Kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davasında, zorunlu arabuluculuk son tutanağının dava tarihinden sonra düzenlenmesi nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi kararı.
Özet: Davacının, banka hesabına ait 4.000.000 TL bedelli bir çekin kendi rızası ve geçerli bir ticari ilişki dışında tedavüle çıkarıldığı, üzerindeki ciro ve imzanın sahte olduğunu iddia ederek bu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği menfi tespit davasında mahkeme, kıymetli evraktan kaynaklanan bu tür davalarda zorunlu arabuluculuk dava şartı bulunduğunu, her ne kadar arabulucuya başvurulmuşsa da anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın dava açılış tarihinden sonra düzenlenmesi ve bu haliyle dava şartı eksikliği oluşturması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.

T.C.

İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1914 Esas
KARAR NO : 2026/806
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/09/2026
KARAR TARİHİ : 25/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; dava konusu müvekkil şirkete ait... Bankası ... Şubesi nezdindeki çek hesabına bağlı, ... seri numaralı, 05/08/2026 tarihli ve 4.000.000-TL bedelli çekin müvekkillerin serbest ve gerçek iradelerine dayalı, geçerli bir ticari münasebet karşılığında tedavüle çıkarılmadığını, müvekkil gerçek kişiye izafe olunan ciro, imza ve devir iradesinin kendisine ait bulunmadığını, müvekkillere ait çek koçanlarının işyeri bünyesinden bilgi ve rıza haricinde çıkarıldığını, belirterek müvekkillerinin dava konusu bu çek yönünden borçlu olmadıklarının tespitine kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında ve yapılan değişiklik sonucu menfi tespit ve istirdat davaları yönünden dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi; " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. " şeklindedir.
Yine 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi hukmü ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindedir.
"...Davacı tarafça sunulan tutanağa göre anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak düzenlenmeden dava açıldığı açık olduğundan 6325 sayılı kanunun 18/A-2. Fıkrasının birinci cümlesinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının bu yönlere ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir." İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi, ... Esas,... Karar.
Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup somut olayda arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın dava tarihinden sonra düzenlendiği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; talep tarihinin 18/08/2026 olduğu, ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından dosyanın mahkememize gönderilmesi üzerine esas dava açılış tarihinin 02/09/2026 tarihi olduğu, mahkememizce arabuluculuk son tutanağının sunulması için 1 haftalık kesin süre verilmişse de arabuluculuk son tutanak tarihinin 18/09/2026 tarihi olduğu, buna göre dava tarihinden önce arabuluculuk son tutanağının düzenlenmemiş olduğu, TTK’nın 5/A ve 6325 SK'nun 18/A maddesi 2.bendi son cümlesi uyarınca somut olayda; davacı tarafça dava açılmadan önce özel dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığı, dava konusu uyuşmazlığın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, buna ilişkin davaların zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğu ve dava şartı olarak kabul edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, bu nedenle işbu dosyada dava tarihi itibariyle arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığı anlaşılmakla davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere;
1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00TL ilam harcı ile 732,00-TL başvuru harcının davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.. 25/09/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır