İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ticari satıştan kaynaklı alacak davasında, itirazın iptali arabuluculuk tutanağının alacak davası için dava şartını karşılamaması değerlendirilmesi.
Özet: Davacı, ticari ilişki kapsamında davalıya satılan ürünlerin bedeli olan alacağın tahsili için dava açmış, davalı e-faturalara itiraz etmemiştir; ancak mahkeme, açılan bu alacak davası için zorunlu olan arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, zira davacının sunduğu arabuluculuk tutanağının, genel alacak davasından hukuki nitelik ve sonuçları itibarıyla farklı olan itirazın iptali davasına ilişkin olduğunu belirterek, bu arabuluculuğun mevcut dava için yeterli olmadığını kabul etmiştir.

T.C.
İSTANBUL1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2026/1200 EsasKARAR NO : 2026/838DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 12/06/2026KARAR TARİHİ : 28/09/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: "Müvekkil tarafından davalıya aralarındaki ticari ilişki nedeniyle inşaat demiri, ... gibi ürünler satılmış, davalı tarafından borçlar ödenmemiştir. Taraflar arasında inşaat demiri, saten rulo gibi malların satışı konusunda anlaşılmış, bu satışa ilişkin 30.01.2026 tarihli ... numaralı fatura, 27.02.2026 tarihli ... numaralı fatura, 27.02.2026 tarihli ... numaralı fatura, 05.03.2026 tarihli ... numaralı fatura, 06.01.2026 tarihli ... numaralı fatura düzenlenmiş, davalıya tebliğ edilmiştir.Davalıya ürünlerin satışının yapıldığı, faturaların tebliğ edildiği ve fatura içeriğine davalı tarafından itiraz edilmediği açıktır. Düzenlenen faturalar e-fatura olduğundan fatura içeriğine itiraz edilmemesi fatura içeriğinin kabul edildiğini göstermektedir. Faturalar elektronik ortamda davalıya tebliğ edilmiştir. Bu durumda davanın TTK.m.21/2 hükmü gereğince kabul edilmesi gerekir. E-faturalar davalıya GİB sistemi üzerinden tebliğ edilmiştir. Tebliğ için bu yeterlidir.Yukarıda sunduğumuz Yargıtay ilamından da görüldüğü üzere taraflar arasındaki ticari ilişki nezdinde davalıya faturalar GİB sistemi üzerinden tebliğ edilmiş, davalı fatura içeriğine itiraz etmemiştir. Müvekkilin davalıdan alacaklı olduğu açıktır. Gerekirse bu hususta tarafların ticari defterlerinin incelenmesini de talep ederiz. Yapılan arabuluculuk başvurusuna rağmen taraflar anlaşamamış, işbu davayı açmak zaruretimiz hasıl olmuştur." denmiştir. Davalı tarafın usulüne uygun tebligatta rağmen dosyamıza herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldı. KARARIN HUKUKİ GEREKÇELERİ:6102 sayılı Kanun'un dava şartı zorunlu arabuluculuğa ilişkin 5/a maddesi şu şekildedir:"Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."İlgili hükümden görülebileceği üzere istirdat davalarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerekmektedir. Davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan taraflar arasındaki arabuluculuk anlaşamama son tutanağı incelendiğinde; arabuluculuk görüşmelerinin "... 12. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyasına yapılan İtirazın İptali, İcra İnkar Tazminatı, Faiz, Masraf ve Vekalet Ücreti Talebi" hakkında yapıldığı anlaşılmaktadır.Mahkememiz nezdinde davacı tarafından açılan dava ise kısmi alacak davası olarak açılmış olup, davacı tarafından Mahkememize sunulan beyan dilekçesinde itirazın iptali için yapılan arabuluculuk görüşmesi ve icra takibinin işbu davada talep edilen cari hesap alacağı ile aynı olduğu bu nedenle söz konusu arabuluculuk tutanağının işbu davada dava şartının yerine getirilmesi bakımından esas alınması talep edilmiştir. Bilindiği üzere itirazın iptali davası 2004 sayılı Kanun'un 67. Maddesi kapsamında düzenlenen takip hukukuna özgü bir dava niteliğinde olup, alacak davası ise 6098 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun kapsamında genel hükümlere tabi bir davadır. Alacak davasında verilen hüküm icra dosyasında itirazın iptalini sağlayarak takibin devamına olanak sağlamadığı gibi, itirazın iptali hükmü ile de ilamlı icra takibi yapılarak alacak talebinde bulunulamayacaktır.Yine 2004 sayılı Kanun'un 67. Maddesi gereğince itirazın iptali neticesinde davacı alacaklı ve davalı borçlu lehine icra takip hukukundan kaynaklanan icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatının tahsili gündeme gelebilecek olup, alacak davasında ise bu nitelikte tazminatlar söz konusu değildir.Yine itirazın iptaline dair dava yönünden yapılan arabuluculuk görüşmesinde alacaklı tarafın icra takip masrafları, icra vekalet ücreti, icra inkar tazminatı gibi talepleri yönünden borçlunun söz konusu ferileri ödememek için anlaşmama iradesinin söz konusu olabileceği ancak alacak davasında bu alacak ferilerinin söz konusu olmaması nedeniyle arabuluculuk sürecinde anlaşma veya anlaşamama zemininin daha farklı olabileceği, arabuluculuk süreci ve tutanakların gizli olması nedeniyle arabuluculuk aşamasında tarafların talep ve anlaşamamalarına yönelik temelin Mahkemece bilinmesinin mümkün olmadığı gibi bu nedenle itirazın iptaline ilişkin yapılan arabulucuk görüşmeleri ve anlaşamamanın alacak davası yönünden söz konusu olmayabileceği ve borçlunun iradesinin değişebileceği gibi alacak davasında icra takip masraflarının olmaması gözetildiğinde borçlunun anlaşma iradesinin de alacak davası ile itirazın iptali davasında aynı hususları yansıtmadığı dolayısıyla itirazın iptali yönünden yapılan arabuluculuk sürecinin ve arabuluculuk tutanağının alacak davasında dava şartının yerine getirildiği anlamını taşımayacağı değerlendirilmiştir.Bir diğer değerlendirilmesi gereken husus ise; itirazın iptali davasının yukarıda belirtildiği üzere icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir dava şekli olduğu ve itirazın iptali davasının da icra takibine bağlı olduğu hususudur. Örneğin icra takibinin kamu düzenine aykırılık içermesi (alacağına TL karşılığı gösterilmeden döviz alacağı takibi başlatılması) veya yetkisiz icra dairesinde takip başlatılması hallerinde bu durumun itirazın iptali davasında Mahkemece gözetileceği ve itirazın iptali davasının reddine karar verilebileceği açıktır. Bu kapsamda davalı borçlunun icra takibinin kamu düzenine aykırılık içermesi veya yetkisiz icra dairesinde takip başlatılması nedeniyle itirazın iptali davasının kendi lehine sonuçlanacağını düşündüğü durumlarda da davalı borçlunun itirazın iptali davası yönünden anlaşmama iradesini taşımasının doğal olduğu, buna karşılık alacak davası yönünden ise borçlunun tutum ve iradesinin farklı olabileceği dolayısıyla itirazın iptaline davasına yönelik arabuluculuk sürecinde oluşan iradenin alacak davası ile aynı olmayacağı açıktır. Bir diğer değerlendirilmesi gereken nokta ise yargılama giderlerinden olan arabuluculuk ücretidir. Örneğin itirazın iptali davasına ilişkin yürütülen bir arabuluculuk sonucunda açılan itirazın iptali davasında icra takibinin kamu düzenine aykırılık içermesi (alacağına TL karşılığı gösterilmeden döviz alacağı takibi başlatılması) veya yetkisiz icra dairesinde takip başlatılması hallerinde davanın davalı borçlu lehine neticelenmesi ve itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi halinde arabuluculuk ücretinin davacı alacaklıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, eldeki davadaki gibi itirazın iptali davasına ilişkin olarak yapılan bir arabuluculuk süreci sonucunda takip ile bağlı olmaksızın eldeki gibi bir alacak davası açılması ve davanın alacak yönünden karara bağlanması noktasında davacının davasının kabul edilmesi halinde itirazın iptali talebine ilişkin yapılan ve sonrasında aynı tutanak ile itirazın iptali davası yerine alacak davası açılması halinde arabuluculuk ücreti davalı borçluya yüklenecek olup aynı koşullar altında farklı sonuçların ortaya çıkması kabul edilebilir değildir. Dolayısıyla itirazın iptali davasının icra takibine ve 2004 sayılı Kanun'da belirtilen düzenlemelere tabi olması nedeniyle takip hukukundan kaynaklanan kuralların da gözetilmesinin gerektiği itirazın iptali davası ve alacak davasının birbirinin tam olarak ikamesi olduğu ve birbirlerinin yerini tutabileceği söylenemeyecektir.Nitekim itirazın iptali davasının ayrı bir hak düşürücü süresi de bulunmakta olup, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davalı borçlunun itirazın iptali davası yönünden yapılan arabuluculuk başvurusu ve görüşme sürecinde anlaşmama iradesinin olabileceği de ayrıca değerlendirilmelidir.Yine itirazın iptali davasının takip talebi ve dayanak belgelere bağlılığı ve takip talebinde dayanılmayan ve sunulmayan belgelerin alacak davasında ileri sürülemeyeceği gözetildiğinde de takip talebi ve dayanak belgelere göre kendisinin haklı olduğu görüşünde olan davalı borçlunun arabuluculuk sürecindeki tutumu ile alacak davası yönünden tutum ve iradesinin farklı olabileceği gibi dava sonuçlarının da farklı olabileceği izahtan varestedir. Dolayısıyla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı ve davalı arasında takibe bağlı olarak "... 12. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yapılan İtirazın İptali, İcra İnkar Tazminatı, Faiz, Masraf ve Vekalet Ücreti Talebi" hakkında yapılan ve anlaşamama ile sonuçlanan arabuluculuk sürecinin eldeki alacak davası yönünden dava şartının yerine getirilmesini sağlamayacağı, itirazın iptali davasında takip hukukunun da gözetilmesi gerektiği, takip hukuku yönünden kendisini haklı olduğunu ve davanın reddedileceğini veya yetkisiz icra dairesinde takip başlatılması ya da kamu düzenine aykırılık hallerinde davanın usulden reddine karar verilmesinin olası olduğu buna karşılık alacak davası yönünden bu hususların söz konusu olmadığı gibi itirazın iptali davasında takip talebindeki talepler ve alacak, faiz kalemleri ile bağlılık bulunmasına rağmen alacak davasında takip talebi ile bağlı olmaksızın başka belge ve deliller ile alacak kalemlerinin söz konusu olabileceği dolayısıyla itirazın iptali talebi için yürütülen arabuluculuk sürecinin alacak davasını kendiliğinden kapsayacağının söylenemeyeceği anlaşılmaktadır.Dolayısıyla itirazın iptaline yönelik yapılan görüşmeler sonrasında takipten bağımsız olarak (davalının takip hukukuna yönelik kamu düzeni, yetki itirazı, hak düşürücü süre ve takiple bağlılık ve dayanak deliller yönünden) aynı arabuluculuk süreci dayanak yapılara açılan alacak davası sonrasında davalının takip hukukuna yönelik itiraz ve iradesi ile anlaşmama yönündeki iradesinin tek taraflı olarak takipten bağımsız biçimde alacak davası açılarak davacı alacaklı tarafından hükümden düşürülmesi kabul edilemez niteliktedir. Yukarıda açıklandığı üzere itirazın iptaline yönelik yapılan arabuluculuk sürecinde takip hukukuna yönelik itirazları yönünden dava davalı borçlu lehine sonuçlanabilecek ve arabuluculuk ücreti gibi yargılama giderlerinden de davacı sorumlu olacak iken, takip dışlanarak açılan alacak davası davalı borçlu aleyhine neticelenerek arabuluculuk ücreti gibi yargılama giderlerinin da bu durumda davalıya yüklenecek olması karşısında sonuçların tamamen değişeceği açıktır. Bu bağlamda davacı ve davalı arasında "... 12. İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı dosyasına yapılan İtirazın İptali, İcra İnkar Tazminatı, Faiz, Masraf ve Vekalet Ücreti Talebi" hakkında yapılan arabuluculuk anlaşamama tutanağına dayalı olarak eldeki alacak davasının açılamayacağı, eldeki alacak davası yönünden 6102 sayılı Kanun'un 5/a maddesi gereğince zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinin kabul edilemeyeceği anlaşılmakla davacının davasının arabuluculuk dava şartı yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6102 sayılı TTK.nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE2-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın dava açılırken peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/09/2026Katip ¸e-İmzalıdır. Hakim ¸e-İmzalıdır.