İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, hafriyat döküm hizmetinden kaynaklanan alacak ve kamyon başı ücret anlaşmazlığına dair itirazın iptali davası hakkında kararı.
Özet: Davacının hafriyat sahasına dökülen malzemelerden kaynaklanan alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davası, taraflar arasındaki hafriyat döküm sözleşmelerinin kamyon adedi ve birim fiyatı konusundaki farklı yorumları ile sunulan faturalara yapılan itirazları içermekte olup, uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla mali müşavir ve hafriyat uzmanı bilirkişilerce yapılan incelemeler sonucunda çeşitli hesaplamaların sunulduğu bir hukuki süreci anlatmaktadır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1367
KARAR NO : 2026/1970
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/04/2026
NUMARASI : 2025/1201 Esas 2026/422 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 17/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından, davacıya ait hafriyat sahasına hafriyat dökümü sebebiyle oluşan davacı alacağının tahsili için İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2019/11061 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, % 20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki hafriyat sözleşmesinin iki adet birbirinin devamı olacak şekilde sözleşme yapıldığını, kamyon başı 40-TL'den 1.000 adet kamyon hafriyatı döküleceğinin kararlaştırıldığı, 11/08/2018 tarihli sözleşmenin davacı tarafça anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, kamyon başı 80-TL üzerinden yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, 40-TL üzerinden olan hafriyat bedelinin davacıya ödendiğini bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Delillerin toplanmasından sonra mahkememizin 15.09.2020 tarihli oturumunda mali müşavir bilirkişi incelemesine karar verilmiş, bilirkişi ibraz ettiği 16.11.2020 tarihli raporunda dosya kapsamı hakkında beyanda bulunduktan sonra sonuç olarak, davacının yasal defterlerinin incelenmesi neticesinde davacının işletme defterine tabi olduğu, işletme defierine tabi olduğundan cari hesap yönünden inceleme yapılamadığı, davacının yasal defterinde (Defter Beyan Sistemi) davalı yana düzenlemiş 18.06.2018 tarih ve A-40534 sıra no'lu 30.000-TL ile 23.07.2019 tarihli ve A-40055 sıra no'lu 224.786,00-TL tutarında olmak üzere toplam 254.786,00-TL turtarındaki faturaların defter beyan sisteminde kayıtlı olduğu, delil kabiliyetlerin mahkemenin takdirinde olduğu, dosya taraflar arasında yazılı Döküm Sahası Sözleşmesi ve 15.08.2018 tarihli ek sözleşmenin mevcut olduğu, Döküm Sahası Sözleşmesinin 4. maddesinde “İşin bedeli (KDV hariç) kamyon başı 40-TL olup 1000 kamyon olarak anlaşıldığı, 15.08.2018 tarihli Döküm Sahası Sözleşmesinin 4. maddesinde işin bedeli (KDV hariç) kamyon başı 80-TL olup 5000 adet kamyon olarak anlaşıldığının yazılı olduğu, davalının 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla delil kabiliyetlerin mahkemenin taktirinde olduğu, davalı adına davacı tarafından faturaların düzenlendiği, davacı tarafından süresi içerisinde noter aracılığı ile davalıya gönderildiği, davalı şirkette sunulmuş bir hizmet ve ticari alışverişin olmadığından bahisle düzenlenen faturalara süresi içerisinde noter aracılığı ile itiraz edilmiş ve yasal defterlerine kaydetmediğinin görüldüğü, mahkeme tarafından davacının alacaklı olduğu kararına varılır ise taraflar arasında Döküm Sahası Sözleşmesi ve 15.08.2018 tarihli ek sözleşmenin mevcut olduğu, her iki sözleşmede de uygulanacak faiz yönünden herhangi bir maddenin bulunmadığından Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse takip tarihinden itibaren (07.08.2019) Kanuni Faiz oranının yıllık % 9 olarak hesaplanması gerektiği, faizin infaz aşamasında hesaplanması gerektiği, davacının icra inkar tazminatı talebinin taktirinin mahkemede olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizin 15.04.2021 tarihli oturumunda hafriyat konusunda bilirkişide eklenerek ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler ibraz ettiği 23.06.2021 tarihli raporunda, davacının iddia ettiği 2699 kamyon hafriyat döküldüğü beyanı üzerinden yapılan hesaplamaya göre 215.920-TL + KDV (38.865,60-TL) olmak üzere toplam 254.785,60-TL olduğu, davalının iddiası olan 2047 adet kamyon hafriyat dökümü hesaplamasına göre 163.760,00-TL + KDV (29.476,80-TL) olmak üzere toplam 193.236,80-TL olduğu, dava dosyası içerisinde mevcut olan davalı yanın kestiği hafriyat fişleri sayıldığında 2260 adet kamyon hafriyat fişlerinin olduğu, yapılan hesaplamasına göre 180.800-TL+ KDV(32.544-TL) olmak üzere toplam 213.344-TL olduğu bildirilmiştir.
Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre; davalı tarafından, davacıya ait hafriyat sahasına hafriyat dökümü sebebiyle oluşan davacı alacağının tahsili için İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2019/11061 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep ve dava etmiş, alınan bilirkişi raporlarına göre ve davacı tarafın ibraz ettiği hafriyat fişleri esas alınarak davacının KDV dahil 213.344,00-TL alacağın oluştuğu, davalı ve davacı hafriyat fişlerinin sayısını farklı olarak belirtmiş iseler de bunu tevsik edici belgelerin mevcut olmadığını, davacının bizzat ibraz ettiği hafriyat fişlerinin esas alınmasının gerektiği, taraflar arasında hafriyat dökümü için 2 adet sözleşmenin yapıldığı, ... 2018 tarihinde yapılan sözleşmeye göre 1 adet kamyon hafriyat döküm bedelinin KDV hariç 40,00-TL olarak belirtilmiş ve kamyon sayısının 1000 adet olarak belirlenmiş olduğu, 15/08/2018 tarihli sözleşmede ise; kamyon başı hafriyat döküm bedelinin KDV hariç 80,00-TL kamyon adedinin 5.000 adet olarak belirtilmiş olduğu, davalı taraf 15/08/2018 tarihli sözleşmenin sonradan düzenlendiğini, 1. sözleşmenin devamı olduğunu belirtmiş ise de; her iki sözleşmede birbirinin devamı olduğunu gösteren delilin mevcut olmadığı, her iki sözleşmenin ayrı sözleşme olduğu ve 2. sözleşmede de tarafların imzasının mevcut olduğu anlaşıldığından hafriyat bedelinin tespitinde 2. sözleşmenin geçerli olduğu, davalı vekili hafriyat bedelini davacıya ödediklerini iddia ettiği, sonraki beyanında davacının annesi ...' a yaptıklarını belirtmişlerse de davacı vekili davalının iddiasını kabul etmediğini, ödemenin müvekkiline yapılmadığını bildirmiş olup, taraflar ticari iş yapmış olduklarından alacak ve borçlarının ifasını bizzat taraflarına yapmaları gerektiği, tarafların kabulünde olmayan ödemenin mahkememizce dikkate alınmasının söz konusu olmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkin kapsamı itibariyle oluşan alacak likit vasıflı olarak görüldüğünden;
Davanın kısmen kabulüne karar verildiği, taraf vekillerinin karara itiraz ederek, dosyanın İstinaf'a gönderildiği ve İzmir BAM 17. Hukuk Dairesinin 30/10/2025 Tarih 2022/1106 Esas, 2025/1848 Karar sayılı kararı ile ".... Davalı vekili tarafından sunulan 23/02/2021 tarihli beyan dilekçesinde " ..Davacı taraf müvekkille sözlü olarak annesi olan ... hesabına bu ödemelerin yapılacağını bildirmesi üzerine bu ödemeler yapılmıştır. Kaldı ki müvekkil ile .... arasında başkaca bir alacak-borç konusu bulunmamaktadır. Davacı taraf müvekkile "vergi ödememek için annem olan .... hesabına ödeme yapın" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemenin takdiri halinde bu hususta yemine deliline başvuruyoruz. Davacı taraf 08/05/2018 tarihli tahsilat makbuzunu da ticari defterlerine işlememiştir. Fakat bu çeki tahsil etmiştir.." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Davalı vekili tarafından sunulan 20/12/202 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde "..Müvekkil, dökülmüş olan her kamyon hafriyattan sonra, davacıya döküm yaptığı kadar bedeli ödemiş olup, müvekkilce yapılan ödemelerden kaç kamyon döküldüğü ve ne kadar ödendiği banka dökümleri ve kamyon döküm karşılığı verilen fişlerden sayın bilirkişice sunmuş olduğumuz belgeler doğrultusunda tespit edilebilecektir. Müvekkilin yapmış olduğu ödemelere ilişkin Banka dökümleri ve ilgili diğer belgeler cevap dilekçemizin ekinde sunulmuştur. Sayın bilirkişice bahsetmiş olduğumuz beyanlar ve banka dökümleri doğrultusunda yapmış olduğumuz tüm ödemelerin hesaplanarak ve dosyaya dahil edilerek rapor düzenlenmesini talep ediyoruz.." şeklinde itirazda bulunmuştur.
Bu açıklamalar uyarınca mahkemece; davalı vekilince cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, yapılan ikinci sözleşmenin iradesine aykırı olarak doldurulduğu ve ödeme iddiasında bulunması nedeniyle ispat yükü kendisinde olan davalının hükmedilen alacak bölümü kapsamında karşı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 355 ve 353/a-6 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına..." şeklinde karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği ve mahkememizin 2025/1201 Esasına alarak yargılamaya devam olunmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin kaldırma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam edilmiş, davalı vekiline delil listesinde yer alan yemin delili doğrultusunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, davalı vekili tarafından sunulan usulüne uygun yemin metninin davacı tarafça eda edildiği, davacının "Taraflar arasında yoğurtçular mahallesi sınırları içerisinde bulunan tarla vasıflı taşınmazların hafriyat işleri için birbirinin devamı olan iki adet sözleşme akdedilmediğine, ikinci sözleşmenin dava konusu 15/08/2018 tarihli sözleşme olmadığa, 15/08/2018 tarihli sözleşmenin içeriğini tek taraflı doldurmadığıma, yapılan iş karşılığı ücretlerin annem ....'un banka hesabına ödenmesini davalı taraftan talep etmediğime, 20.000-TL bedelli 29/12/2018 tarihli ...'a ait çek vasıtasıyla ve bakiyenin de annem ....'un banka hesabına ödenmek suretiyle tahsil etmediğime namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum" şeklinde yemin ettiği göz önüne alınarak kaldırma ilamı öncesinde yer alan aynı gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile, davalının İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2019/11061 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 213.344-TL asıl alacak üzerinden ve icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık % 9 faiz uygulanmak suretiyle devamına, hüküm altına alınan itirazlı alacak üzerinden taktir olunan % 20 (42.669-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir," gerekçesi ile;
"1-Davanın kısmen kabulü ile, davalının İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2019/11061 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 213.344-TL asıl alacak üzerinden ve icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık % 9 faiz uygulanmak suretiyle devamına,
Hüküm altına alınan itirazlı alacak üzerinden taktir olunan % 20 (42.669-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ait istemin reddine,"şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması öncesi ve sonrası yazılı ve sözlü tüm beyanları, sunmuş oldukları deliller, bilirkişi raporları ile taleplerinin dikkate alınmaksızın ve gerekçelendirilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile müvekkilinin haklarının eksik şekilde kavuşmasına neden olan bir hüküm kurulduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında hüküm kurmaya elverişli gördüğü sözleşmenin davacı tarafça sonradan kötü niyetli olarak doldurulduğunu, bu sözleşmede düzenlenen 1000 adet kamyon hafriyat dökümünün gerçekleştiği için yeni kamyon sayısının belirlenip ona göre dökümünün yapılması amacıyla aynı şartlarla sözleşmenin taraflarca yenilendiğini, ancak müvekkilinin kaç kamyon hafriyat dökümü yapacağının henüz netleşmemiş olduğundan yapılan sözleşmede kaç adet kamyon döküleceğinin belirtilmediğini, miktar olarak da önceki sözleşmenin devamı niteliğinde olduğundan aynı bedelde, yani 40-TL üzerinden anlaşıldığını bu kısımın da yine boş bırakıldığını, yine her iki sözleşmenin de maktu sözleşmeler olup tarih kısımlarının da yazılmadığını, sözleşmeler incelendiğinde davacının sunduğu sözleşmenin, tarafların iradelerine aykırı olarak, davacı tarafça sonradan düzenlendiğinin ortaya çıktığını, yerel mahkemeye sunmuş oldukları 08/05/2018 tarihli makbuzda davacı .... imzasına....a ait 29/12/2018 tarihli ve 20.000-TL bedelli çek ödemesi olduğunun ortada olduğunu, bu ödemenin dışında, davacının ödeme yapılmasını istediği annesi ....'un banka hesabına müvekkili firma tarafından düzenli olarak "Hafriyat Döküm Bedeli" açıklaması ile sürekli ödemelerin yapıldığını, yine davacı müvekkili firmadan toplam 254.786,00-TL olduğunu iddia ettiğini, ancak buna ilişkin olarak önce 18/06/2019 tarihli 30.000-TL'lik daha sonra ise 23/07/2019 tarihli 224.786,00-TL'lik ayrı ayrı faturalar kestiğini ve müvekkili firmaya ayrı ayrı gönderdiğini, faturaları neden dolayı ayrı ayrı düzenleyerek müvekkili firmaya gönderdiğinin de yine taraflarınca anlaşılamadığını, iddia edilen hususların hiç birisinin, gerçeği yansıtmadığından, manevi tazminatın kısmen kabulü olduğundan, davacı taraf lehine sebepsiz yere ve hakkaniyete tamamen aykırı bir hüküm tesis edildiğini, yerel mahkemece yargılamaya konu ödemler ilişkilendirilmeksizin eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, yerel mahkemece dosya kapsamında bildirdikleri tanıklarının dinlenilmediğini, bu sebeple tanık beyanları hüküm verilirken değerlendirilemediğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, faturadan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İmza, metin yazılmadan önce, tamamen veya kısmen boş kâğıda atılmış olsa da (beyaza imza) geçerlidir. Bu aşamada sözleşmenin geçerli olacağı hususunda duraksama olmamalıdır.Senede karşı ileri sürülen hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Senede karşı senetle ispat zorunluğu da, 290. maddede açıkça yazılı olduğu gibi, ancak ispat edilecek iddianın hukuki işlem olması halinde uygulanır. Buna karşılık, senede karşı ileri sürülen iddia (savunma) bir hukuki fiil ise, bu hukuki fiil tanıkla ispat olunabilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. Baskı, s. 2325).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/3-619 esas, 2018/919 karar sayılı emsal kararında "Beyaza imza atan kimse karşı tarafın anlaşmaya uygun olarak daha önceden belirlenen esaslara göre senet metninin oluşturulacağı konusunda bir güvene sahiptir ve senet metnindeki borç kapsamından sorumludur. Bu sorumluluk beyaza imza atan kimsenin sözleşme metnindeki ifadelerin kendi iradesinin ürünü olmadığını ispat yükünü üzerine alması suretiyle tezahür eder. Ancak böyle bir iddia ile senedin hüküm ve kuvveti azalacağından Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 201. (HUMK'nın 290.) maddesi çerçevesinde bu iddianın kesin delille ispat gerekir.
Hukukun amacının maddi gerçeğe ulaşmak olduğu şüphesizdir. Ne var ki bu amacın sağlanmasında hâkimin izleyeceği yol kanun koyucu tarafından sübjektiflikten olabildiğince uzaklaşmış usul hükümleri ile çizilmiş olup, aksi düşünce ile verilecek kararlar uygulayıcı elinde değişkenlik göstererek hukuk güvenliğini ortadan kaldıracaktır. Somut uyuşmazlıkta da davalı açığa attığı imzanın kötüye kullanıldığı savunmasını, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, ispata yeter güçte belge sunamamıştır." şeklinde karar verilmiştir.
Yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup, kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır.
Davacı tarafça, aralarındaki sözleşme kapsamında hafriyat dökümü sebebiyle oluşan alacağının bulunduğu, davalının söz konusu işe ait faturalarda belirtilen borcunu ödememesi üzerine İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2019/11061 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde 11/08/2018 tarihli sözleşmenin davacı tarafça anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, kamyon başı 80-TL üzerinden yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, 40-TL üzerinden olan hafriyat bedelinin davacıya ödendiğini, borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece, Dairemiz kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, yapılan ikinci sözleşmenin iradesine aykırı olarak doldurulduğu ve ödeme iddiasında bulunması nedeniyle ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını diğer deliller ve yemin ile de kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/04/2026 tarih, 2025/1201 Esas ve 2026/422 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 14.573,52-TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 3.643,38 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 10.930,14 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/09/2026