek murisin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle manevi tazminatın davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffa işçinin müvekkili şirkete bağlı .. Makine Fabrikası’nın temizlik, yükleme ve boşaltma işini ihale ile alan müteahhit firmaların işçisi olduğunu, olayın meydana gelmesindeki kusur ve sorumluluğun müteveffa işçi ile birlikte kendi işvereni olan .. Org. İnş. Müh. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve İnvesko İnş. Taah. Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait olduğunu, müteveffanın kalp krizi geçirmesinin işyerinde yürütülmekte olan bir iş dolayısıyla olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından gerekli iş güvenliği tedbirlerinin alındığını, çalışanların sağlık kontrollerinin yapıldığını, ölüm nedeninin sağlık muayenesinin yapılmaması ya da sağlık ekibinin yokluğu olmadığını, kalp krizi vakalarında kişinin beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, kalp-damar yapısı, egzersiz yapıp yapmadığı, aile geçmişi gibi etkenlerin rol oynadığını, olay esnasında fabrika çalışanlarından hiç kimsenin olay yerinde bulunmadığını, müteveffa işçinin malzeme ambarında kayıt işlemlerini yaptığını, malzeme ambarında olay tarihi olan 13.04.2020 tarihinde üç kişinin görev yaptığını, müteveffa rahatsızlanınca iş arkadaşı ...’nın sendika temsilcisi ...’yu arayıp durumu bildirdiğini, ...’nun da hemen ambulans çağırdığını ve ambulansın kısa sürede geldiğini, bu nedenle işyeri hekimine haber verilmediğini, ambulans gelene kadar basit ilkyardımın uygulandığını, 13.04.2020 tarihinde işyeri hekimi ve başhemşirenin görev yerlerinde olduklarını, fabrikada ambulans bulundurma zorunluluğunun olmadığını, ancak hasta nakletmek için nakil aracı bulundurma zorunluluğu olduğunu, nakil aracının da fabrikada bulunduğunu, müteveffa işçi için sağlık raporu alındığını, davanın alt işverenlere karşı açılması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle;".. davanın reddine.." karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince esastan reddine,.." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı işverenin olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, müteveffanın rahatsızlığı anında neden müdahale edilmediğinin belirtilmediğini, halen doktorun işyerinde olduğunun sabit olmadığını, işyerinde ambulansın olmadığını ve müteveffaya doktor müdahalesi yapılmadan saatlerce rahatsızlığının geçmesinin beklendiğini, istirahat için eve dahi gönderilmediğini, her ne kadar davalı şirket cevap dilekçesinde işyerinde bir doktor ve hemşirenin bulunduğunu beyan etmiş ise de, müteveffaya neden müdahale edilmediğinin açıklığa kavuşturulmadığını, müteveffanın olay tarihinde yaklaşık 43 yaşında olduğunu, yaşı ve bedensel durumu itibariyle kronik rahatsızlığı bulunmadığı gibi, kalp hastalığının da bulunmadığının işe giriş muayene formundan anlaşıldığını, müteveffanın kalp krizi geçirerek ölüm nedeninin bünyevi faktörler değil, zamanında, doğru müdahalenin yapılmamış olması olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
2. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.