Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde ... kuruyemiş markasının tescil başvurusunun ... bistro markalarıyla benzerlik gerekçesiyle reddine dair YIDK kararının iptali davası.
Özet: Davacı, "... kuruyemiş" ibareli markasının kuruyemiş perakendeciliği için tescil başvurusunun, "... bistro" ve "bistro by ..." markalarıyla benzerlik gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal bir benzerlik olmadığını, farklı hizmet ve tüketici kitlelerine hitap ettiklerini, ortak unsurun ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ve karşı tarafın ticari hayatın olağan akışına aykırı geniş tescillerle marka sistemini kötüye kullandığını savunarak ilgili kurum kararının iptalini talep ederken; davalı taraf, davanın ilgili kurum kararının tebliğinden itibaren iki aylık yasal süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle usulden reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/383 Esas - 2026/99
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2025/383Karar No : 2026/99......Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptaliDava Tarihi : 08/09/2025Karar Tarihi : 05/03/2026Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 05/03/2026Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA :Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin "... kuruyemiş" ibareli markanın 35. sınıfta yalnızca kuruyemişlerin toptan ve perakende satışına özgülenmiş hizmetler için adına tescili talebiyle ...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. Kanun'un 6/1 maddesi gereğince tescil başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin "... kuruyemiş” ibareli marka başvurusunun ...." ibareli markalarla görsel, işitsel ya da anlamsal benzerliklerinin bulunmadığını, ortalama tüketicinin bu markaları karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, markalar bütünsel olarak değerlendirildiğinde aralarında benzerlik olmadığını, “... kuruyemiş” ibaresi kuruyemiş satışı yapan bir işletmeyi çağrıştırırken, “... ... ...” ibarelerinin kafe/restoran konseptini çağrıştırdığını, ... ve “kuruyemiş” kelimelerinin ortalama tüketici zihninde birbirinden farklı algılar doğurduğunu, ortalama tüketicinin "... kuruyemiş" ile "... bistro" ve "bistro by ..." ibareli markaları görsel, işitsel ve anlamsal olarak karıştırması ihtimalinin bulunmadığını, Bistro işletmesinde bir hizmet söz konusu iken kuruyemiş işletmesinde ürün perakendeciliğinin bulunduğunu, bir bistro işletmesi ile bir kuruyemiş işletmesi farklı mal veya hizmetleri sunmalarının yanısıra farklı tüketici çevresine hitap ettiğini, somut olayda esas unsur olan "..." ibaresi Türkçe’de yaygın olarak kullanılmakta olup tek başına ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, .... web sitesinde yapılacak marka araştırmasında marka siciline kayıtlı çok sayıda “...” ibareli marka olduğunun görüldüğünü, aynı şekilde .... nezdinde tutulan Tanınmış Markalar Sicilinde "..." ibareli bir marka kaydı bulunmadığını, bu durum markanın tanınmışlığının ve ayırt ediciliğinin düşük olduğunun diğer bir göstergesi olduğunu, bu nedenlerle “...” ibaresi üzerinde davalı lehine münhasır hak kurulmasının mümkün olmadığını, davalı firmanın marka tescil sistemini kötüye kullanarak 35. sınıfta çok sayıda mal ve hizmet tescil ettirdiğini, müvekkili marka başvurusunun yalnızca kuruyemiş sektörüne özgülenmiş ve başka herhangi bir ürün veya hizmet içermemiş iken, davalı şirketin "... .. ..." markaları kapsamında 35. sınıfta çok sayıda ürün ve hizmeti tescil ettirdiğini, ticari hayatın olağan akışı içerisinde bir işletmenin birbirleriyle ilgisiz çok sayıda ürün ve hizmeti perakende olarak satışa sunmasının mümkün olmadığını, firmanın maksadının bir tescil altında mümkün olduğunca çok ürün ve hizmeti kaydettirerek fiilen hiç ilgisi olmadığı alanlarda da “marka koruması” elde etmek olduğunu, davalı firmanın ticari faaliyetlerinde kullanmayacağı ürün ve hizmetleri tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin SMK m.26/1-a hükmü gereği "... bistro" ve "bistro by ..." markaları ile son 5 yılda kuruyemiş perakende sektöründe ciddi anlamda faaliyette bulunduğunu ispat yükü altında olduğunu, somut olayda SMK m. 6/1 hükmünün gerektirdiği emtia benzerliği şartının gerçekleşmediğini ifade ederek, .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Davalı .... vekili cevaplarında özetle; davacı başvuru sahibi tarafından 14.11.2022 tarihli ve... başvuru numaralı “... kuruyemiş” ibaresinin uluslararası ... sınıflandırma sisteminin 35.sınıfında adına tescil edilmesine yönelik tescil başvurusu yapıldığını, davalı itiraz sahibi şirket tarafından ... nezdinde itirazda bulunulduğunu, itirazın kabulüne ve başvuru markasının reddine karar verildiği, işbu karara karşı davacı başvuru sahibi tarafından itirazda bulunulduğu, söz konusu kararın davacıya 24.05.2025 tarihinde tebliği üzerine davacı vekili tarafından ikame edilen işbu dava ile davanın kabulüne, ... kararının iptaline, markanın tesciline ve sair hususlarda karar verilmesi isteminde bulunulmuşsa da, Kurum sisteminden kontrol edildiğinde; iptal istemine konu .... kararının davacıya 24.05.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, işbu davanın açıldığı 08.09.2025 tarihi dikkate alındığında, 5000 sayılı Kanun’un 15/C maddesinde belirtilen “Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesinin kararları Kurumun nihai kararlarıdır. Bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde .... Mahkemesinde dava açılabilir.” hükmündeki iki aylık dava açma süresinin kaçırıldığını, davanın süresinde açılmadığını, kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; huzurdaki davada davacı tarafça 23.05.2025 tarih ve ... sayılı .... kararının iptaline karar verilmesi talep edilmekte olup, bahis konusu kararın 25.05.2025 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, davacı tarafından ise işbu davanın 08.09.2025 tarihinde ikame edildiğini, oysa ki bahis konusu davanın kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 aylık süre içerisinde açılması gerekmekte olup, bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olduğunu, dolayısıyla işbu davanın hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmemiş olduğunu ifade ederek, bu noktada hak düşürücü süre itirazları çerçevesinde öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesini aksi takdirde davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE :Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, davanın hak düşürücü süresinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının .... sayılı ve "... kuruyemiş" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu ... sayılı "... kuruyemiş" ibareli marka için davacı tarafından 14/11/2022 tarihinde tescili için başvuruda bulunduğu, başvurunun ilanına karar verildiğini, ilana karşı davalı şirketin itirazda bulunduğu, itirazın kabulüne ve başvurunun reddine karar verildiği, anılan karara karşı davacının itirazda bulunduğu.... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği, kararın davacıya 24/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği ve bunun üzerine işbu davanın 08/09/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; Dava konusu.... tarihinde Cumartesi günü tebliğ edildiği ve iki aylık dava açma süresinin 24/07/2025 tarihinde Perşembe günü sona erdiği anlaşılmıştır.... Kurumunun Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki 5000 sayılı Kanunun, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kenar başlıklı 10. maddesine göre; “Sınaî mülkiyet haklarının tescil işlemleri ile ilgili Enstitünün almış olduğu kararlara karşı başvuru sahipleri veya üçüncü kişiler tarafından yapılacak itirazların incelenmesi ve değerlendirilmesi işlemleri Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunca yürütülür. …Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararları Enstitünün nihai kararıdır. Bu kararlara karşı ilgili mahkemede dava açılabilir.” “Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun, itiraz işlemleri ile ilgili kesinleşen kararlarına karşı, kesinleşen kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde, yetkili mahkemede dava açılabilir.” İki aylık süre dava açabilmek için hak düşürücü niteliktedir. .... sayılı kararın davacı muterize 24/05/2025 tarihinde Cumartesi günü tebliğ olunduğu anlaşılmaktadır.Şu hâle göre, yasal iki aylık dava açma süresinin 24/07/2025 tarihinde Perşembe günü son bulduğu, işbu davanın da yasal süresi dolduktan sonra 08/09/2025 tarihinde pazartesi günü açıldığı saptanmıştır.Neticede, tüm dosya kapsamından; ... kararının iptali için gerekli süre olan iki aylık süre içinde dava açılmadığı anlaşıldığından, süresinde açılmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Süresinde Açılmayan Davanın Reddine,Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren (ön inceleme duruşma öncesi karar verildiğinden) 27.500,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.05/03/2026Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır