Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, telefon dolandırıcılığıyla şifreleri ele geçirilerek internet bankacılığından yapılan usulsüz transferlerde müşteri ve bankanın %50 kusurlu bulunmasına itiraz eden bankanın istinaf başvurusunu incelemektedir.
Özet: Bu hukuki evrak, banka personelini taklit eden dolandırıcılar tarafından aranan bir davacının, internet bankacılığı şifrelerini ve tek kullanımlık SMS onay kodlarını paylaşması sonucu hesabından üçüncü şahıslara 20.650 TL transfer edildiği iddiasıyla açtığı alacak davasına ilişkin olup, ilk derece mahkemesi davacının kendi şifrelerini paylaşması ve davalı bankanın riskli işlemlerde ek güvenlik önlemi almaması nedeniyle her iki tarafı da %50 kusurlu bularak zararın yarısının bankadan tahsiline hükmetmiş, davalı banka ise davacının açıkça kendi kusurunu itiraf etmesi ve bilirkişi raporunun işlemin şüpheli olmadığını belirtmesine rağmen aleyhine verilen bu kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:29/05/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:03/02/2022DAVANIN KONUSU:AlacakGEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/05/2025İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 19.08.2016 tarihinde ... no'lu hattan arandığını, arayan kişinin banka personeli olduğunu söyleyerek hesabından yabancı bahis sitesine para transferleri yapıldığını bildirdiğini, arayan kişinin müvekkilinin hesap numarası ve kartının son 4 hanesini bildiğini, para transferlerini durdurmak için kandırıldığını ve internet şifrelerini ele geçirerek 2 farklı EFT ile 20.650,00 TL.'ni üçüncü şahıslar hesabına transfer edildiğini, müvekkilinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını belirtilmiş olup müvekkilinin ilgili işlem için borçlu olmadığının tespiti ile 20.650,00 TL.'nin faizi ile davalı bankadan tahsiline hükmedilmesi ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talep edilmiştir.DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı banka vekili tarafından davaya verilen cevapta özetle; işlemin 3D şifre de dahil olmak üzere karta dair tüm bilgiler girilerek gerçekleştirildiğini, işleme dair onay smslerinin davacının hattına gönderildiği, davacının kendi şifre ve parola bilgilerini gerektiği gibi koruyamadığı ve üçüncü kişilerle paylaştığı belirtilerek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi, talep edilmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "... mahkememizce oluşa ve yasaya uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülerek hükme esas alınan ... tarihli bilirkişi ek raporu doğrultusunda değerlendrildiğinde; davacının internet bankacılığı şifresini ve her bir EFT işlemi için davalı banka tarafından cep telefonuna gönderilen tek kullanımlık şifreleri dava dışı üçüncü şahıslara kendisinin verdiği açık ve net olarak beyan edilmesine rağmen, bankanın davacı müşterisinin mevduatını korumak amacı ile, iş bu rapor Tespit ve Değerlendirme başlığı altında, Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğ maddeleri ışığında riskli ve şüpheli işlemler kapsamında ek güvenlik önlemlerini alması gerektiği, davacının da kendisine gönderilen SMS leri üçüncü kişiler ile paylaşması sonucu dava konusu olayda %50 kusurlu bulunduğu, davalı bankanın da dava konusu zararda ek güvenlik önlemleri almaması sebebi ile %50 kusurunun bulunduğu ve davacının uğradığı zararın yarısını davalı bankadan isteyebileceği kanaatine varılmakla.." şeklindeki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, gerek dava dilekçesinde gerekse Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı şikayet dilekçesinde, telefonda kendisini arayan 3. kişilere şifre ve cep telefonuna gelen onay kodlarını verdiğini açık açık beyan ve ikrar ettiğini, gerekli özeni göstermeyerek, kusurlu eylemi ile dava konusu zararların meydana gelmesine sebebiyet veren davacının, uğradığı zararlardan bizzat sorumlu olduğunu, yerel mahkeme kararında da davacının bankacılık şifre ve sms onay kodlarını 3. kişilere vermesi nedeniyle hesaptan para çıkışının olduğu kabul edilmiş olmasına rağmen, hiçbir yasal dayanağı ve mantıksal bir yönü bulunmadığı halde, olağan şekilde gerçekleşen bankacılık işlemlerinde, müvekkili banka'nın %50 oranında kusurlu olduğuna karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının internet şubesi platformunu, dava konusu işlem öncesi tarihlerde de aktif olarak kullanmakta olduğunu, dava konusu işlem tarihinde de, şüphe yaratacak çok sayıda bir deneme yada hatalı işlem kaydının izlenmediğinin dosyada kanıtlandığını, ... tarihli bilirkişi raporunda; "Davacı tarafından internet şubesi platformunun daha önce, hatta olay günü sabahı kullanıldığı görülmüş olup, transferlerin yalnız 2 parçada ve farklı kişilere gönderilmiş olması, ayrıca hatalı şifre girişi kaydının izlenmiyor olması sebebi ile işlemlerin şüpheli işlem niteliği taşımadığı, bu yönde bankanın şüpheli işlem alarmı için güvenlik zafiyetinden bahsedilmesinin doğru olmayacağı anlaşılmaktadır." saptamasının yapıldığını, mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkilinin husumet ehliyeti olmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, tazminat istemine ilişkindir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davalı istinaf dilekçesinde yetki itirazında bulunmuştur. 6100 sayılı Kanun'un "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19 uncu maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkrası:"(2)Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.""(3)Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir.""(4)Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklinde düzenlenmiştir.6100 sayılı Kanun'un "İleri sürülmesi ve incelenmesi" başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:" İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez." şeklinde düzenlenmiştir.Ayrıca, HMK'nun 357. Maddesine göre de; ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.Dosyaya bakıldığında, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde yetki itirazı bulunmadığından, süresinde yetki itirazının yapılmadığı anlaşıldığından ve ayrıca ilk derece mahkemesindeki yargılamada ileri sürülmeyen yetki itirazının istinaf dilekçesi ile ileri sürülmesi de mümkün olmadığından, davalının bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.Davalı vekili, istinaf dilekçesinde, dosyada husumetlerinin olmadığını iddia etmiştir.Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan davacı sıfatı (aktif husumet), yani davacı olma yetkisi de o hakkın sahibine ait olacaktır. Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek kişi ise, o hakka uymakla borçlu olan kişiye (davalı sıfatı, pasif husumet) ait olacaktır (Baki, Kuru: Medeni Usul El Kitabı, Ankara 2020, C.I, s. 332). Mahkemenin de taraflar arasındaki dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 27.01.2016 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 30.11.2021 tarihli ve ... Esas, ... Karar ve 24.02.2022 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.Somut uyuşmazlıkta, dava, davalı bankanın özen yükümlülüğüne aykırılık iddiasına dayalı açıldığından, davalının pasif taraf sıfatının bulunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin, pasif taraf sıfatı (husumet) yokluğuna ilişkin istinaf sebebi de yerinde değildir.Davalı vekili, yargılamaya konu olayda kusurlarının olmadığını belirterek, mahkemece haksız olarak kendilerine %50 kusur izafe edilip karar verilmesinin haksız olduğunu ileri sürmektedir.Belirtmek gerekir ki; Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir(BATTAL, Ahmet: Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara, 2001, s. 106) Bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren TBK 115/3 ve 116/3 maddeleri gereğince, bankaların hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır.6102 sayılı Kanun 18/2 maddesi gereğince; tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Ancak bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklılık arz etmektedir. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle birer itimat kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle koruma yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir (Yargıtay HGK, 2023/11-777 E, 2024/476 K).Dava konusu uyuşmazlıklarla ilgili olarak Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere, içinde bilişim uzmanın da olduğu bilirkişi heyetinden rapor alınmalıdır. Uyuşmazlığın niteliği de bu yönde bir bilirkişi heyeti oluşturulmasını gerekli kılmaktadır.İstinaf incelemesine konu dava dosyasında, görevsiz mahkemece, talimat yolu ile iki kişilik bilirkişi heyetinden raporlar (25/06/2018 tarihli kök rapor ve 15/06/2020 tarihli ek rapor) aldırılmış ve ek rapor gereği davalı bankanın % 50 kusurlu olduğu kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dosya kapsamında görevsiz mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarında, davacının internet bankacılığı şifresinin ve her bir EFT işlemi için davalı banka tarafından cep telefonuna gönderilen tek kullanımlık şifreleri dava dışı üçüncü şahıslara kendisinin verdiği belirtilmiştir. Yine görevsiz mahkemece, talimat yolu ile aldırılan bilirkişi raporlarından sonra, tekrar iki kişilik başka bir bilirkişi heyetinden de rapor aldırılmıştır. 04/12/2020 tarihli bu raporda da, bankanın, göndermiş olduğu kısa mesaj ile işlemin içeriği konusunda davacıyı yeteri kadar bilgilendirdiği, internet şubesine girilmesi için şifre gönderildiği, limit/yetki ayarlarının değiştirildiği, mobil şube için şifre temin edildiği gibi bilgiler açıkça mesaj içeriklerine yazıldığı, en önemlisi ise EFT yapılan kişi ismi ve EFT'nin tutarı her iki işlemde açıkça belirtildiği, bu hususta davalı bankanın gereken adımları uygulamış olduğu görüldüğü, davacı tarafından internet şubesi platformunun daha önce, hatta olay günü sabahı kullanıldığının görüldüğü, transferlerin yalnız 2 parçada ve farklı kişilere gönderilmiş olmasının, ayrıca hatalı şifre girişi kaydının izlenmiyor olması sebebi ile işlemlerin şüpheli işlem niteliği taşımadığı, bu yönde bankanın şüpheli işlem alarmı için güvenlik zafiyetinden bahsedilmesinin doğru olmayacağı hususları somut olarak belirtilmiştir.Tarafların görevsiz mahkemede yaptıkları usul işlemleri görevli mahkemede de geçerlidir ancak kural olarak görevsiz mahkemenin yaptığı usul işlemleri geçersizdir. Fakat, görevli mahkeme, görevsiz mahkemenin yapmış olduğu işlemleri, bunların tekrarlanması için bir sebep yoksa kararına esas alabilir(KURU, Baki/ARSLAN, Ramazan/ YILMAZ, Ejder., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Genişletilmiş 16. Baskı, Ders Kitabı, s. 156).Bu nedenle, kural olarak, mahkemece, görevsiz mahkemede alınan raporun değerlendirilmesi, hükme elverişli bulunan bir tanesinin hükme esas alınması usule aykırı değildir.İlk derece mahkemesinde, 15/06/2020 tarihli ek raporu hükme esas alınmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, bilirkişi rapor içeriklerinden, davacının güvenerek, internet şifresini vermiş olduğu, savcılık ifadesinde de bu yönde beyanı olduğu, davalı bankanın gereken adımları uygulamış olduğu görüldüğü, davacı tarafından internet şubesi platformunun daha önce, hatta olay günü sabahı kullanıldığının görüldüğü, transferlerin yalnız 2 parçada ve farklı kişilere gönderilmiş olmasının, ayrıca hatalı şifre girişi kaydının izlenmiyor olmasın sebebi ile işlemlerin şüpheli işlem niteliği taşımadığı, ek raporda davalıya kusur yüklenme sebebinin yeterli gerekçe içermediği, dosya kapsamına uygun olmadığı ve dosya kapsamına göre davacının uğradığı zarara davalı bankanın yasa, sözleşme, bankacılık uygulamaları ve objektif özen yükümlülüğüne aykırı herhangi bir davranışının sebep olmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2007/1049 Esas, 2008/6402 Karar), davalı bankanın kusurunun olmadığının kabulü ile ceza yargılaması sonucunun beklenmesine gerek olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekirken, ilk derece mahkemesince, davacının % 50 kusurlu olduğu kanaatiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 03/02/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,2-Davanın REDDİNE;A-Davacı tarafça yatırılan harçların mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan 262,40 TL'nin (615,40 TL - 353,00 TL) davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,B-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,C-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, 20.650,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,D-Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/05/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE, E- Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 176,33 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE, b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 85,10 TL posta masrafı, tebligat gideri olmak üzere toplam305,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi....