Sosyal medyada kişilik haklarına saldırı iddiasıyla manevi tazminat olmaksızın sadece kınama talep edilemeyeceğine dair Yargıtay içtihadı.
Özet: Davacı vekilinin Facebookta yapılan hakaret içerikli paylaşım nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Türk Borçlar Kanununun 58. maddesi gereğince sadece kınama kararı verilmesi yönündeki talebi, ilk derece mahkemesince hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmiş, bölge adliye mahkemesi ise manevi tazminat talep etmeksizin yalnızca kınama istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş ve Yargıtay, bu hukuki değerlendirmeyi usul ve kanuna uygun bularak davacı vekilinin temyiz itirazlarını reddetmek suretiyle kişilik haklarına saldırıda sadece kınama talep etmenin mümkün olmadığını kesinleştirmiştir.
4. Hukuk Dairesi         2024/7237 E.  ,  2026/5870 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1019 Esas - 2024/1724 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/503 Esas - 2024/77 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 18.12.2014 tarihinde Facebook'ta herkesin görebileceği şekilde müvekkili hakkında hakaret içeren paylaşım yaptığını, davalının bu söz ve ifadeleri nedeniyle hakaret suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek TBK'nın 58. maddesi gereğince davalının kınanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, esas yönünden de kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, dava konusu paylaşım tarihinden dava tarihine kadar geçen süreç değerlendirildiğinde kınama kararı verilmesinde hukuki bir yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, kişilik haklarının ihlali sebebine dayanarak manevi tazminat talep etmeksizin sadece kınama kararı verilmesini talep edemeyeceği, davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; TBK'nın 58. maddesinde hakime takdir hakkı tanındığını, kınama kararının tek başına talep edilmesinde engelleyici bir düzenleme bulunmadığını, müvekkilinin kendisine tanınan hukuki himaye hakkı kapsamında zararın bu şekilde giderilmesi isteminde bulunduğunu, davalı tarafından ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, ifade özgürlüğünün kişilik haklarına saldırı amacıyla kullanılamayacağını, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, taleple bağlılık ilkesi gereğince bu konuda talep olmadan kınama kararı verilemeyeceğini, kararın hakkaniyete uygun olmadığını belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 18.12.2014 tarihinde Facebook'ta yapılan paylaşımda sarf edilen sözler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile kınama talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, TBK'nın 58. maddesine göre kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunulmadan doğrudan hakimin takdirine bırakılan kınama talebinde bulunulmasının mümkün olmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.