Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve kur farkı talepli itirazın iptali davasına ilişkin kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari alım satım ilişkisinden doğan ödenmemiş faturalar ve döviz kuru farkı alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup; davacı, teslim yükümlülüğünü yerine getirdiğini, kur farkı faturasına itiraz edilmediğini ve davalının haksız itirazının kaldırılması ile takibin devamını talep ederken, davalı ise kur farkı faturasının tek taraflı ve geçersiz olduğunu, alacak karşılığında çek kabul edildiğini ve kendi alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesi ise bilirkişi raporları ve deliller doğrultusunda davacının bazı alacaklarını ispatladığını değerlendirmiştir.

T.C.
KAYSERİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1482 KARAR NO: 2026/1659T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 08/05/2026NUMARASI: 2024/437 E. - 2026/438 K.DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/09/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2026 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında yürütülen ticari iş kapsamında mal alım ve satım işlemlerinin gerçekleştiğini, davacının üzerine düşen teslim yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ... , ... , ... , ... , ... numaralı döviz cinsi faturaların ödenmemesi sebebiyle ... tarihinde 343.200 TL bedelli kur farkı faturası düzenlediğini, faturanın davalıya 05/04/2024 tarihinde iletildikten sonra davalının yasal sürede faturaya itirazının olmadığını, davacının cari hesap ekstresinden de görüleceği üzere 799.562,86 TL alacağı olduğunu, söz konusu tutar için Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya ile takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, müvekkilinin ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde taraflar arasında süre gelen ticari alım satım ilişkisinden kaynaklı birçok kaydın mevcut olduğunu ve bunun ticari dokümanlar da açıkça yer aldığının görüleceğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 09/09/2015 tarihli, 2015/1604 Esas, 2025/10786 karar sayılı kararda da belirtildiği üzere yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama yada teamül aranmadığını, İİK uyarınca icra inkar tazminatı şartları oluştuğundan davalı aleyhine alacak ile birlikte en az %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ihtiyati tedbir taleplerinin olduğunu, arabuluculuk yoluna başvurduklarını ancak anlaşma sağlanamadığını, davalının itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun, zaman kazanma amacı ile kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davacının taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında fatura ve 343.200 TL bedelli kur farkı faturası kestiğini belirttiğini, ancak icra dosyasında davacı talebinin cari hesap alacağı olarak gösterdiğini, taraflar arasında cari hesap ilişkisi olmadığını, açık hesap ilişkisi olduğunu, davacının düzenlediği kur farkı faturasının tek taraflı ve kötü niyetli olarak düzenlendiğini ve hiçbir geçerliliği olmadığını, bu faturaya KEP sistemi üzerinden itiraz edildiğini, davacının davalıdan alacağına karşılık çek teslim aldığını, istikrar kazanmış Yargıtay uygulamalarına göre alacağına istinaden çek kabul eden tarafın kur farkı talep edemeyeceğini, davalıya düzenlenen kur farkı faturasından önce davalının davacıdan 387.541,73 TL alacaklı gözüktüğünü, bu faturadan sonra 592,88 TL borçlu duruma geçtiğini, davacının ihtiyati tedbir talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine, davcının takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...Somut davanın değerlendirilmesine; davanın cari hesap ilişkisinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu,taraf defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi tarafından inceleme yapılarak kök ve ek raporların ibraz edildiği, salt davacı defterlerinde alacak kaydının bulunmasının davacının davalıdan alacaklı olduğunu göstermeyeceği, davacının kayıtlarına işlediği alacağın varlığını müstenidatla ispatlanabileceği,davacı defterlerinde kayıtlı olup davalı defterlerinde kayıtlı olmayan 644.999,80 TL banka kredisine ilişkin alacağın, ... tarafından mahkememize gönderilen müzekkere cevabıyla, davacının Kayseri ... şubesinde bulunan ... numaralı hesabından ... tarihinde 644.999,80TL'nin davalı ... Limited Şirketi hesabına transfer edildiğinin belirtildiği gözetildiğinde davacı tarafından ispatlanmış olduğu,yine davalı defterlerinde kayıtlı olmayan dava dışı ... firmasının davacıya ... tarihinde düzenlediği 4 ayrı fatura toplamının 13.780,92 EURO olduğu ve bu faturalara dayalı olarak davacının davalıya ... tarihli ... ... ... numaralı 13.780,92 EURO fatura düzenlendiği, dava dışı ... firmasının sevk irsaliyelerinde ...'ın imzasının bulunduğu, davacının davalıya düzenlediği faturadaki ürünlerle ...'ın imzasını taşıyan sevk irsaliyesindeki ürünlerin miktar ve tutarının aynı olduğu, ...'ın sevk irsaliyelerinin düzenlendiği tarih itibariyle SGK kaydından davalı ... şirketinin çalışanı olduğunun anlaşıldığı ve tanık olarak alınan beyanında, sevk irsaliyelerindeki imzaların kendisine ait olduğunu, davacı ... şirketinin dava dışı ... şirketinin bölge bayisi olduğunu, siparişleri ... şirketine verdiklerini,davacı ... şirketinin de ürünleri ... şirketinden tedarik ettiğini, ürünleri de davacı ... şirketinin ofisinden davalı şirketin teslim aldığını, sevk irsaliyesindeki ürünleri de kendisinin teslim aldığını beyan ettiği gözetildiğinde davacının bu faturaya konu ürünleri davalıya teslim ettiğinin ve alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, aksi yönde davalı tarafça, faturadan kaynaklı dava dışı ... şirketine ödeme yapıldığının da iddia edilmediği, kur farkı faturası yönünden yapılan incelemede ise davacının bu faturayı kendi defterlerine kaydetmediği gibi davalının da defterlerinde kaydının bulunmadığı,bu halde kur farkı faturası yönünden cari hesap alacağı kapsamında talepte bulunamayacağı değerlendirildiğinden davacının cari hesaptan kaynaklı toplamda 428.267,70 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından icra takibinde faiz isteminde bulunulmuş ise de davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair dosyaya delil de sunulmamış olması gözetilerek davacının faiz talebi yerinde görülmediğinden faiz isteminin reddine karar verilmiştir.Bununla birlikte itiraza konu takip cari hesap ilişkisine dayandırılmış olup, alacağın likit olduğu gözetilerek İİK 67/2 maddesi gereği hüküm altına alınan asıl alacağın % 20' si oranında icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davanın kısmen kabulü ile, davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaliyle takibin 428.267,70-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İtirazın iptaline ve takibin devamına karar verilen toplam alacak miktarı olan 428.267,70-TL'nin %20'si oranında (85.653,54-TL) icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı taraflarca yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin kur farkı faturasına ilişkin gerekçesinin hukuka dosya kapsamına ve yerleşik Yargıtay Uygulamalarına açıkça aykırı olduğunu, mahkeme’nin işbu gerekçesinin, dosya kapsamı, taraf beyanları ve maddi vakıa ile açık şekilde çeliştiğini, nitekim davalı tarafın söz konusu ... tarihinde 343.200 TL bedelli kur farkı faturasına yasal itiraz süresi geçtikten çok sonra yapmış olduğu itiraza ilişkin, 06.05.2024 tarihli ihtarnamesinde açıkça;“...müvekkilimizin tarafınızla bir kur farkı anlaşmasının olmadığını, bu kapsamda tarafınızca tek taraflı, kötüniyetli ve gerçeğe aykırı içerikle tanzim edilen yukarıda bilgileri yazılı faturaya müvekkilce en geniş şekilde itiraz edildiğini, anılan faturanın müvekkil kayıtlarına intikal ettirilmeyeceğini...” ihtar ettiğini, davalı tarafın, kur farkı faturasını açıkça ihtilaf konusu yaptığını, faturayı kabul etmeyeceğini ve ticari kayıtlarına işlemeyeceğini bizzat ihtarname ile beyan ettiğini, bu durumda, davalı tarafça açık şekilde itiraz edilerek ihtilaflı hale getirilen bir kur farkı faturasının, davacı şirket tarafından kesinleşmiş cari hesap alacağı gibi ticari defterlere işlenmemiş olmasının ticari hayatın olağan akışına tamamen uygun olduğunu, muhasebe kayıtlarının maddi hukuk anlamında alacağın kurucu unsuru olmayıp, yalnızca mevcut ticari ilişkinin muhasebesel görünümünden ibaret olduğunu, bu sebeple ihtilaflı hale gelen bir alacağın ticari defterlere kaydedilmemesinin o alacağın mevcut olmadığı sonucunu doğurmayacağını, yerel mahkemece bir yandan davalı tarafın kur farkı faturasına açıkça itiraz ettiği kabul edilip, diğer yandan bu ihtilaf nedeniyle kesin muhasebe kaydı oluşturulmaması davacı aleyhine değerlendirilerek kur farkı talebinin reddedilmesinin kendi içerisinde açık çelişki teşkil ettiğini, somut olayda da taraflar arasındaki ticari ilişkinin döviz bazlı olduğunun sabit olduğunu, davacı müvekkili tarafından düzenlenen faturalar dövize endeksli ticari ilişkiye dayanmakta olup, dosya kapsamında mevcut banka kayıtları, ticari defterler, sevk irsaliyeleri ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para bazlı yürütüldüğünün açıkça anlaşıldığını, mahkeme tarafından verilen gerekçeli kararda, davacı müvekkilinin toplam 428.267,70-TL alacaklı olduğunun açıkça tespit edildiğini, bu durumda Mahkemece yapılması gerekenin öncelikle davacı müvekkilinin kabul edilen 428.267,70-TL tutarındaki alacağının hangi tarihli döviz bazlı ticari işlemlerden kaynaklandığının, akabinde bu alacak kalemlerinin doğduğu tarihlerdeki döviz kuru ile fiili ödeme/takip tarihindeki döviz kurlarının, bilirkişiye açık ve denetlenebilir şekilde hesap ettirilmesi, oluşacak kur farkı alacağının buna göre belirlenmesi iken; eksik, çelişkili ve önceki bilirkişi raporları ile bağdaşmayan değerlendirmeler içeren 30.01.2026 tarihli ek bilirkişi raporuna dayanılarak kur farkı talebinin tümden reddedilmesinin usule, yasaya ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına açıkça aykırı olduğunu, nitekim30.01.2026 tarihli ek bilirkişi raporunun, önceki kök ve ek raporlarla açık şekilde çeliştiğini, davalı tarafın ödeme gecikmeleri nedeniyle müvekkilinin fiilen kur farkı zararına uğradığının sabit olduğunu, mahkemece takip öncesi ve takip sonrası temerrüt faizi yönünden eksik ve hatalı hüküm kurulduğunu, icra inkâr tazminatı yönünden kabul edilen oranın yetersiz olduğunu ileri sürerek istinaf başvurularının kabulüne, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/437 Esas, 2026/438 Karar sayılı 08.05.2026 tarihli kararının davacı müvekkil aleyhine olan kısımlarının kaldırılmasına, karşı tarafça Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamlı icra takibi yönünden, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar icranın geri bırakılmasına karar verilmesine, yeniden yargılama yapılarak; ilk derece mahkemesince reddedilen kur farkı alacağı talebimizin kabulüne, takip öncesi ve takip sonrası dönem bakımından TTK m.1530 kapsamında ticari temerrüt faizine hükmedilmesine, davacı müvekkili lehine icra inkâr tazminatının en az %40 oranında takdirine, davanın talepleri doğrultusunda kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde özetle;Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı ile müvekkili arasında cereyan eden ticari alışverişler kapsamında davacının müvekkiline sattığı ürün bedellerinden kaynaklı bir alacağının olup olmadığı ve ayrıca yine tek taraflı olarak tanzim edilen kur farkı faturasından kaynaklı bir alacağın olup olmadığı noktalarında toplandığını, dilekçeler teatisi ve ön incelemenin tamamlanmasının akabinde taraflara ait ticari defterlerin karşılıklı incelenmesi için bilirkişiye tevdi edildiğini, 03/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda taraflara ait ticari defterlerin karşılıklı olarak incelendiğini, nihayetinde davacının müvekkilinin uhdesinde herhangi bir alacağının bulunmadığının açık ve isabetli bir biçimde ifade edildiğini, kök rapora karşı itiraz dilekçesinde davacının dilekçeler teatisi aşamasında öne sürmediği bir dizi yeni iddia öne sürdüğünü ve yine delil dilekçesinde bildirmediği bir dizi belge sunduğunu, bunu üzerine ilk derece mahkemesinin muvafakatlerinin olmamasına ve açık itirazlarına rağmen davacının sonradan sunduğu iddia ve belgeler dahilinde bir araştırmaya giriştiğini, davacı tarafın toplanmasını istediği birtakım belgeleri toplayarak ek rapor alınmak üzere dosyayı yeniden bilirkişiye tevdii ettiğini, 01/09/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda kök raporda davacının borcu olarak hesaplanan 645.828,39 TL den ... Bankasından gelen müzekkere cevabı çerçevesinde 644.999,80 TL düşülmesi gerektiği bunun sonucunda davacının davalıya 828,59 TL borcun kalacağı, davalıya ait defterlerde kaydı olmayan ... tarihli 429.096,29 TL bedelli faturaya konu ürünlerin müvekkiline teslim edildiği kanaatine varılması durumunda davacının davalıdan 428.267,70 TL alacaklı olacağı şeklinde alternatifli bir görüş bildirildiğini, ilk derece mahkemesinin yine bütün usul kurallarını çiğnemek suretiyle davacının kök rapora itiraz dilekçesinde bildirdiği ... isimli kişiyi tanık olarak dinlemeye karar verdiğini, söz konusu kişinin tanık dinlendikten sonra bu sefer kur farkı faturası bakımından dosyanın yeninden ek rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdi edildiğini, ilk derece mahkemesinin davacının dilekçeler teatisi aşamasında öne sürmediği iddia ve belgeler kapsamında bir araştırma yaparak hüküm kurduğunu, bu suretle iddianın genişletilmesi yasağı ve teksifin açıkça ihlal edildiğini, kök raporda bilirkişinin isabetle bir biçimde tarafların iddia-savunmaları ve deliller çerçevesinde hüküm kurmaya elverişli bir inceleme yaptığını, nihayetinde müvekkilinin davacıya bir borcunun olmadığının sübuta erdiğini, tanık deliline dayanmayan davacının buna rağmen tahkikatın başında yalnızca ... diye bir tanık bildirdiğini, tahkikatın ortasına gelindiğinde ise bu sefer ... diye başka bir tanık bildirdiğini, ilk derece mahkemesinin de tüm bunları görmezden gelerek ... isimli kişiyi tanık sıfatıyla dinlettiğini ve beyanlarını hükme esas aldığını, davacının dilekçeler teatisi aşamasında öne sürmediği iddialar ve deliller çerçevesinde araştırma yapılması, tanık deliline dayanmayan davacının tahkikatın başında tanık bildirmesi, tahkikatın ortasına gelindiğinde ise bu sefer ilk bildirdiği tanıktan başka bir tanık bildirmesi, söz konusu tanığın huzurunda dinlenmesi, üstelik tüm bunların da hükme esas alınmasının açıkça HMK m.318, 319 ve 240 hükümlerine aykırı olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olan davacının kendi ticari defter ve kayıtlarını bilmesi, tek taraflı, dayanaktan yoksun ve gerçeğe aykırı oluşturduğunun kayıtlarla müvekkili borçlandırmaya çalışmasının dayanaksız bir kur farkı faturasının tanzim etmiş olmasının ve tüm bunların dosya kapsamında sübuta ermiş olması göz önünde bulundurulduğunda davacının müvekkili aleyhine takip başlatmakta kötüniyetli olduğunun tartışmasız olduğunu, kararın bu nedenle de ortadan kaldırılması gerektiğini, istinaf başvurularının kabulüne, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/437 E. 2026/438 K.sayılı ilamının ortadan kaldırılmasına, davanın reddine, davacının takibe konu tutarın %20 sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, davacının açık hesap ilişkisinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir. Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, davacı tarafından davalı aleyhine 799.562,86 TL Asıl Alacak 13.669,24 TL faiz olmak üzere toplam 813.232,10-TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, Takip dayanağı olarak cari hesap alacağı 799.562,86 TL gösterildiği ödeme emrinin borçluya 27/04/2024 tarihinde tebliğ olduğu, borçlunun takibe itiraz ettiği, borçlunun itirazı üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça takip dayanağı olarak cari hesap ekstresi incelendiğinde; 01.01.2023-06.04.2024 tarihleri arasında ticari işlere ait olduğu görülmüştür.Somut olayda taraflar arasında uyuşmazlık davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ... tarihli ... ... ... numaralı 429.096,29 TL bedelli faturadaki malların davalıya teslim edilip edilmedikleri ve taraflar arasında kur farkı faturası düzenleneceği hususunda anlaşma olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasında süre gelen ticari ilişki nedeniyle davalının davacıya 874.280,81 TL bakiye devir borcu bulunduğu, bu tarihten sonra davacı tarafından davalıya 3.858.009,30 TL tutarında fatura düzenlendiği, davalı tarafça davacıya 3.357.000,00 TL ödeme yapıldığı buna karşılık davalı tarafça davacıya 2.471.118,50 TL tutarında fatura düzenlendiği davacı tarafça davalıya 450.000 TL ödeme yapıldığı yine davacı tarafça davalıya ... hesabına 644.999,80 TL para gönderildiği hususlarında taraf ticari defterlerinin birbirini doğruladığı bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır.Davacı davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ... tarihli ... ... ... numaralı 429.096,29 TL bedelli faturadaki malların davalı ile olan anlaşmaları doğrultusunda davalının talebi üzerine dava dışı ... firması tarafından davalı şirkete teslim edildiğini yazılı kesin deliller ile ispat külfeti altındadır. Davacı tarafından sunulan Sevk İrsaliyelerinde Referans numarası yazılarak alıcının ... Limited şirketi isminin belirtildiği, sipariş formlarında davalı şirket kaşe ve imzasının bulunduğu, sevk irsaliyelerinin altında ...'ın isim ve imzasının bulunduğu görülmüştür. ... mahkeme huzurunda imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiştir. Davalı şirketçe ...'ın belirtilen tarihte şirketlerinde çalışmadığı yönünde açık bir itirazı bulunmamaktadır. Kaldı ki davalı bu belgenin ... tarafından sonradan imzalandığını ileri sürmüş olup davalı bu hususu ispat külfeti altındadır. Davalının dosyaya bu yönde yazılı deliller sunmadığı görülmüştür. Mahkemece aldırılan 01.09.2025 tarihli Bilirkişi raporunda; ... tarihli ... ... ... numaralı 429.096,29 TL bedelli faturadaki malların davalı tarafa teslim edildiğinin ispatlanması halinde davacının davalıdan 428.267,70 TL alacaklı olduğu belirtilmiş olup yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda davacı tarafça belirtilen faturadaki malların davalıya teslim edildiği anlaşılmaktadır.Davacı takip tarihi öncesi davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair dosyaya yazılı delil sunmamış olup mahkemece takip tarihi öncesi faiz talebinin reddine karar verilmesi yerindedir. Davacının takibe konu ettiği fatura alacağı yerleşik Yargıtay kararları gereği likit olup mahkemece kabul edilen fatura alacağının %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi yasa gereğidir.Bu açıklamalar ışığında mahkemece takibin takip tarihi itibariyle 428.267,70 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup tarafların yukarıda yazılı istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 08/05/2026 tarih ve 2024/437 E - 2026/438 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Alınması gerekli olan 29.254,97- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 7.313,74 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 21.941,23 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, 4- İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/09/2026