Yargıtay 8. Ceza Dairesi, kanun yararına bozma ile belirlenen infazın aleyhe sonuç doğurmama ilkesine uygunluğunu sorgulayan Başsavcılık itirazını reddetti.
Özet: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, hatalı uyarlama sonucunda verilen ve hükümlü lehine sonuç doğuran kanun yararına bozma kararında "aleyhe sonuç doğurmama" ilkesinin uygulanmaması gerektiğini ileri sürerek itiraz etmiş; ancak bu itiraz, seri muhakeme usulü kapsamında verilen indirimlerin uyarlama değil muhakeme süreci olduğu ve kanun yararına bozmanın sanık aleyhine sonuç doğuramayacağı ilkesi gözetilerek reddedilmiş, böylece infazın hükümlü lehine olan ceza üzerinden yapılması kararı onanmıştır.
8. Ceza Dairesi         2026/1844 E.  ,  2026/9315 K.
"İçtihat Metni"

KARAR : Mahkumiyet

İTİRAZA KONU KARAR : Kanun yararına bozma, cezanın kaldırılması ve infazın 5 ay hapis ve 240,00 TL adli para cezası üzerinden yapılması
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : "Aleyhe sonuç doğurmama" ilkesinin uygulanamayacağı gözetilerek kanun yararına bozulmasına karar verilmesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 11.12.2025 tarihli ve 2025/7730 Esas, 2025/10542 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2026 tarihli ve 2025/87276 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Kanun yararına bozma istemine konu kararın, kesin hükümde değişiklik oluşturan yeni hüküm, bir başka deyişle uyarlama sonucu verilen karar olması nedeniyle infaz aşamasında verilen bu hüküm yönünden “aleyhe sonuç doğurmama ilkesi” geçerli olmayacağı, “aleyhe sonuç doğurmama ilkesi"nin uygulanamayacağı gözetilerek, 5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
1. Dairemizin 11.12.2025 tarihli ve 2025/7730 Esas, 2025/10542 Karar sayılı kararı ile hükümlünün mahkûmiyetine konu suçun, 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi gereğince seri muhakeme usulüne tabi olduğu, Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.05.2019 tarihli, 6136 sayılı Kanun'un 13/1, 62, 52/2. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 08.04.2021 tarihli kararı ile hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile kesinleştiği, Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararının 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, anılan kararın kovuşturma evresinin ise iptal kararı yürürlüğe girmeden sona erdiği ve iptal kararının yürürlüğe girmesinden önce Mahkemesince karar verilip kesinleştirildiği anlaşılmakla, yürürlük tarihinden önce hükme bağlanmış kararlar hakkında yeniden uyarlama yargılaması yapılamayacağı gözetilmeden, önceki mahkumiyet hükmünün ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulması, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüş ve 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, hükümlü hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın kaldırılmasına, ancak kanun yararına bozma hükümlü aleyhine tesir edemeyeceğinden mahkemenin 30.05.2019 tarihli kararı ile hükmolunan cezaya ilişkin infazın 5 ay hapis ve 240,00 TL adli para cezası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine yeniden yapılan incelemede;
Öncelikle belirtmek gerekir ki, kanun yararına bozma, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olduğundan kanun yararının gözetildiği, bu husus daha baştan itibaren kurumun adında belirtildiğinden bu denetim yolunda sanık aleyhine sonuç doğmaması gerektiği, bununla birlikte sanık lehine sonuç doğurma imkânı olan hallerde bundan sanığı da yararlandırmanın adalet düşüncesinin bir gereği olduğu bilinmektedir.
Kanun yararına bozma istemine konu dava dosyasında, Mahkemenin kovuşturmaya yer olmadığı kararından sonra duruşma açmaksızın yapmış olduğu yargılama şeklen her ne kadar infaz yargılaması olarak gözüküyor olsa da, bu yargılamanın özü itibariyle seri muhakeme usulünün uygulanmasına ilişkin olup bu muhakeme usulüne ilişkin sürecin takip edildiği ve sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250/4. maddesi uyarınca yapılan indirimin de uyarlama yargılaması veya lehe kanun ilkesinden kaynaklanan bir indirim olmayıp ''seri muhakeme usulünün uygulanmasından kaynaklandığı'' nazara alındığında Dairemizin, kanun yararına bozmanın aleyhe tesir edemeyeceği belirtilerek infazın, Mahkemenin 10.01.2023 tarihli, kanun yararına bozulan hükmünde belirtilen ceza üzerinden yapılmasına dair kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 11.12.2025 tarihli ve 2025/7730 Esas, 2025/10542 Karar sayılı kanun yararına bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.06.2026 tarihinde karar verildi.