İş kazası sonucu vefat eden işçinin mirasçılarının, işverenin kusursuz bulunmasına dair kararın eksik inceleme ve iş güvenliği önlemleri yetersizliği iddialarıyla temyiz incelemesine konu maddi ve manevi tazminat davası.
Özet: Bu hukuki evrak, işyerinde fenalaşarak vefat eden işçinin yakınlarının, işveren aleyhine açtığı maddi ve manevi tazminat davasının temyiz incelemesini konu almaktadır; davacılar, işçinin ölümünü iş kazası olarak değerlendirip işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması, eksik inceleme ve geç müdahale gibi kusurlarını ileri sürerken, ilk derece ve istinaf mahkemeleri olayı işçinin bünyesel faktörlerine bağlayarak davayı reddetmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/8889 E.  ,  2026/5747 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2444 E., 2025/387 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/919 E., 2022/1079 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 28.04.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacılar adına Av. ... .. .. ile davalı adına Av. .. .. .. geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili özetle; davacıların murisi ...’in davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 07.06.2018 tarihinde işyerinde fenalaşıp yere düştüğünü, hastaneye kaldırıldıktan sonra 21.06.2018 tarihinde vefat ettiğini, olayın meydana gelmesinde davalı işverenin kusurlu olduğunu ileri sürerek davacılar lehine ayrı ayrı 100,00’er TL maddi ve ayrı ayrı 100.000,00’er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacıların murisinin işyerinde fenalaşması ve sonrasında vefatı ile sonuçlanan olayın meydana gelmesinde %100 oranında bünyesel faktörün etkili olduğu, davalı işverene kusur izafe edilemeyeceği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, müteveffaya epilepsiye ilişkin herhangi bir tanı konulmadığını, buna ilişkin doktor raporu, Sosyal Güvenlik Kurumu kaydı veya ilaç kullanımına ilişkin reçete bulunmadığını, buna rağmen ölümün epilepsi nöbetine bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiğinin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın geçmiş dönem hastane kayıtları celbedilmeden, üniversite hastanesinden nöroloji ve dahiliye uzmanlarının yer aldığı rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müteveffanın işyerinde bulunan demir çıkıntısına ayağının takılması sonucu yüz üstü yere düştüğünün tanık anlatımlarıyla sabit olduğunu, işyeri hekiminin işyerinde bulunmaması ve geç müdahale edilmesi nedeniyle müteveffanın hayatını kaybettiğini, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığını, kaza sonrasında müteveffanın davalı işyerinde uzun süre baygın halde bekletildiğini, kaçınılmazlık/kötü tesadüf kabulüyle işverenin kusursuz sayılmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davacılar murisinin davalıya ait işyerinde defter üretiminde operatör yardımcısı olarak çalıştığı, 07.06.2018 tarihinde işyerinde fenalaşıp yere düşmesi sonrasında hastaneye kaldırıldığı ve 21.06.2018 tarihinde vefat ettiği; 07.06.2018 tarihli genel adli muayene raporunda, kişinin bilinen epilepsi hastası olduğu, ilaç kullanmadığı, işyerinde JTK nöbet geçirdiği ve bilinci açık olmayan hastanın entübe edildiği yönünde kayda yer verildiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca davacı tanığının; müteveffanın olay anında işyerinde bulunan demir çıkıntısına ayağının takılması sonucu yere düştüğünü, olay tarihinde işyerinde hekim bulunmadığını, olaydan yaklaşık üç yıl önce nöbet benzeri bir baygınlık geçirdiğini, ancak kendisine epilepsi tanısı konulmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Ceza soruşturması aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 14.03.2019 tarihli raporunda; kişinin travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, adli dosyada kayıtlı bilgilerde kişinin epilepsi hastası olduğu ve bu nedenle tedavi gördüğünün bildirildiği, 21.06.2018 tarihinde işyerinde JTK nöbeti geçirip fenalaşarak kaldırıldığı hastanede öldüğü, ölü muayene ve otopsisinde ölümüne neden olabilecek travmatik değişim ve toksik madde bulunmadığı, otopsisinde iç organlarda tespit edilen makroskopik bulgular, iç organların histopatolojik tetkikinde elde edilen bulgular, otopside alınan doku örneklerinde epilepsi hastalığı tedavisinde kullanılan ilaç etken maddelerinin bulunması, cesedin bulunduğu ortam, bulunuş şekli ve olay yeri inceleme bulgularının birlikte değerlendirilmesi sonucunda ölümün epilepsi hastalığına bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtilmiştir.
Hükme esas alınan 23.09.2021 tarihli bilirkişi kusur raporunda ise müteveffanın işe giriş/periyodik sağlık kontrollerinin yapıldığı, işe giriş muayenesinde müteveffanın sara/epilepsi hastalığı olmadığı yönünde beyanının bulunduğu, işveren tarafından işe giriş sağlık raporlarının alındığı, olayın meydana gelmesinde davalı işverenin bir etkisinin bulunmadığı ve olayın meydana gelmesinde bünyesel faktör/kötü tesadüf faktörünün etkili olduğu belirtilerek olayın %100 oranında bünyesel faktörden kaynaklandığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilindiği üzere geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi yükümlülüğünü içerir.
İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık, işveren yönünden ise işçiyi koruma ve gözetme borcu şeklinde ortaya çıkar. İşveren, gözetme borcu gereği çalıştırdığı işçileri işyerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, beden ve ruh sağlığı bütünlüğünü sağlamak için işyerinde teknik ve tıbbi önlemler de dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almakla yükümlüdür.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti, hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşır. Maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kusuru oranında indirim yapılacağı gibi manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde de tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Öte yandan kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda, fennen önlenmesi mümkün bulunmayan, başka bir anlatımla işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. Olayın önlenemezliği hususunda üzerinde durulması gereken nokta, olayın gerçekleşme biçimi yanında davranış normu ve borca aykırılıkla ilgilidir. Olay önlenemez nitelikte olsa bile bir davranış kuralına veya sözleşmeden doğan borca aykırılığın önlenebilmesi mümkün ise artık kaçınılmazlıktan söz edilemez.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda olayın %100 oranında bünyesel faktörden kaynaklandığı kabul edilmiş ise de bu kabulün dayanağını oluşturan müteveffanın epilepsi hastalığına ilişkin geçmiş tıbbi kayıtları dosya kapsamına getirtilmemiştir. Müteveffanın olay öncesinde epilepsi tanısı alıp almadığı, bu yönde tedavi görüp görmediği, ilaç kullanıp kullanmadığı, olaydan önce geçirdiği belirtilen baygınlık/nöbet nedeniyle başvurduğu sağlık kuruluşlarında hangi tetkik ve değerlendirmelerin yapıldığı açıklığa kavuşturulmamıştır.
Davacılar vekilinin işyerindeki demir çıkıntı, işyeri hekiminin bulunmaması, geç müdahale ve iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığı yönündeki iddiaları ile davacı tanığının olayın oluşuna ilişkin anlatımları da, yeniden alınacak raporda tüm tıbbi belgelerle birlikte değerlendirilmelidir.
Bu hâliyle, ölüm olayının yalnızca bünyesel faktörden kaynaklandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Mahkemece yapılacak iş; müteveffanın geçmiş dönem tıbbi kayıtlarını, olay öncesinde baygınlık/nöbet nedeniyle başvurduğu bildirilen sağlık kuruluşlarına ait kayıtları, varsa epilepsi tanısı, tedavisi ve ilaç kullanımına ilişkin belgeleri, olay günü hastaneye başvuru ile tedavi ve ölüm sürecine ilişkin tüm tıbbi belgeleri dosya kapsamına almak; bundan sonra nöroloji alanında uzman bir hekim ile işin niteliğine uygun iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu raporu, önceki kusur raporu, tanık beyanları ve tüm tıbbi belgeleri birlikte değerlendiren rapor almak; davalı işverenin olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığını, ölüm sonucunda müteveffanın bünyesel faktörlerinin etkili olup olmadığını ve etkili ise bu etkinin oranını tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirleyerek oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1-Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3-Bozma nedenine göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
4-Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
5-Davacılar avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.