Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde, miras yoluyla intikal eden şirket hisselerinin tanınmaması ve genel kurulda oy kullanma hakkının engellenmesi nedeniyle genel kurul kararının iptali istemli ticari dava.
Özet: Bu hukuki evrak, muristen miras yoluyla intikal eden şirket hisselerinin (TTK 596 uyarınca) mirasçılara otomatik olarak geçtiği iddiasıyla, bir ticari şirketin genel kurul toplantısında davacı mirasçıların oy kullanma haklarının engellenmesi ve hisse geçişlerinin hukuka aykırı şekilde yeniden oylanması sebebiyle alınan genel kurul kararının iptalini, hisselerin davacılar adına tescilini veya alternatif olarak gerçek değerlerinin ödenmesini talep eden bir davayı konu almaktadır; davalı ise mirasçıların hisse geçişini bildirmediklerini, pay defterine kayıt talebinde bulunmadıklarını ve davacıların hukuki menfaati olmadığını savunmaktadır.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:14/05/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:14/12/2021DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:14/05/2025İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVADA DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... Tur İnş Tic ve San Ltd Şti'nin %25 ortağı olan muris ...'ın 08/12/2019 tarihinde vefat ettiğini, mirasçıları eşi ..., çocukları ... ve ... olduğunu, davacı müvekkili ...'ın şirketteki hissesinin 77 adedini 77.000,00 TL bedel ile ... leni,e 77 adedini ise 77.000,00 TL bedel ile ... lehine feragat ettiğini, davalı şirketin tüm ortakları ve şirketin fiil ehliyetini kullanmaya yetkili müdürü ...'ün davacıların murisi ...'ın vefatını ilk günden beri bildiğini, bu sebeple TTK'nın 596.maddesi gereğince, miras yolu ile davacılara hisse geçişi genel kurul kararına gerek olmaksızın gerçekleşmiş olup iktisabın öğrenilmesinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde açıkça ve yazılı olarak reddedilmediğini ve onay vermiş sayıldığını, dava dilekçesi ekinde sundukları çağrının 4,5,6 maddelerinde davacıların murisi ...'ın vefatı sebebiyle davacılara intikal eden hisselerin geçişinin oylanmasını gündem maddeleri olarak belirlendiğini, genel kurul toplantısı yapılması için gereken 3 aylık hak düşürücü sürenin geçmesiyle birlikte şirketin ortağı kabul edilen davacıların ortaklıklarının durumunun tekrar gündeme gelmesi ve oylanması genel kurul kararını sakatladığını, şirket ortağı olan davacıların genel kurula davet edilmesine rağmen, ortaklık haklarının kullanılmasının engellendiğini, vazgeçilmez nitelikteki hakların ihlal edildiğini, ttk 596.maddesi gereğince, miras yolu ile genel kurul kararına gerek olmaksızın esas sermaye payı iktisap eden davacıların bu paylara ait tüm hak ve borçlarının da genel kurul kararına gerek olmaksızın geçtiğini, davacıların davalı şirket müdürü tarafından murislerinin mirasçısı olarak toplantıya çağırılmış ve toplantıya katılmış olmalarına rağmen, oy kullanmalarına izin verilmediğini, yapılan usulsüzlük ve hukuksuzluklara karşı muhalefetlerinin tutanağa geçirilmediğini, davacıların ortaklıktan kaynaklanan tüm haklarının yok sayıldığını, davacıların vazgeçilmez nitelikteki haklarının ihlal edildiğini, kısıtlandığını ve güçleştirildiğini, Kanunun emrettiği şekilde alınmış bir genel kurul kararı olmadığından, ortakların gerçek iradeleri tutanağa yansımadığından, genel kurul toplantısı kararının kurucu unsurlarının eksik olduğunu, alınan kararların yok hükmünde olduğunu neticeten 12/10/2020 tarihli genel kurul kararının yokluğunun-hükümsüzlüğünün tespitine veya iptaleni, Antalya 6.Noterliğinin 18/02/2020 tarihli, ... yevmiye sayılı feragatnamesi dikkate alınarak, davacıların, davalı şirketteki muris ...'dan intikal eden hisseleri kazandığının tespiti ile adlarına tesciline, davacıların iktisabının tespiti ile tescili mümkün olmadığı taktirde, TTK'nın 597.maddesi hükmü gereğince, esas sermaye paylarının gerçek değerinin 6.Noterliğinin 18/02/2020 tarihli, ... yevmiye sayılı feragatnamesi de dikkate alhınarak bilirkişi marifetiyle tespit edilerek belirsiz alacak davası olarak değerlendirilip, Mahkemece belirlenen miktarın davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL DAVADA DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Şirketteki miras hak ve alacağından feragat eden davacı ...'ın işbu davayı açmada hukuki yararı olmadığını, davacıların, iptali istenen genel kurul toplantısına kadar esas sermaye payını miras yoluyla intikal ettiklerine dair şirkete bir bildirim yapmamış olup pay defterine kaydolmayı talep etmediklerini, ... mirasçılarının; iptali istenen genel kurul toplantısına kadar gerek Antalya Ticaret Odası Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gerekse müvekkil şirkete esas sermaye payını miras yolu ile iktisap ettiklerini ve mirasçılıklarını gösteren herhangi bir belge ile pay defterine kaydedilmek üzere başvurmadıklarını, nitekim genel kurul toplantısının gerçekleştiği tarihe kadar ne şirket kayıtlarında ne de ticaret sicil kayıtlarında şirkete karşı yapılmış bir bildirimin söz konusu olmadığını, davacıların oy haklarının kısıtlandığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirketin, davacılara, esas sermaye paylarını pay defterindeki gerçek değeri üzerinden almayı önerdiğini, noter onaylı feragatname ile esas sermaye paylarının gerçek değerini belirleyen davacıların bedel yönünden itirazlarında hukuki yararı olmadığını, davacıların dava dilekçesinde, müvekkil şirket tarafından esas sermaye payları için önerilen bedelin gerçek değeri yansıtmadığını, esas sermaye payının gerçek değerinin TTK 597. madde uyarınca tespit edilerek taraflarına ödenmesini talep ettiklerini, esas sermaye payının gerçek değerinin bu olmadığına yönelik itirazları bulunan davacıların, kendi aralarında düzenledikleri feragatname ile 1 adet payın değerini 1.000,00 tl olarak kabul ettiklerini, miras yolu ile intikal eden esas sermaye payının değeri hususunda davacıların noter onaylı belge ile kabulünün ortada olduğunu, hal böyle iken kendi kabullerinde olan bir miktara itiraz etmelerinde hukuken bir yarar bulunmadığını, bu nedenle esas sermaye payının değerine ilişkin yaptıkları itirazın hukuki yarar yoksunluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, usulüne uygun bir şekilde tertip edilmiş genel kurul toplantısında alınan kararların tescilinin tedbiren durdurulması talebi iyiniyet kuralları ile bağdaşmayan bir talep olduğunu, davacıların alınan kararları sürüncemede bırakma derdine düştüğünü neticeten davacıların davasının tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, ... Karar numarası ile Antalya 1. Asliye ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile 12/02/2021 tarihli karar ile birleştirilmiştir.BİRLEŞEN DAVADA DAVACI TARAFIN İDDİALARININ ÖZETİ: Birleşen dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 03.06.1991 tarihinde kurulduğunu, davacıların 30.10.2010 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısı ile pay sahibi olduklarını, davalı şirkete ait "Antalya İli Muratpaşa İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel"de kayıtlı bir adet taşınmaz bulunduğunu, şirketin bu taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak kiraya verilmesi faaliyetini yürüttüğünü, başkaca faaliyet göstermediğini, davalı şirket müdürü ... tarafından 12.10.2020 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapılmak üzere ekte sunulan 21.09.2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi sayfasında görüleceği gibi toplantıya çağrı yapıldığını, 12.10.2020 tarihli Genel Kurul Toplantısına davacı ..., davacı ...'e vekaleten ... ve ...'ün katıldığını, müteveffa ... mirasçılarınında toplantıyı takip ettiklerini, davalı şirket müdürü ...'ün; müşterek müdür ...'ın vefat ettiğini bildiği halde (zira müteveffanın cenaze merasiminde kendisi bizzat bulunmuştur) usulüne uygun ve süresinde genel kurul toplantısı düzenlendiğini, ...'ın hisselerinin intikali için gerekli işlemleri yapmamış olup; şirketi yürütmeye tek başına yetkili olmadığı halde usülüne aykırı olarak işlemler yaptığını, davacıların oyu hilafına toplantı başkanı seçilmesi ve toplantı tutanakları imzalama yetkisinin ...'e verilmesine ilişkin kararların oybirliğiyle verildiğinin tutanak altına alındığını, 12.10.2020 tarihli toplantı tutanağının 1. ve 2. maddelerinde "toplantı başkanlığına ...'ün seçilmelerine" ve "toplantı tutanaklarını imzalama yetkisinin ...'e verilmesine" dair kararların oybirliğiyle verildiğinin yazıldığını, bu maddelere ilişkin davacıların muhalif olduklarını, ...'ün toplantı başkanı olmasına ilişkin kararlara muhalefet şerhi koymak istemişlerse de muhalefet şerhinin yazılmadığını, ...'ın vefatı ile de davacılardan başka oy hakkı olan kişi de kalmadığını, Genel Kurul toplantısı aşağıda açıklanan diğer hususlar yanında bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle hükümsüz olduğunu ve iptali gerektiğini, 12.10.2020 tarihli Genel Kurul Toplantısının 7. Maddesi uyarınca ...'ün müdür seçilmesine davacıların muhalefet şerhi koyduklarını, Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosyada müdür ...'ün şirketi zarara uğratması ve usulsüz işlemler yapması nedenleriyle davacıların müdürün sorumluluğuna ilişkin dava açtıklarını, yargılamanın devam ettiğini, Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasında ...'ün davacı ...'e karşı işlediği yaralama suçu nedeniyle ceza aldığını ve hükmün kesinleştiğini, davacılar ile müdür ... arasında başkaca da ceza davası ve soruşturma dosyaları olup; azınlık davacıların haklarının müdür tarafından gözetilmeyeceği ve hatta kasten çiğnenme tehlikesinin açık olduğunu, hal böyle iken 12.10.2020 tarihli toplantıda verilen müdür seçimi kararının iptali gerektiğini, şirket müdürünün ibra noktasında oy kullanmasının da mümkün olmadığını, TTK 436/2 maddesi uyarınca "Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz" Bu durumda da davacıların ibraya ilişkin muhalif olmaları halinde müdür ibra edilemeyeceğini, başkaca da pay sahibi bulunmayacak ve oy birliği ile ibra edilmediğine karar verilmiş olacağını, açıklanan sebeplerle davacıların ibra noktasındaki itirazları, beyanları ve muhalefet şerhleri dinlenmeyen, toplantı tutanağına geçirilmeyen Genel Kurul kararlarının hükümsüz olduğunu ve iptali gerektiğini, TTK 630. Maddesi uyarınca müdürün yönetim hakkının ve yetkilerinin kaldırılması ile yönetime kayyım atanmasını talep etmek gerektiğini, TTK 630/2 maddesi uyarınca "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur." şeklinde düzenlendiğini beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 12.10.2020 tarihli Genel Kurul Kararlarının hükümsüzlüğüne ve/veya iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Birleşen dosya davalısı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Mirasçılarının (Kanuni veya Atanmış) Genel Kurul Toplantısına kadar esas sermaye payını miras yoluyla intikal ettiklerine dair şirkete bir bildirim yapmadıklarını, pay defterine kaydolmayı da talep etmediklerini, ... mirasçılarının; iptali istenen genel kurul toplantısına kadar gerek Antalya Ticaret Odası Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gerekse davalı şirkete esas sermaye payını miras yolu ile iktisap ettiklerini ve mirasçılıklarını gösteren herhangi bir belge ile pay defterine kaydedilmek üzere başvurmadıklarını, Genel Kurul Kararlarının yokluğu yönündeki iddiaların gerçek dışı soyut iddialar olduğunu, bunun yanı sıra toplantı tutanağını imzalama yetkisinin toplantı başkanına ait olduğunu, şirket yöneticilerin ibrası genel kurul gündeminde yer almadığı gibi azlığın bu yönde usulüne uygun bir talebinin de söz konusu olmadığını, davacılardan ...'i vekaleten toplantıda bulunan ...'in şirkete ait birtakım evrak suretlerini hukuka aykırı yollar ile ele geçirdiklerini, Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından alınan kurum görüşünde de genel kurul kararında alınan kararların hukuka uygun olduğunun belirtildiğini, davacılar tarafından gerçekleştirilen 2. genel kurul toplantısının hukuken bir geçerliliğinin mevcut olmadığını, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dava dosyası ile huzurdaki dava dosyasının bağlantılı davalar olup birleştirilmesi gerektiğini, davacıların kayyum talebinin usulüne uygun bir şekilde tertip edilmiş genel kurul toplantısında alınan kararları ve şirketin yönetimini sürüncemede bırakmak adına iyiniyet kuralları ile bağdaşmayan bir talep olduğunu beyanla davacıların, TTK 630/2 uyarınca şirket yönetimine kayyum atanması talebinin reddine, davacıların, genel kurul toplantısının iptali yönündeki açtıkları davanın reddine, huzurdaki davanın, aynı sebepten kaynaklanan Antalya 1. asliye ticaret mahkemesi ... esas sayılı dava dosyası ile aralarında bağlantı olması sebebiyle Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "..Kanunda düzenlenen üç aylık red süresi hak düşürücü süre niteliğindedir. Somut olayda pay sahibi ...'ın 08.12.2019 tarihinde vefat ettiği ve 12.10.2020 tarihine kadar genel kurulca payın geçişini onaylamayan-reddeden bir kararın alınmadığı, davalı yanca mirasçılar tarafından pay intikali için şirkete yapılmış bir başvuru olmadığı ve üç aylık sürenin başlangıç süresinde bir netlik bulunmadığı gerekçesi ile kararın yasal sürede alındığı iddia edilmiş ise de; aile şirketi vasfındaki davaya konu şirkette, pay sahibinin ölümünün ve ölüm tarihinin tüm diğer şirket ortakları tarafından bilinmesi karşısında üç aylık sürenin 08.12.2019 tarihinden itibaren işlemeye başladığının kabul edilmesi gerektiği, aksi kabulün açıkça MK.2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği açıktır. Bu durumda davacıların genel kurul tarihinde şirkette pay sahibi oldukları halde TTK 417. Maddesi uyarınca toplantıya katılma ve oy kullanma haklarının açıkça ihlal edildiği sabittir.TTK nın 447 .maddesinde de Genel Kurulun, özellikle; A)Pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, C)Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan,Kararları batıldır. Şeklindeki açık düzenlemeden de görüleceği üzere pay sahibinin genel kurula katılma hakkı engellenemez ve kısıtlanamaz. Dolayısıyla mirasçı davacıların toplantıya çağrılmalarına rağmen hazır bulunanlar listesine isim ve imzaları alınmayarak toplantıya katılma ve oy kullanma haklarının ortadan kaldırıldığı davaya konu genel kurul kararları yoklukla malul olduğu açıktır.Yine asıl ve birleşen davada dava dilekçelerinin içeriği ve dinlenen tanık beyanlarına göre toplantıya katılan birleşen dosya davacılarının alınan kararlara verecekleri muhalefet şerhlerinin dahi henüz işlenmediği , bu hususta çıkan tartışma sonrası divan başkanının ıslak imzası dahi bulunmayan toplantı tutanağının toplantı salonundan çıkarılması karşısında verilen kararların esasen şeklen ve hukuken dahi oluşmadığının kabul edilmesi gerektiği de dikkate alındığında.."; şeklindeki gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacıların, iptali istenen genel kurul toplantısına kadar esas sermaye payını miras yoluyla intikal ettiklerine dair şirkete bir bildirim yapmadıklarını, pay defterine kaydolmayı talep etmediklerini, esas sermaye payının birden fazla ortağa ait olduğu hallerde paydaşların esas sermaye payından doğan haklarını ancak atayacakları ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabileceklerini, ... mirasçıları tarafından atanmış bir temsilcinin mevcut olmadığını, genel kurul toplantısında alınan kararlara muhalefet edenlerin şerhlerinin tutanağa geçirildiğini, davacılardan ...'i vekaleten toplantıda bulunan ...'in şirkete ait birtakım evrak suretlerini hukuka aykırı yollar ile ele geçirdiğini, ilk derece mahkemesinin davacıların haksız eylemlerini görmezden gelerek hatalı bir karara imza attığını, davacıların şirket müdürüne olan şahsi husumetleri nedeniyle şirkete bağlılık yükümlülüğüne aykırı faaliyetlere giriştiklerini, toplantı tutanağı incelendiğinde kararlarda olumsuz yönde oy kullanan ortakların muhalefet şerhlerinin yer aldığının görüleceğini, toplantı tutanağının imzasız bir suretinin hukuka aykırı yollar ile elde edilmiş olmasının usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirilen genel kurul toplantısına halel getirmeyeceğini, şirketteki miras hak ve alacağından feragat eden davacı ...'ın işbu davayı açmada hukuki yararı olmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.TTK 596 maddesi; "(1) Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer. (2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır. (3) Red kararı, devrin gerçekleştiği günden itibaren geçerli olmak üzere geriye etkilidir. Red, bu konudaki kararın verilmesine kadar geçen süre içinde alınan genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemez. (4) Şirket, üç ay içinde esas sermaye payının geçişini açıkça ve yazılı olarak reddetmemişse onayını vermiş sayılır" düzenlemesini içermektedir.6102 sayılı TTK m. 596/1 hükmü uyarınca; sermaye payının herhangi bir iradî işleme gerek kalmaksızın yasa gereği geçiş hallerinden biri de miras yoluyla intikal durumudur. Anılan yasa hükmü uyarınca limited şirketlerde murisin ölümü üzerine payları, hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden kanuni miras paylarına göre bölünerek mirasçılarına intikal ettiğinden Türk Medeni Kanunu'nun 701.maddesindeki iştirak hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmamaktadır. Bu kapsamda mirasçılar, ortaklık payının kendilerine isabet eden kısmında doğrudan mülkiyet hakkını kazanmaktadır (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 05.07.1983 Tarihli 1983/3374 Esas 1983/3550 Karar sayılı kararı;Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 17.9.2012 Tarihli 2011/6203 Esas 2012/13489 Karar sayılı kararı).Ayrıca, limited ortaklık sermaye paylarının yasal yolla (dava konusu olayda olduğu gibi miras yoluyla) geçişi hâlinde, yasa, şirkete yabancı ortakların girişini engellemek amacıyla bazı imkânlar tanımıştır. Bunlardan biri de 6102 sayılı TTK m. 596/2 hükmü uyarınca, şirketin, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi reddetme imkânıdır. Ancak önemle ifade edilmelidir ki, 6102 sayılı TTK m. 596/2 hükmündeki imkanın şirkete yabancı ortakların girişini engellemek amacını taşıyan bir imkândır (Bkz. Poroy, Reha/Tekinalp, Ünal/Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar Hukuku - II, 13. Bası, İstanbul 2017, s. 420).İlk derece mahkemesinin gerekçesinde belirttiği dürüstlük kuralı ise, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır. Genel olarak dürüstlük kuralı kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlâklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder. Buna göre belirli bir hukuki ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış; toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir. Dürüstlük kuralına uygun bu davranışın belirlenmesinde, toplumda geçerli olan genel ahlâk kuralları, günün adet ve uygulamaları, davranışın söz konusu olduğu hukuki ilişkilerin içerik ve amaçları da dikkate alınacaktır (DURAL, M./SARI, S.: Türk Özel Hukuku 6. Baskı, İstanbul 2011, s. 226-227). Somut uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirttiği üzere, aile şirketi vasfındaki davaya konu şirkette, ortakların akrabalık dereceleri düşünüldüğünde, pay sahibinin ölümünün ve ölüm tarihinin tüm diğer şirket ortakları tarafından bilindiği anlaşılmaktadır. Buna göre üç aylık sürenin 08.12.2019 tarihinden itibaren işlemeye başladığının kabul edilmesi gerektiği, bu tarihte iktisabın ayrıca bir bildirime gerek kalmadan şirketçe öğrenildiği, aksi kabulün somut uyuşmazlık yönünden açıkça TMK.2 maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği yönündeki kabulü yerinde olmakla, aksi yöndeki davalı iddiaları yerinde değildir.Davacıların talepleri genel kurul kararının hükümsüzlüğü isteminden ibarettir.Şirketlerde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre butlan, yokluk veya iptal edilebilirlik olarak karşımıza çıkmaktadır.Yokluk ve butlan halleri, mahkemelerce kendiliğinden göz önüne alınması gereken hallerdir(Tanım, Tahvil ve hakkın kötüye kullanılması yönünden farklı kurumlar olduğu konusunda bkz; Moroğlu, Erdoğan, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017).Yokluk, bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu/şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir (Bahtiyar, Mehmet, Ortaklıklar Hukuku, 14. Bası, Beta, İstanbul,2020,s.198). Yoklukta, hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dâhi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378). Yokluğun bir hukuki işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Somut uyuşmazlıkta, genel kurul kararının yoklukla malul olduğunu gösterin bir bilgi veya belge yoktur.Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden biri olan butlan ise, TTK’nın 447. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/11-674 Esas, 2022/1291 K).Somut uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince davalı şirket yetkilisi ...'ün isticvap yolu ile beyanı alınmış ve 19/02/2020 tarihli şirket ortağının vefatı, hisse intikali ve feragati hk. konulu ve ...'ün imzasının bulunduğu diğer ortakların isimlerinin yazılı olduğu ancak altlarında imza bulunmayan evrak aslı gösterilmiş, davalı şirket yetkilisi, "Bu imza şekil olarak benim imzama benziyor ancak kalem akışı bana benzemiyor, böyle bir imza attığımı da hatırlamıyorum, böyle bir evrak bana getirilmedi, böyle bir evraka imza atmadım, kimin düzenlediğini de bilmiyorum, bu belge altındaki imzayı kabul etmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.Düzenlenecek toplantı tutanağı, ortakları, temsilcilerini, bunların sahip oldukları payları, itibari değerlerini, genel kurulda sorulan soruları, alınan kararları, he karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayılarını içerir. Bu anlamda, tutanak genel kurulda alınan kararları ve yapılan seçimleri kanıtlama işlevine sahiptir. Anonim şirketlerde tutanak, toplantı başkanlığı ve Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır. TTK m. 617 gereği, limited şirketlerde, toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır. Yine, TTK m. 622 gereği, TTK'nın anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır.Toplantı tutanağında, toplantı başkanının imzasının olmamasının yaptırımı yokluktur (Moroğlu, Erdoğan, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının hükümsüzlüğü, İstanbul 2020, s. 141-142; Kırca, İsmail, Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Ücüncü Bası, s.8 ve dpn. 31'de belirtilen eserler, Yargıtay kararları). Somut uyuşmazlıkta da, ..., isminin yazılı olduğu tutanaktaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmekle, mahkemenin yokluk hukuki yaptırımına karar vermesi yerindedir. Pay sahibinin genel kurula katılma hakkını sınırlandıran ve ortadan kaldıran (somut olayda alınan karar ileriye dönük genel kurula katılma hakkını ortadan kaldırma sonucunu doğrumaktadır) genel kurul kararları butlanla malul olsa da birleşen dava yönüyle genel kurulun yoklukla malul olduğu anlaşıldığından, yokluğuna karar verilen genel kurul için aynı zamanda butlan kararı verilmesi yerinde olmayacağından, asıl dava yönüyle de sonuç olarak yokluk kararı verilmesi yerinde bulunmuştur. Davalının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir.Tüm açıklamalar ışığında, HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli toplam 1.230,80 TL (asıl dava için 615,40 TL, birleşen dava için 615,40 TL) istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 441,40 TL harcın (asıl dava için 220,70 TL, birleşen dava için 220,70 TL olmak üzere) mahsubu ile bakiye 789,40 TL (asıl dava için 394,70 TL, birleşen dava için 394,70 TL) istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi....