Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde, ticari satım kaynaklı yeni ayıplı araç nedeniyle açılan tazminat davası kapsamında değer kaybı ve değişim taleplerinin değerlendirildiği gerekçeli karar.
Özet: Davacı şirket, yeni satın aldığı ve kısa sürede fren sistemi ile yağ arızası gibi kritik sorunlar gösteren aracının yetkili serviste tekrar eden onarımlara ve uzun servis sürelerine rağmen arızalarının giderilemediğini iddia ederek, gizli ayıplı bu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini ya da değer kaybı ve tamir masrafları dahil maddi kayıplarının tazminini talep ederken; davalı şirket, aracın tüm arızalarının giderildiğini, davacının mağduriyetinin karşılandığını ve kötü niyetli davrandığını ileri sürerek davanın reddini istemektedir.

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:... Esas - ...
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARARESAS NO : ...KARAR NO : ...HAKİM :...KATİP : ...DAVACI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ...VEKİLİ : Av. ...ASLİ MÜDAHİL : ...VEKİLİ : Av. ...İHBAR OLUNAN : ...VEKİLİ : Av. ...DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : ...KARAR TARİHİ : ...KARAR YAZIM TARİHİ : ...Mahkememize açılan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " müvekkili şirket bünyesinde kullanmak amacı ile...plakalı 2023 model, bayi çıkışlı, bayi servis ve garanti paketli... 160 HP Auto serisi aracı 28/11/2024 tarihinde 2.100.000,00-TL bedel ile satın alındığını, ancak davalı şirketin müvekkiline sadece 1.794.439,0-TL bedelli fatura kestiğini, kalan kısmı ise müvekkilinin elden ödediğini, aracın 1.918-KM'deyken 02/01/2025tarihinde araçta çıkan arıza sebebiyle seyir halinde iken fren sisteminin çalışmadığını, bu nedenle davalı şirketin yetkili servisine aracın götürüldüğünü, yetkili servis tarafından yapılan inceleme sonucunda fren sisteminde sorun olduğunun tespit edildiğini, arızaya ilişkin parçaların değiştirildiğini, parçaların toplam değeri olarak da 218.486,00 TL fatura kesildiğini, bu süreçte aracın 1 ayı aşkın süre serviste kaldığını, araç servisten teslim alındıktan birkaç hafta sonra yağ arızası uyarısı olduğunu ve 14/02/2025 tarihinde tekrardan servise götürüldüğünü, bunun üzerine aracın ayıpsız misli ile değişim talebinde bulunulduğunu, bu talebe cevap verilmeksizin müvekkilinden onay almadan bir takım işler yapılarak aracın aynı gün teslim edildiğini, arabuluculuk aşamasında anlaşmanın sağlanamadığını, aracın yeniden arızalandığını, bir takım parçaların değiştirildiğini ve 71.158,59-TL fatura kesildiğini, araçta arıza giderilemediği gibi yaklaşık 2 ay gibi bir süre de serviste kaldığını, 0 km aracını 4 ay içerisinde aynı arıza nedeni ile birçok kez yetkili servise götürüldüğünü ve sorunların giderilemediği gibi müvekkili şirket de satın almış olduğu aracı verimli olarak kullanamadığını, Söz konusu ayıpların müvekkil tarafınca bilinmesi mümkün olmadığını, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu, bilirkişi marifetiyle araçta meydana gelecek değer kaybının da hesaplanması gerektiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile dava konusu aracın ayıpsız misli ile ücretsiz olarak değiştirilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise şimdilik, 100,00-TL Ayıp Oranında Bedelden İndirim, 100,00-TL olmak değer kaybı ve 100,00-TL ayıp nedeniyle yapılan masraf giderleri ve uğramış olduğu maddi kayıpların faizi ile tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini " talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle;" Türk Borçlar Kanunu'nun 227. Maddesi hükmü uyarınca; alıcının seçimlik haklarından birini tercih ve dava etmesi gerektiğini, ancak davacının talep konusunda terditli talebinin kanun hükmüne aykırılık taşıdığını, aracın servise götürülmesi ve arızasının bildirilmesi ile birlikte müvekkili şirketin yetkili servisi tarafından yapılan işlemlerde davacının talepleri doğrultusunda hareket edildiğini ve aracın tamir edildiğini, tamir sürecinde davacıya ikame aracın tahsis edildiğini, davacının iddialarının yersiz olduğunu, davacının talepleri eksiksiz olarak yerine getirildiğini ve mağduriyetinin giderildiğini, araçtaki tüm arızaların giderildiğini ve davacıya aracın hatasız olarak teslim edildiğini, davacının kötü niyetli olarak hareket ettiğini, davacının gizli ayıp iddialarının da kabul etmediklerini bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini " talep etmiştir. DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır....Nak. San. Ve Tic. A.Ş.'ne müzekkere yazılarak davacı adına kayıtlı olan...plakalı... 160 HP Auto serisi 2023 model... şasi numaralı aracın aracın satın alındığı günden itibaren açılan servis onarım dosyası içinde yer alan evrakların, hasar durumunu gösterir kayıt, bilgi, tutanak, fatura görüntü kayıtları celp edilmiştir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne müzekkere yazılarak...plakalı aracın karıştığı 02/01/2025 tarihli arızalanmasından önceki dönemlere ilişkin bu araca ait kaza, hasar kayıt ve bilgileri varsa bunları da gösteren tramer kayıtlarının ve belgeleri celp edilmiştir. Kayseri 4. Noterliği'ne müzekkere yazılarak ... tarih... yevmiye nolu ihtarname ve muhataplarına tebliğ şerhli bir örneği celp edilmiştir.... A.Ş.' e müzekkere yazılarak dava konusu araç üzerinde konulan rehinin devam edip etmediği, rehin borcunun ödenip ödenmediği, ödenmiş ve rehin kaldırılmış ise hangi tarihte kaldırıldığı hususları celp edilmiştir. Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 07/05/2025 tarihili dilekçe ile davanın ... A.Ş.'e ihbarı talebinde bulunduğu, mahkememizce usule uygun tebligat işlemlerinin yapıldığı, ihbar olunan vekilinin 29/08/2025 tarihli cevap dilekçesi sunduğu görüldü. ... Anonim Şirketi'nin Asli Müdahillik talebinde bulunduğu, harcını tamamladığı görüldü. Mahkememizce yapılan keşif esnasında davalı tanığı... ; " Ben davalı şirkette servis müdürü olarak çalışıyorum. Davacıyı da araç sahibi olması dolayısıyla tanıyorum. Dava konusu araç satıldıktan 2 ay felan sonra frende sıkıntı var diye servise geldi. Fren vakumu değişti ve silindir kapağı söküldü. Araç serviste 8-10 gün kaldı, bu süreçte ikame araç temin edildi ve aracın tamiri tamamlanarak teslim edildi. 3. Ayda başka bir sebeple geldi. Bu arızanın ilk arıza ile alakası yoktu. Enjektör rampası değişti. Araç aynı gün tamir edilerek teslim edildi, aynı gün teslim yapıldığı için ikinci tamirde ikame araç temini yapılmadı. Bu marka model bir araçta başka hiç bir sıkıntı yaşamadık. Ben kendim de aynı marka model aracı kullanıyorum 32.000 km aracım hiç bir sıkıntı ile karşılaşmadım. Başka müşterilerden de şikayet almadık. Keşif anındaki km anladığım kadarıyla son tamirden itibaren 25.000 km yol yapmış araç. Tanıklık ücreti talebim yoktur. Benim olaya ilişkin bilgim görgüm bundan ibarettir, " şeklinde beyanda bulunmuştur.Mahkememizce mahallinde araç başında 11/12/2025 günü keşif icrasının yapıldığı, makine mühendisi bilirkişi ...'in 15/12/2025 tarihli raporunda özetle; Dava konusu araçtaki fren arızasının ayıplı bir durum olduğu, ayıbın basit bir gözden geçirme ile tespit edilebilecek bir arıza olmadığı, ayıbın aracın satış öncesinde araçta var olduğunun yüksek muhtemel olduğu ve ayıbın gizli ayıp şeklinde olduğu,Ayıbın servis tarafından onarıldığının tespit edildiği ve onarım tutarının 120.843TL olduğu, Yukarıda yapmış olduğum teknik bilgi, inceleme ve değerlendirme sonucunda; araçta satış anında mevcut, üretim veya montaj kaynaklı gizli ayıp bulunduğu, ayıbın giderilmesi için yapılan onarımın aracın teknik bütünlüğünü ve piyasa değerini kalıcı olarak olumsuz etkilediği, bu nedenle davacının; ayıpsız misli ile değişim veya değer kaybı, bedelde indirim ve onarım bedeli ve maddi zarar taleplerinin HMK madde 227 kapsamında teknik açıdan yerinde olduğu,Aracın 21.04.2025 dava tarihindeki Rayiç Değerinin 1.943.903TL olduğu, Aracın satış anındaki ayıp dolayısıyla bedeldeki indirim tutarının 100.000TL olduğu, söz konusu hasarın süreklilik arz etmediği, hasarın onarım yapılarak giderilebileceği, keşif esnasındaki tespitlerde de hasarın giderilmiş olduğu, buna istinaden söz konusu arızanın araçta kalıcı bir değer kaybı oluşturmayacağı,Davalının araçtaki zararlardan sorumlu olduğu, kanaatini bildirir raporunu sunmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı tarafların beyan/itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Dosyanın celse arasında resen, ek rapor tanzimi için makine mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, makine mühendisi bilirkişi ...'in 14/05/2026 tarihli raporunda özetle;-Dava konusu aracın 28.11.2024 satış tarihi itibari ile ayıplı satıştan kaynaklı indirim bedelinin 110.656TL olduğu, kanaatini bildirir raporunu sunmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı tarafların beyan/itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Dosyanın celse arasında resen, ek rapor tanzimi için makine mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, makine mühendisi bilirkişi ...'in 10/06/2026 tarihli raporunda özetle;-Dava konusu aracın 28.11.2024 satış tarihi itibari ile ayıplı satıştan kaynaklı indirim miktarının 110.655,74TL olduğu, kanaatini bildirir raporunu sunmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı tarafların beyan/itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 18/03/2026 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu harcını tamamladığı, dilekçeden bir örneğin davalı tarafa tebliğ edildiği görülmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, ticari satıma konu aracın ayıplı olduğundan bahisle ayıpsız misliyle değiştirilmesi, bu olmadığı taktirde zararın giderilmesi istemlerine ilişkindir.Dosya kapsamı itibarı ile davacıların tacir olduğu ve davaya konu aracı ticari ve mesleki amaçla satın aldıkları ve satımın da ticari nitelikli bir satım olduğu olduğu gözetilmek suretiyle somut olaya Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. TBK'nun 219. maddesinde sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır. Satıcı, sözleşmede taahhüt ettiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.Satışa sunulan bir ürünün (aracın) ambalajında etiketinde tanıtma ve kullanma kılavuzunda ürünle ilgili reklam ve ilanlarda veya taraflar arasında kurulan sözleşmede, satıcı tarafından belirtilen hususların ve özelliklerin üründe bulunmaması veya tahsis ya da kullanım amacı bakımından malın değerinin veya müşterinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler ayıp sayılır. Bu eksiklikleri taşıyan mal ve ürünler ise ayıplı mal sayılır (TBK m. 219). TBK'nun 221. maddesine göre satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır. Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır.Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.Bu konu, TBK'nun 222. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdıre) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdırf) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdırAlıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır. Bu zorunluluklar TBK'nun 223. maddesinde düzenlenmiştir. TBK'nun 223. maddesine göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür. Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK'nun 23/1.c maddesine göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” TBK'nun 225. maddesine göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. Sözleşmenin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplar nedeni ile satıcı sorumlu olmaz. Satıcı daha uzun bir süre için sorumluluk üstlenmemiş ise ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, müşteriye teslim tarihinden itibaren 2 (iki) yıllık zaman aşımına tabidir (TBK m.231). Ancak satılan malın ayıbı satıcının ağır kusuru veya hilesi ile gizlenmişse satıcı iki yıllık zaman aşımı süresinden yararlanamaz. (TBK m.231/2). Ürün birden fazla parçadan ibaret ise, ayıplı parçanın yokluğu, diğer parçaların kullanımını etkiliyorsa, ayıbın tüm ürünü kapsadığı kabul edilir. Satıcı veya üretici tarafından ihtiyari veya zorunlu garanti kapsamında ayıp nedeni ile sorumluluk konusunda daha uzun bir süre kararlaştırılabilir.Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK'nun 227. maddesinde kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar; sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebidir (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- YAVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011).Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa bakıldığında;Davacının talebi terditli dava mahiyetinde açılmış olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227. maddesinde alıcıya tanınan hakların yenilik doğurucu yani tüketilen haklardan olup alıcının bunlardan ancak birini kullanabileceği, başka bir anlatımla terditli olarak talepte bulunamayacağı bu nedenle mahkememizce, Türk Borçlar Kanunu'nun 227. maddesi ve HMK’nın 31. maddesi gereğince, davacının talebini neye hasrettiği açıklattırılıp, seçimlik hakkını ne şekilde kullandığı sorularak, hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmasının gerektiği, (bkz aynı yönde; Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2016/27257 esas 2020/2249 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. HD'nin 2019/4094 Eesas – 2021/3484 Karar sayılı ilamı) ancak mahkememizce bu yönde henüz süre verilmeden önce davacı vekilince 12/03/2026 tarihli duruşmada davacı vekilince aracın devredilmiş olması nedeniyle davasını terditli talep olan diğer seçimlik haklara hasrettiği bu terditli taleplerinden bedelde indirim talebinin TMK227 kapsamında kullanılabilecek seçimlik haklardan olduğu diğer taleplerin niteliği itibariyle genel hükümler kapsamında tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşılmış yalnızca bu talepler yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmıştır. Dava konusu aracın davalı tarafından davacıya 28/11/2024 Tarihinde satıldığı dosyada bulunan yeni araç satış sözleşmesi başlıklı belgenin incelenmesinde satış bedelinin 2.100.000,00 TL olduğu, icra edilen keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporuna göre 02/01/2025 tarihinde aracın 1.918 KM de iken rampa aşağı seyir halinde iken ''fren sistemi arızası'' uyarısı verdiği ve sonrasında aracın yetkili servise teslim edildiği, araç tamirinin ücretsiz olarak yapılmasından sonra aracın tekrar arıza vermesi üzerine tekrar servise teslim edildiği ve tamirlere ilişkin faturaların tanzim edildiği servis tarafından yapılan onarım işlemleri de dikkate alındığında bu arızanın basit bir kullanıcı etkisiyle oluşmayacağı araçta üretim ve montaj süreçlerine dayalı uyumsuzluk olduğu, mevcut ayıbın gizli ayıp olduğu tespit edilmiştir.Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, ayıplı araca ilişkin fatura, servis kayıtları, araç üzerinde yapılan keşif, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre; Asıl dava yönünden; Aracın gizli ayıplı olduğu, araçtaki ayıbın aracın güvenli kullanımını etkileyen önemli ayıp olduğu, kullanımla birlikte zaman içinde tespit edilen bu ayıbın oluşumunda davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, aracın serviste tamir edilmiş olması, ... tarihinde davalı tarafa ayıpsız misli ile değişim yönünde ihtar gönderilmiş olması da nazara alındığında ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü gerektiği, davacı her ne kadar ayıpsız misli ile değişim talep etmiş olsa da yargılamanın devamı sırasında araç mülkiyetinin devredilmiş olması nazara alındığında bunun mümkün olmadığı ve diğer seçimlik hakkı olan ayıp oranında bedelde indirim talebine hasrettiği, 10/06/2026 tarihli bilirkişi raporunda yerleşik yüksek mahkeme kararlarına uygun şekilde nispi metod uygulanarak indirilmesi gereken tutarın tespit edildiği buna göre indirim miktarının 110.655,74 TL olduğu anlaşılmış olup davacı vekili ıslah dilekçesi ile 100.00,00 TL talep ettiğinden taleple bağlı kalınarak 100.000,00TL yönünden hüküm kurulmuş tamir masrafı ve değer kaybı yönünden ise aracın tamirinin ücretsiz olarak yapılması ve ayrıca değer kaybı zararı oluşmayacağından reddine karar verilerek davanın kısmen kabul kısmen reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Asli Müdahilin davası yönünden ise ... Aş. Tarafından dava konusu araç üzerinde rehin şerhi işlenmesi nedeniyle hasara yönelik tazminatın Daini Mütehin sıfatıyla tarafına ödenmesi, ayıpsız misli ile değişim talep edilmesi durumunda ise değişecek araç üzerinde asli müdahil lehine rehin şerhi işlenmesi talep edilmiştir.Ali müdahale tarihi itibariyle araç üzerinde rehin şerhi bulunmaktayken yargılamanın devamı sırasında 16/01/2026 tarihinde kredi borcunun tamamen ödenerek aynı tarih itibariyle araç üzerindeki rehin şerhinin tamamen kaldırılmış olduğunun ve bedelin ödenmesine muvafakat edildiğinin bildirildiği, buna göre asli müdahilin davasının konusuz kaldığı, asli müdahil vekilinin rehnin kaldırılma tarihinden sonra 02/03/2026 tarihinde sunduğu bedel artırım dilekçesi ile davasını 120.843,00 TL ye çıkardığı anlaşılmıştır. Asli Müdahale talebinin niteliği, davacıya ödeme yapılmasına muvafakat verilmiş olması ve bedel artırımının da konusuz kaldıktan sonra yapılmış olması dikkate alınarak asli müdahil lehine ve aleyhine yargılama giderine hükmedilmemiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;1-Davanın kısmen kabulü ile; taleple bağlı kalınarak 100.000,00 TL bedel indirim tutarının dava tarihi olan 21/04/2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,2-Onarım bedeli ve değer kaybı talebinin reddine,3-Asli müdahilin davası yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,4-Davacının kabul edilen davası yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 6.831,00-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 2.100,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.715,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.115,60-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 5-Asli müdahilin reddedilen davası yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 732,00-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 2.100,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.715,40-TL harcın mahsubu ile mahsubu ile artan 1.983,40-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde asli müdahile iadesine6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 4.607,84-TL'sinin davalıdan, bakiye 92,16-TL'sinin ise davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,7-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 2.100,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.715,40-TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Asli Müdahil tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,9-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat, kep reddiyat gideri ve başvurma harcı olmak üzere toplam 11.976,90-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 11.742,06-TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye 234,84-TL'nin ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına,10-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 11-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT maddesi uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 12-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca red edilen kısım üzerinden 200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 13-Asli Müdahil kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş olsa da lehine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,14-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,15-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı....Katip... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır