Ceza Genel Kurulu, sanıkların iştirak halinde satış amacı ile vahim nitelikte silah bulundurma suçunun sabit olup olmadığı ve eylemlerinin hukuki niteliğinin belirlenmesi uyuşmazlığını inceliyor.
Özet: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun incelemesine sunulan hukuki uyuşmazlık, sanıkların satış amacıyla vahim nitelikte silah bulundurma suçunda "iştirak halinde toplu silah ticareti" kapsamında hareket edip etmedikleri, aralarındaki fikir ve eylem birliğinin şüpheden uzak, kesin ve yeterli delillerle kanıtlanıp kanıtlanamadığı ve bu bağlamda eylemlerinin bireysel mi yoksa birlikte mi değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Ceza Genel Kurulu         2023/385 E.  ,  2026/129 K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ : İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza
    SAYISI : 1322-362
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Satış amacı ile vahim nitelikte silah bulundurma suçundan sanıkların 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 12/1-2-4 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52/2-4, 53, 54/4 ve 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 12... ay hapis ve 75.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.01.2017 tarihli ve 225-18 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 14.02.2018 tarih ve 1322-362 sayı ile; adli para cezası yönünden TCK’nın 62. maddesi uygulanırken hesap hatası yapıldığından bahisle hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bu kararın da sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 24.11.2022 tarih, 12692-17671 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir.
    Daire Başkanı ... ve Daire Üyesi ...; "...tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanıklar ... ile ...'ın, sanık ... ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek suça konu silahları sattıkları ve satmak amaçlı bulundurdukları, yayma ve tehlikeyi genişleterek çoğaltma şeklinde ifade edilen silah ticareti suçunda birliktelik unsurunun sanıklar arasında gerçekleştiği yönünde dosya kapsamında her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığından sanıklar ... ve ... hakkında üzerlerine atılı toplu silah ticareti suçu bakımından beraat kararı verilmesi, sanık ...'ın ise, aracında 13.02.2016 tarihinde usulüne uygun yapılan aramada yasak niteliği haiz, vahim nitelikte olmayan tabanca ele geçirilmesi nedeniyle 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği düşüncesiyle ve bu düşünceden hareketle sanık ...'ün evinde bulunan silahların satışı, yayılması ve tehlikeyi genişleterek çoğaltma konusunda dosyamız sanıkları ... ve ... ya da başka kişilerle fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilerek toplu silah ticareti suçunun düzenlendiği 6136 sayılı Kanun'un 12/2. maddesi yerine aynı Kanun'un bireysel ticaret suçunun düzenlendiği 12/1. maddesi uyarınca, ele geçen silahların niteliği ve sayısı gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılması gerektiği," düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 27.01.2023 tarih ve 35505 sayı ile; "...dosya içerisinde sanıklar arasında veya sanıkların örgüt ile olan bağlantısına ilişkin iletişimin dinlenmesine ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Bu gerekçe ile ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiğinin de ayrıca iddianameye konu edilmesi karşısında, sanıkların silahlı suç örgütü ve bu örgüt yönetici ve üyelerinin irtibatını, iştirakini ortaya koyan ya da silah ticareti suçunda birliktelik unsurunun sanıklar arasında gerçekleştiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı kabul edilmelidir. Taraflar arasındaki içeriği belli olmayan görüşme kaydı hüküm kurmaya yeterli değildir. Buna göre, sanıklar ... ve ... hakkında 6136 sayılı Kanun’un 13/1. maddesinde yazılı suçtan ayrıca açılan davalarda verilen beraat kararlarının kesinleştiği de gözetilerek, adı geçen sanıkların üzerlerine atılı toplu silah ticareti suçundan beraatlerine; bu sanıklar hakkında verilecek karara göre de sanık ...'ün eylemine uyan 6136 sayılı Kanun'un 12/1-4 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, sanıkların temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 23.06.2023 tarih, 379-5393 sayı ve oy çokluğu ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
    İtirazın kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında satış amacı ile vahim nitelikte silah bulundurma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire çoğuluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar ... ve ...’e isnat edilen iştirak hâlinde satış amacı ile vahim nitelikte silah bulundurma suçunun sabit olup olmadığı ve bu bağlamda sanık ...’ün eyleminin hukuki niteliğinin belirlenmesine ilişkindir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen ihbar tutanağında; 20.11.2015 tarihinde saat 17.40 sıralarında anılan Şubede kullanılmakta olan 212*** ... numaralı sabit telefonu arayan kişinin; "Ben ... ... Mahallesinde oturuyorum. Bugün polisler ... Sokak 40 numaraya ev aramasına geldiler ama yanlış adrese geldiler. Bu adamlar manyak abi. Bu adamlar polislerin aradığı dairenin alt katında ve bodrum katında oturuyorlar. Bu şahıslar binadan çıkarken ellerinde çuvalla silah taşıdılar. Bu silahları binanın yan tarafında bulunan gecekonduya götürdüler. Bunları almazsanız katliam yapacaklar." diyerek telefonu kapattığının belirtildiği,
    Kolluk tarafından düzenlenen araştırma tutanağına göre; bahse konu ihbar üzerine yapılan araştırmada, söz konusu adresin 38... numaralı iki binadan oluştuğunun belirlendiği, aynı gün ... Asayiş Büro Amirliğine bağlı ekiplerce İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No. 38 sayılı adreste arama yapıldığı, suç unsuruna rastlanmaması üzerine yakalanan şahsın serbest bırakıldığının öğrenildiği, ardından anılan adres ve çevresinde şüpheli şahısların ellerinde çuvala benzeyen büyük poşetler ile yan yana bulunan 38... numaralı binalara girip çıktıkları yönünde bilgi elde edilmesi üzerine Cumhuriyet savcısının yazılı emri doğrultusunda sanık ...'ün İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No. 40 sayılı yerde bulunan ikametinde 20.11.2015 tarihinde arama yapılmasına karar verildiği,
    Kolluk tarafından düzenlenen arama yakalama ve muhafaza altına alma tutanağına göre; sanık ...'ün anılan adresteki ikametinin yatak odasında yapılan aramada, gardırop içerisinde beş adet kaleşnikof marka tüfek, dört adet tabanca ve 1.201 adet fişek ile çok sayıda fotoğraf, ayrıca sanık ...'ün üzerinden 3...7 00 IMEI numaralı Samsung marka cep telefonu ve içerisinde 1...9 seri numaralı ... marka SIM kart ile 35...87 IMEI numaralı Nokia marka cep telefonu ve içerisinde 1...4 seri numaralı Simplus marka SIM kart ele geçirildiği,
    Kolluk tarafından düzenlenen 23.11.2015 tarihli tutanakta; sanık ...'ün üzerinde ele geçirilen GSM hatlarının 535***87 74... *** ... numaralı olduklarının belirtildiği,
    İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen raporda; 20.11.2015 tarihinde sanık ...'ün ikametinde yapılan aramada suça konu silah ve mühimmatların yanı sıra 24.11.2014 tarihinde ...'in koruması ... ile birlikte öldürülmesi olayına karışan şahıslardan olup firari olarak aranan ... hakkında birtakım iddiaların yer aldığı yazılar ile bu şahıslar hakkında medyada yer alan haberlere ilişkin gazete kupürlerinin bulunduğunun belirtildiği,
    Kolluk tarafından düzenlenen dijital inceleme raporuna göre; sanık ...'de ele geçirilen Samsung marka cep telefonu ile içerisinde bulunan ... marka SIM karta ait imaj/export içeriklerinin incelemesinde, kolluk tarafından gerçekleştirilen arama işlemine ilişkin nasıl hareket etmeleri gerektiği, söz konusu silahların evden ne şekilde çıkarılacağı ve nereye götürüleceği hususlarında 531*** ... numaralı hattı kullanan kişi ile 20.11.2015 tarihinde yapılan çeşitli mesajlaşmaların tespit edildiği, diğer taraftan, anılan sanıkta ele geçirilen Nokia marka cep telefonuna ait imaj/export içeriklerinde iki adet tabanca fotoğrafının bulunduğu, bu telefona takılı Simplus marka SIM kart ait imaj/export içeriklerinde ise herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı,
    İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 25.11.2015 tarihli ve 15297 sayılı rapora göre; incelemeye konu beş adet kaleşnikof marka tüfek, dört adet tabanca ile mermilerin 6136 sayılı Kanun'a göre yasak niteliğini haiz ateşli silah ve mermilerden oldukları, ayrıca söz konusu silahların aynı Kanun'un 12/4. maddesi kapsamında vahim nitelikteki silahlar arasında yer aldıkları,
    Kolluk tarafından düzenlenen araştırma tutanağında; sanık ...'ün 3...5 8 IMEI numaralı cep telefonuna takılı bulunan 535*** ... numaralı GSM hattının 01.01.2015-08.12.2015 tarihlerini kapsayan HTS kayıtlarına göre anılan sanığın diğer sanıklar ... ve ... ile irtibatlı olduğunun tespit edildiğinin, açık kaynaklar üzerinden yapılan araştırmada sanıklar ... ve ...'in 24.12.2014 tarihinde öldürülen ...'in Samsun ili, ... ilçesinde kaldırılan cenazesinde örgüt yöneticisi olan ...ve ...'in hemen yanında bulunduklarının, birlikte hareket ettiklerinin, bir anlamda cenazeye aile adına ev sahipliği yaptıklarının, yine adliye güvenlik kamerası görüntülerine tanık ... ile sanıklar ... ve ...'in 22.12.2015 tarihinde İstanbul Adliyesine ifade vermek üzere giden ...'in ifadesini verdiği esnada mahkeme katının olduğu koridorda bulunduklarının, ifade işleminin tamamlanması sonrası şahısların adliyeden ayrılışlarına kadar geçen süre zarfında ... ve grubu ile birlikte hareket ettiklerinin belirtildiği,
    İletişim tespit raporlarına göre; sanık ...'de ele geçirilen Samsung marka cep telefonuna takılı bulunan ve suça konu silahlara ilişkin mesajlaşmada kullanılan 531*** ... numaralı GSM hattın, ... ... ... isimli yabancı uyruklu şahıs adına kayıtlı olduğu, bu hattın 03.11.2015-20.11.2015 tarihleri arasında yalnızca 531*** ... numaralı hat ile mesajlaştığı ve 01.01.2015-08.12.2015 tarihleri arasında 3...7 0 IMEI numaralı cep telefonunda kullanıldığı, 531*** ... numaralı hattın ise ... isimli yabancı uyruklu şahıs adına kayıtlı olduğu, bu hat üzerinden sadece yabancı uyruklu şahıslar adına kayıtlı hatlar ile mesajlaşıldığı ve bu mesajlaşmalara ilişkin baz istasyonu bilgisinin bulunmadığı, diğer taraftan sanık ...'de ele geçirilen Nokia marka, 3...5 87 IMEI numaralı cep telefonunda 20.11.2015 tarihinde anılan sanık adına kayıtlı olan 535*** ... numaralı hattın kullanıldığı, bu hattın 01.01.2015-08.12.2015 tarihlerini kapsayan HTS kayıtları incelendiğinde; sanık ...'ın adına kayıtlı olan 533*** ... numaralı hat ile 13.06.2015-16.10.2015 tarihleri arasında toplam 14 kez görüşme yapıldığı, sanık ...'a ait hattın 13.06.20 15... .09.2015 tarihlerinde yapılan görüşmelerde "... Hasköy No:82 .../İstanbul", 16.07.2015 tarihinde yapılan görüşmede ise "... Mah. Kalaycıbahçe Sk. No:2 .../İstanbul" adresinde bulunan baz istasyonlarından sinyal verdiği, sanık ...'in adına kayıtlı olan 553*** ... numaralı hat ile ise 28.07.2015-15.11.2015 tarihleri arasında toplam 15 kez görüşme yapıldığı, sanık ...'e ait hattın 28.07.2015 tarihinde yapılan görüşme sırasında "... Mah. Hasköy Cad. No: 80 .../İstanbul" adresinde bulunan baz istasyonunu kullandığı,
    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.05.2016 tarih ve 141177 sayı ile; kamuoyunda ''...'' adıyla bilinen silahlı suç örgütü ile ilgili olarak daha önce birden fazla soruşturma yürütüldüğü, anılan silahlı suç örgütünün kurucusu, yöneticisi ve lideri olan ...'in kardeşi ... ile bu kişinin korumalığını yapan ...'ın 24.12.2014 tarihinde öldürülmeleri, ...'ın ise yaralanması olayının intikamını almak amacıyla karşı eylem planı içerisinde oldukları, bu amaçla silahlandıkları yönünde ihbarlar ve bu ihbarları destekleyen istihbari çalışmalar sonrası bir kısım kişilerden silahların ele geçirildiği belirtilip söz konusu suç örgütünün deşifre edilebilmesi ve suç delillerinin ele geçirilebilmesi amacıyla iletişimin dinlenilmesi tedbiri uygulanması yönündeki taleplerinin İstanbul Ağır Ceza Mahkemelerince reddine karar verilmesi nedeniyle ...'in, hakkında daha önce yürütülen soruşturmaların ardından silahlı suç örgütü kurup yönettiği, sanıklar ..., ... ve ... ile tanık ...'ın anılan bu örgüte üye oldukları, ayrıca ... ile tanık ...'ın soruşturma kapsamında ele geçirilen silahlarla bağlantılı bulundukları yönünde kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek, silahlı suç örgütü üyesi olmak ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından haklarında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair ek karar verildiği,
    İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince 20.01.2017 tarih ve 225-18 sayı ile; sanık ... hakkında 11.03.2016 tarihinde verilen yurt dışına çıkış yasağının uygulanmasının devamına, sanık ... hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına karar verildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Tanık ...; sanıklar ... ve ...'i aynı iş yerinde çalışmaları nedeni ile tanıdığını, birlikte emlak işi ile uğraştıklarını, sanık ...'ün ise ağabeyi olduğunu, bu sanığın İstanbul ili, ... ilçesinde bulunan ... Derneğinin kahvehanesini işlettiğini, ağabeyinin evindeki silahlardan haberinin olmadığını ifade etmiştir.
    Sanık ...; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mah, ... Sokak 40/1 sayılı yerde ailesi ile birlikte ikamet ettiğini, 535*** ... numaralı GSM hattını yaklaşık on yıldır kullandığını, 531*** ... numaralı hattın kendisi tarafından kullanılmadığını, 531*** ... numaralı hattın ise kime ait olduğunu bilmediğini, yaklaşık bir yıl önce Suriyeli iki şahıs ile İstanbul ili, ... ilçesi, Kasımpaşa semtinde tanıştığını, bunlardan birinin isminin ... olduğunu, diğerinin ismini ise bilmediğini, Türkçe bilen ... isimli kişinden Türkiye'ye kaçak geldiğini yanında da silah getirdiğini öğrendiğini, bu kişiden kendisine beş veya altı adet silah getirmesini istediğini, amacının bunları satıp paraya çevirmek olduğunu, yaklaşık on ay kadar önce, bu iki kişinin silahları getirdiklerini, ancak bu silahların tabanca değil otomatik silah olduğunu görünce silahları değiştirmelerini istediğini, onların da bu talebi kabul ederek evinden ayrıldıklarını, ancak bu şahısları bir daha hiç görmediğini, kamuoyunda ... olarak bilinen şahıslarla hemşehri olmaları dışında herhangi bir irtibatının bulunmadığını, sanık ...'ı tanıdığını ancak samimi olmadığını, sanık ...'i ise tanımadığını,
    Sanık ...; adına kayıtlı 533*** ... numaralı hattı yaklaşık bir yıl önce kendisinin kullandığını, 531*** ... numaralı hattı kullanan kişinin kim olduğunu ise bilmediğini, sanık ...'in iş ortağı olduğunu, sanık ...'ü mahalleden tanıdığını, ayrıca bu kişinin kardeşi olan tanık ...'ın kendisinin yanında çalıştığını, kendi telefonundan sanık ... ile yapılan görüşmelerin bu kişi tarafından gerçekleştirildiğini düşündüğünü, yine kendisinin de sanık ...'ü aramış olabileceğini, sanık ...'e ait ikamette ele geçirilen silahlar ve mühimmatla bir ilgisi olmadığını,
    Sanık ...; 553*** ... numaralı hattı kendisinin kullandığını, sanık ...'ın ortağı olduğunu, sanık ...'ü ise tanımadığını, bu kişi ile telefon görüşmesi yapmadığını, ancak onun kardeşi olan tanık ...'ın yanlarında çalıştığını, bazen bu kişinin kendisinden telefonunu istediğini, bu şekilde telefonu ile sanık ...'ün irtibatlandırılmış olabileceğini, sanık ...'ün ikametinde ele geçirilen silahlarla ilgisi bulunmadığını,
    Savunmuşlardır.
    V. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    6136 sayılı Kanun'un 12. maddesi suç tarihi itibarıyla; "Her kim bu Kanunun kapsamına giren ateşli silahlarla bunlara ait mermileri ülkeye sokar veya sokmaya kalkışır veya bunların ülkeye sokulmasına aracılık eder veya bunları 29.06.2004 tarihli ve 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silâh, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun hükümleri dışında ülkede yapar veya bu suretle ülkeye sokulmuş ve ülkede yapılmış olan ateşli silahları veya mermileri bir yerden diğer bir yere taşır veya yollar veya taşımaya bilerek aracılık eder, satar veya satmaya aracılık ederse veya bu amaçla bulundurursa beş yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.
    Birinci fıkrada yazılı suçları üçüncü fıkradaki hal dışında iki veya daha çok kişinin birlikte işlemeleri halinde, failler hakkında sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
    Birinci fıkradaki fiillerin, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek cezalar bir kat artırılır.
    Ateşli silahın tüfek veya seri ateşli kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen tam otomatik veya dürbünlü tabanca veya bu fıkrada sayılanların benzerleri olması ya da bu niteliği taşımayan ateşli silahlar veya her türlü mermilerin miktar bakımından vahim olması halinde yukarıdaki fıkralarda yazılı cezalar yarı oranında artırılarak hükmolunur.
    Dördüncü fıkrada niteliği belirtilen ateşli silahlar ile benzerlerinin miktar bakımından vahim olması halinde birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda yazılı cezalar bir kat artırılarak hükmolunur." şeklindedir.
    Görüldüğü gibi 6136 sayılı Kanun'un 12/1. maddesinde düzenlenen suç, seçimlik hareketli suçlardan olup anılan madde gereğince, ateşli silahlarla bunlara ait mermilerin ülkeye sokulması veya sokmaya teşebbüs edilmesi ya da ülkeye sokulmasına aracılık edilmesi, ateşli silahlarla bunlara ait mermilerin ilgili Kanun hükümleri dışında ülkede yapılması veya bu suretle ülkeye sokulmuş ve ülkede yapılmış olan ateşli silahlar veya mermilerin bir yerden diğer bir yere taşınması ya da yollanması veya taşımaya bilerek aracılık edilmesi, satılması, satmaya aracılık edilmesi veya bu amaçla bulundurulması yasaklanmıştır. Maddede yazılı hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi ile suç oluşmaktadır. Anılan maddenin birinci fıkrasında yazılı fiilerin üçüncü fıkradaki hâl dışında iki veya daha çok kişinin birlikte işlemeleri hâli, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca suçun nitelikli şeklini oluşturmaktadır.
    Öte yandan, ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 36-294, 15.10.2025 tarihli ve 365-403 sayılı kararlarında açıklandığı üzere;
    Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
    Şu hâlde, isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira, kabili te'lif olmayan şüphe ve gerçeğin yan yana mevcudiyeti üzerinden salt bir kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kurallarına uygun olduğu söylenemeyeceği gibi maddi gerçekliğin bütünüyle ortaya çıkarıldığı da ileri sürülemeyecektir.
    B. Hukuki Değerlendirme
    Sanıklar ... ve ...'in diğer sanık ... ile birlikte satış amacı ile vahim nitelikte silah bulundurma suçunu işledikleri iddia edilen olayda;
    İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne yapılan ihbar ve alınan yazılı arama emri doğrultusunda, suça konu silahlar ve mermilerin sanık ...'ün ailesi ile birlikte ikamet ettiği evde ele geçirildiği anlaşılmıştır. Söz konusu ihbar içeriğinde sanıklar ... ve ... hakkında herhangi bir bilgiye yer verilmediği gibi bu sanıklara yalnızca diğer sanık ... adına kayıtlı olup herhangi bir suç unsuruna rastlanmayan 535*** ... numaralı GSM hattının iletişim tespit raporu üzerinden ulaşılmıştır. Bununla birlikte sanıklar ... ve ...'in gerek sanık ...'ün suça konu silahlar ve mermiler ile ilgili olay tarihinde yaptığı görüşmelerde kullandığı 531*** ... numaralı hat ile gerekse de bu konuda görüştüğü belirlenen 531*** ... numaralı hat ile herhangi bir irtibatları tespit edilememiştir.
    Öte yandan, aşamalarda istikrarlı bir şekilde sanık ... söz konusu silahlar ve mermilerin kişisel ihtiyacı doğrultusunda, talebi üzerine Suriye uyruklu iki kişi tarafından kendisine getirildiğini ifade etmiş, sanıklar ... ve ... de bu silahlar ve mermiler ile ilgilerinin bulunmadığını savunmuşlardır.
    Ayrıca sanıklar ... ve ... ile sanık ...'ün kardeşi olan tanık ...'ın birbirlerini tanıdıkları hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bu anlamda tanık ...'ın sanıklar ... ve ...'in telefonlarını kullanarak ağabeyini aramış olması ve bu sanıklar tarafından da sanık ...'e ulaşılması ihtimal dâhilindedir. Nitekim sanık ... savunmasında kendisini tanıdığı için sanık ...'ü aramış olabileceğini ifade ettiği de görülmektedir.
    Yine sanık ...'ın son olarak arama tarihinden yaklaşık iki ay, sanık ...'in ise yaklaşık dört ay önce suça konu malzemelerin ele geçirildiği ikametin bulunduğu mahalledeki baz istasyonu çevresinde bulundukları tespit edilmiş ise de bu durum sanıklar ... ve ...'in diğer sanık ...'ün ikametinde ele geçirilen suça konu malzemeler ile bağlantılı olduklarını göstermeye tek başına yeterli değildir.
    Dosya kapsamındaki açık kaynak araştırmaları ile adliye güvenlik kamera görüntülerinden sanıkların, ... ve çevresiyle sosyal ilişki içerisinde olduklarına dair birtakım tespitler yapılmış ise de örgütsel ilişkinin ortaya konulamaması ve kamu davası açmaya yeterli şüphe elde edilememesi nedeniyle sanıklar ... ve ... hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca suç işlemek amacıyla silahlı örgüte üye olma suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bu husus da anılan sanıkların suça konu silahlarla örgütsel bir faaliyet kapsamında bağlantılarının somut biçimde ortaya konulamadığını göstermektedir.
    Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; içerikleri tespit edilemeyen ve yaklaşık bir yıllık süre içinde gerçekleşen az sayıdaki görüşme ve baz bilgisine itibar edilemeyeceğinden, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanıklar ... ve ...'e isnat edilen suçu işlediklerine dair tam bir vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince oluşan şüphenin sanıklar lehine değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, açıklanan nedenlerle sanıklar ... ve ...'e isnat edilen satış amacı ile vahim nitelikte silah bulundurma suçunun sabit olmadığı, bu bağlamda da sanık ...'ün 6136 sayılı Kanun'un 12/1-4. madde ve fıkraları uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
    Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.11.2022 tarihli ve 12692-17671 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 14.02.2018 tarihli ve 1322-362 sayılı hükümlerinin, sanıklar ... ve ...'e isnat edilen satış amacı ile vahim nitelikte silah bulundurma suçunun sabit olmadığının ve bu bağlamda sanık ...'ün eylemine uyan 6136 sayılı Kanun'un 12/1-4. madde ve fıkraları uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden BOZULMASINA,
    4- Ulaşılan sonuç karşısında, sanıklar ... ve ... hakkında CMK'nın 109/3-a maddesi uyarınca verilen yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol kararının KALDIRILMASINA, bu kapsamda YAZI YAZILMASINA,
    4- Dosyanın, CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2026 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 04.03.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.