Hizmet Sözleşmesi Temelli Alacak Davasında Kısmi Edim, İdari Ceza ve Kötü Niyet İtirazı Üzerine Verilen Bölge Adliye Kararı.
Özet: İş sağlığı ve güvenliği hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, hizmet veren şirket, ödenmeyen alacakları için icra takibine itirazın iptalini talep ederken, hizmet alan şirket, hizmetlerin eksik ve yetersiz ifa edilmesi nedeniyle 190.113,00 TL idari para cezası ödediğini ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporuna göre hizmet verenin edimlerini %42 oranında yerine getirdiği ve bakiye 12.751,09 TL alacaklı olduğu sonucuna varmıştır.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:29/05/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:03/11/2021DAVANIN KONUSU:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/05/2025İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ/KARŞI DAVALININ İDDİALARININ/SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı/karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan İşsağlığı ve Güvenliğine ilişkin Hizmet alım sözleşmesi gereği; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete İş sağlığı ve güvenliği hizmeti verilmiş olmasına karşın davalı şirket ödemelerde aksaklık yaşatılarak müvekkilinin zor duruma girdiğini, bu durum Antalya 16. Noterliğinin 31/10/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de davalı şirkete ihtar edilerek akabinde de davalı şirketin bir kısım ödemede bulunduğunu, davalı şirketin basİretli bir tacirden beklenecek şekilde ödemelerini yapmadığını, müvekkili şirketi yine zor duruma düşürdüğünü, davalı şirket tarafından aylardır fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Antalya 7. İcra Müdürlüğü ... E. numaralı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibine geçilmişse de davalı şirket kötüniyetli olarak bu takibe de itiraz edildiğini, belirterek haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, davalı şirketin kötüniyetli itirazından dolayı %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ/KARŞI DAVACININ SAVUNMALARININ/İDDİALARININ ÖZETİ: Davalı/karşı davacı vekili cevap/karşı dava dilekçesinde özetle: davacı ile aralarında yapılan sözleşme ile anlaştıklarını, sözleşme gereğince davacının yapacağı işlerin örnekseyici olarak sayılmış ve İş Güvenliği hususunda yapılması gereken her türlü iş ve işlemin ... firmasınca yapılmasının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin grup şirketler halinde çalıştığını, bünyesinde birçok şirketi barındırdığını, bunlardan bir tanesinin de ... A.ş. olduğunu, iş bu firmanın Antalya'da sürekli vergi rekortmenleri arasında yer alan itibarlı bir şirket olduğunu, ... firması tarafından müvekkiline düzenli olarak faturalar kesilip gönderildiğini kesilen faturaların müvekkili firmaca ödendiğini, müvekkilinin firma yetkilileri çıkarılan yeni kanun uyarınca kanunda belirtilen işlerin yapılmasını ... firmasına devrettiğini, ancak kanun yeni olduğundan ve yapılması gereken işlerin ne olduğu, müvekkilince tam olarak bilinmediğinden firmanın çalışması ve çalışma içeriği ve verimi görülemediğini, ... nin işini tam olarak yapmadığı, müvekkili ... A.Ş.'nin İş Kur tarafından denetlenmesi üzerine anlaştıklarını, ... A.Ş. ye denetim neticesinde yaklaşık 203.000,00 TL.lik ceza kesildiğini, bunun üzerine ... firmasının birçok işi eksik yaptığının tespit edildiğini, bu cezanın taraflarınca ödendiğini belirterek sonuç olarak davanın reddine karşı davanın kabulüne, davacının alacağın %20 sinden az olmayan kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "...Esas davada dosya kapsamı ve alınan yeterli ve gerekçeli bilirkişiler raporuna göre davacı şirketin davalı şirkete iş sağlığı ve güvenliği hizmeti hususunda aralarında düzenlenen sözleşmeye göre taahhüt ettiği yapılacak iş ve işlem ve hizmetleri mevzuat doğrultusunda ve prosedüre uygun olarak edimlerini ortalama % 42 nispetinde yerine getirdiği, davacı - karşı davalının sözleşme uyarınca belirlenen bedelin % 42 oranına hak kazandığı, böylece davacı - karşı davalı şirketin bakiye 12.751,09.-TL, tutarında davalı - karşı davacıdan alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca İş Teftiş Kurulu'nun teftiş sonucunda; 6331 Sayılı yasanın 15.maddesinden 29.700 TL, 17.maddesinden 21.880 TL, 30.maddesinden 152.283 TL olmak üzere, toplam 203.863 TL idari para cezası kesildiği, bu cezanın davalı tarafça 11.04.2018 tarihinde ödendiği, davalının yaptığı itiraz sonucunda, kesilen cezanın 13.750 TL'sinin iptaline karar verildiği ve böylece davalı - karşı davacı firma aleyhine keşide edilen 190.113,00.-TL idari para cezasının kesinleştiği dosya kapsamı ile sabittir. Aldırılan bilirkişi raporuna ve dosya kapsamındaki belgelere göre, Davacı - karşı davalı ... firmasının elemanları İSG Uzmanı ve iş yeri hekiminin 6331 sayılı Kanun ve bu Kanuna göre çıkartılan Yönetmeliklerin işverenlere yükümlediği sorumlulukları, işveren adına ne kadarının yapılıp yapılmadığının eldeki belgelere göre tespit edilemediği, davalı - karşı davacı işverene ait mermer ocağında yapılan denetlemede, eksikliği tespit edilen maddelere göre ceza kesildiği, bu cezanın da kesinleştiği göz önüne alındığında hizmet veren davacı - karşı davalı ...'nin görevini eksik yaptığı ve ayrıca işverene yerine getirilmeyen eksiklikleri hatırlatmadığı, işverenin de bu sorumluluklarını yerine getirmediği değerlendirildiğinde, davacı - karşı davalı ... firmasının yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereği işveren aleyhine düzenlenen ve kesinleşen idari para cezasından dolayı hizmet sunduğu işverene karşı sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Davacı - karşı davalı vekili 30/10/2021 tarihli ıslaha karşı beyan dilekçesi sunduğu, ancak dilekçesinde ıslahla arttırılan miktar hakkında zamanşımı defini ileri sürmediği, 31/10/2021 tarihli ek beyan dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de 6100 sayılı HMK'nın 141/2 maddesi uyarınca davalı - karşı davacı vekilinin açık muvafakatı olmadığından, davacı - karşı davalı vekilinin 31/10/2021 tarihli beyan dilekçesi nazara alınmamıştır.(Emsal Karar: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.05.2021 tarih 2017/9-1781 Esas, 2021/610 Karar sayılı ilamı) Davalı - karşı davacı vekilinin süresinde sunduğu cevap ve karşı dava dilekçesinde takas ve mahsup takas talebinde bulunduğu, idari para cezasına konu alacak haksız fiil kaynaklı alacak ile huzurdaki davaya ve takibe konu sözleşme kaynaklı alacağın birbirinden bütünüyle ayrı ve bağımsız, karşılıklı iki alacak söz konusu olduğu, her iki alacağın muaccel olduğu, neticeten takas şartlarının gerçekleştiği ve davalının takas beyanı gereğince borcun düşmesi nedeni ile alacağının bulunmadığı mahkememizce kabul olunarak esas dava yönünde davanın reddine; karşı dava yönünde ise yukarıda anılı kanun maddeleri uyarınca iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesindeki ihmalinden dolayı, davacı - karşı davalı ... firmasının hizmet sunduğu davalı - karşı davacı işverene karşı sorumlu olduğu değerlendirilerek karşı davanın ıslah edilmiş haliyle kabulüne, davacı - karşı davalının kötüniyetli olduğunun ispat edilememesi nedeni ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..." şeklindeki gerekçe ile asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı / davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı-Karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından tüm atamaların usulüne uygun yapıldığını, önerilere uymanın ve bunları uygulamanın işçi ve işverenin sorumluluğunda olduğunu, dosyada aldırılan bilirkişi kök raporunun bilimsellikten uzak olarak düzenlenmişse de rapora yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, faturaların davalı/karşı davacı şirketçe defterlere işlenmemiş olmasının, hizmetin verilmediğini göstermeyeceğini, fatura tarihlerinde hizmetlerin müvekkil şirketçe gereği gibi verildiğini, bilirkişi raporlarında yeterli inceleme yapılmadığını, ıslahta talep edilen 189.113,00 TL'lik kısmın zamanaşımına uğradığını, yasal süresi içinde bu itirazlarını yaptıklarını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı-Karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, davacı - karşı davalının sözleşme uyarınca belirlenen bedelin % 42 oranına hak kazandığı, böylece davacı - karşı davalı şirketin bakiye 12.751,09.-TL tutarında davalı - karşı davacıdan alacaklı olduğu belirtilmiş ise de işbu değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacı karşı davalının fatura içeriği hizmetin verildiğini kanıtlamakla yükümlü olduğunu, diğer yandan salt fatura düzenlenmesinin fatura konusu alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığını, davacı/karşı davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğinin bilirkişi raporu ile kanıtlandığını, ıslah dilekçesinde faiz istemleri bulunduğu halde bu konuda karar verilmemesinin hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Asıl dava, itirazın iptali istemine, karşı dava ise alacak istemine ilişkindir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı itibariyle, taraflar arasındaki iş sağlığı ve güvenliği sözleşmesi nedeni ile ticari ilişki bulunduğu hususu ihtilafsızdır. Kural olarak, Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2009/8074 E 2010/5025 K sayılı içtihadı). Dava konusu alacağın dayanağı olan faturaların davalı-karşı davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu mahkeme gerekçesinde de belirtilmiştir. Hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden faturaların davalı defterinde kayıtlı olması faturalar içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine/hizmetin verildiğine karine oluşturur. Bu karinenin aksini bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, hizmetin verilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu diğer taraf ispatlamalıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14/05/2019 Tarih, 2017/19-823 E. 2019/553 K.). Bu yönüyle dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır ve hizmetin % 42 oranında verildiği tespitine ulaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin, davacı şirketin davalı şirkete iş sağlığı ve güvenliği hizmeti hususunda aralarında düzenlenen sözleşmeye göre taahhüt ettiği yapılacak iş ve işlem ve hizmetleri mevzuat doğrultusunda ve prosedüre uygun olarak edimlerini ortalama % 42 nispetinde yerine getirdiği, davacı - karşı davalının sözleşme uyarınca belirlenen bedelin % 42 oranına hak kazandığı yönündeki tespitine esas ... tarihli bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli olduğu, bu orana ulaşmaya yarayan hizmet kalemlerinin raporda ayrı ayrı gösterildiği, mahkemenin ispat külfetine ilişkin kabulünün yerinde olduğu anlaşılmakla, bu kabulün aksini ileri süren taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Davacı-karşı davalı vekili, ıslah dilekçesine karşı süresinde zaman aşımı def-inde bulunduklarını ancak dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.6100 Sayılı HMK'da ıslaha karşı beyanda bulunma süresini düzenleyen bir hüküm bulunmasa da gerek yazılı yargılama usulünün uygulandığı davalarda (127.madde) gerekse basit usulün uygulandığı davalarda (317. madde) cevap dilekçesinin tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde sunulmasına dair hüküm bulunduğu, bu hükmün ıslaha karşı sunulacak yazılı beyanlarda da kıyasen uygulanması gerekeceği, bu kapsamda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1. Maddesinin 2. fıkrasında "Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hakim, örf ve adet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir." hükmünün bulunduğu, yine aynı maddenin 3. Fıkrasında "Hakim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." hükmüne yer verildiği, Yargıtay kararlarında da ıslaha karşı beyanda bulunma ve dolayısıyla zamanaşımı defini ileri sürme süresinin ıslah dilekçesinin tebliğinden itibaren işleyecek 2 haftalık süre içinde olması gerektiği Yargıtay kararlarıyla sabittir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin, 2019/6425 Esas, 2019/16669). Somut uyuşmazlıkta, davacı-karşı davalı vekili, ıslah dilekçesine karşı, 30/10/2021 tarihli dilekçesi ile itirazlarını ve beyanlarını dosyaya sunmuş ardından 31/10/2021 tarihli dilekçe ile ek itirazlarda bulunduğunu beyan etmiş ve zaman aşımı def-inde bulunmuştur. Yukarıda da bahsedildiği üzere, ıslaha karşı cevap süresinin değerlendirilmesinde, cevap dilekçesine ait düzenlemeler dikkate alınmaktadır. Uyuşmazlık konusu dosyada basit yargılama usulü uygulanmaktadır. Basit yargılama usulünde, savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar. Zaman aşımı savunması ilk itiraz değildir ancak savunmayı genişletme yasağı çerçevesinde ele alınmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, davacı-karşı davalı vekili, ıslah dilekçesine karşı, 30/10/2021 tarihli dilekçesi ile itirazlarını ve beyanlarını dosyaya sunmuştur. Daha sonra verilen 31/10/2021 tarihli dilekçe savunmayı genişletme niteliğindedir ve karşı tarafın bir muvafakati de olmadığından, mahkemece ıslaha karşı zaman aşımı def-inin değerlendirilmemesi yerindedir. Aksinin kabulü halinde dahi, taraflar arasında sözleşme ilişkisin olduğu, uyuşmazlığın bu sözleşme ilişkisi nedeniyle karşılıklı ileri sürüldüğü anlaşılmakla, Türk Borçlar Kanunu m. 146 gereği de zaman aşımının dolmadığı da anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalının bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir.Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan denetime elverişli bulunan bilirkişi raporlarındaki tespitler, mahkemenin ispat külfetine ve takas şartlarının gerçekleştiğine, davalı - karşı davacı işverene ait mermer ocağında yapılan denetlemede, eksikliği tespit edilen maddelere göre ceza kesildiği, bu cezanın da kesinleştiği göz önüne alındığında hizmet veren davacı - karşı davalı ...'nin görevini eksik yaptığı ve ayrıca işverene yerine getirilmeyen eksiklikleri hatırlatmadığı, işverenin de bu sorumluluklarını yerine getirmediği değerlendirildiğinde, davacı - karşı davalı ... firmasının işveren aleyhine düzenlenen ve kesinleşen idari para cezasından dolayı hizmet sunduğu işverene karşı sorumlu olduğuna ilişkin kabulleri yerindedir. Aşağıda belirtilen hususlar dışındaki tarafların istinaf sebepleri yerinde değildir.Her ne kadar mahkemece, İş Teftiş Kurulu'nun teftişi sonucunda; 6331 Sayılı yasanın 15.maddesinden 29.700 TL, 17.maddesinden 21.880 TL, 30.maddesinden 152.283 TL olmak üzere, toplam 203.863 TL idari para cezası kesildiği, bu cezanın davalı tarafça 11/04/2018 tarihinde ödendiği, davalının yaptığı itiraz sonucunda, kesilen cezanın 13.750 TL'sinin iptaline karar verildiği ve böylece davalı - karşı davacı firma aleyhine keşide edilen 190.113,00.-TL idari para cezasının kesinleştiği dosya kapsamı ile sabit olduğu kabulü ile, bu miktardan davacı karşı davalının alacaklı olduğu miktar olarak kabul edilen 12.751,09 TL mahsup edilerek kalan bedel 177.361,91 TL üzerinden hüküm kurulmuş ise de, 12.751,09 TL'nin dosyadaki 22/03/2021 tarihli bilirkişi heyet ek raporunun sonuç kısmının (2) numaralı paragrafında geçtiği ancak bu rapordan sonraki süreçte alınan 06/09/2021 tarihli ek heyet raporunda, 22/03/2021 tarihli raporun sonuç kısmının (2) numaralı kısmının sehven yazıldığı belirtilmiş ve diğer raporlarla uyumlu şekilde davacı karşı davalının tam hizmet vermesi durumunda talep edebileceği miktarın 26.684,49 TL olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, tespit edilen 26.684,49 TL'nin % 42'si olan 11.207,48 TL'nin mahsubu yapılarak, 178.905,52 TL'ye hükmetmek gerekirken daha az miktara hükmetmesi hatalı olmuştur.Ayrıca, davalı-karşı davacı taraf, karşı dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmamış ise de ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesinde faiz talep edilmese bile ıslah yoluyla faiz talep edilebilir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2020/8977 Esas, 2021/2307 Karar; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13194 Esas, 2010/8397 Karar). Mahkemece, karşı dava dilekçesindeki miktara dava tarihinden, ıslah dilekçesi ile istenen bakiye miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütmek gerekirken bu hususta karar verilmemesi yerinde değildir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2009/3030 Esas, 2009/5041 Karar; 2009/9778 Esas, 2009/11339 Karar).6100 sayılı HMK m. 353/1,b-2 gereği; Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.Sonuç olarak, davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusun faiz talebi yönüyle kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı-Karşı Davalı vekilinin asıl dava ve karşı davaya ilişkin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı-Karşı Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 03/11/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,3-A-Davacı- Karşı Davalının davasının REDDİNE, a-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerken 1.861,29.-TL harçtan davacı/karşı davalı tarafından peşin yatırılan 465,33.-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.395,96.-TL harcın davacı/karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,b-Davacı/karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, c-Davalı/karşı davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 4.087,17.-TL vekalet ücretinin davacı/karşı davalıdan tahsili ile davalı/karşı davacıya verilmesine, B-Karşı davanın KISMEN KABULÜ ile; 178.905,52 TL'nin, 1.000,00 TL'sine 21/01/2019 tarihinden, 177.905,52 TL'sine 13/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Davacı/Karşı Davalıdan alınarak, Davalı/Karşı Davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,Davalı/Karşı Davacının kötüniyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine,a-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerken 12.115,59.-TL harçtan davalı/karşı davacı tarafından peşin yatırılan 44,40.-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.071,19.-TL harcın davacı/karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,b-Davalı/karşı davacı tarafından yatırılan 44,40.-TL başvuru harcı, 44,40.-TL peşin harç ve ıslah harcı olan 3.230,00.-TL'nin olmak üzere toplam 3.318,80.-TL'nin davacı/karşı davalıdan alınarak, davalı/karşı davacıya verilmesine, c-Davalı/karşı davacının bu dava nedeni ile yapmış olduğu posta, tebligat, bilirkişi ücreti toplamından ibaret toplam 1.050,00.-TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı gözetilerek hesaplanan 979,57.-TL'nin davacı/karşı davalıdan alınarak, davalı/karşı davacıya verilmesine, d-Davalı/karşı davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 178.905,52 .-TL vekalet ücretinin davacı/karşı davalıdan tahsili ile davalı/karşı davacıya verilmesine,e-Davacı/karşı davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 4.080,00.-TL vekalet ücretinin davalı/karşı davacıdan tahsili ile davacı/karşı davalıya verilmesine, f-Gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesine müteakip ilgili tarafa iadesine,4-İstinaf incelemesi yönünden; a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönüyle alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı-karşı davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,b-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karşı dava yönüyle alınması gerekli 12.115,59 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 3.028,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.086,69 TL istinaf karar harcının davacı-karşı davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,c-Davacının-Karşı davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, d-Davalı-Karşı davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davalı-karşı davacıya İADESİNE, e-Davalı-karşı davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 57,60 TL posta masrafı olmak üzere toplam 278,30 TL yargılama giderinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya VERİLMESİNE, 5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,7-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi....