Trafik kazası sonucu meydana gelen sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde, Covid-19 pandemisi nedeniyle 7226 sayılı Kanun ile zamanaşımı sürelerinin durmasının itiraz hakem heyeti kararına temyiz değerlendirmesi.
Özet: Davacının, davalı sigorta şirketinin trafik poliçesiyle teminat altına aldığı aracın karıştığı kazada malul kalması sonucu talep ettiği sürekli iş göremezlik tazminatı davası, hakem heyetleri tarafından zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olup, davacı vekilinin bu kararı temyiz etmesi üzerine temyiz incelemesinde, başvuruların yapıldığı tarihler ile 7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca COVID-19 salgını döneminde dava ve başvuru sürelerinin durması ve uzaması hükümleri dikkate alınarak zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi gerekliliği incelenmektedir.
4. Hukuk Dairesi         2024/14649 E.  ,  2026/4969 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2024/531 D.İş - 2024/482 K.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortaladığı aracın, davacının yolcusu olduğu araca çarpması sonucunda 24.05.2015 tarihinde iki taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapılsa da davalı tarafça ödeme yapılmadığını beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 19.07.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin aynı zamanda davacının yolcusu olduğu aracı ZMSS poliçe ile teminat altına aldığını ve davacının bu poliçeye istinaden müvekkiline dava açtığını, davacının sunmuş olduğu maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre alınmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde olduğunu ve kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, müvekkilinin temerrüte düşmemiş olması nedeniyle faizden sorumlu olmadığını, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla kararın usul ve yasaya uygun olması nedeniyle itirazların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taleplerin zamanaşımına uğramadığını, arabuluculuk başvurusunun 23.05.2023 tarihinde yapıldığını, arabuluculuk son tutanağının 15 gün sonrasına kadar sürelerinin durduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının yolcusu olduğu araca çarpması suretiyle meydana gelen iki taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi;
“(1) ... salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;
a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.3.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,
b) 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22.3.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, itibaren 30.4.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.
(2) Aşağıdaki süreler bu maddenin kapsamı dışındadır:
a) Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri.
b) 5271 sayılı Kanunda düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler.
c) 6100 sayılı Kanunda düzenlenen ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlere ilişkin süreler.
(3) 2004 sayılı Kanun ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlar kapsamında;
a) İcra ve iflas daireleri tarafından mal ve haklara ilişkin olarak ilan ediliş olan satış gününün durma süresi içinde kalması halinde, bu mal veya haklar için durma süresinden sonra yeni bir talep aranmaksızın icra ve iflas dairelerince satış günü verilir. Bu durumda satış ilanı sadece elektronik ortamda yapılır ve ilan için ücret alınmaz.
b) Durma süresi içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilir ve taraflardan biri, diğer tarafın lehine olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir.
c) Konkordato mühletinin alacaklı ve borçlu bakımından sonuçları, durma süresince devam eder,
ç) İcra ve iflas hizmetlerinin aksamaması için gerekli olan diğer tedbirler alınır.
(4) Durma süresince duruşmaların ve müzakerelerin ertelenmesi de dahil olmak üzere alınması gereken diğer tüm tedbirler ile buna ilişkin usul ve esasları;
a) Yargıtay ve Danıştay bakımından ilgili Başkanlar Kurulu,
b) İlk derece adli ve idari yargı mercileri ile bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri bakımından Hâkimler ve Savcılar Kurulu,
c) Adalet hizmetleri bakımından Adalet Bakanlığı, belirler" şeklindedir.
Maddede belirtilen sürelerin 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatılmasına dair 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı 30.04.2020 tarihli Resmi Gazede yayınlanarak yürürlüğe girmiş olup, kararın ilgili bölümü şöyledir:
“Madde 1- (1) Covid – 19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla; 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin 1 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 1.5.2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15.6.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığının yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır.”
Yukarıdaki açıklandığı şekilde, 7226 Sayılı Kanunla yapılan düzenleme ve bu Kanun kapsamında Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılan süre uzatımı ile 13.03.20 20... .06.2020 tarihleri (bu günler dahil) arasında zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri ile aynı Kanunda sayılan diğer süreler durdurulmuştur. Bunun diğer anlamı, arada geçen süreler, asıl sürelere eklenecektir. Bu arada geçen süre 95 gün olduğundan zamanaşımı ve hak düşürücü süreler hesaplanırken, süre başlangıcına bu 95 gün de eklenerek sürenin dolduğu tarih belirlenecektir.
Somut olayda; dava konusu trafik kazası 24.05.2015 tarihinde meydana gelmiş, davacı vekili tarafından 14.08.2023 tarihinde tahkime başvurulmuştur. Davaya konu trafik kazası sonucunda davacı yaralanmış olup bu eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğu 24.05.2023 tarihine 95 gün eklendiğinde sürenin bitimi 28.08.2023 tarihi olacaktır. Bu hâle göre tahkime başvuru tarihi itibariyle 2918 sayılı Kanun'un 109. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
29.04.2026 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; ve özellikle, suç ve ceza için kanunlarda düzenlenen sürelerin ... nedeniyle uzayan süreler kapsamında olmamasına, 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde dava açılmadığından zamanaşımının gerçekleşmiş olmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.