Konya Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari ilişkiden kaynaklanan menfi tespit davasında çekin bedelsizliği ve mal teslimatı ihtilafına dair gerekçeli kararı.
Özet: Davacı şirket, ticari bir anlaşma uyarınca davalıya teslim ettiği 500.000 TLlik çekin, anlaşılan malların teslim edilmemesi üzerine bedelsiz kaldığı iddiasıyla borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açmış ve ihtiyati tedbir talep etmiştir; davalı ise malların eksiksiz teslim edildiğini ve davacının kötü niyetli olduğunu savunurken, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalı defterlerinin incelenemediği, davacı kayıtlarında çeke dair herhangi bir kayıt bulunmadığı ve faturalanan ticari ilişkinin iade faturasıyla davacı nezdinde kapatıldığı tespit edilmiştir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO :KARAR NO :HAKİM :... ... KATİP :... ...DAVACI :... - ... VEKİLİ :Av. ... -DAVALI :DAVA :Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ :KARAR TARİHİ :GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH :Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı ... vekili dava dilekçesinden özetle; Davacı ile davalı taraf arasında yapılan anlaşma gereği 20LT HDPE Beyaz Bidon 1000gr maldan 6.000 prti halinde taraflarına teslimi karşılığında, keşidecisi davacı ve lehtarı davalı taraf olan,... Bankası ... Şubesi’ne ait, ... çek numaralı, 500.000,00 TL bedelli bir adet çek davalı tarafa teslim edildiğini, anılan sözleşme uyarınca, davalı taraf 07/03/2025 tarihinde fatura düzenlendiğini, 28/03/2025 tarihinde mallar teslim edilmeksizin işbu faturayı davacının iade ettiğini, davalı tarafa verilen çekin tamamen bedelsiz kaldığını, bu durumun mahkememizce yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile açıklığa kavuşacağını, şekil şartları bakımından tam ve geçerli olan ve fakat önemli bir kısmı, yukarıda açıklamaya çalıştıkları nedenlerle bedelsiz kalan söz konusu çekin, karşı tarafça takibe konması konusunda haklı endişeleri olduğunu, bu nedenle, haklarında herhangi bir takip açılmadan önce, işbu menfi tespit davasını açmak zorunluluğu doğduğunu, yasa gereğince, bu şekilde açılan menfi tespit davası açılacak icra takibini tek başına durdurmaya yeterli olmadığı veçhile, söz konusu çek bedelinin %15’inin taraflarınca teminat gösterilmesi karşılığında, ivedi olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, gösterecekleri teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı tarafa elden teslim edilen ... Bankası ... Şubesi’ne ait, ... çek numaralı, 500.000,00 TL bedelli, söz konusu çekin bedelsiz kaldığının tespiti ile karşı tarafa borçlu olmadıklarının tespitini, avukatlık ücreti ile mahkeme masraflarının karşı tarafa yükletilmesini, davalı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinden özetle; Sayın Mahkemenizin yukarıda numarası yazılı dosyası ile görülmekte olan davaya ilişkin tensip zaptı ve dava dilekçesi, davalı şirket tarafından tebellüğ olunmakla, yasal süresi içerisinde, dava dilekçesine karşı yazılı beyanlarını sunduklarını, davacı tarafın iddia ettiği hususlar, tamamen gerçek dışı olup, işbu davanın reddi gerektiğini, davalı ile davacı şirket arasında dava dilekçesinde belirtilen şekilde ticaret gerçekleşmiş olup belirtilen mallar eksiksiz şekilde davacı şirkete teslim edildiğini, davacı taraf tüm bu anlatılanları bilmesine rağmen hem dava dilekçesinde belirtilen malları teslim aldığını hem de kötü niyetli olarak iş bu davayı açtığını, mahkememize daha sonra sunacakları araç yükleme ve teslim belgesi incelendiğinde bu durum net biçimde ortaya çıkacağını, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak söz konusu davayı açtığını, sonuç olarak; davacı taraf ticari ilişkiye konu tüm malları eksiksiz şekilde teslim aldığını, davalı şirkete olan borcuna karşılık davaya konu çeki teslim ettiğini ancak davacı taraf bu gerçeği haksız yere kötü niyetli olarak inkar ettiğini, bu nedenle asıl kendisi kötü niyetli olan davacı tarafın davalı şirket hakkındaki kötü niyet iddiasını da kabul etmediklerini, davalı hakkında açılan bulunan işbu menfi tespit davasının reddini, davacı taraf kötü niyetli olduğundan davacı hakkında çek bedelinin %20 sinden aşağı olmamak kaydı ile davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmektedir.Mahkememizin ara kararı gereğince mali müşavir bilirkişisi ... ' dan alınan 27/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; mahkemece tarafımıza verilen görev çerçevesinde taraf defterlerinin incelenmesi gerektiğini ancak davalı taraf defterlerini sunmadığından inceleme ve tespit yapılamadığını, davacı tarafından mali Müşavir bilgileri verildiğinden, davacıya ait defter ve kayıtlarda inceleme yapıldığını, davacı şirket e-defter uygulamasına tabi olup, yevmiye ve büyük defterlerin e-defter beratları ve envanter defterinin noter tasdiki bulunduğunu, davacı taraf defterlerinde yapılan tespitlerin; davada davacı tarafın davalıya verdiği ve bedelsiz kaldığının tespiti istenen, 15.07.2025 keşide tarihli 0017523 nolu 500.000-TL tutarlı çek ile ilgili davacı defterlerinde kayıt bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari alışverişle ilgili olarak, davalı şirket tarafından düzenlenen 07.03.2025 tarihli 504.000-TL tutarlı fatura davacı kayıtlarında davalıya borç olarak kaydedildiğini, bu fatura ile aynı içerikte davalı tarafından davacıya düzenlenen 28.03.2025 tarihli iade faturası ile davalıya olan borç kapandığını, diğer bir deyişle 28.03.2025 tarihinde davacı/davalı borç alacak tutarı sıfırlandığını, bu durumda, davacı kayıtlarına göre, mal teslimine ilişkin düzenlendiği belirtilen çek konusuz kaldığını, davalı şirket defterleri ile ilgili bildirim yapmadığından, davacı şirket kayıtlarında yer alan; davalı tarafından düzenlenen fatura bu faturaya ilişkin davacı tarafından düzenlenen iade faturası ve çekle ilgili davalı defterlerinde bir tespit yapılamadığı, bu nedenle taraf kayıtlarının karşılaştırılması ve teyit durumu bilinmediğini, davalı tarafın defter ve kayıtlarına ulaşılması halinde bu tespit ve değerlendirmeler yapılabileceği şeklinde bilirkişi raporu düzenlediği anlaşılmıştır.Bilirkişi raporunun taraflara usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Dava; Menfi Tespit davasıdır.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili davalı aleyhine Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davası açmıştır. 2004 sayılı İİK'nın 72. Maddesinde; "(Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (1) (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. (1)Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.Kötüniyet şartları bakımından;İİK'nin 67/2. Maddesinde "... Takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine her iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red olunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata mahkum edilir." hükmü gereğince, itirazın iptali davasının alacaklı aleyhine sonuçlanması halinde borçlu lehine tazminata hükmedilecektir. Ancak bu tazminata hükmedilebilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir.Kötü Niyet Tazminatının Şartları;A)Alacaklının borçlu hakkında icra takibinde bulunması;B)Dava, davalı-borçlu lehine sonuçlanmalıdır; C) Davacı, takibinde haksız ve kötü niyetli olmalıdır; ( İtirazın iptali davasının reddi halinde, talep eden borçlu lehine tazminata hüküm verilebilmesi için, icra takibinin haksızlığı yanında, ayrıca kötü niyetli olduğunun da kanıtlanması gerekir... (. HD. 21/06/2006 T. ... )) Borçlu lehine tazminata hükmedebilmek için alacaklının takibinin haksız olması yeterli değildir. Davacı- alacaklının takibe geçmede ve itirazın iptali davası açıp yürütmekte kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gerekir.Alacaklının kötü niyetli olduğunu davalı borçlu ispat etmelidir. Davalı, davacı/alacaklının, takip ve dava konusu alacağın hiç doğmadığını veya sona erdiğini bilmesine ya da bilebilecek durumda olmasına rağmen takip başlatıldığı ve dava açtığını ispatlamalıdır. D)Davalı-Borçlu, talepte bulunmalıdır; borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için borçlunun tazminat talebinde bulunması gerekir. Davalı- borçlu bu talebini cevap veya cevaba cevap dilekçesinde ileri sürmek zorundadır. (HMK. M. 141) ( Yargıtay Üyesi ... ; İtirazın İptali, Menfi Tespit ve İstirdat, Tasarrufun İptali, İflas ve İflasın Ertelenmesi, Sıra Cetveline İtiraz Davaları, Genişletilmiş 4. Baskı) birlikte değerlendirildiğinde ,Mahkememizin ara kararı gereğince mali müşavir bilirkişisi ... ' dan alınan 27/02/2026 tarihli hükme esas alınan bilirkişi raporunda özetle; mahkemece tarafımıza verilen görev çerçevesinde taraf defterlerinin incelenmesi gerektiğini ancak davalı taraf defterlerini sunmadığından inceleme ve tespit yapılamadığını, davacı tarafından mali Müşavir bilgileri verildiğinden, davacıya ait defter ve kayıtlarda inceleme yapıldığını, davacı şirket e-defter uygulamasına tabi olup, yevmiye ve büyük defterlerin e-defter beratları ve envanter defterinin noter tasdiki bulunduğunu, davacı taraf defterlerinde yapılan tespitlerin; davada davacı tarafın davalıya verdiği ve bedelsiz kaldığının tespiti istenen, 15.07.2025 keşide tarihli ... nolu 500.000-TL tutarlı çek ile ilgili davacı defterlerinde kayıt bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari alışverişle ilgili olarak, davalı şirket tarafından düzenlenen 07.03.2025 tarihli 504.000-TL tutarlı fatura davacı kayıtlarında davalıya borç olarak kaydedildiğini, bu fatura ile aynı içerikte davalı tarafından davacıya düzenlenen 28.03.2025 tarihli iade faturası ile davalıya olan borç kapandığını, diğer bir deyişle 28.03.2025 tarihinde davacı/davalı borç alacak tutarı sıfırlandığını, bu durumda, davacı kayıtlarına göre, mal teslimine ilişkin düzenlendiği belirtilen çek konusuz kaldığını, davalı şirket defterleri ile ilgili bildirim yapmadığından, davacı şirket kayıtlarında yer alan; davalı tarafından düzenlenen fatura bu faturaya ilişkin davacı tarafından düzenlenen iade faturası ve çekle ilgili davalı defterlerinde bir tespit yapılamadığı, bu nedenle taraf kayıtlarının karşılaştırılması ve teyit durumu bilinmediğini, davalı tarafın defter ve kayıtlarına ulaşılması halinde bu tespit ve değerlendirmeler yapılabileceği şeklinde bilirkişi raporu düzenlediği anlaşılmıştır."Davalı yan, ön inceleme duruşmasının 2 nolu ara karanını yerine getirmekten kaçınmıştır.Ticari defterlerinin ibrazdan kaçınmıştır. Temel ilişkiye uygun fatura kesilmiştir. Bilirkişi raporu ile bu durum sabittir. Dolayısıyla temel ilişkiye dayalı verilen çekte karşılıksız kalmıştır."TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, tarafların iddia-savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Davacının, davasının KABULÜ ile dava konusu ... Bankası ... Şubesi’ne ait, ... çek numaralı, 500.000,00 TL bedelli bir adet çekten dolayı, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, -şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine, dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE1-Davacının, davasının KABULÜ ile dava konusu ... Bankası ... Şubesi’ne ait, ... çek numaralı, 500.000,00 TL bedelli bir adet çekten dolayı, davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Şartları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE,3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 34.155,00-TL harçtan dava başında yatırılan 8.538,75-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 25.616,25-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 80.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,5-Davacı tarafından yapılan sarfına mecbur kalınan ilk yargılama harcı olan 9.241,65-TL, ihtiyati tedbir talebi harcı 1.013,90-TL ile 5.142,50-TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 15.398,05-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,7-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 4.600,00-TL arabulucu ücretinin 6235 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince davalıdan alınarak Hazineye gelir KAYDINA,8-Tarafların dava başında yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/05/2026Katip ... Hakim ...