Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesince, marka başvurusu ve kurum kararlarının iptali davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir marka başvurusunun, başka bir şirkete ait önceki tescilli markalarla karıştırılma ihtimali gerekçesiyle kısmen reddedilmesi üzerine açılan iptal davasında, başvuru sahibi şirket kendi markasının ayırt edici görsel ve işitsel unsurlara sahip olduğunu, önceki markalarla benzerlik taşımadığını ve bu yönde kesinleşmiş mahkeme kararları bulunduğunu iddia ederken; davalı, başvuru markasının kendilerine ait tescilli markalarla benzerlik gösterdiğini ve kötü niyetli olduğunu savunmuş, ancak ilk derece mahkemesi, dava konusu marka ile davalı markaları arasında görsel/figüratif unsurlar açısından herhangi bir benzerlik bulunmadığına hükmetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/29 - 2026/8
T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/29 KARAR NO : 2026/8KARAR TARİHİ : 16/09/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 21/03/2024NUMARASI : 2022/201 2024/136DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av. Av. DAVALI : 1 -VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 -DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesince verilen 21/03/2024 tarih ve 2022/201 E. - 2024/136 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2016/05554 numaralı "..." ibareli marka için başvuruda bulunduğunu, davalı tarafından 2015 51774, 2015 51783, 2015 51786, 2015 51791, 2015 51795 sayılı ve "... ibareli markalar ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle yapılan itirazın MDB tarafından kabul edildiğini, akabinde karara itirazın dosyalandığını ve YİDK tarafından "Başvuru ile kısmi redde gerekçe olan markalar arasında kavramsal ve işitsel yönden güçlü bir benzerlik bulunduğu, ayrıca redde konu hizmetlerin de ret gerekçesi markaların tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetlerle aynı ya da benzer türden olduğu, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu" gerekçesiyle markalar yönünden kısmen iptal kararı verildiğini, dava konusu markada, öne çıkan şekil ve slogan unsurunun, davacının tanınan markasında olduğu gibi aynen alındığını, başvurusu yapılan markalarda şekil ve slogan unsurunun öne çıkartılarak kullanıldığını ve yeni markaları ile önceki tarihli tanınmış - tescilli markaları arasında bağlantı vurgulandığını ve seri markalar yaratıldığını, taraf markalarının bütün olarak farklılaştığını, markaların asli unsurlarının ve öne çıkan unsurlarının tamamen farklı olduğunu, davalı markalarının, büyük harf ve siyah beyaz renkte düz yazı ile tertip edildiğini, markalar arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını ve markaların karıştırılma ihtimalinin olmadığını, Yargıtay 11. H.D. tarafından eldeki dava konusu 2016/05554 sayılı "..." markası ile "..." ibareli muteriz markaların benzer olmadığı yönünde hüküm kurulduğunu, ayrıca markaların benzerlik taşımadığına ilişkin kesinleşmiş birçok mahkeme kararının bulunduğunu belirterek, 2016/05554 sayılı "..." marka başvurusu ile ilgili YİDK'nın 05/04/2022 tarihli ve 2022-M-3950 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2015 yılı içinde başvurduğu 2015/51774, 51783, 51786, 51791, 51795 sayılı işlemlerle, sırasıyla ''... '' ''... '', '' ... '', ''... '' ve ''... in'' ibareli markalarını tescil ettirdiğini, davacının ise bu markalarla benzer nitelik taşıyacak şekilde dava konusu başvuruyu yaptığını, söz konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin itirazları akabinde davacının Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/1105 Esas sayılı dosyasıyla müvekkile ait 2015/51774 sayılı ''.. '' markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiğini, ancak davanın reddedildiğini, bahsi geçen kararın istinaf edilmesi üzerine Gaziantep BAM 11. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedildiğini, dava dilekçesinde ye alan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararının konusunun YİDK'nın 556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesi kapsamında gerçekleştirilen yargılamaya ilişkin olduğunu, ne var ki eldeki davanın kapsamının 556 sayılı KHK'nın 8. ve 9. maddelerini içerdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİMahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, (mülga) 556 sayılı KHK'nın 8. maddesine, bilirkişi kurulu raporlarına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ve 2014/11-696 Esas, 2016/778 Karar sayılı kararına değinildikten sonra, davalı adına tescilli "...'' esas ibareli markaları ile davacının '...'' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı hususu irdelendiğinde, dava konusu marka ile davalı markaları arasında görsel/figüratif unsurlar itibariyle hiçbir benzerlik bulunmadığı, bununla birlikte markaların esas/ayırt edici unsurlarını oluşturan "..." ibareleri arasında gerek görsel, gerek fonetik benzerlik halinin bulunduğu, "..." esas unsurlu markalar ile davacının "..." ibareli markası karşılaştırıldığında kelime olarak birebir benzer olmadığı, ayniyet arz etmediği, ancak davalının "..." markasının dava konusu markada esas unsur olarak yer aldığı, her ne kadar davaya konu markada ... kelimesinin sonunda "toptan fiyatına perakende satış" slogan niteliğindeki ibareler ekli ise de bu eklentilerin davalı markaları ile benzerliği ortadan kaldırmadığı, dava konusu markanın davalı markası ile işaretsel benzerliği olduğu gibi telaffuzun da birbirine yakın olduğu, davalının markalarında anılan ibarenin esas unsur olarak eskiden süre gelen tescillerinin bulunduğu, dava konusu markada ise anılan ibareyi tali konuma düşürecek herhangi bir ek unsur yer almadığı ve markadaki "toptan fiyatına perakende satış" kelimesinin sloganın yapısı gereği bir reklam, tanıtım ve promosyon aracı olarak sıklıkla kullanılan ibareler konumunda bulunduğu, bu hali ile ayırt edicilik incelemesinde ilgili tüketici kesiminde marka algısı yaratma ihtimalinin zayıf olduğu, dolayısıyla çekişmeye konusu "" kelimesinin yeterli ayırt edici niteliği haiz olmadığı dikkate alandığında ortalama tüketicide yan unsur ya da slogan olarak algılanacağı ve kelimenin son ses olarak kullanımının da farklılık yaratmak adına yeterli bir ayırt edicilik katmayacağı, zira anılan ibarenin kavramsal olarak tescili talep ürünleri için vasıf bildirici bir özellik gösterdiği, diğer yandan her ne kadar davacı önceki tarihli tescilli markalarında kullanmış olduğu logonun birebir aynısını davaya konu markada kullanımış olsa da, bu kullanımın markada esas unsura ek olarak yer alan ''...'' ibaresinin geri planda kalmasını sağlamadığı, davalının "..." markaları ile davacının "..." esas unsurlu ibaresinin fonetik anlamda birebir aynı sesi veriyor olması göz önüne alındığında, tüketicinin anılan iki işaret arasında bağlantı kurmasının kaçınılmaz olduğu, ayrıca davaya konu markada, davacının daha önce birçok tescilli markasında kullanmış olduğu logo ve renkler yer alsa da uzun yıllardır tüketici algısında olarak anılan davacı markasının olarak algılanmayacağı, önceki tescillerinde '''' ibaresinin tümü büyük harflerden oluşan davacının, davaya konu markada ''...'' olarak oluşturduğu markada sadece harfini büyük olarak tasarladığı, devamında gelen "" ve "" harflerini küçük olarak tasarladığı, tüketici algısında davacının da iddia etmiş olduğu gibi her ne kadar şeklinde bir algı yaratmış ise de tüketiciler nezdinde mutlak surette "..." şeklinde algılanacağı yönünde net bir izlenim edinilmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki dava konusu markada "..." ibaresi tali nitelikte bir kullanıma da haiz olmayıp marka içerisinde bağımsız ayırt edici karakterini koruduğu, neticede taraf markaları arasındaki emtia benzerliği gözetildiğinde, emtialar arasındaki bu yakınlık düzeyinde işaretlerin birbirlerinden daha somut bir şekilde uzaklaşmış olması gerektiği, halbuki uyuşmazlık kapsamında karşılaştırılan markaların bu kriteri sağlamaktan oldukça uzak ve benzerlik düzeyleri son derece yüksek işaretlerden oluştuğu, davalı yanın seri marka yaratma alışkanlığının varlığı gözetildiğinde, dava konusu markanın da bu serinin devamı olarak algılanma ihtimalinin son derece kuvvetli olacağı, bu durumun ise tüketicinin iki marka arasında iktisadi ya da idari bir bağlantı olduğu yanılgısına kapılmasına neden olabileceği, karıştırılma ihtimalinin temelinde, makul orandaki ortalama tüketicilerin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu, dolayısıyla başvuru ile davalı markaları arasında başvuru kapsamından çıkarılan tüm emtialar açısından benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olacağı, bu itibarla dava konusu 2022-M-3950 sayılı YİDK kararının iptal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; "..." ibareli markanın davalı şirkete ait markalardan tamamen farklı olduğunu, başvuru konusu "..." ibareli markada öne çıkan şekil ve ilave kelime unsurlarının müvekkilin aynı sınıflarda tescilli, tüketiciler nezdinde tanınmış, davacı şirketçe özdeşleşmiş, ayırt ediciliği yüksek bir marka haline geldiğini, çok uzun yıllardan bu yana tescilli olan "" markasında olduğu gibi aynen kullanıldığını, yerel mahkeme gerekçesinde "dava konusu marka ile davalı markaları arasında görsel/figüratif unsurlar itibariyl hiçbir benzerlik bulunmadığı" hususunun açıkça ifade edildiğini, mutariz markaların büyük harf ve siyah beyaz renkte düz yazı ile tertip edildiğini, markalar arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını ve markaların karıştırılma ihtimalinin olmadığını, bilirkişi kurul raporunda yer alan "Port/İntarport" kararındaki temel ilkeler kapsamında değerlendirme yapıldığında, asıl unsurun markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimde, tümüne hakim olan görünüşte ve ayrıcalığı vurgulayan imajda aranması gerektiğini, tespit edilen asıl unsurun sözcükten ibaret olması durumunda ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği eklerin belirlenmesinin şart olduğunu, müvekkilin başvuru konusu markasındaki şekil ve ilave kelime unsurlarını aynen içeren önceki tarihli tanınmış "" ibareli markaları gözetildiğinde, başvuru konusu "..." ibareli markanın seri marka niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini, markalar arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını ve markaların karıştırılma ihtimalinin olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLARUyuşmazlık, davacının itirazının reddine ilişkin YİDK tarafından verilen 05/04/2022 tarihli ve 2022-M-3950 sayılı kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, marka ile ilgili YİDK'nın 05/04/2022 tarihli ve 2022-M-3950 sayılı kararının iptali talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.(1) Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi kurulu raporlarında yer alan açıklamalara ve bu kapsamda dava konusu marka başvurusu kapsamından çıkarılan 35. ve 37. sınıflardaki bir kısım hizmetlerin, davacı yanın önceki tarihli markaları muhtevasında yer alan mal ve hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişki içerisinde olduğunun, davalı yanın önceki tarihli markaları ile dava konusu markanın ortak olarak "..." ön sesini taşıdığının, taraf markalarının benzer bir sistematikle oluşturulduklarının, bununla birlikte davalı yanın "..." ibaresi üzerinden yarattığı seri markalarının var olduğunun, eldeki markanın görsel itibariyle "..." şeklinde algılanma ihtimalinin çok daha yüksek bulunduğunun, tüm bu unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde işaretler arasında görsel ve işitsel anlamda ortaya çıkan benzerlik düzeyinin, dava konusu markanın da davalı markalarının yeni bir serisi şeklinde algılanması sonucunu doğurabilecek nitelikte olduğunun, bu hali ile YİDK tarafından verilen 05/04/2022 tarihli ve 2022-M-3950 sayılı kararının iptali koşullarının meydana gelmediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.(2) Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına," karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi tabii olduğu gibi, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiş ve düzeltilerek onanmıştır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi kararları da bu yöndedir.HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/03/2024 tarih ve 2022/201 Esas - 2024/136 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine olacak biçimde karar verilemeyeceğinden ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,7-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının (varsa), hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,11-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 16/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/09/2026 Başkan Üye Üye Katip