Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, elektrik aboneliği başvurusunun önceki borç ve muvazaa iddiasıyla reddi sonrası açılan muarazanın giderilmesi ve tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin pasif husumet nedeniyle verdiği ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir işyerini devralan davacı, eski işletmecinin elektrik borçları ve muvazaa iddiası gerekçesiyle reddedilen elektrik aboneliği başvurusunun kabulü ile uğradığı zararın tazmini amacıyla dava açmış; ancak ilk derece mahkemesi, davalı kuruma husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş, davacı vekili ise müvekkilinin önceki borçlardan sorumlu olmadığını ve davalı kurumun talebin asıl muhatabı olduğunu ileri sürerek bu ret kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/676 - 2026/1194

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
24. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/676
KARAR NO : 2026/1194
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/03/2026
NUMARASI : 2025/930 Esas 2026/163 Karar
DAVANIN KONUSU : Muarazanın Giderilmesi ve Tazminat
İSTİNAF TALEBİNDE
BULUNAN : Davacı vekili
KARAR TARİHİ : 10/09/2026
KARAR YAZMA TARİHİ : 10/09/2026
Mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 13.10.2025 tarihinde yapılan iş yeri devrine ilişkin sözleşme ile "..." isimli iş yerini dava dışı ... isimli kişiden devraldığını, davalı kuruma elektrik aboneliği başvurusunda bulunarak iş yerine ait elektriklerin açılmasını talep ettiğini, davalı kurum tarafından talebin uygun olmadığı belirtilerek reddedildiğini, oluşan muarazanın giderilerek davacının işletimine geçen iş yerine ait elektrik aboneliğinin tesisine karar verilmesi gerektiğini, kararın usul ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının söz konusu iş yerinin sahibi olan ... ile kira sözleşmesi imzaladığını, işlemleri vakit kaybetmeksizin gerçekleştirdiğini ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, söz konusu adreste daha önce faaliyet göstermiş olan eski işletme sahibinin elektrik borçlarının bulunduğu ileri sürülerek, “muvazaa olduğu” gerekçesiyle yeni abonelik başvurusunun davalı tarafından reddedildiğini, davacının, önceki aboneyle herhangi bir hukuki, ticari veya fiilî bağı bulunmadığını belirterek, dava süresince tedbiren dava konusu iş yerine elektrik abonelik tesis işlemenin sağlanmasına, elektrik aboneliği başvurusunun, önceki aboneye ait borç ve muvazaa iddiası gerekçesiyle reddedilmesi işleminin haksız olduğunun ve ayrıca davacının herhangi bir borcu bulunmadığının, bundan dolayı abonelik işlemleri için gerekli şartların mevcut bulunduğunun tespitine, davalı tarafından tanzim edilen 17.10.2025 tarihli kararının iptaline, devralınan "..." isimli iş yerine ilişkin abonelik sözleşmesinin kurulmasına ve dava konusu iş yerinde elektrik hizmetinin sağlanmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 16.10.2025 tarihinden itibaren mahrum kalınan gelire istinaden şimdilik 1000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; "..." işletmesinin gerçek sahibinin halen ..., davacının da ...'ın 20 yıllık çalışanı (fırın ustası) olduğunu, işletmenin; ayrı iki sayaç ve tesisata sahip olan ayrı iki bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın imara aykırı biçimde içeriden birleştirilmesi yolu ile kurulan bir işletme olduğunu, davacının tacir olmaması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının "abonelik tesisi" taleplerinin muhatabının ...A.Ş. olduğu gözetilerek; davaya dava dışı ... şirketinin dahil edilmesine ve davacının bu yöndeki haksız davasının davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davacının gerçekte işletmenin halen sahibi olan ... ile yapmış olduğu gerçeğe aykırı işyeri devri sözleşmesi kapsamında muvazaalı biçimde elektriği açtırmaya çalışarak ...'ın şirkete olan kaçak elektrik tüketim borcunu ödemeksizin ticari faaliyetine devam etmesini sağlamak amacıyla işlem yaptığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 09/03/2026 tarih, 2025/930 E., 2026/163 K. sayılı kararı ile HMK' nun 114/1-d ve 115/1-2. maddeleri gereğince pasif husumete yönelik dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacının "..." isimli iş yerini devraldığını, ancak abonelik işlemlerini gerçekleştiremediğini, ...A.Ş. tarafından ... ve ... numaralı tesisatlarda kaçak elektrik kullanımına ilişkin 17/10/2025 tarihinde bilgilendirildiğini, davacının önceki abonenin borçlarından sorumlu olamayacağını, önceki işletme sahibi ile aralarında herhangi bir hukuki, ticari veya fiili bir bağı olmadığını, Mahkemece ...A.Ş'nin 01/01/2013'ten itibaren ayrı tüzel kişiler olduğu ve abonelik sözleşmesinin tesisi ile ilgili talep bakımından davalı kuruma husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davayı red etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı kurumun sorumluluğunun olduğunu, yeni aboneden önceki abonenin borçlarının talep edilemeyeceğini ileri sürerek, kararın bozularak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; elektrik aboneliği tesisinde oluşan muarazanın giderilmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin bmuarazanın giderilmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re’sen incelenir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; davaya konu uyuşmazlığın abonelikten kaynaklanan muaraza ve alacağa ilişkin olduğu, bu haliyle davacının TTK hükümlerine göre, tacir sıfatına haiz olup olmadığının araştırılarak, tacir olması halinde uyuşmazlığın çözümünün yukarıdaki yasa hükümleri de gözetildiğinde Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevi içinde olduğu, tacir sıfatını haiz olmadığında ise uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesi olarak davanın görülmesi gerekir.
O halde mahkemece, davanın taraflarının tacir olup olmamasına göre uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olması halinde davaya devam edilmesi, değilse Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Bu durumda, mahkemece; davacının tacir sıfatına haiz olup olmadığı araştırılarak, davada Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olup olmadığı hususunun belirlenmesi, Asliye Hukuk Mahkemesinin davaya bakmakla görevli mahkeme olduğunun anlaşılması durumunda görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu deliller toplanmadan hüküm kurulması doğru görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nun 353/1-a-3 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
1-) Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 09/03/2026 tarih, 2025/930 E., 2026/163 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-)Yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-)Davacı tarafça ödenen istinaf peşin harcının istek halinde iadesine,
4-)Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a, maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır