İş kazası sonucu vefat eden işçinin yakınlarının açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece ve istinaf kararlarının temyizi üzerine Yargıtayın duruşma talebini kabul ederek ücret ve kusur itirazlarını değerlendireceği bir süreç.
Özet: Bu hukuki belge, iş kazasında yaşamını yitiren işçinin yakınlarının açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin bir davalı hakkındaki ret ve diğer davalılar yönünden kısmen kabul kararı ile istinaf mahkemesinin bu kararı onamasının ardından temyiz incelemesini içermektedir; davacılar, özellikle vefat edenin ücretinin eksik hesaplandığını ve ceza dosyasında kusurlu bulunan daimi nezaretçiye hukuk davasında kusur verilmemesinin hatalı olduğunu iddia ederek hükmün bozulmasını talep etmektedir.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1714 E., 2025/1836 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Çal 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/214 E., 2024/315 K.Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dava davacıları vekilleri, davalılar ... Nak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmek ve davalılar ... Nak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 03.03.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden asıl ve birleşen dava davalıları ... Nak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... adlarına Avukat ... ile asıl dava davacıları adına Avukat ... ve birleşen dava davacıları adına Av. ... geldiler. Davalı ... adına gelen olmadı, vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiği görüldü. Diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Asıl dava davacıları vekili özetle; davacılar murisi ...’nün davalı şirkete ait işyerinde çalıştığı sırada 18.05.2021 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat ettiğini, kazanın davalıların kusurlu davranışlarından kaynaklandığını ileri sürerek davacı eş ... için 1.843.997,33 TL maddi ve 75.000,00 TL manevi tazminat, davacı çocuk ... için 203.200,55 TL maddi ve 75.000,00 TL manevi tazminat, davacı çocuk ... için 419.622,49 TL maddi ve 75.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.Birleşen dava davacıları vekili özetle; aynı iş kazası nedeniyle davacı anne ... için 389.998,73 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat, davacı baba ... için 246.552,35 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden asıl dava dosyasında davacı eş ve çocukların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, asıl dava davacıları lehine ayrı ayrı 30.000,00'er TL manevi tazminata, birleşen dava dosyasında davacı anne ve babanın maddi tazminat istemlerinin kabulüne, birleşen dava davacıları lehine ayrı ayrı 20.000,00'er TL manevi tazminata hükmedilmek suretiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA.Temyiz SebepleriAsıl dava davacıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... ...’nün gerçek ücretinin hatalı ve eksik belirlendiğini, tanık beyanlarına göre müteveffanın net ücretinin 4.500,00 TL olduğunu, asgari ücret kısmının bankadan, kalan kısmının elden ödendiğini, ayrıca yemek ve servis yardımlarının da ücrete eklenmesi gerektiğinin belirtilmesine rağmen hesapta aylık net 4.000,00 TL ve asgari ücretin 1,35 katı esas alınarak tazminatın eksik hesaplandığını, müteveffanın yaptığı iş, yaşı, kıdemi ve mesleki niteliği dikkate alınarak meslek odaları veya TÜİK’ten olay tarihinden itibaren alabileceği emsal ücretin yıllar itibarıyla sorulması ve karar tarihine en yakın asgari ücret artışı gözetilerek yeniden hesap raporu alınması gerekirken bu yöndeki itirazlarının karşılanmadığını, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, ceza dosyasında ...’nin daimi nezaretçi sıfatıyla tali kusurlu olduğu kabul edilip mahkûmiyetine karar verilmesine rağmen hukuk dosyasında alınan raporda ...’ye kusur verilmemesinin dosya kapsamına aykırı olduğunu, davalı ...’nin kaza sırasında maden ocağında bulunmadığını ikrar ettiğini, daimi nezaretçi olarak iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin uygunluğunu denetleme yükümlülüğü bulunduğundan can ve mal güvenliğini tehlikeye atan durumda işi durdurmaması, kesime ilişkin uygun prosedür ve talimatların oluşturulup uygulanmasını sağlamaması nedeniyle kusurlu kabul edilmesi gerektiğini, ... ...’ye %25 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, müteveffanın işverenin verdiği talimatları yerine getirirken vefat ettiğini, iş güvenliğinin işçinin kendi dikkatine bırakılamayacağını, işveren gerekli çalışma düzenini kurup denetim ve güvenlik önlemlerini alsaydı kazanın meydana gelmeyeceğini, bu nedenle müteveffaya kusur yüklenmesinin doğru olmadığını, işveren ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetim mekanizması kurmadığını, kapak kesimi sonrası düşme riskine karşı yeterli tedbir almadığını ve işçilerin olay bölgesinde çalışmasını engellemediğini, bu nedenle işverenin kusurunun daha yüksek kabul edilmesi gerektiğini, risk değerlendirme raporunda belirtilen önlemlerin alınıp alınmadığı ve özellikle daimi nezaretçi ...’nin bu önlemlerin uygunluğunu denetleyip denetlemediği yeterince değerlendirilmeden kusur oranı belirlenmesinin eksik incelemeye dayalı olduğunu, davalı ...’nin vekâlet ücretine ilişkin temyiz taleplerinin yerinde olmadığını, her bir davalının ihtiyari dava arkadaşı olup davaların davalılar yönünden birbirinden bağımsız olduğunu, davacıların ... yönünden dava değerini artırmadığını, bu nedenle ... lehine tüm artırılmış dava değeri üzerinden vekâlet ücreti takdir edilmesinin mümkün olmadığını, ...’nin diğer davalılarla birlikte dava edilmesinin ceza dosyasında tali kusurlu kabul edilmesine dayandığını, hukuk dosyasında alınan kusur raporunda ...’ye kusur verilmemesinin davacılar tarafından önceden bilinebilecek bir husus olmadığını, bu rapordan sonra ... yönünden bedel artırımı yapılmamasının davacıların usuli hakkı olduğunu, talep edilmeyen veya ... yönünden artırılmayan miktar üzerinden vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin ... lehine dava dilekçesindeki talepler üzerinden vekâlet ücreti takdir etmesinin yerinde olduğunu ve davalının bu yöne ilişkin temyiz isteminin reddi gerektiğini, davalıların temyiz taleplerinin reddi ile davacılar lehine kararın bozulması ve eksik inceleme giderilerek ücret, kusur ve tazminat hesabının davacılar lehine yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.Birleşen dava davacıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... ...’nün gerçek ücretinin eksik belirlendiğini, tanık beyanına göre müteveffanın net ücretinin 4.500,00 TL olduğunu, asgari ücret kısmının bankadan, kalan kısmının elden ödendiğini, ayrıca yemek ve servis yardımlarının da ücrete eklenmesi gerekirken 03.12.2023 tarihli raporda aylık net 4.000,00 TL ve asgari ücretin 1,35 katı esas alınarak tazminatın eksik hesaplandığını, müteveffanın yaşı, eğitim durumu, mesleki kıdemi ve yaptığı iş dikkate alınarak meslek odaları veya TÜİK’ten olay tarihinden itibaren alabileceği emsal ücretin yıllar itibarıyla sorulması gerekirken bunun yapılmadığını, meslek kuruluşlarından gelen yazılarda emsal ücretin kaza tarihinde 8.000,00 TL olduğunun anlaşılmasına rağmen bu hususun değerlendirilmediğini, hükme esas alınan kusur raporunda davalı ...’nin kusursuz kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ceza dosyasında ...’nin daimi nezaretçi sıfatıyla tali kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında HAGB kararı verildiğini ve bu kararın onun kusursuz olduğu anlamına gelmediğini, davalı ...’nin kaza sırasında maden ocağında bulunmadığını beyan ettiğini, daimi nezaretçi olarak iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin uygunluğunu denetleme, can ve mal güvenliğini tehlikeye atan durumlarda işi durdurma, kesime ilişkin uygun prosedür ve talimatların oluşturulup uygulanmasını sağlama yükümlülüklerini yerine getirmediğinden kusurlu kabul edilmesi gerektiğini, risk değerlendirme raporunda belirtilen önlemlerin alınıp alınmadığı ve ...’nin bu önlemlerin uygunluğunu denetleyip denetlemediği açıklığa kavuşturulmadan ...’ye kusur verilmemesinin eksik incelemeye dayalı olduğunu, ... ...’ye %25 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, iş güvenliğinin işçinin kendi dikkatine bırakılamayacağını, müteveffanın işveren tarafından verilen işi yaparken vefat ettiğini, gerekli çalışma düzeni, denetim ve güvenlik önlemleri sağlanmış olsaydı kazanın meydana gelmeyeceğini, işverenin yalnızca önlem alma değil, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği organizasyonu kurma, güvenli çalışma alışkanlığı oluşturma, kurallara uyulup uyulmadığını denetleme ve önlemlere uyulmasını sağlama yükümlülüğü bulunduğunu, somut olayda bu denetim ve gözetim yapılmadığından kazanın sorumluluğunun işveren ve sorumlu kişilere ait olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince ücret ve kusur oranlarına yönelik istinaf itirazları gerekçeli şekilde karşılanmadan karar verildiğini, eksik ve hatalı incelemeye dayalı İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının davacılar lehine bozulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.Davalılar ... ve ... Nak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, kazanın ... ...’nün kendi dikkatsiz ve tedbirsiz davranışı sonucu meydana geldiğini, müteveffanın bir gün önce kendisi tarafından kesilen “kapak” adı verilen taşı düşürmeden ertesi gün aynı alanda çalışmaya devam ettiğini, düşme riski bulunan taşın altında ve yakınında çalışarak gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, müteveffaya iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiğini, yaptığı işle ilgili mesleki eğitim belgesi bulunduğunu, baret, eldiven ve gerekli kişisel koruyucu donanımların sağlandığını, işverenin gerekli iş sağlığı ve güvenliği hizmetini aldığını, risk değerlendirmesi yaptırdığını, işçilere eğitim verdiğini, kişisel koruyucu donanım temin ettiğini ve işyerinde üretim müdürü ile daimi nezaretçi görevlendirdiğini, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda da kazanın kök sebebinin müteveffanın bir gün önce sayalamasını yaptığı mermer bloğun kapak kısmının boşta durduğunu bilmesine rağmen bu bölgeye yakın çalışması olduğunun belirtildiğini, bu rapora göre müteveffanın ağır kusurlu davranışı dikkate alınmadan müvekkillerine sorumluluk yüklenmesinin hatalı olduğunu, müvekkili ... ve ... Ltd. Şti.’nin kazanın meydana gelmemesi için gerekli tüm önlemleri aldığını, işyerinde iş hiyerarşisi kurulduğunu, üretim müdürü, daimi nezaretçi ve ... hizmeti sağlandığını, kazanın tamamen müteveffanın güvenli mesafede çalışmamasından kaynaklandığının gözetilmesi gerektiğini, hükme esas alınan 21.08.2023 tarihli kusur raporunda müvekkili şirketin %60, ...’in ayrıca %10 kusurlu kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirket yönünden kusur verilmişken şirket ortağı ...’e ayrıca kişisel kusur verilmesinin hukuki dayanağının açıklanmadığını, bilirkişilerce yüzdesel kusur oranı belirlenmesinin doğru olmadığını, kusur değerlendirmesinde kişilerin kazanın meydana gelmesindeki sorumluluk durumlarının açıklanması, büyük oranda sorumlu, sorumlu veya sorumsuz olduklarının belirtilmesi gerektiğini, buna rağmen aktüerya hesabında bu hatalı yüzdesel kusur oranlarının esas alınmasının isabetsiz olduğunu, davacıların adli yardım talebinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davacı ... adına kayıtlı taşınmazlar bulunduğu, sigortalı çalışıp çalışmadığının araştırılmadığı ve davacıların özel vekille temsil edildiği dikkate alınmadan adli yardım kararı verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, müvekkillerinin kusuru bulunmadığı hâlde davacıların müvekkillerine karşı dava açmasının kötü niyetli olduğunu, kaldı ki güvenlik önlemlerinin alınmadığı kabul edilse bile müteveffanın iş sağlığı ve güvenliği bakımından çalışmaktan kaçınma hakkına sahip olduğu hâlde çalışmaya devam ettiğinden kusurlu olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, manevi tazminat belirlenirken olayın özelliği, tarafların kusur oranları, sosyal ve ekonomik durumları ile hak ve nesafet kurallarının gözetilmesi, davacıyı zenginleştirecek ve davalıyı müzayakaya düşürecek miktarlardan kaçınılması gerektiğini, ceza mahkemesi kararlarının hukuk hâkimini kusurun derecesi ve zarar miktarı yönünden bağlamayacağını, TBK’nın 74. maddesi gereğince hukuk mahkemesinin kusur oranını ve zararın kapsamını bağımsız şekilde değerlendirmek zorunda olduğunu, Yerel Mahkemece kusur itirazlarını karşılayacak ek rapor veya yeni rapor alınmadan hüküm kurulduğunu, müvekkillerinin kazada kusuru ve ihmali bulunmadığı yönündeki itirazları değerlendirilmeden verilen İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı ... yönünden maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu ve davanın esasına ilişkin ret kararlarının onanması gerektiğini, ... lehine asıl dava ve birleşen davada manevi tazminat taleplerinin reddi nedeniyle hükmedilen vekâlet ücretleri yönünden de kararın onanması gerektiğini, ancak ... lehine maddi tazminat taleplerinin reddi nedeniyle takdir edilen vekâlet ücretlerinin hatalı olduğunu, Mahkemece davacıların bedel artırım dilekçesinde ... yönünden artırım yapmadığı gerekçesiyle yalnızca dava dilekçesindeki talepler üzerinden vekâlet ücreti takdir edilmiş ise de bu gerekçenin hukuka aykırı olduğunu, belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda vekâlet ücretinin ihtiyari ya da zorunlu dava arkadaşlığı ayrımı yapılmaksızın ihtilaf konusu dava değeri ile kabul ve ret oranı üzerinden nispi olarak belirlenmesi gerektiğini, davacının bedel artırımında ... yönünden artırım talebinde bulunmamasının ... lehine hükmedilecek vekâlet ücretini etkilemeyeceğini, davacılar vekili kabul edilen kısım üzerinden nasıl nispi vekâlet ücretine hak kazanmış ise, dava lehine reddedilen ...’nin de davacılar vekili lehine hükmedilen nispi vekâlet ücretini geçmemek üzere reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden nispi vekâlet ücretine hak kazanması gerektiğini, bu nedenle ... yönünden davanın esasına ilişkin ret kararlarının ve manevi tazminat vekâlet ücretlerinin onanması, ancak maddi tazminat taleplerinin reddi nedeniyle ... lehine eksik ve hatalı takdir edilen ilam vekâlet ücretleri yönünden kararın bozularak düzeltilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacılar murisinin davalı şirkete ait işyerinde çalıştığı, olay günü sayalama makinesi ile mermer blokta kesim işi yaptığı sırada mermer bloğundan kopan yaklaşık 500 kg ağırlığındaki mermer parçasının üzerine düşmesi sonucu vefat ettiği anlaşılmaktadır.İlk Derece Mahkemesince alınan 21.08.2023 tarihli kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde davacılar murisinin %25, davalı işveren şirketin %60, işveren vekili ...’in %10, üretim müdürü ...’un %5 oranında kusurlu oldukları, davalı ...’nin ise kusursuz olduğu kabul edilmiştir. Mahkemece bu rapora itibar edilerek davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.Öte yandan, ceza dava dosyasında alınan kusur raporunda davacılar murisinin tali, davalı ...’in asli, davalı ...’un tali ve davalı ...’nin de tali kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kusur değerlendirmesi ile bağlı değil ise de, ceza dava dosyasında tespit edilen maddi olgular ve dosya kapsamındaki teknik değerlendirmeler eldeki davada kusur oranlarının belirlenmesi bakımından göz ardı edilemez. İş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında kusur oranı belirlenirken, olayın oluş şekli, tarafların sıfatları, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri, denetim ve gözetim yükümlülükleri ile ceza dava dosyasında kusura esas alınan fiiller birlikte değerlendirilmelidir.Somut olayda, ceza dava dosyasında alınan kusur raporunda davalı ... yönünden kusura esas alınan fiiller bulunduğu hâlde, eldeki dava dosyasında alınan ve hükme esas kabul edilen kusur raporunda bu fiiller denetime elverişli biçimde tartışılıp değerlendirilmemiş, daimi nezaretçi olarak, işyerinde devamlı beklemesi ve her işçiye nezaret etmesinin mümkün olmaması, olayla ilgili ceza davasında da adı geçen hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmiş olması sebebiyle olaya etkisinin olmadığı görüşünden hareketle davalı ...'e atfı kabil bir kusur bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Bu hâliyle eldeki dosyada alınan kusur raporu ile ceza dava dosyasındaki kusur değerlendirmesi arasında davalı ... yönünden çelişki oluşmuş; ancak Mahkemece bu çelişki giderilmeden sonuca gidilmiştir.Bu durumda, eksik inceleme ve çelişkili kusur değerlendirmesine dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.Mahkemece yapılacak iş; varsa aynı iş kazası nedeniyle Kurum tarafından sorumlular aleyhine açılmış rücuan tazminat dava dosyasını celbetmek, ceza dava dosyası, varsa rücuan tazminat dava dosyası ile eldeki dosya kapsamını birlikte değerlendirmek, önceki raporu düzenleyen heyetten farklı ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişilerden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetinden, özellikle davalı ... yönünden ceza dava dosyasında alınan kusur raporlarında belirtilen fiilleri de irdeleyen, kusur raporları arasındaki çelişkileri gideren, tarafların olaydaki kusur durum ve oranlarını denetime elverişli biçimde belirleyen yeni bir kusur raporu almak, davalı ... tarafından kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle oluşan usulî kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle,1.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,3.Bozma nedenine göre temyiz eden taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden ilgililere iadesine,5.Asıl ve birleşen dava davacıları avukatları yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, davalılar ... Şti. ... ve ... avukatları yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık parasının asıl dava ve birleşen dava davacılarına yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.