İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, kamu ihalesi kapsamında teslim edilen malların ödenmeyen faturasından doğan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belgede, ihale kapsamında idareye mal teslim eden davacı şirketin, faturalanan bedelin ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalı idarenin itiraz etmesi sonrası açılan itirazın iptali davası ele alınmaktadır; uyuşmazlık, davacı şirketin SGK ve vergi borcu sorgulamasına ilişkin 6183 ve 5018 sayılı kanunlar gereği geçerlilik süresi dolan belge sunması nedeniyle idarenin ödemeyi reddetme ve takibe itiraz etme hakkının bulunup bulunmadığı, yani fatura konusu malın teslim edilmiş olmasına rağmen ödeme zamanının gelip gelmediği hususunda yoğunlaşmaktadır.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/1320 KARAR NO : 2026/1966T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 09/04/2026NUMARASI : 2025/1212 Esas 2026/324 KararDAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 17/09/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2026Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı idare tarafından açılan ihalede en yüksek teklifi vererek işi aldığını, taraflar arasında sözleşme ve teknik şartname imzalanmış ve bu doğrultuda anlaşmanın tamamlandığını, müvekkili tarafından üzerine düşen bütün edimler yerine getirildiğini, ilgili malın tesliminin idareye gerçekleştirildiğini, malların tesliminden sonra müvekkil tarafından CAT2025000000001 numaralı, 02.01.2025 tarihli faturanın düzenlendiğini, buna karşın idare tarafından ödenmesi gereken bedelin müvekkile ödenmemesi üzerine İzmir 2. İcra Müdürlüğü, 2025/4124 E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve icra takibinin durdurulduğunu, itiraz sonrasında davalı ile arabuluculuk toplantısı yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını beyanla davanın kabulü ile İzmir 2. İcra Müdürlüğü, 2025/4124 E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine, takip konusu alacağın % 20’sindan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin haksız olduğunu, 6183 sayılı kanun gereğince ödeme anında kanun gereği davacı firmanın SGK ve vergi borcu olup olmadığının sorgulandığını, bu belgenin geçerlilik süresinn 15 gün olduğu, davacının söz konusu belgeyi idareye 09.08.2024 tarihinde sunduğunu, bu belgenin geçerlilik tarihinin ise 24.08.2024 olduğunu, davacı tarafın yasal zorunluluğu yerine getirmeden icra takibi başlattığını, borcun cebri icra yoluyla tahsil edilmeye çalışılmasının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerini bertaraf etmeyi amaçladığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava; davacı tarafından faturaya dayalı alacağın tahsili istemiyle İzmir 2.İcra Dairesinin 2025/4124 esas sayılı dosyasında başlatılan takibe davalının vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında, akdedilen sözleşme kapsamındaki ticari ilişkinin mevcudiyeti ve fatura konusu malın teslimi hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu gereği davacı tarafından başlatılan takibin kabul edilebilir olup olmadığı, takip tarihi itibariyle ifa zamanının gelip gelmediği hususunda toplanmaktadır. İtirazın iptali davası 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;i) İlamsız takip yapılmış olması,ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse HMK'nun 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın icra takibine bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2021 tarihli ve 2017/(19)11-3086 E., 2021/1272 K. ve 17.09.2019 tarihli ve 2017/(19)11-824 E., 2019/885 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.Dava dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip sebebi faturadan kaynaklı alacak olarak ifade edilmiş ise de dosyaya takip dayanağı herhangi bir belgenin sunulmadığı, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu, 2004 sayılı Kanun'un 58 inci ve 60 ncı maddesi gereğince borcun sebebinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2022 tarihli ve 2019/(19)11-718 E., 2022/274 K. sayılı ilamı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2020 tarihli ve 2017/19-2076 E., 2020/117 K. sayılı ilamında itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olduğu ve takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğu belirtildiği, bu anlamda borcun sebebinin ve dayanağının gösterilmemesinin usule aykırı olduğu, bu durumda usulüne uygun takip talebi ve ödeme emrinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay 11 HD'nin 01.12.2025 tarih 2025/2661 Esas 22025/7181 Karar sayılı ilamı da aynı yöndedir.)," gerekçesi ile; "Davanın Usulden Reddine,"şeklinde karar verilmiştir.Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kararının temelini icra takibine 'belge sunulmamasına dayandırdığını, oysa senede dayanmayan alacaklarda İİK 58/2-4'de takip talebinde yalnızca borcun sebebinin gösterilmesini aradığını, taraflarınca yapılan icra takibinde hem takip talebinde hem de ödeme emrinde ‘faturadan kaynaklı alacak’ ibaresinin bulunduğunu, fatura alacağının Yargıtay uygulamasında borcun sebebi olarak kabul edilen yerleşik bir nitelendirme olduğunu, yerel mahkemenin de borcun sebebinin gösterildiğini kararında tespit ettiğini, bu durumda kanunun aradığı şartın yerine geldiğini, takip talebinde bu yönüyle hiçbir eksiklik kalmadığını, belgenin takip talebine eklenmemesinin İcra hukuk mahkemesi süresinde yapılacak şikayet ile sonuçlandırılabileceğini, bu durumda dahi İcra hukuk mahkemesinin icra takibi iptal etmemekte yalnızca ödeme emrini iptal ettiğini, yani usulüne uygun olmayan bir icra takibinin söz konusu olmadığını, somut olayda borçlu idarenin, ödeme emrinin iptali için şikâyet yoluna hiç başvurmadığını, sadece borca itiraz ettiğini, mahkemenin gerekçeli kararda dayandığı Hukuk Genel Kurul Kararının Somut olayda uygulanamayacağını, davalının borcunu, ticari ilişkiyi ve teslim olgusunu kabul ettiğini, davalının 2024 yılının aralık ayında almış olduğu hizmetin ve malların bedelini, borcunu ikrar etmesine rağmen haziran 2026 tarihi ile hala ödemediğini, ancak yerel mahkemenin verdiği usulsüz kanunsuz hatalı karar nedeniyle müvekkilinin davalı şirkete fatura alacağı kadar vekalet ücreti ve yargılama giderleri ödemeye mahkum edildiğini, müvekkilinin alacağının faturadan kaynaklanmakta olup likit, muayyen ve hesap edilebilir nitelikte olduğunu, davalının, ödeme belgesi sunmadığı gibi faturaya da itiraz etmediğini, davalının haksız itirazı sebebiyle, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken; esasa girilmeyerek bu taleplerinin de değerlendirilmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, satımdan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.Davacı taraf, taraflar arasında sözleşme ve teknik şartname imzalanmış ve bu doğrultuda anlaşmanın tamamlandığını, üzerine düşen bütün edimler yerine getirildiğini, ilgili malın tesliminin idareye gerçekleştirildiğini, malların tesliminden sonra 02.01.2025 tarihli faturanın düzenlendiğini, buna karşın idare tarafından ödenmesi gereken bedelin müvekkile ödenmemesi üzerine İzmir 2. İcra Müdürlüğü, 2025/4124 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğu iddiası ile itirazın iptali için dava açmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davacının talebinin haksız olduğunu, 6183 sayılı kanun gereğince ödeme anında kanun gereği davacı firmanın SGK ve vergi borcu olup olmadığının sorgulandığını, bu belgenin geçerlilik süresinn 15 gün olduğu, davacının söz konusu belgeyi idareye 09.08.2024 tarihinde sunduğunu, bu belgenin geçerlilik tarihinin ise 24.08.2024 olduğunu, davacı tarafın yasal zorunluluğu yerine getirmeden icra takibi başlattığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, borcun sebebinin ve dayanağının gösterilmemesinin usule aykırı olduğu, bu durumda usulüne uygun takip talebi ve ödeme emrinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.Somut olayda: İcra dosyasının incelenmesinde 13/05/2025 tarihli ödeme emrinde borcun sebebinin "faturadan kaynaklı alacak 49.724,40 TL" olarak belirtildiği, bu durumda icra takibinde borcun sebebi gösterildiğinden taraf delilleri toplanıp sonra ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi yerine uyuşmazlığa uygulanması mümkün olmayan içtihatlara dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.Yukarıda açıklanan sebeplerle, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-4 ve 6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, gereği için dosyanın mahalline gönderilmesine, davacı vekilinin esasa yönelik istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2026 Tarih,2025/1212 Esas 2026/324 Karar sayılı kararın 353/1-a-4-6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,3-Yukarıda yapılan açıklamalara göre davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine İADESİNE,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,5-İstinaf yoluna başvuran davacı vekili tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,6-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından alınan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026