Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli davasında Anayasa Mahkemesince iptal edilen 221 sayılı Kanunun etkisiyle idarenin temyiz itirazlarının incelenmesi.
Özet: Bu hukuki belge, idarenin kamulaştırmasız el attığı taşınmazların bedelinin tahsili istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin asıl ve birleştirilen davaları kabul kararı, tarafların istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince incelenmiştir. Bölge adliye mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin ilgili kanunu iptal etmesiyle davalının hak düşürücü süre itirazını reddetmiş, taşınmazların arsa niteliğinde olduğu ve emsal karşılaştırmasıyla belirlenen bedelin yerinde olduğu sonucuna vararak, hüküm fıkrasındaki yerleşim birimi adı ve harç yükümlülüğü gibi usuli hataları düzelterek ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.
5. Hukuk Dairesi         2025/12448 E.  ,  2026/2569 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/218 Esas, 2024/612 Karar
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/367 Esas, 2021/431 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin tahsili istemine ilişkin yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 29... parsel sayılı taşınmaz ve 1 29... parsel sayılı taşınmazlara davalı idarece el atıldığını, idareye dava öncesinde yapılan uzlaşma başvurusuna rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL tazminatın hakkın doğum tarihinden itibaren devlet alacaklarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili asıl ve birleştirilen dava cevap dilekçesinde özetle; dava konusu 1 29... numaralı parselin 2.600,00 m²lik kısmının, 60 parselin 1.950 m²lik kısmının ... kışla sınırları içerisinde kalması nedeniyle 2020 yılı kamulaştırma planına alındığını, 10.03.1954 tarihli ve 4/2438 sayılı ve 20.11.1954 tarihli ve 4/3952 sayılı kamulaştırma kararlarının alındığı ve bu tarihlerde taşınmazlara fiilen el konulduğunu, 1954 yılı öncesi itibarı ile ... Havaalanı olarak kullanıldığı açık olan dava konusu taşınmazların 221 Sayılı Kanun'un kapsamında kaldığı ve davaların hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunarak davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu parsellerin arsa vasfında olduğunu, metrekare birim fiyatının halen 200-250 TL olduğunu, eksik inceleme sonucu tazminat bedelinin yanlış hesaplandığını ileri sürmüştür.
2.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlara 1954 yılında el atıldığı dikkate alındığında dava konusu taşınmazların 221 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırıldığı ve davacıların davalarını hak düşürücü süre içinde açmadıklarını, bu nedenle davaların reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca taşınmazların el atma tarihi esas alındığında ham toprak vasfında oldukları hâlde sulu tarla olarak değerlendirilmesinin yerinde olmadığını, objektif değer artış oranının ve tazminat bedelinin yüksek belirlendiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasa Mahkemesinin 04.08.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile 221 sayılı Kanun iptal edildiğinden Mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi sonucu itibari ile doğru olduğu, kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi, taşınmazın imar durumu ve bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre bedelin uygun olduğu ancak dava konusu taşınmazların tapu kaydında Mahalle/Köy adı bölümünde "... Mahallesi" belirtildiği hâlde, Mahkemece hüküm fıkrasında infazda tereddüt oluşturacak şekilde yerleşim biriminin adının "... Köyü" olarak yazılması, davalı idare harçtan muaf olduğundan, davacı tarafından yatırılmış olan yargı harçlarının davacıya iadesi ile yetinilmesi ve harcın yargılama gideri olarak taraflara yüklenmemesi ve bakiye karar ilam harcına hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde davalının harçtan sorumlu tutulmuş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleştirilen dava davacı vekilinin tüm davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda dava konusu taşınmazların kamulaştırılmasına ilişkin bakanlar kurulu tarafından 10.03.1954 tarihli ve 4/2438 sayılı ve 20.11.1954 tarihli 4/3952 sayılı kamulaştırma kararlarının alındığı ve bu tarihlerde taşınmazlara fiilen el konularak hava alanı inşaatına başlandığı tespit edilmiştir.
Bu itibarla; yukarıda ayrıntısı yazıldığı üzere, taşınmaza 1956 yılından önce fiilen el atılmış olması, taşınmazın tesis kadastrosu ile 12.05.1954 tarihinde Hazine adına tespit edildiği, hükmen tapu kaydının 05.10.1959 tarihinde kişiler adına oluşmuş olması nedeniyle; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Asıl ve birleştirilen davada davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.