İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi tazminat talepli davasında istinaf ve temyiz süreçleri ile usuli kazanılmış hak ilkesinin değerlendirilmesi.
Özet: İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının ardından bölge adliye mahkemesi, davalıların istinafını reddedip davacının ücret esasına ilişkin itirazını haklı bularak maddi tazminat miktarını artırmıştır; bu karara karşı davalıların temyiz başvurusu üzerine Yargıtay, hükme esas alınan ücret, kusur oranları ve manevi tazminat miktarı gibi konuları değerlendirmiş, davalıların diğer itirazlarını yerinde bulmayarak uyuşmazlık konusunda henüz nihai bir karar açıklamadan usuli kazanılmış hak ilkesini irdelemeye başlamıştır.
10. Hukuk Dairesi         2025/13938 E.  ,  2026/2428 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/719 E., 2025/1455 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/445 E., 2024/433 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurularının esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmek ve duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 03.03.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalılar adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin davalı şirkete ait işyerinde çalıştığı sırada 16.09.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığını, kazanın davalıların kusurlu davranışlarından kaynaklandığını ileri sürerek sonuçta 871.207,85 TL maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacının 16.09.2015 tarihli iş kazası sonucu %28,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %40, davalı işveren şirketin %45, davalı gerçek kişiler ..., ... ve ...’in ayrı ayrı %5 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle; davacının maddi zararının 657.780,32 TL olduğu, bu tutardan 30.000,00 TL geçici ödemenin mahsubu gerektiği kabul edilerek 627.780,32 TL maddi tazminata ve 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalıların istinaf başvurularının esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun ise maddi tazminat hesabına esas alınan ücret yönünden kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, maddi tazminat hesabında asgari ücret esaslı hesap ihtimaline değil, davacının yaptığı iş, mesleki durumu ve dosya kapsamındaki emsal ücret araştırmaları dikkate alınarak belirlenen diğer ücret ihtimaline itibar edilmesi gerektiği kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış; davacı lehine 841.207,85 TL maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan ücretin hatalı belirlendiğini, kusur oranlarının dosya kapsamına uygun olmadığını, geçici ödeme tenzilinde denkleştirme oranının belirlenmediğini, sürekli iş göremezlik oranının %28,00 kabul edilmesinin doğru olmadığını ve hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Usuli müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar, “hukuk devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar, Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin, mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş, uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.). Zira usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).
Somut olayda, 11.02.2019 tarihli kök hesap raporunda davacının maddi zararı, davacının %16,00 sürekli iş göremezlik oranı ile asgari ücretin 1,85 katı ücret üzerinden 46.832,45 TL olarak hesaplanmıştır.
Davacı vekili, 20.02.2019 tarihli talep arttırım dilekçesinde; bilirkişi raporundaki hesaplamaları ve davacıya atfedilen kusuru kabul anlamına gelmemek ve az olarak tespit edilen maddi tazminata itiraz etmekle birlikte, dava dilekçesinde artırılmak üzere talep edilen 15.000,00 TL maddi tazminat istemini 31.832,45 TL artırarak 46.832,45 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 16.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili, takip eden 01.07.2019 tarihli celsede; bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunduklarını, ıslah dilekçesini de sunduklarını, davalılar tarafından maluliyet oranına ilişkin sürece kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Yine 10.07.2019 tarihli celsede de mahkemenin sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin dosyayı bekletici mesele yapmamasını, ıslah dilekçesi doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Bu hâlde, davacı vekilinin kök raporda belirlenen maddi zarar tutarına göre talebini artırdığı ve sonraki celselerde de davalı tarafın itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu, ıslah dilekçesi doğrultusunda karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır.
Buna göre, kök hesap raporunda belirlenen maddi zarar tutarı ve davacı tarafça itiraza uğramayan %16,00 sürekli iş göremezlik oranı yönünden davalılar yararına usulî kazanılmış hak oluştuğu hâlde, Bölge Adliye Mahkemesince davacının maddi zararının 871.207,85 TL olduğu kabul edilip bu tutardan 30.000,00 TL geçici ödemenin mahsubu ile 841.207,85 TL maddi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş; usulî kazanılmış hak gereğince kök hesap raporunda belirlenen 46.832,45 TL maddi zarar tutarından davacıya yapılan 30.000,00 TL geçici ödemeyi mahsup etmek ve çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1-Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davalılar vekilinin maddi tazminat hesabına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine,
Davalılar avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.