Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde, 6769 sayılı Kanunun 5/1-(b) ve (c) bentleri uyarınca "kekler" markasının ayırt edicilik eksikliği nedeniyle reddine ilişkin YİDK kararının iptali davası.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının 30. sınıfta yer alan "kekler" ürünleri için tescil ettirmek istediği bir şekil markasının, Türk Patent ve Marka Kurumunun ilgili kararı ile ayırt edici niteliğinin bulunmadığı ve/veya tanımlayıcı olduğu gerekçeleriyle (SMK 5/1-b ve c) reddedilmesi üzerine açılan bir iptal davasını konu almaktadır. Davacı, markasının uzun süredir sektörde kullanıldığını, tanınmış diğer markalarıyla birlikte global ölçekte yatırımlar yapılarak tüketiciler nezdinde ayırt edicilik kazandığını ve idari red kararının yasalara aykırı olduğunu ileri sürmektedir. Davalı kurum ise söz konusu şeklin genel bir kek görseli olup ayırt edici olmadığını, herkes tarafından kullanılabileceğini ve markanın ürünün cinsini, vasfını belirttiğini savunarak davanın reddini talep etmektedir. Dava, tescili reddedilen markanın nihai idari kararın iptali ve sicile tescili istemini içermektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/243 Esas - 2026/61
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2025/243Karar No : 2026/61....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptaliDava Tarihi : 10/06/2025Karar Tarihi : 05/02/2026Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 05/02/2026Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA :Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin....” ibaresini ilk kez 1986 yılında tescil ettirmiş ve bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını arttırmış olduğunu ve arttırmaya devam ettiğini, müvekkilinin, “....” markalarını geliştirmekte, yaygınlaştırmakta ve çeşitli şekillerde marka başvuruları yaparak seri marka oluşturmak amacıyla hareket ettiğini, bununla birlikte birçok farklı ülkeyi kapsar şekilde aynı markayı tescil ettiren müvekkilinin markaya global bir koruma sağlamaya çalıştığını, davaya konu ... kararınca reddedilen “.... markasının 30. Sınıf içerisinde yer alan "kekler" malları yönünden ayırt ediciliğe sahip olmadığı yönündeki tespitin yerinde olmadığını, müvekkili şirketin "eti süt burger" ibareli markası tanınmış marka statüsünde olup bu hususun.... başvuru numaralı 23.12.2020 tarihli tescili ile de sabit olduğunu, tüketici nezdinde de, tescili talep edilen “...” markası tanınmakta ve bilinmekte olup, iş bu şekli gören ortalama tüketicinin bu şekle haiz ürünün müvekkili şirket markasına ait olacağına kanaat getireceğini, iş bu nedenle tescili istenen¸ “...” markasının "kekler" malları yönünden ayırt ediciliğinin bulunmadığı yönündeki .... kararının yasaya uygun olmadığını, tescili talep edilen “...” markasının "cins, çeşit, vasıf" gösterir herhangi bir ibare içermediği yahut bu ... markası ile bu hususta tüketici nezdinde herhangi bir algının oluşmayacağını, bunun yanında müvekkili şirketin “...” markasının "kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırma" içermemekte olup iş bu nedenle 6769 sayılı kanunun 5/c bende kapsamında yapılan değerlendirmenin de hukuka aykırı olduğunu ifade ederek,... başvuru numaralı markanın tescil işlemlerinin devamına ve sicile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Davalı .... vekili cevabında özetle; başvuruya konu markada yer alan şeklin tüketiciler tarafından başvuru kapsamındaki 30. Sınıfta yer alan “kekler” ile ilgili olarak, belirli bir işletmeye ait bir marka olarak algılanmasının söz konusu olmayacağını, başvuru markasının içi krema dolgulu pankek ya da yuvarlak-kabarık içi dolgulu kek türü olarak algılandığını, anılan ... unsurunun ayırt ediciliğinin bulunmadığını, diğer işletmelere ait benzer kek emtiasından ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceğini, aynı sektörde faaliyet gösteren herhangi bir firmanın anılan kek şeklini kullanabileceği ve bu tarz görsellerin yaygın olarak kullanılageldiği de bilinen bir gerçeklik olduğunu, davacı vekili her ne kadar anılan ... üzerinde ayırt edicilik sağladığını iddia etse de, ortalama tüketici açısından anılan ... unsurunun davacı firmaya özgülenemeyeceği, herkesin kullanabileceği tarzda bir görsel olduğunun izahtan vareste olduğunu, dava konusu ... markasının çekişme konusu “kekler” için, cins, çeşit, vasıf, karakteristik özellik belirten bir özelliğe sahip olduğu ve anılan mallar yönünden ayırt ediciliği sağlamaktan uzak olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE :Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir. Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, ....Sınıflandırma Sisteminin 30.Sınıf mal/hizmetlerde yer alan "kekler"de kullanılmak üzere tescili için başvuruda bulunduğu, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 6769 sayılı SMK’nın 5/1-(b) ve (c) bentleri gereğince reddedildiği, karara karşı davacının itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile itirazın ve başvurunun reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Markaların Korunması Hakkındaki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasına ait bentlerde marka olarak tescil edilemeyecek işaretler sayılmıştır. Bu bentlerden b bendi “Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler” şeklindedir. Doktrinde ayırt edici nitelik bazı yazarlar tarafından somut ve soyut olmak üzere iki açıdan değerlendirilmektedir. Bu görüşe göre işaretin marka olabilmesi için ön şart, mal ve hizmetten bağımsız olarak, o işaretin soyut ayırt edici niteliğe sahip olmasıdır. Yani soyut ayırt edicilik işaretin ayırt edebilme yeteneğine sahip olması anlamına gelir. Bu ön şartı yerine getiren işaret somut olarak tescile konu mal ve hizmetleri diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden de ayırt edebiliyorsa o işaretin somut ayırt ediciliği vardır ve artık tescil edilebilir demektir. Bu görüşü irdelemek gerekirse ilk durumda marka olamayacak işaretler ikinci durumda ise salt başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden marka olarak tescil edilemeyecek işaretler söz konusudur. Bu durumda bir işaretin somut ayırt edici niteliğinin bulunmaması, yani başvuru kapsamındaki mal veya hizmetler açısından ayırt edici niteliğinin bulunmaması, diğer mallar ve hizmetler için tescil edilemeyeceği anlamına gelmemektedir. Başka bir anlatımla bu işaret soyut ayırt edici niteliğe sahip olabilir. Ancak tersi durum yani işaretin soyut ayırt edici niteliğinin bulunmaması, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetten bağımsız olarak tüm mal ve hizmetler için o işaretin marka olmasını engeller. Dolaysıyla bu görüşe göre soyut ayırt edici niteliğin yokluğu hiçbir şekilde aşılamayacak bir mutlak tescil engeli iken, somut ayırt edici gücün olmayışı kullanım sonucu aşılabilir. Tersi anlatımla soyut ayırt ediciliği olmayan bir işaret kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış olsa bile tescil edilemeyecektir. Ancak diğer bir görüşe göre teorik olarak herhangi bir ayrım gücü olmayan bir işaret, tescil tarihinden önce kullanılmış ve bu nedenle kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış ise tescil edilebilecektir. Marka olabilecek işaretler arasında olan “...” unsuru; mal veya hizmete ait ambalaj, logo, grafik, ürünlerin üç boyutlu görünümleri, arma, vs. gibi dış görünüş itibariyle ayırt edilmeyi sağlayan mal veya hizmetin dış çizgilerini ifade etmektedir. ... markaları “ayırt edicilik” özelliği mevcut olması halinde marka olarak tescil edilebilecektir. Ürünlerin görünümünden oluşan markaların ayırt edici niteliğini değerlendirmek için kullanılacak kriterler, diğer marka kategorileri için kullanılacak kriterlerden farklı değildir. Yerleşik içtihada göre, başvurusu yapılan ..., inceleme konusu ürünlerin olası şekline ne derece yakınlaşırsa, şeklin ayırt edici nitelikten yoksun bulunması ihtimali o derecede artacaktır. Ayrıca, ürün şekillerinden oluşan marka başvuruları hakkında genel mahkeme pratiğinin, başvuru konusu şekiller, ürünlerin standart biçimlerinden çok farklılaşmadığı sürece, çoğunlukla başvuruların reddedilmesi yönünde olduğunu göstermektedir. Somut olayda, dava konusu “+...” marka başvurusunun, iki krep arasında kremanın yer aldığı bir ... markası olarak oluşturulduğu anlaşılmıştır. Şekilden de anlaşılacağı üzere, söz konusu görsel, yaygın olarak bilinen ve birçok sayıda internet sitesinde tarifi “kek burger” olarak verilen bir kek çeşidini belirtmektedir. Markada yer alan ... doğrudan o malı çağrıştırabilir. Şeklin oluşturduğu çağrışımın doğrudan tüketici algısında ayırt edici olabilmesi için o şeklin algıda ayırt edici olması gerekecektir. Somut olayda, dava konusu şeklin “kekler” için tüketici nezdinde malın kaynağını göstermeye yönelik ayırt edici niteliği bulunmamaktadır. Öte yandan, söz konusu şeklin dava konusu “kekler” için ticari hayatta yaygın olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Örnek olarak ilgili görsellere bilirkişi raporunda yer verilmiştir. Netice itibariyle de, dava konusu “+...” görünümünün dava konusu başvurunun kapsamındaki “Kekler” için ayırt edici niteliğe haiz olmadığı kanaatine varılmıştır. Dava Konusu Markanın 6769 Sayılı SMK’nın 5/1-(c) Bendi Yönünden Değerlendirilmesi: 6769 sayılı SMK’nın mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasının c bendi “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.”ın mutlak olarak reddedileceğini hüküm altına almıştır. Burada bahsedilen ticaret alanı mutlak olarak kullanılan ticaret alanı olmayıp, markanın kullanılacağı mal ve hizmetlere ait ticaret alanı olarak değerlendirilmelidir. Bu hükmün kabul edilmesinin birinci nedeni, mal ve hizmetlerin niteliklerini tek unsur veya esas unsur olarak içeren bir işaretin o mal ve hizmetin karşılığı olan kavram ile özdeşleşecek olması, dolayısıyla ayırt edici nitelikten yoksun olmasıdır. İkinci neden ise, malın ve hizmetin kendisini veya onun bazı niteliklerini ifade eden bir ad veya işaretin marka olarak tescili suretiyle, herkesin kullandığı bir işareti bir şahsın inhisarına vermemek düşüncesidir. (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2002, s. 345) Somut olay itibariyle tescili istenen işaretin 6769 sayılı SMK’nın mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasının c bendi kapsamında değerlendirildiğinde; yukarıda da belirtildiği üzere, marka “+...” bir kek ürünün görünümünün bulunduğu bir markadır. Bu durumda davacı başvurusunun, redde konu “Kekler” yönünden cins, çeşit, vasıf bildirici özelliği bulunup bulunmadığı irdelenmelidir. Netice itibariyle de, anlatılanlar doğrultusunda, “burger kek” tanımından yola çıkarak, dava konusu “+...” ibareli markanın “Kekler” malları bakımından tanımlayıcı olduğu değerlendirilmiştir.Başvurunun SMK’nın 5/2 Maddesinden Yararlanıp Yararlanamayacağı: 6769 sayılı SMK’nın 5/2 Maddesi “Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez.” hükmüne amirdir. Yukarıda bahsedilen istisnai duruma bakıldığında, maddedeki “Bir marka başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa” ifadesinden, iki şartın birden yerine getirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Birincisi tescil tarihinden önce markanın kullanılması, ikincisi ise bu kullanım sonucu kullanılan mallar itibari ile bir ayırt ediciliğin sağlanmasıdır. Ayırt ediciliğin sağlanmasından kasıt, markanın kullanıldığı mal ve hizmetler itibari ile meşhur ve maruf hale gelmesi veya kullanıcıları tarafından refleks olarak hatırlanmasıdır. Başka bir anlatımla; anılan madde anlamında ayırt edicilikten kasıt, ticari hayatta kendini, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret ile tanıtıp kabul ettirmiş olmaktır. Gerçekten de; SMK’nın 5/2 maddesi anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescili mümkündür. Öte yandan, işaretin korumanın talep edildiği ülkede, yani somut olay açısından, Türkiye'de markasal ayırt edicilik kazandığı ispatlanmalıdır. Ülkesellik ilkesi gereğince, yurt dışında kazanılmış ayırt edici niteliğin ispatlanması işaretin Türkiye’de tescili için yeterli değildir. Dosya kapsamında sunulan belgelere bakıldığında; içerisinde “süt burger” ibaresinin geçtiği faturalar olduğu, ayrıca dava konusu markanın Romanya’da dava konusu “kekler” bakımından tescil edildiği anlaşılmıştır. Söz konusu ibarenin herhangi bir ülkede tescil edilmiş olması Türkiye’de tescil edilmesi gerektiği anlamına gelmeyeceği, dosyaya sunulan faturaların içerdikleri ürünlerin “süt burger” olarak ifade edildiği, ancak dava konusu marka görselini içermediği, dolayısıyla faturalarda yer alan söz konusu ürünler ile dava konusu marka başvurusu görsel arasında bağlantı kurulamayacağı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, davacının “+...” ibaresinin Türkiye’de kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanamadığı kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;Dava konusu ... unsurundan oluşan marka başvurusunun tescili talep edilen “kekler” için ayırt edici niteliğe haiz olmadığı, dava konusu ... unsurundan oluşan marka başvurusunun tescili talep edilen “kekler” için tanımlayıcı olduğu, dava konusu ... unsurundan oluşan marka başvurusunun tescile konu “kekler” malları için Türkiye’de kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmadığı,.... kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Davanın Reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Davalı kurum kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.05/02/2026 Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır