Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, taşıma sözleşmesinden doğan fatura alacağına ilişkin icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı davasının gerekçeli kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı taşıma şirketinin, davalıya sağladığı taşımacılık hizmetleri karşılığında ödenmeyen 30.980,00 TL fatura bakiyesi için başlattığı icra takibine davalının yetkisizlik, zamanaşımı ve ayıplı hizmet iddialarıyla yaptığı itirazın iptali talebini içeren bir davayı özetlemekte olup, yapılan yargılamada davacının tacir olduğu, davanın süresinde açıldığı ve bilirkişi raporuyla faturaların davacı kayıtlarında yer aldığı ancak ödeme belgesi bulunamadığı tespit edilmiştir.

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av....
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
...
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şehirler arası taşımacılık faaliyetini yürüttüğünü, davalıya nakliye hizmeti verildiğini, bu hizmetlere karşılık düzenlenen faturalardan bakiye kalan 30.980,00-TL'nin davalı tarafça ödenmediğini, ödenmeyen bakiye için takip başlatıldığını, davalının takibe itirazı ile takibin durduğunu beyanla borçlunun icra takibine yaptığı haksız itirazının iptaline ve takibin devamına, borçlu tarafından, takip konusu alacağa haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmesi nedeniyle takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin adresinin İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yargı yetkisi içerisine bulunduğunu, mahkemenin yetkisizliğine ve alacak talebinin zaman aşımına uğramış olması sebebiyle davanın zaman aşımından reddine karar verilmesini beyanla davanın öncelikle yetkisizlik sebebiyle usulden reddine, aksi takdirde zamanaşımı ve diğer sebeplerle esastan reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının incelenmesine, alacaklının ..., borçlunun ... A.Ş olduğu, 29/10/2024 tarihli faturadan kalan bakiye 21.120,00 TL ve 15/11/2024 tarihli fatura tutarı olan 9.860,00 TL olmak üzere toplam 30.980,00-TL alacak yönünden takibin başladığı, ödeme emrinin borçluya 03/12/2024 tarihinde e-tebligat ile tebliğ edildiği, borçlunun 10/12/2024 tarihinde borca itiraz ettiği ve iş bu davanın süresinde açıldığı görülmüştür.
Erciyes Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davacının tacir olup olmadığı hususu araştırılmıştır.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, mali müşavir bilirkişi 23/01/2026 tarihli raporda özetle;
1-Takip ve davaya konu fatura içeriği hizmeti davalı ayıplı olarak teslim aldığını beyan ettiğini,
2-Takip ve davaya konu faturanın davacı kayıtlarında yer aldığını, ancak fatura tarihlerinde işletme defteri tuttuğundan tahsilat ilişkin tespit yapılamadığını, dosyada da tahsilata/ödemeye dönük belge olmadığını, bununla birlikte davacının mübrez 2025 defterinde de davalıdan alacaklı veya borçlu olduğuna dair kayıt olmadığını,
3-Davalının cevap dilekçesi ekinde sunmuş olduğu komisyon faturalarının davacı kayıtlarında yer almadığının tespit edildiği yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin ve davalı vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür.
Dava ve cevap dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı görülmekle taraflara yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı takdirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları ihtar edilmiş ancak taraflarca yemin konusunda herhangi bir beyan sunulmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii)İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir.
Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz.
6102 sayılı TTK m.21/2 uyarınca; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
Görüldüğü üzere tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Bu hususlarla birlikte 6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde:
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK'nun 222/4) Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının incelenmesine, alacaklının ..., borçlunun... A.Ş olduğu, 29/10/2024 tarihli faturadan kalan bakiye 21.120,00 TL ve 15/11/2024 tarihli fatura tutarı olan 9.860,00 TL olmak üzere toplam 30.980,00-TL alacak yönünden takibin başladığı, ödeme emrinin borçluya 03/12/2024 tarihinde e-tebligat ile tebliğ edildiği, borçlunun 10/12/2024 tarihinde borca itiraz ettiği ve iş bu davanın süresinde açıldığı görülmüştür.
Erciyes Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davacının tacir olup olmadığı hususu araştırılmıştır.
Tarafların ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişiler marifetiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporuna göre takip ve davaya konu faturanın davacı kayıtlarında yer aldığını, ancak fatura tarihlerinde işletme defteri tuttuğundan tahsilat ilişkin tespit yapılamadığını, dosyada da tahsilata/ödemeye dönük belge olmadığını, bununla birlikte davacının mübrez 2025 defterinde de davalıdan alacaklı veya borçlu olduğuna dair kayıt olmadığını, dava dilekçesinde yemin deliline dayandığından davacı vekiline yemin teklif etmesi için kesin süre verildiği ancak verilen kesin süre içerisinde yemin metninin de sunulmadığı, bu nedenle davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla açılan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye Gelir Kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi gereğince hesap edilen 30.980,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda HMK'nun 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. ...
Katip...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır