Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi, taşıma sözleşmesi kaynaklı itirazın iptali davasında, trafik kazası sonrası sigorta rücu talebiyle ilgili sorumluluk ve itirazları değerlendirdi.
Özet: Bu istinaf incelemesi, bir sigorta şirketinin, sigortalı mobilya sevkiyatının Kayseriden Ankaraya nakliyesi sırasında sürücü kusuruyla meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan hasar nedeniyle, taşıyıcı ve araç sahibine karşı başlattığı itirazın iptali davasıyla ilgilidir; davacı icra takibinin devamını ve tazminat talep ederken, davalılar sigorta kapsamındaki adres farklılıkları, göndericinin müterafik kusuru, araç sahibinin işleten sıfatının bulunmayışı, zamanaşımı, bilirkişi incelemesi gerekliliği gibi savunmalarla davanın reddini ve kötüniyet tazminatı ödenmesini istemektedir.

T.C.

KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/1450
KARAR NO: 2026/1675
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/04/2026
NUMARASI: 2022/1379Esas- 2026/345Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/09/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ: 16/09/2026
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2022/1379 Esas 2026/345 Karar sayılı ilamına karşı , davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından .... numaralı ... Sigorta Poliçesi ile sigortalanan mobilya cinsi emtiaların, Kayseri'den Ankara’ya nakliyesi işini davalıların üstlendiğini, davalı ... 'ın araç maliki, davalı ... 'ın ise fiili taşıyıcı olduğunu, söz konusu emtiaların, ... - ... plakalı araca sağlam olarak yüklendiğini, söz konusu aracın, ... tarihinde, Kayseri istikametinden Kırşehir istikametine seyri sırasında sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sebebiyle yoldan çıkarak yan tarafa devrilmesi neticesinde tek taraflı, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda araç sürücüsünün asli kusurlu bulunduğunu, davalı borçluların vaki itirazı üzerine duran icra takibine devam edilebilmesi için, itirazın iptali talebinin borçluların, takibe, borca, faiz oranına ve fer’ilerine dair itirazlarının iptali ile icra takibinin devamına, esas alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının hüküm altına alınması, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta poliçesinde teminat altına alınan sevkiyat adresi ile rücusu talep edilen emtiaların taşımasının yapıldığı sevkiyat adresinin birbirinden farklı olduğunu, teminat dışı ödemenin rücusunun mümkün olmadığını, ... tarihinde meydana gelen kazada hasar gördüğü belirtilen emtiaların poliçede yer alan şirketlerle ve sevkiyat adresi ile ilgisi bulunmadığını, müvekkil dava dışı sigortalı ... A.Ş.'nin alt taşıyıcısı olarak taşıma işi yaptığını, bu durumda dava dışı sigortalının olayın meydana gelmesinde kusurunun olup olmadığının araştırılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde dava dışı sigortalı ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin kusurlarının olup olmadığının araştırılması gerektiğini, dava dışı sigortalı ... A.Ş. ile gönderici ve satıcı olan ... A.Ş.'nin taşınan emtiaları araç kasasına usulüne uygun olarak sabitlenmemesi ve üstü açık taşıma nedeniyle göndericinin müterafik kusuru bulunduğunu, ayrıca taşınan emtiaların hassas ve kırılgan yapıda olması nedeniyle özellikle kırılma ve kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliği gereği hasarın meydana gelmesi hususlarında taşıma konusunda uzman makine mühendisi ve taşıma hukukunda uzman bilirkişiden de rapor aldırılarak sorumluluklarının tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, her ne kadar sovtaj bedelinin 25.000,00-TL olduğu belirtilmişse de, kazaya konu malların halen müvekkilinin uhdesinde olduğunu, keşif icrası ile hasar görmeyen emtia ile tutarının tespit edilerek toplam bedelden mahsubu gerektiğini belirterek açılan davanın reddine, davacının açıkça haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu aracın uzun süreli kiralama sözleşmesi ile diğer davalı ... 'a kiralanması nedeniyle, müvekkili ... 'ın işleten sıfatı bulunmadığını, müvekkili ile diğer davalı arasında imzalanan Kayseri ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve ... tarihli kira sözleşmesine göre; ... plaka sayılı ... model ... marka araç ... tarihinden itibaren 2 yıl için ... 'a kiraya verildiğini, bu araç kira sözleşme tarihi itibariyle diğer davalı ... 'a teslim edildiğini, diğer davalı ... kendi nam ve hesabına yurtiçi yük taşıma işi ile iştigal ettiğini, bu nedenle ... tarihi itibariyle müvekkilinin araç üzerindeki fiili hakimiyeti ve dolayısıyla işleten sıfatının sona erdiğini, dosyada yer alan eksper raporunda da kazanın meydana geldiği esnada ... A.Ş. sorumluluğunda alt taşıyıcı şahıs firması olan nakliyeci ...'ın göründüğünü, ... plakalı aracın ... -... tarihleri arasında 2 yıllık kiralandığının da aynı raporda belirtildiğini, kiralama sözleşmesi ile birlikte aracın diğer davalı ...'a fiili olarak teslim edildiği ve bu kişi tarafından ekonomik anlamda yararlanma yapıldığının açık olduğunu, bu nedenle müvekkilinin kaza tarihi itibariyle işleten sıfatına sahip olmamasından dolayı davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini ayrıca müvekkilinin işleten sıfatına sahip olmadığı davacı tarafça eksper dosyasında bulunan kiralama sözleşmesinden anlaşılabileceğinden dolayı açıkça haksız ve kötüniyetli olarak dava ikame edilmiş olup davacı aleyhine ayrıca asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;" Somut olayda, Dava konusu ... plakalı aracın mülkiyet kaydının davalı ... adına olduğu görülse de, aracın Kayseri ... Noterliği’nin ... tarihli ve ... yevmiye sayılı kira sözleşmesi ile diğer davalı ...’a 2 yıl süreyle kiralandığı anlaşılmaktadır. Söz konusu kiralama ilişkisinin ... tarihinde vergi dairesine bildirildiği ve kiralama bedellerine ilişkin faturaların davalıların ticari defterlerinde yasal kayıtlarla uyumlu şekilde yer aldığı görülmektedir. 2918 sayılı KTK’nın 3. maddesi uyarınca, aracın uzun süreli kiralandığı hallerde işleten sıfatının kiracıya geçtiği, somut olayda kaza tarihi itibarıyla aracın fiili hakimiyetinin ve ekonomik yararlanma hakkının kiracı ...'da olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan incelemeler ve bilirkişi tespitleri neticesinde, işleten sıfatı bulunmayan araç maliki davalı ...’ın meydana gelen zarardan hukuki sorumluluğunun bulunmadığı ve davanın bu davalı yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı taraf kiralama sözleşmesini dava öncesi bildiği ekspertiz raporu ile bildiği anlaşıldığından ilgili lehine yargılama giderine hükmedilmiştir.-Nihai olarak yapılan değerlendirmede;Dosya kapsamındaki belgeler ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...'ın fiili taşıyıcı sıfatıyla 6102 sayılı TTK’nın 875. maddesi uyarınca emtianın zıyaından sorumlu olduğu anlaşılmıştır.. ... tarihinde meydana gelen kazada, araç sürücüsü ... ’ın 2918 sayılı KTK’nın 56/1-a maddesini ihlal ederek tam kusurlu bir şekilde aracın devrilmesine sebebiyet verdiği ve ağır kusuru bulunudğu anlaşılmıştır. Her ne kadar dosya içeriğinde yükleme ve istifleme işlemlerinin yetersiz yapıldığına dair teknik görüşler yer alsa da, hasarın esas sebebinin sürücünün tam kusuruyla gerçekleşen devrilme hadisesi olduğu görülmektedir. Sürücünün bu ağır kusurlu eyleminin, istifleme hatası ile oluşan zarar arasındaki illiyet bağını kestiği ve hasarın doğrudan kaza oluş şekline bağlı olduğu anlaşıldığından, davalının hasardan tam sorumlu tutulması gerektiği görülmektedir. Faiz hesabı yönünden yapılan incelemede, davacı tarafın ihtarnamesine rağmen bilirkişilerce tebliğ tarihinin belirlenememesi nedeniyle hesaplama yapılamadığı görülse de, davacının ihtarname göndermiş olmasının yasal faiz talebinden feragat ettiği anlamına gelmeyeceği değerlendirilmiştir. İcra takibine konu edilen 500.000,00 TL asıl alacak ve 13.592,47 TL işlemiş faiz tutarının yerinde olduğu, davalının bu borca yaptığı itirazın haksız olduğu görülmektedir. Zira sigortacı ödeme tarihinden itibaren faiz isteyebilir. Faiz hesaplamasında işlemiş faizin uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenlerle, davalı ... yönünden davanın kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına vaki itirazın toplam 513.592,47 TL üzerinden iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.-İcra inkar tazminatına ve kötü niyet tazminatına dair değerlendirmede;
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı yargılama ile tespit edildiğinden alacak likit kabul edilmemiştir. Davacı ise kötü niyetli görülmediğinden ve aksi ispatlanmadığından kötü niyet tazminatı talebi reddedilmiş...."gerekçesiyle -Davacının davalı ...'a yönelik davasının pasif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE, Davacının davalı ...'a yönelik davasının kabulü ile, davalının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının; 500.000,00 TL asıl alacak, 13.592,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 513.592,47 TL yönünden iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte devamına, 3-Davacının icra inkar tazminatı talebi, davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir. İşbu kararı davacı ve davalı ... vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Her ne kadar Sayın Yerel Mahkeme, kiralama sözleşmesinin müvekkil şirket tarafından dava öncesi bilindiği gerekçesi ile davalı lehine vekalet ücreti takdir etmiş ise de sözleşmenin varlığının biliniyor olması söz konusu sözleşmenin davalıyı sorumluluktan kurtaracak nitelikte, bir başka deyişle sözleşmenin üçüncü kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olup olmadığı, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, sözleşme ve kira bedellerinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği hususlarının da biliniyor olduğu anlamına gelemediğini, söz konusu hususlar açıklığa kavuşturulmadan kiraya veren malikin sorumlu olmadığının söylenmesi mümkün olmadığını, Yargıtay kararları ile de kabul edilmiş olduğu ve yukarıda da belirtildiği üzere, sözleşmenin üçüncü kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olup olmadığı, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, sözleşme ve kira bedellerinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği hususları araştırılmaksızın kiraya veren araç malikinin sorumluluğu bulunmadığının söylenmesi mümkün olmadığını, dava öncesinde tüm bu hususların bilinmesinin müvekkil şirketten beklenemeyeceği de izahtan vareste olduğunu, davalı tarafından ne yasal takip öncesi ne de icra takibine itiraz ve arabuluculuk süreçlerinde taraflarına herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, davalı taraf, söz konusu hususlarda bilgilendirme yapmayarak müvekkil şirketi dava açmak zorunda bıraktığını, şayet müvekkil şirket, yukarıda belirtildiği hususlara ilişkin olarak bilgilendirilmiş olmasına rağmen dava açmış olsa idi ancak o zaman Yerel Mahkeme kararının haklı ve hukuka uygun olduğu söylenebileceğini, böyle bir durum söz konusu olmayıp Yerel Mahkeme kararı bu yönden hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 13/04/2026 tarih, 2022/1379 E., 2026/345 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesine, istinaf giderlerinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle ; Cevap dilekçesinde bahsedildiği üzere, dava dışı sigortalı taşınan emtianın üstü açık şekilde taşınması hususunda tam kusurlu olduğunu, dava dışı sigortalının poliçe şartlarına uygun taşıma yaptırmamış olmasına rağmen davacının ödeme yapması yersiz olup, rücu hakkı da bulunmadığını, rücu koşullarından bir tanesi de sigorta poliçesine uygun hareket edilip edilmediğini, dosya kapsamında bulunan kaza fotoğraflarında malın üstü açık şekilde taşımasının yaptırıldığı sabit olduğunu, davacının bu durumda rücu hakkı doğmadığını, emtiaların niteliği gereği açık taşıma sonucu kolayca zarara uğrayacağı ortada olduğunu, Sigorta poliçesinde kapalı kasa/tenteli taşıma yapılmasının zorunlu olduğu, diğer durumlarda teminat dışı durum oluşacağı 29.07.2024 heyet raporunda açıkça belirtildiğini, emtianın üstü açık halde ve paketler sabitlenmeden taşınması halinde en ufak bir sarsıntı halinde dahi zarar göreceğini taşıma yaptıranın ön görmesi muhtemeli olduğunu, 23.12.2025 tarihli heyet ek raporunda belirtildiği üzere, müvekkilin kasta eşdeğer kusuru veya pervasızca davranışı davacı tarafça ispat edilemediğini, aynı heyet raporunda makina mühendisi tarafından gönderenin oluşan zararda kusurunun olduğu kanaatine varıldığını, emtianın parça parça paketlenmiş olsa bile, üst üst istiflenerek araç kasasına sabitlenerek veya birbirine bağlanarak taşınmasının gerektiği ancak gönderici tarafından bunun yapılmadığı, sabitleme ve bağlama ile zararın azaltılmasının mümkün olduğu belirtildiğini, hasarın fazla olmasının asıl nedeninin yükleme esnasında emtiaların kasa içine sabitlenmemesi kanaatine varıldığını, yükleme sorumluluğu gönderici üzerinde olduğunu, taşınan emtialar satış faturalarına göre sandalye, sehpa, konsol ve muhtelif şekillerde bir kısmı da ahşap/incel profil malzemelerden olup, kazaya dahi gerek olmaksızın basit bir darbe ile kırılabilecek hassas yapıda eşyalar olduğunu, kaza fotoğrafları incelendiğinde üstü açık aracın sağ tarafa yattığı görüldüğünü, aracın takla dahi atmadan yalnızca yana yatması nedeniyle kırılgan yapıda olan ve sabitlenmediği için etrafa savrulan emtialarda zararın artmasına yol açan bizzat gönderici olduğunu, üstü açık taşıma yapılmasının kabul edilmediğini ispat etme yükü gönderenin üzerinde olduğunu, emsal içtihatlara göre dava dışı sigortalı ... A.Ş. ile gönderici ve satıcı olan ... A.Ş.'nin taşınan emtiaları araç kasasına usulüne uygun olarak sabitlenmemesi ve üstü açık taşıma nedeniyle göndericinin müterafik kusuru bulunduğunu, ayrıca taşınan emtiaların hassas ve kırılgan yapıda olması nedeniyle özellikle kırılma ve kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliği gereği hasarın meydana gelmesi hususlarında rapor aldırılmış olup, taşıma sırasında ürünlerin sabitlenmemesi nedeniyle zararın arttığı da bilirkişi raporuna yer aldığını, sayın mahkemece sürücünün ağır kusuru olduğu belirtilmişse de, bu hususa yönelik herhangi bir tespit ve değerlendirme bulunmadığını, mahkeme heyeti tarafından varsayım üzerine gerekçe oluşturulduğunu, taşıma yaptıranın müterafik kusuru da irdelenmediğini, işlemiş faiz açısından bilirkişi heyetince ihtarname tebliğ tarihi tespit edilemediğinden hesaplama ve inceleme yapılamamışsa da, mahkemece hangi veri ve tebliğ tarihi nazara alınarak faiz hesaplaması yapıldığı somut ve denetime elverişli şekilde açıklamadan kabul kararı verildiği tarafımızca anlaşılamadığını, müvekkilin istinaf harç ve masraflarını karşılayabilecek maddi durumu bulunmadığını, üzerine kayıtlı araç ve gayrimenkulü bulunmadığını, bu nedenle adli yardım talebi bulunduğunu, adli yardım başvurusunun kabulünü talep ettiğini, bahsedilen sebeplerle Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1379 Esas, 2026/345 Karar sayılı ve 13.04.2026 tarihli ilamının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi için işbu istinaf yasa yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu, kısaca açıklanan nedenlerle; adli yardım talebinin kabulüne, haklı ve hukuka uygun istinaf başvurusunun kabulü ile Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1379 Esas, 2026/345 Karar sayılı ve 13.04.2026 tarihli ilamının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava, itirazın iptaline ilişkindir.İlk derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 13/04/2026 tarih ve 2022/1379 Esas 2026/345 Karar sayılı ilamla davanın davalı ... yönünden kabulüne, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine dair nihai olarak karar verilmiştir. Davacı ve Davalı ... istinaf dilekçesi ile ilk derece mahkemesinin işbu ilamına karşı istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür.HMK'nın 344/1.maddesi: "İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır." HMK'nın 352.maddesi: "(1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda aşağıdaki durumlardan birinin tespiti hâlinde öncelikle gerekli karar verilir: a) İncelemenin başka bir dairece veya bölge adliye mahkemesince yapılmasının gerekli olması, b) Kararın kesin olması, c) Başvurunun süresi içinde yapılmaması, ç) Başvuru şartlarının yerine getirilmemesi, d) Başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi, (2) Ön inceleme heyetçe veya görevlendirilecek bir üye tarafından yapılır ve ön inceleme sonunda karar heyetçe verilir. (3) Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır." Dosyanın yapılan ön incelemesinde; HMK'nın 344,352 maddesine göre istinaf eden tarafın istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harç ve giderleri yatırması gerektiği, davalı ... 'in adli yardım talebinde bulunduğu, Dairemiz tarafından adli yardım talebinin reddine karar verildiği, ara kararın davalı yana tebliğ olduğu, itiraz olmadığı anlaşılmakla bu durumda davalıya 1adet istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve nispi istinaf karar harcını peşin olarak yatırması gerektiği, bu durumda 8.771,00 TL nispi istinaf karar harcı ile 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcını yatırılmasının istenilmesi ve bu hususta bir haftalık kesin süre verilerek işbu eksik istinaf harçlarının tamamlanması, aksi taktirde istinaf başvurusunun reddedileceği bildirilerek, bildirilen sürede harç eksikliğinin tamamlanmaması halinde mahkemece başvurunun yapılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 344 ve 352. Maddeleri gereğince işbu işlemlerin kararı veren mahkemece eksiksiz olarak yapılıp tamamlanması davalı ... in 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcını (1 kez ) ve 8.771,00 TL istinaf nispi karar harcını ve tebliğ giderlerine yatırılmasına dair ilgili makbuzun da dosyaya eklenmesinden sonra dizi listesine bağlı olarak tekrar dairemize gönderilmesi için HMK 352/1-ç maddesi gereğince dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HMK'nin 344 ve 352. maddeleri gereğince istinaf eden davalı ... ' ... 'ın yukarıda hesaplanan yatırması gereken eksik kalan 2.002,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcını ve 8.771,00 TL nispi istinaf karar harcını yatırdığına/tamamladığına dair ilgili makbuzun dosyaya eklenmesi, iş bu işlemlerin kararı veren ilk derece mahkemesince eksiksiz olarak yapılıp tamamlanmasından sonra dosyanın HMK nun 347/3. Maddesi gereğince dizi listesine bağlı olarak tekrar dairemize gönderilmesi için HMK 352/1-ç maddesi gereğince dosyanın kararı veren Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GERİ ÇEVRİLMESİNE,
Dair, sair hususlar incelenmeksizin, dosya üzerinden yapılan ön incelemeyle, HMK 352/1-ç uyarınca KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/09/2026