Danıştay, Sosyal Güvenlik Kurumunun 2022 özel sağlık hizmeti sunucuları sözleşmesindeki "üçüncü basamak" ibaresinin ve yeni sözleşme işleminin iptali davasında derneğin ehliyetini ve düzenlemenin hukuka uygunluğunu inceledi.
Özet: Davacı dernek, Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlık hizmeti satın alım sözleşmesindeki "sağlık hizmeti sunucusu" tanımına eklenen "veya üçüncü basamak" ibaresinin ve yeni sözleşme yapılmasına yönelik işlemin iptalini talep ederek, bu düzenlemenin Sağlık Bakanlığının hastane basamaklandırma yönetmeliğine aykırı olduğunu, özel üçüncü basamak sağlık hizmeti sunucularını ikinci basamak hastanelerle aynı idari ve mali statüye tabi tutmanın hukuka ve kamu yararına aykırı olduğunu, bu durumun hastanelerin hizmet sunumunu kısıtlayıp vatandaşların erişimini zorlaştıracağını savunurken; davalı idare ise düzenlemenin Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu kararları ve Sağlık Uygulama Tebliği değişiklikleri çerçevesinde yapıldığını belirterek davanın reddini istemektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : 2022/3729Karar No : 2025/5214 DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ...DAVALI :... Kurumu Başkanlığı / ANKARAVEKİLİ : Av. ...DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, 2022 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin 5. maddesinde yer alan SHS (Sağlık Hizmeti Sunucusu) tanımındaki "veya üçüncü basamak" ibaresinin ve 27/05/2022 tarihinde davalı idarenin resmi internet sitesinde yayımlanan yeni sözleşme yapılmasına yönelik işlemin iptali istenilmektedir.DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, Dernek Tüzüğündeki “resmi ve özel kurumlar karşısında özel sağlık kuruluşlarını temsil ederek menfaatlerini korumak” şeklinde amacı doğrultusunda dava konusu düzenlemelerin iptalini istemekte menfaatinin bulunduğu, halihazırda yürürlükte olan sözleşmede "Sağlık Hizmeti Sunucusu" tanımı yapılırken "veya üçüncü basamak" şeklinde bir ifadenin bulunmadığı, hastanelerin üçüncü basamak olarak basamaklandırılmasının 5510 sayılı Kanun'un 70. maddesinin 1. fıkrasının emredici hükmü çerçevesinde Sağlık Bakanlığınca yapıldığı ve Sağlık Hizmet Sunucularının Basamaklandırılmasına Dair Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği, aynı fıkranın 2. cümlesinin "Bu basamaklar ve sağlık hizmet sunucuları arasında sevk zinciri; tanı, ön tanı, hekimlerin ve diş hekimlerinin uzmanlıkları dikkate alınmak suretiyle tüm yurtta veya il ya da ilçe bazında Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir." şeklinde olduğu, sözleşmeye sonradan ilave edilen üçüncü basamak hastanelerin tabi olacağı ve/veya sözleşme ile yükümlülük altına girecekleri müeyyide ve sorumlulukların Sağlık Bakanlığından görüş alınmaksızın düzenlenemeyeceği, Sağlık Hizmet Sunucularının Basamaklandırılmasına Dair Yönetmelikte üçüncü basamak olarak basamaklandırılan hastanelerin özel ya da kamu ayrımı yapılmaksızın tabi olduğu esaslar ile kriterlerin belirlendiği, bir özel hastanenin üçüncü basamak olarak basamaklandırılabilmesi için geniş bir donanıma ve birçok ayrıcalıklı işlemi yapabilme kapasitesine sahip olmasının gerektiği, bu nitelikteki hastanelerin, Bakanlığa bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile devlet ve vakıf üniversitelerine ait hastanelerden farklı şekilde, ikinci basamak hastaneler ile idari ve mali açıdan her yönüyle aynı statüye tabi tutulmasının hukuka ve kamu yararına aykırılık taşıdığı, ayrıca dava konusu düzenleme ile kamu veya vakıf üniversitelerine ait bulunan üçüncü basamak sağlık hizmet sunucuları ile ayrı, özel hukuk gerçek veya tüzel kişilerine ait üçüncü basamak sağlık hizmet sunucuları ile ayrı bir sözleşme yapılacağı gibi bir durum ortaya çıktığı, halbuki sağlık kuruluşlarının basamaklandırılmasına ilişkin yönetmelikle üçüncü basamak hastanelerin kamu ve özel ayrımı olmaksızın farklı bir statüde olduğunun belirtildiği, bu hastaneleri ikinci basamak özel hastanelerle aynı idari ve mali statüye tabi kılmanın ve dolayısıyla Bakanlığa bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile devlet ve vakıf üniversitelerine ait hastanelerden ayırmanın, bu hastanelerin hizmet sunumunu engelleyecek nitelikte olduğu, vatandaşların da bu nitelikteki hastanelerden hizmet alımının engellenmiş olacağı iddia edilmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, usul yönünden, dava konusu düzenlemelerin davacı dernek ile ilgisinin olmaması, anılan düzenlemelerin iptalini istemekte davacının meşru bir menfaatinin bulunmadığı, davacı derneğin dava açma ehliyetinin bulunmaması sebebiyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği, davanın yasal süresi içinde açılıp açılmadığının resen tetkiki ile süresi içinde açılmadığının tespiti halinde davanın süre yönünden reddi gerektiği, esas yönünden, Sağlık Bakanlığınca basamaklandırılmış olan Kurumla sözleşmeli sağlık hizmeti sunucularının fiyatlandırmaya esas olmak üzere sınıflandırılmasının ve ödenecek bedellerin Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlendiği, konu ile ilgili olarak 27/07/2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Kararının 4. maddesi ile, "Sağlık Hizmet Sunucularının Basamaklandırılmasına Dair Yönetmelik doğrultusunda Sağlık Bakanlığınca 'üçüncü basamak sağlık hizmet sunucusu' olarak basamaklandırılan özel sağlık hizmeti sunucuları için; ikinci basamak özel sağlık hizmet sunucularına ilişkin halen yürürlükte bulunan Kurum mevzuatının uygulanmasına oy çokluğu ile..." karar alındığı, daha sonra Sağlık Hizmeti Sunucularının Basamaklandırılmasına Dair Yönetmelik ile Sağlık Bakanlığı tarafından basamaklandırılan sağlık hizmeti sunucuları ile ilgili olarak 25/08/2022 tarih ve 31914 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile SUT "1.4 Sağlık hizmeti sunucuları" başlıklı maddesi ile SUT eki Ek-2/A-1 "Sağlık Hizmeti Sunucularının Ayakta Tedavilerde Sınıflandırılması Listesi”nde düzenleme yapıldığı, Kurumları tarafından özel sağlık hizmeti sunucularının tümünden aynı metin üzerinden hizmet alındığı, bir başka ifadeyle aynı sözleşme metni üzerinden tıp merkezi, dal merkezi, özel hastane ve diğer özel sağlık hizmet sunucularından hizmet alındığı, bu merkezlerin hizmet sunum olanakları açısından birçok farklılıklarının olduğu, kaldı ki sözleşme metninde genel olarak tarafların hak ve yükümlülükleri, idari hükümler, sözleşmenin feshi ve ceza koşulları gibi düzenlemelere yer verildiği, bu hususların özel sağlık hizmeti sunucularının türüne ve bulundukları basamaklara göre farklı düzenleme yapılmasını gerektirmediği, ödemede esas alınacak sağlık hizmeti bedelleri ile hizmet sunumu ve faturalandırmada uyulması gerekli kuralların Sağlık Uygulama Tebliğinde düzenlendiği, sözleşmede de bu düzenlemelere uyulması gerektiğinin belirtildiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :...DÜŞÜNCESİ : Davanın kısmen reddine kısmen de incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.DANIŞTAY SAVCISI : ...DÜŞÜNCESİ : Dava; 2022 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin 5. maddesinde yer alan SHS (Sağlık Hizmeti Sunucusu) tanımındaki "veya üçüncü basamak" ibaresinin ve 27/05/2022 tarihinde davalı idarenin resmi internet sitesinde yayımlanan yeni sözleşme yapılmasına yönelik işlemin iptali istemiyle açılmıştır.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasının 25. bendinde; sağlık hizmeti sunucusu, sağlık hizmetini sunan ve/veya üreten, gerçek kişiler ile kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ve bunların tüzel kişiliği olmayan şubeler şeklinde tanımlanmıştır.5510 sayılı Kanun'un "Sağlık hizmetlerinin sağlanma yöntemi ve sağlık giderlerinin ödenmesi" başlıklı 73. maddesinin 1. fıkrasıda: "Bu Kanuna göre sağlık hizmetleri, Kurum ile yurt içindeki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan sözleşmeler yoluyla ve/veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından satın aldıkları sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle sağlanır.", son fıkrasında ise: "Sağlık hizmeti satın alma sözleşmelerinin hazırlanması ve akdedilmesi, sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralına yer verilmiştir.Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa dayanılarak hazırlanarak 26/03/2016 tarihli, 29665 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmelerinin/Protokollerinin Hazırlanması ve Akdedilmesine İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde, sağlık hizmeti sunucusu (SHS), sağlık hizmeti sunumu, tedariki, üretimi konularında faaliyet gösteren, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış, Türk Silahlı Kuvvetleri sağlık hizmeti sunucuları hariç olmak üzere kamu ve/veya özel hukuk tüzel kişileri ve bunların tüzel kişiliği olmayan şubeleri ile gerçek kişiler; (ğ) bendinde, sözleşme/protokol, Kurum ile Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış, Türk Silahlı Kuvvetleri sağlık hizmeti sunucuları hariç olmak üzere sağlık hizmeti sunucuları arasında imzalanan sağlık hizmeti satın alımına/teminine/tedarik edilmesine ilişkin metin olarak tanımlanmıştır.Anılan Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanıp Kurumun resmi internet sitesinde 19/01/2018 tarihinde yayımlanan 2018 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin 18. maddesinde:"18.1. Bu sözleşme, … /… /2018 tarihinden, 31/12/2018 tarihine kadar geçerlidir. 18.2. Sözleşmede belirtilen istisnalar dışında, her takvim yılının 15 Aralık günü mesai saati bitimine kadar taraflardan biri feshi ihbar etmediği takdirde sözleşme aynı şartlarla bir yıl daha uzamış sayılır ve yeniden sözleşme ücreti alınır.18.3. Kurumca yeni bir sözleşme duyurulmasına rağmen SHS yeni sözleşmeyi verilen sürenin sonunda imzalamaz ise sözleşmesi feshedilir. Fesih tarihinden itibaren 3 (üç) ayın bitiminde yeni sözleşme imzalamak üzere başvurulması halinde bu sözleşmenin (13.7) numaralı maddesinde yer alan fesih tarihinden önce SHS tarafından Kuruma tahakkuk ettirilmiş olan son 6 (altı) aylık fatura dönemi ortalamasının %1’i oranındaki tutarın defaten Kuruma ödemesi koşulu aranmaz." kuralına yer verilmiştir.Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, 22/05/2013 tarihli, E.2013/39, K.2013/65 sayılı kararı).Davalı ile özel sağlık hizmet sunucuları arasında 2018 yılında yapılan Sözleşmenin geçerliğinin 15/12/2012 tarihine kadar devam ederken, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan hukuki güvenlik ilkesine uymayan şekilde objektif bir neden olmaksızın 01/06/2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yeni sözleşme yapılmasını öngören dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığından iptali gerekir.Uyuşmazlık, 2022 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin 5. maddesinde yer alan SHS (Sağlık Hizmeti Sunucusu) tanımındaki "veya üçüncü basamak" ibaresi yönünden incelendiğinde;Uyuşmazlığa konu edilen Sözleşmenin 5. maddesinde, SHS (Sağlık Hizmeti Sunucusu), Sağlık Bakanlığı tarafından ikinci basamak veya üçüncü basamak olarak ruhsatlandırılmış özel sağlık kurumları ile diyaliz merkezleri ve Sağlık Bakanlığından ruhsatlı diğer özelleşmiş tedavi merkezleri olarak tanımlanmıştır.10/02/2022 tarihli, 31746 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Hizmet Sunucularının Basamaklandırılmasına Dair Yönetmelik sağlık hizmet sunucularının hizmet sunumu bakımından basamağının belirlenmesi amacıyla Sağlık Bakanlığınca çıkarılmıştır.Yönetmeliğin 5. maddesinde; ilgili mevzuatında tanımlanan, hastaların ayaktan veya yataklı teşhis ve tedavilerinin yapıldığı sağlık kuruluşları birinci basamak sağlık hizmet sunucuları olarak tanımlanmış ve bu sağlık hizmet sunucuları sayılmıştır. 6. maddesinde; ilgili mevzuatında tanımlanan ayaktan veya yataklı teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verilen sağlık kurumları ikinci basamak sağlık hizmet sunucuları olarak tanımlanarak bunlar arasında eğitim ve araştırma hastanesi olmayan devlet hastaneleri ve dal hastaneleri ile bu hastanelere bağlı semt poliklinikleri, entegre ilçe hastanesi, Bakanlığa bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri, kamu kurumlarına ait olup Bakanlıkça ruhsatlandırılmış olan hastaneler, tıp merkezleri ve dal merkezleri, özel hastaneler, özel tıp merkezleri ve dal merkezleri, ağız ve diş sağlığı hastaneleri, diyaliz merkezleri, üremeye yardımcı tedavi merkezleri, hiperbarik oksijen tedavi merkezleri, tıbbi laboratuvarlar gibi müstakil olarak ruhsatlandırılan tanı ve tedavi merkezleri sayılmıştır.Üçüncü basamak sağlık hizmet sunucuları düzenleyen 7. maddenin işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan şekline göre; ilgili mevzuatında tanımlanan ileri tetkik ve özel tedavi gerektiren hastalıklar için yüksek teknoloji içeren ve/veya eğitim ve araştırma hizmetlerinin verilebileceği altyapıya sahip üst düzey hastaneler şeklinde tanımlanmıştır. Devlet ve vakıf üniversitelerine ait hastanelerin doğrudan üçüncü basamak olarak basamaklandırılacağı, bunlar dışında üçüncü basamak olmak isteyen hastanelerin, bu Yönetmelikte belirtilen koşul ve şartları karşıladıklarına dair hazırladıkları müracaat dosyası ile Bakanlığa başvuracağı, başvuruların Bakanlıkça koşul ve standartlar açısından değerlendirilerek uygun görülenlerin üçüncü basamak hastane olarak basamaklandırılacağı öngörülmüştür.Davalı idarece, 5510 sayılı Kanun kapsamında bulunan kişilerin sağlık hizmetlerinin özel sağlık hizmeti sunucuları ve vakıf üniversiteleri ile ayrı ayrı sözleşme imzalanarak karşılanmaktadır.Eşitlik ilkesi, hem başlı başına bir hak hem de diğer insan hak ve özgürlüklerinden yararlanılmasına hâkim, temel bir ilke olarak kabul edilmekte olup Anayasa’nın 10. maddesi eşitlik ilkesinden faydalanacak kişi ve ilkenin kapsamı konusunda bir sınırlama getirmemiştir. Anayasa’nın 11. maddesinde yer alan “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.” hükmü uyarınca Anayasa’nın “genel esaslar” bölümünde düzenlenen eşitlik ilkesinin sayılan organlar, kuruluşlar ve kişiler açısından da geçerlidir. Bunun yanı sıra Anayasa’nın 10. maddesinin son fıkrasında yer alan “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” hükmü gereğince yasama, yürütme ve yargı organları ve idari makamlar eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağına uygun davranmakla yükümlüdürler (AYM, Nuran Yolcu, 11/11/2015 tarihli, B. No:2013/9880 sayılı kararı). Üçüncü basamak sağlık hizmeti sunucuları, ileri tetkik ve özel tedavi gerektiren hastalıklar için yüksek teknoloji içeren ve/veya eğitim ve araştırma hizmetlerinin verilebileceği altyapıya sahip üst düzey hastaneler olduğu halde ikinci basamak sağlık hizmeti sunucularının ilgili mevzuatında tanımlanan ayaktan veya yataklı teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verilen sağlık kurumlarının sunduğu sağlık hizmetinin nitelik ve kapsamı ile sunuluş biçimleri aralarında önemli derecede farklılıklar olduğu görülmektedir.Uyuşmazlıkta, farklı basamaktaki hizmet sunucuları için basamaklarına uygun olarak ayrı birer sözleşme metni -vakıf üniversitelerine ait hastaneler için ayrı bir sözleşme metnin bulunması gibi- hazırlanarak sağlık hizmet sunumu açısından farklılaştırılması yoluna gidilmesi gerekirken farklı basamaklar için tek bir metin üzerinden sözleşme imzalanmasını öngören dava konusu ibare eşitlik ilkesine aykırı olduğundan iptali gerekir.Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemeler iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ehliyet ve süre aşımına yönelik itirazları yerinde görülmeyerek işin esasının incelenmesine geçildi.İNCELEME VE GEREKÇE :MADDİ OLAY:Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından, 2022 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi hazırlanmış; davalı Kurumun resmi internet sitesinde 27/05/2022 tarihinde yayımlanan duyuruda, 2022 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin 01/06/2022 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe konulduğu, Kurum ile sözleşmesi devam eden özel sağlık hizmeti sunucularının (SHS) gerekli belgelerle birlikte en geç 07/06/2022 tarihi mesai saati bitimine kadar başvurmaları, başvuruların 20/06/2022 tarihine kadar değerlendirilerek sonuçlandırılacağı, başvuruları kabul edilerek sözleşmeleri yenilenen SHS’ler ile 01/06/2022 tarihinden geçerli olacak şekilde sözleşme imzalanacağı, başvuru yapmayan SHS'lerin 07/06/2022 tarihi itibarıyla MEDULA ekranının kapatılacağı, Kurum tarafından sözleşme imzalanması uygun bulunmayan SHS'lerin ise 20/06/2022 tarihi itibarıyla MEDULA ekranlarının kapatılacağı, 07/06/2022 tarihinden sonra yapılacak müracaatların, yeni sözleşme başvurusu olarak değerlendirileceği, sözleşmelerin Kurumca imzalandığı tarih itibarıyla geçerli olacağı hususlarına yer verilmiştir. Bunun üzerine, davacı tarafından, 2022 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin 5. maddesinde yer alan SHS (Sağlık Hizmeti Sunucusu) tanımındaki "veya üçüncü basamak" ibaresinin ve 27/05/2022 tarihinde davalı idarenin resmi internet sitesinde yayımlanan yeni sözleşme yapılmasına yönelik işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT:5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasının 25. bendinde, sağlık hizmeti sunucusu, sağlık hizmetini sunan ve/veya üreten, gerçek kişiler ile kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ve bunların tüzel kişiliği olmayan şubeleri şeklinde tanımlanmış; 70. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunun uygulanması bakımından sağlık hizmeti sunucuları birinci, ikinci ve üçüncü basamak olarak Sağlık Bakanlığı tarafından basamaklandırılır. Bu basamaklar ve sağlık hizmet sunucuları arasında sevk zinciri; tanı, ön tanı, hekimlerin ve diş hekimlerinin uzmanlıkları dikkate alınmak suretiyle tüm yurtta veya il ya da ilçe bazında Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir. Aile hekimleri birinci basamak hizmet sunucuları içinde yer alır." hükmüne; 72. maddesinin 1. fıkrasında, "65 inci madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu yetkilidir. Komisyon, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabilir. Komisyon, 63 üncü madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkilidir." hükmüne; 73. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanuna göre sağlık hizmetleri, Kurum ile yurt içindeki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan sözleşmeler yoluyla ve/veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından satın aldıkları sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle sağlanır.", aynı maddenin son fıkrasında, "Sağlık hizmeti satın alma sözleşmelerinin hazırlanması ve akdedilmesi, sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.“ hükmüne; 107. maddesinde ise, "Bu Kanunda bahsi geçen yönetmelikler bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içerisinde çıkarılır. Kurum, bu Kanunun diğer maddelerinin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları yönetmelik ile düzenleme yetkisine sahiptir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükümlere dayanılarak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlık hizmetleri finanse edilen kişilere kaliteli, erişilebilir ve tıp biliminin genel kabul gören kurallarına uygun olarak sunulan sağlık hizmetlerinin karşılanması ve ihtiyaç duyulan alanlarda oluşturulacak alternatif geri ödeme modelleri üzerinden sağlık hizmetinin finansmanı için sağlık hizmeti sunucuları ile Kurum arasında yapılacak sözleşmelerin/protokollerin hazırlanması ve akdedilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla 26/03/2016 tarih ve 29665 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmelerinin/Protokollerinin Hazırlanması ve Akdedilmesine İlişkin Yönetmelik Sosyal Güvenlik Kurumu ile sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan sözleşmeleri ve protokolleri kapsamaktadır.Söz konusu Yönetmeliğin 4. maddesinde, sağlık hizmet sunucusu, sağlık hizmeti sunumu, tedariki, üretimi konularında faaliyet gösteren; Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış, Türk Silahlı Kuvvetleri sağlık hizmeti sunucuları hariç olmak üzere kamu ve/veya özel hukuk tüzel kişileri ve bunların tüzel kişiliği olmayan şubeleri ile gerçek kişileri olarak; Sözleşme/protokol, Kurum ile Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış, Türk Silahlı Kuvvetleri sağlık hizmeti sunucuları hariç olmak üzere sağlık hizmeti sunucuları arasında imzalanan sağlık hizmeti satın alımına/teminine/tedarik edilmesine ilişkin metni olarak tanımlanmıştır.Yine, yukarıda yer verilen 5510 sayılı Kanun'un 70. maddesi ile 3359 sayılı Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine dayanılarak Sağlık Bakanlığınca çıkarılan ve 10/02/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sağlık Hizmet Sunucularının Basamaklandırılmasına Dair Yönetmelik ile sağlık hizmet sunucuları; birinci basamak sağlık hizmet sunucuları, ikinci basamak sağlık hizmet sunucuları ve üçüncü basamak sağlık hizmet sunucuları olarak sınıflandırılmış; üçüncü basamak sağlık hizmet sunucularının koşul ve standartları ile izleme ve değerlendirme kriterleri ayrıntılı olarak belirlenmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleriyle, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlık hizmetleri karşılanan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin ilaç ve tıbbi malzeme ihtiyaçları ile diğer sağlık hizmetlerinin, kural olarak sağlık hizmeti sunucuları ile yapılacak sözleşmeler aracılığıyla karşılanması esası benimsenmiş; sağlık hizmeti satın alma sözleşmelerinin hazırlanması ve akdedilmesi, sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesine ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi konusunda, Kuruma yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi verilmiş; bu suretle davalı Kuruma, sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinin kapsamının, süresinin, tarafının, başka bir ifadeyle hangi koşulları taşıyan sağlık hizmeti sunucularıyla imzalanacağının tespiti konusunda takdir yetkisi tanınmıştır. Bununla birlikte, idareye tanınan takdir yetkisinin kullanımı mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olduğundan, yetki, şekil, konu unsurları yanında takdire dayanan işlemlerin sebep ve maksat yönlerinden de yargı denetimine tabi bulunduğu kuşkusuzdur. Bu anlamda idareye tanınan takdir yetkisinin kullanımı "keyfilik"ten ziyade kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmak zorundadır.A) 2022 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin 5. maddesinde yer alan SHS (Sağlık Hizmeti Sunucusu) tanımındaki "veya üçüncü basamak" ibaresi bakımından:Söz konusu Sözleşmenin 5. maddesinde, SHS (Sağlık Hizmeti Sunucusu), Sağlık Bakanlığı tarafından ikinci basamak veya üçüncü basamak olarak ruhsatlandırılmış özel sağlık kurumları ile diyaliz merkezleri ve Sağlık Bakanlığından ruhsatlı diğer özelleşmiş tedavi merkezleri şeklinde tanımlanmıştır. Dava konusu düzenleme ile, sözleşmede yer verilen sağlık hizmeti sunucusunun kimler olabileceğinin tanımlandığı, buna göre anılan Sözleşme'nin taraflarının, Sosyal Güvenlik Kurumu ile Sağlık Bakanlığı tarafından ikinci basamak veya üçüncü basamak olarak ruhsatlandırılmış özel sağlık kurumları ile diyaliz merkezleri ve Sağlık Bakanlığından ruhsatlı diğer özelleşmiş tedavi merkezlerinin olabileceği anlaşılmaktadır. Bir başka ifade ile, Sosyal Güvenlik Kurumu, Sağlık Bakanlığı tarafından ikinci veya üçüncü basamak olarak ruhsatlandırılan özel sağlık hizmeti sunucuları ile aynı sözleşme metnini imzalamaktadır.Sağlık hizmet sunucularının hizmet sunumu bakımından basamağının belirlenmesi amacıyla Sağlık Bakanlığınca hazırlanan ve 10/02/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Hizmet Sunucularının Basamaklandırılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesinde, birinci basamak sağlık hizmet sunucuları, ilgili mevzuatında tanımlanan, hastaların ayaktan veya yataklı teşhis ve tedavilerinin yapıldığı sağlık kuruluşları şeklinde tanımlanmış, birinci basamak ayaktan teşhis ve tedavi hizmeti sunan sağlık hizmet sunucuları sayılmış; 6. maddesinde, ikinci basamak sağlık hizmet sunucuları, ilgili mevzuatında tanımlanan ayaktan veya yataklı teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verilen sağlık kurumları şeklinde tanımlanmış, ikinci basamak sağlık hizmet sunucuları arasında eğitim ve araştırma hastanesi olmayan devlet hastaneleri ve dal hastaneleri ile bu hastanelere bağlı semt poliklinikleri, entegre ilçe hastanesi, Bakanlığa bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri, kamu kurumlarına ait olup Bakanlıkça ruhsatlandırılmış olan hastaneler, tıp merkezleri ve dal merkezleri, özel hastaneler, özel tıp merkezleri ve dal merkezleri, ağız ve diş sağlığı hastaneleri, diyaliz merkezleri, üremeye yardımcı tedavi merkezleri, hiperbarik oksijen tedavi merkezleri, tıbbi laboratuvarlar gibi müstakil olarak ruhsatlandırılan tanı ve tedavi merkezleri sayılmış; -dava konusu düzenleme tarihinde yürürlükte olan haliyle- 7. maddesinde, üçüncü basamak sağlık hizmet sunucuları, ilgili mevzuatında tanımlanan ileri tetkik ve özel tedavi gerektiren hastalıklar için yüksek teknoloji içeren ve/veya eğitim ve araştırma hizmetlerinin verilebileceği altyapıya sahip üst düzey hastaneler şeklinde tanımlanmış, Bakanlığa bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile devlet ve vakıf üniversitelerine ait hastanelerin doğrudan üçüncü basamak olarak basamaklandırılacağı, bunlar dışında üçüncü basamak olmak isteyen hastanelerin, bu Yönetmelikte belirtilen koşul ve şartları karşıladıklarına dair hazırladıkları müracaat dosyası ile Bakanlığa başvuracağı, başvuruların Bakanlıkça koşul ve standartlar açısından değerlendirilerek uygun görülenlerin üçüncü basamak hastane olarak basamaklandırılacağı düzenlenmiştir. Bakılan davada, davalı Kurum tarafından, özel sağlık hizmeti sunucuları ve vakıf üniversiteleri ile ayrı ayrı sözleşme imzalanarak 5510 sayılı Kanun kapsamında bulunan kişilerin sağlık hizmetlerinin karşılandığı görülmektedir. Davacı tarafından, sağlık kuruluşlarının basamaklandırılmasına ilişkin yönetmelikle üçüncü basamak hastanelerin kamu ve özel ayrımı olmaksızın ikinci basamak sağlık kuruluşlarından farklı bir statüde olduğunun belirtildiği, üçüncü basamak özel hastaneleri ikinci basamak özel hastanelerle aynı idari ve mali statüye tabi kılma ve dolayısıyla Bakanlığa bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile devlet ve vakıf üniversitelerine ait hastanelerden ayırmanın, bu hastanelerin hizmet sunumunu engelleyici nitelikte olduğu, kamu yararına aykırılık taşıdığı iddia edilmektedir.Davalı idare tarafından ise, özel sağlık hizmeti sunucularının tümünden aynı metin üzerinden hizmet alındığı, sözleşme metninde genel olarak tarafların hak ve yükümlülükleri, idari hükümler, sözleşmenin feshi ve ceza koşulları gibi düzenlemelere yer verildiği, bu hususların özel sağlık hizmeti sunucularının türüne ve bulundukları basamaklara göre farklı düzenleme yapılmasını gerektirmediği, ödemede esas alınacak sağlık hizmeti bedelleri ile hizmet sunumu ve faturalandırmada uyulması gerekli kuralların Sağlık Uygulama Tebliğinde düzenlendiği savunulmaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık hizmetini sunan ve/veya üreten sağlık hizmet sunucuları sundukları hizmet bakımından ayrı ayrı sınıflara tabi tutulmakta, esasen bu sınıflandırma 5510 sayılı Kanun'un uygulanması bakımından da yapılmaktadır. Dolayısıyla davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun 5510 sayılı Kanun uyarınca finansmanının sağlanacağı sağlık hizmetlerine ilişkin ödeme usul ve esaslarını Sağlık Bakanlığınca yapılan sınıflandırmaya uygun olarak belirlemesi gerekmektedir. Aksi bir kabul, hizmet sunumu bakımından yapılan belirlemenin işlevsizleştirilmesi sonucunu doğuracaktır. Bu durumda, davalı Kuruma, sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine konu kuralları belirlemek noktasında takdir yetkisi tanınmış ise de, ikinci basamak sağlık hizmeti sunucuları, ilgili mevzuatında tanımlanan ayaktan veya yataklı teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verilen sağlık kurumları iken üçüncü basamak sağlık hizmeti sunucularının, ileri tetkik ve özel tedavi gerektiren hastalıklar için yüksek teknoloji içeren ve/veya eğitim ve araştırma hizmetlerinin verilebileceği altyapıya sahip üst düzey hastaneler olduğu, dolayısıyla ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmeti sunucularınca yürütülen sağlık hizmetinin nitelik ve kapsamı ile sunuluş biçiminin pek çok farklılıkları barındırdığı, üçüncü basamak olarak basamaklandırılan özel sağlık hizmeti sunucularının, ikinci basamak özel sağlık hizmeti sunucuları ile aynı sözleşme koşullarına tabi olmasının beklenemeyeceği, bu sağlık hizmeti sunucuları için ayrı bir sözleşme metni hazırlanması gerektiği, nitekim üçüncü basamak olarak basamaklandırılan vakıf üniversitelerine ait hastaneler için ayrı bir sözleşme metni hazırlandığı göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu ibarede kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygunluk bulunmamaktadır.B)27/05/2022 tarihinde davalı idarenin resmi internet sitesinde yayımlanan yeni sözleşme yapılmasına yönelik işlem bakımından:Davalı Kurumun resmi internet sitesinde 27/05/2022 tarihinde yayımlanan duyuruda, 2022 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin 01/06/2022 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe konulduğu, Kurum ile sözleşmesi devam eden özel sağlık hizmeti sunucularının (SHS) gerekli belgelerle birlikte en geç 07/06/2022 tarihi mesai saati bitimine kadar başvurmaları, başvuruların 20/06/2022 tarihine kadar değerlendirilerek sonuçlandırılacağı, başvuruları kabul edilerek sözleşmeleri yenilenen SHS’ler ile 01/06/2022 tarihinden geçerli olacak şekilde sözleşme imzalanacağı, başvuru yapmayan SHS'lerin 07/06/2022 tarihi itibarıyla MEDULA ekranının kapatılacağı, Kurum tarafından sözleşme imzalanması uygun bulunmayan SHS'lerin ise 20/06/2022 tarihi itibarıyla MEDULA ekranlarının kapatılacağı, 07/06/2022 tarihinden sonra yapılacak müracaatların, yeni sözleşme başvurusu olarak değerlendirileceği, sözleşmelerin Kurumca imzalandığı tarih itibarıyla geçerli olacağı hususlarına yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava Şartları" başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması." kuralına yer verilmek suretiyle "derdestlik" dava açma şartları arasında sayılmış; 115. maddesinde ise, dava şartı noksanlığı tespit edildiğinde mahkemenin davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmıştır. 6100 sayılı Kanun'un 114. maddesinin gerekçesinde, "... (ı) bendinde aynı davanın önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması hususu yani teknik bir ifadeyle derdestlik iddiası olumsuz bir dava şartı hâline getirilmiş ve bu suretle derdestlik itirazı bir ilk itiraz olmaktan çıkartılıp; dava şartına ilişkin usulî bir itiraza dönüştürülmesi sağlanmıştır. Açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmıştır. Artık onun aynı davayı bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı kalmamıştır; bu bağlamda hukuken korunma ihtiyacı içerisinde bulunmamaktadır ve onun yapacağı tek iş, davanın sonucunu beklemekten ibarettir. ... Daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, hangi saikle olursa olsun ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açmaktaki yararı hukukî değildir. O hâlde derdestlik itirazının korunmasının temelinde, aynı davanın tekrar açılıp görülmesinin sağlanmasında davacının hiçbir hukukî yararının bulunmadığı düşüncesi yatmaktadır. Hukukî yararın ise dava şartı olduğu konusunda, bu düzenlemeden önce dahi doktrin ve yargı uygulaması bağlamında bir görüş birliği mevcuttur." açıklamasına yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda "derdestlik" müessesesi düzenlenmemiş ve Kanun'un 31. maddesinde, (mülga) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve onun yerine çıkarılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun derdestlik ile ilgili maddelerine atıfta bulunulmamış olmakla birlikte, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun tespit edilmesi hâlinde, usûl hukukunun temel kavramlarından olan derdestlik müessesesinin temelinde yatan, ilk davanın aynısı olan ikinci davanın açılmasında davacının hukukî yararı bulunmadığı olgusundan hareketle, idari yargı yerinde açılan ikinci davanın da derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Dava dosyası ile Dairemizin E:2022/3625 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden; davacı Dernek tarafından, davalı idarenin resmi internet sitesinde 27/05/2022 tarihinde yayımlanan yeni sözleşme yapılmasına yönelik işlemin iptali istemiyle 30/05/2022 tarihinde açılan davanın Dairemizin E:2022/3625 sayılı esasına kaydedildiği, bakılan davanın ise aynı davacı tarafından aynı istemle 02/06/2022 tarihinde kayıtlara giren dava dilekçesi ile açıldığı ve Dairemizin E:2022/3729 sayılı esasına kaydedildiği görülmektedir. Dairemizin E:2022/3625 sayılı dosyasında verilen 12/11/2025 tarih ve K:2025/5212 sayılı kararda, davalı idarenin resmi internet sitesinde 27/05/2022 tarihinde yayımlanan yeni sözleşme yapılmasına yönelik işlemin iptali istemine ilişkin kısmı yönünden oy çokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; işbu dava ile Dairemizin E:2022/3625 sayılı dosyasında derdest bulunan davanın aynı istemle açıldığı, tarafları, konusu ve sebeplerinin aynı olduğu, ayrıca her iki davada davacı açısından elde edilmek istenen hukukî yararın da aynı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davacının, derdest bulunan ve işbu davadan daha önce açılarak Dairemizin E:2022/3625 sayılı esasına kaydedilen davadan ayrı olarak bakılan davayı açmakta korunmaya değer güncel bir hukukî yararı bulunmadığından, bakılan davanın bu kısmının derdestlik nedeniyle incelenmesi mümkün değildir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. 2022 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi’nin 5. maddesinde yer alan SHS (Sağlık Hizmeti Sunucusu) tanımındaki "veya üçüncü basamak" ibaresinin İPTALİNE oy çokluğuyla,2. 27/05/2022 tarihinde davalı idarenin resmi internet sitesinde yayımlanan yeni sözleşme yapılmasına yönelik işlem yönünden DAVANIN DERDESTLİK NEDENİYLE İNCELENMEKSİZİN REDDİNE oy birliğiyle,3. Dava kısmen iptal, kısmen incelenmeksizin ret şeklinde sonuçlandığından aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin... TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, ... TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya, ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/11/2025 tarihinde karar verildi. (X)-KARŞI OY :2022 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin 5. maddesinde yer alan SHS (Sağlık Hizmeti Sunucusu) tanımındaki "veya üçüncü basamak" ibaresinin incelenmesinden:Söz konusu Sözleşmenin 5. maddesinde, SHS (Sağlık Hizmeti Sunucusu), Sağlık Bakanlığı tarafından ikinci basamak veya üçüncü basamak olarak ruhsatlandırılmış özel sağlık kurumları ile diyaliz merkezleri ve Sağlık Bakanlığından ruhsatlı diğer özelleşmiş tedavi merkezleri şeklinde tanımlanmıştır. Dava konusu düzenleme ile, sözleşmede yer verilen sağlık hizmeti sunucusunun kimler olabileceğinin tanımlandığı, buna göre anılan Sözleşme'nin taraflarının, Sosyal Güvenlik Kurumu ile Sağlık Bakanlığı tarafından ikinci basamak veya üçüncü basamak olarak ruhsatlandırılmış özel sağlık kurumları ile diyaliz merkezleri ve Sağlık Bakanlığından ruhsatlı diğer özelleşmiş tedavi merkezlerinin olabileceği anlaşılmaktadır. Bir başka ifade ile, Sosyal Güvenlik Kurumu, Sağlık Bakanlığı tarafından ikinci veya üçüncü basamak olarak ruhsatlandırılan özel sağlık hizmeti sunucuları ile aynı sözleşme metnini imzalamaktadır.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasının 25. bendinde, sağlık hizmeti sunucusu, sağlık hizmetini sunan ve/veya üreten, gerçek kişiler ile kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ve bunların tüzel kişiliği olmayan şubeleri şeklinde tanımlanmış; 70. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunun uygulanması bakımından sağlık hizmeti sunucuları birinci, ikinci ve üçüncü basamak olarak Sağlık Bakanlığı tarafından basamaklandırılır. Bu basamaklar ve sağlık hizmet sunucuları arasında sevk zinciri; tanı, ön tanı, hekimlerin ve diş hekimlerinin uzmanlıkları dikkate alınmak suretiyle tüm yurtta veya il ya da ilçe bazında Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir. Aile hekimleri birinci basamak hizmet sunucuları içinde yer alır." hükmüne; 72. maddesinin 1. fıkrasında, "65 inci madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu yetkilidir. Komisyon, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabilir. Komisyon, 63 üncü madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkilidir." hükmüne; 73. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanuna göre sağlık hizmetleri, Kurum ile yurt içindeki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan sözleşmeler yoluyla ve/veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından satın aldıkları sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle sağlanır.", aynı maddenin son fıkrasında, "Sağlık hizmeti satın alma sözleşmelerinin hazırlanması ve akdedilmesi, sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.“ hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleriyle, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlık hizmetleri karşılanan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin ilaç ve tıbbi malzeme ihtiyaçları ile diğer sağlık hizmetlerinin, kural olarak sağlık hizmeti sunucuları ile yapılacak sözleşmeler aracılığıyla karşılanması esası benimsenmiş; sağlık hizmeti satın alma sözleşmelerinin hazırlanması ve akdedilmesi, sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesine ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi konusunda, Kuruma yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi verilmiş; bu suretle davalı Kuruma, sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinin kapsamının, süresinin, tarafının, başka bir ifadeyle hangi koşulları taşıyan sağlık hizmeti sunucularıyla imzalanacağının tespiti konusunda takdir yetkisi tanınmıştır.Sağlık hizmet sunucularının hizmet sunumu bakımından basamağının belirlenmesi amacıyla Sağlık Bakanlığınca hazırlanan ve 10/02/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Hizmet Sunucularının Basamaklandırılmasına Dair Yönetmelikte, ikinci basamak sağlık hizmet sunucuları ile üçüncü basamak sağlık hizmet sunucuları tanımlanmış, özel hastaneler ikinci basamak sağlık hizmet sunucuları arasında sayılmıştır. Bununla birlikte, bu Yönetmelikte belirtilen koşul ve şartları sağlamaları halinde özel hastanelerin üçüncü basamak hastane olarak basamaklandırılması da mümkün kılınmıştır. Buna göre, üçüncü basamak özel sağlık kuruluşlarının, gerek sağlık hizmeti sunumu (eğitim ve araştırma hizmeti verilmesi) gerekse de donanım ve teknolojik altyapı bakımından ikinci basamak özel sağlık kuruluşlarına göre daha yüksek standartlarda hizmet sunumu gerçekleştiren sağlık kuruluşu olduklarında şüphe bulunmamaktadır.Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için, davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun, Sağlık Bakanlığınca ikinci basamak veya üçüncü basamak olarak ruhsatlandırılmış olan özel sağlık kuruluşu ile aynı metin üzerinden sözleşme imzalamasının Sağlık Bakanlığınca hizmet sunumu açısından yapılan basamaklandırmayı işlevsiz hale getirip getirmeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir.Söz konusu Sözleşme bir bütün olarak incelendiğinde, Sözleşmede genel olarak tarafların hak ve yükümlülükleri, idari hükümler, sözleşmenin feshi, ceza koşulları, sözleşmeye ilişkin usul ve esaslar gibi düzenlemelere yer verildiği, bu hususların sağlık hizmet sunumu bakımından farklı basamaklarda yer alan özel sağlık kuruluşları açısından farklı düzenleme yapılmasını gerektirir nitelikte olmadığı, sağlık hizmet sunucusu tarafından fatura edilen sağlık hizmetinin karşılanmasında ilgili mevzuat hükümlerinin esas alınacağının sözleşmede belirtildiği, dolayısıyla ikinci basamak veya üçüncü basamak olarak ruhsatlandırılmış olan sağlık kuruluşu ile aynı metin üzerinden sözleşme imzalanmasının Sağlık Bakanlığınca hizmet sunumu açısından yapılan basamaklandırmayı işlevsiz hale getirmediği, bir başka ifade ile üçüncü basamak sağlık hizmet sunucularının, ileri tetkik ve özel tedavi gerektiren hastalıklar için yüksek teknoloji içeren ve/veya eğitim ve araştırma hizmetlerinin verilebileceği altyapıya sahip üst düzeyde sundukları hizmetler karşılığında ikinci basamak sağlık hizmet sunucuları gibi faturalandırmaya ve geri ödemeye tabi tutulmalarına sebebiyet verilmediği sonucuna varıldığından dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.