Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, davacının borcu olmadığını iddia ettiği, fahiş ve mesnetsiz icra takibine karşı açtığı ticari menfi tespit davası.
Özet: Bir şirket, temsilcisinin ailevi sağlık sorunları nedeniyle ödeme emrine itiraz süresini kaçırdığını, yeni kurulmuş davalı şirketle arasında herhangi bir ticari ilişki veya borç bulunmadığını ve dayanağı belirtilmeyen fahiş bir Euro alacağı için kötü niyetle başlatılan icra takibine borçlu olmadığını iddia ederek menfi tespit davası açmıştır; davalı ise icra takibinin kesinleştiğini, davanın mesnetsiz ve borçtan kaçınmaya yönelik olduğunu, alacağın kendi yetkilisinin babasına ait şirketten alacaklarına dair geçmiş görüşmelerden kaynaklandığını savunmuştur.

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ...Esas - ...

T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :...
KARAR NO : ...
BAŞKAN : ...
ÜYE :...
ÜYE :...
KATİP : ...
İŞBU MAHKEMEMİZİN ASIL DAVA DOSYASINDA
DAVACI : ...
Av. ...
DAVALI :...
VEKİLLERİ : Av.
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN...ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av....
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ :...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İŞBU MAHKEMEMİZİN ASIL DAVA DOSYASINDA
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı aleyhine İstanbul.... İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyası ile ilamsız takip yaptığını, ödeme emrinin davacı şirketin UETS (Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi)adresine gönderdiğini; davacı şirketin tek yetkilisinin ... olduğunu, ödeme emrinin UETS sistemine gönderildiği tarihte ...'un babasının ... Hastanesi'nde yoğun bakımda ağır tedavi görmekte olduğunu ve babasına refakatçi olarak kalması nedeniyle, yasadığı psikolojik travma ve babasının sağlığına kavuşması için gösterdiği yoğun çaba nedeniyle söz konusu elektronik tebligatı fark edemediğini, bu durum sebebiyle borca itiraz için öngörülen 7 günlük yasal sürenin, gözden kaçırıldığını, takibi başlatan şirketin tek yetkilisinin de davacı şirketin yetkilisi ... ile aralarında husumet bulunan yeğeni ... olduğunu, adı geçen kişinin, davacı şirketin yetkilisi ...'un ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihlerde hastanede tedavi altında olan babası...un da torunu olduğunu, takipte alacaklı davalı şirket ile davacı şirket arasında gerek geçmişe dönük gerekse takip tarihi itibariyle herhangi bir hukuki veya ticari ilişki bulunmadığını, davacı şirketin davalıya yönelik herhangi bir borcu da olmadığını, takip talebi ve ödeme emri incelendiğinde de davalı tarafından başlatılan icra takibinde herhangi bir belgeye ya da senede dayanılmadığını, borcun dayanağının dahi belirtilmediğini, tamamen gerçek dışı ve fahiş bir tutar olan 13.250.000,00 Euro üzerinden, haksız ve hukuka aykırı şekilde takip başlatıldığını, aynı zamanda böyle bir faiz oranı mevcut olmamasına rağmen EURO para birimi üzerinden %49,25 yıllık faiz oranı işletilerek 89.392,12 EURO da faiz miktarı talep edildiğini, takip talebinde borca dayanak herhangi bir senet sunulmadığı gibi borcun sebebinin de belirtilmediğini, oysa lIK m. 58/4'te yer alan emredici hüküm gereği, "Borca Dayanak Senet" ve "Borcun Sebebinin" takip talebinde açıkça belirtilmesinin zorunlu olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre davalı şirket 2023 yılı Aralık ayı içerisinde kurulduğunu ve takip tarihi itibariyle henüz 13 ay önce kurulmuş bir şirket olduğunu, davalı şirketin ve davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisinin üzerine kayıtlı herhangi bir mal varlığı dahi bulunmadığından müvekkili şirketten takip talebi ve ödeme emrinde belirtildiği üzere 13.339.000 EURO yani yaklaşık 550.000.000 TL (Besyüzellimilyontürklirası) gibi fahiş bir miktarda alacaklı olabilmesi de mümkün olmadığını, dolayısıyla davalı şirketin ve yetkilisi ...'un yaşı ve sosyal ekonomik durumu itibari ile bu kadar yüksek miktarlı bir alacak-borç ilişkisine girebilmesi hayatın olağan akısına da uygun olmadığını, alacağın varlığını ispat külfetinin davalıda olduğunu, davacının ve davalının ticari defter ve belgeleri incelendiğinde, vergi dairesi müdürlüğünden gerek müvekkil şirketin gerekse takipte alacaklı görünen davalı şirketin KDV beyannameleri celp edildiğinde, davalı şirketin davacı şirketten herhangi bir alacağı olmadığı ve dava konusu edilen İstanbul.... İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyası ile yürütülen icra takibi nedeniyle herhangi bir alacağı bulunmadığının ortaya çıkacağını, davalı şirketin tamamen kötü niyetli olarak takip başlattığını belirterek davacının İstanbul.... İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyası ile yürütülen takip ve takibe konu alacak nedeniyle davalı şirkete borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin kesinleştiğini, davacı borçlu şirketin mesnetsiz ve kötü niyetli iddialar ile huzurdaki davayı ikame ettiğini; davacının hukuki yararının bulunmadığını, davacı tarafın iddialarının gerçeğe aykırı ve borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, davalı şirket yetkilisinin babasına ait olan alacakları ile borçlu şirket yetkilileri arasında yıllardır devam eden görüşmeler neticesinde bazı dönemler anlaşma yapma ve süreci tasfiye etme noktasında görüşmelerin son noktada anlaşma ile sonuçlandığını, bazı dönemler ise anlaşmadan uzak bir yol haritası çizildiğini, borçlu şirket yönetiminde yıllarca ...'un yer aldığını ve şirketin bugünlere gelmesinde en büyük pay sahibi olduğunu, her şeyi ile borçlu şirketi büyüten ve belirli bir ekonomik büyüklüğe kavuşmasını sağlayan ...'un kendisine ait hisselerinde babası adına kayıtlı olmasında herhangi bir sakınca görmediğini, borçlu şirketin ...'un çabaları ve gayretleri ile bir yere geldiğini ve ailenin en büyük abisi olarak da babasından aldığı bayrağı daha yukarılara taşımasına rağmen yaşamış olduğu görüş ayrılıkları nedeniyle şirketteki görevlerinden ayrılmaya karar verildiğini, ...'a şirketteki hisselerinin devredileceği taahhüdü verilmesine rağmen aradan geçen süre içerisinde şirket hisselerinin borçlu şirket yetkilisi olan babası tarafından ...'a verilmediği gibi bir kısım hisseleri kardeşi ve muhasebecileri üzerine kaçırdığını öğrendiğini, süreç içerisinde kendi haklarının verilmeyeceği ya da bedelinin ödenmeyeceği kanaatine varmasına sebebiyet verdiğini, bu durumda borçlu şirket yetkilisi olan babası ... ile sürekli görüşen ...'un kendisine düşen hisseleri ve haklarına karşılık ya şirket hisselerinin devredilmesini ya da bedelinin verilmesini talep ettiğini, babasının kendisine şirket hisse bedelinin kardeşi ... tarafından ödeneceğinin belirtildiğini, taraflarca varılan anlaşma gereği tarafların, ...'un borçludan olan haklarının ödenmesi noktasında şirket hisselerinin veya bedelinin davalı alacaklı şirkete verileceği konusunda mutabakata vardıklarını, taraflarca varılan mutabakat ile şirket değerinin 9050'sinin ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ödeneceği ya da hisse devri gerçekleştirileceği hususunda anlaşma sağlandığını, yapılan sözleşmeye rağmen bu taahhüde de uyulmaması nedeniyle davalı şirketin hisse devri veya bedelinin ödenmesine yönelik taleplerinin de sonuçsuz kalmasından dolayı mecburen yasal yollara başvurmak zorunluluğu doğduğunu, davalı şirket ile borçlu şirket yetkilileri arasında bulunan akrabalık ilişkisi ve miras hukukundan kaynaklanan sözleşmeler bulunduğunu, davalı şirketin yıllardır çözüme kavuşturulmamış olan işbu borcun iyi niyetle ve aradaki ticari ilişkiye güvenle uzun bir süre ödenmesini beklemesi karşısında davacı şirketin gerçeğe aykırı ikame etmiş olduğu davanın kötü niyetten başka şekilde açıklanamayacağını, davalının haksız dava girişimleri ve işlemleri nedeniyle haksız olarak zarara uğramakta ve alacağına kavuşamadığını, davacı tarafın iddialarını ispata elverişli somut bir delil sunamadığının ortada olduğunu ve huzurdaki kötü niyetli davanın reddi gerektiğini, alacaklı davalı şirketin borçlu ile yapmış olduğu tüm görüşmelere rağmen herhangi bir sonuç çıkmaması karşısında davalı şirketin kendisine ödeneceği taahhüt edilen bedellerin tahsili amacıyla icra takibine başvurduğunu, yapılan takip sonucunda ödemelerin yapılacağı ifade edilmesine rağmen hatta borçlu şirket adına baba...un oğlu ...'a hitaben "...l'e haklarını verin." şeklindeki talimatının dahi havada bırakıldığını ve davalıya ödeneceği veya devredileceği bildirilen hakların ödenmediğini, davalı şirketin kendisine ödenmesi konusunda anlaşılan bedellerin ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe davalı şirketin borçlu olduğunu ve huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacı tarafın ticari teamüle aykırı ve kötü niyetle hareket ederek borçtan kurtulmaya yönelik iddialarla huzurdaki davayı ikame ettiğini, alacaklı şirketin borçlu ile yapmış olduğu tüm görüşmelere rağmen herhangi bir sonuç çıkmadığını ve davalı şirketin kendisine ödeneceği taahhüt edilen bedellerin tahsili amacıyla icra takibine başvurulduğunu, davalının iyi niyetle hareket ederek uzun süre davacının borcunu ifa etmesini beklediğini, davalının haksız olarak zarara uğratıldığını, kendisinden basiretli bir tacir olarak hareket etmesi beklenen davacı tarafın mesnetsiz sebepler ileri sürerek hukuka uygun olarak yapılan tebligat akabinde kesinleşen icra takibine itiraz etmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN... ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası kapsamında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takip sürecinde, gönderilen Örnek No:7 ödeme emrinin müvekkili şirketin UETS adresine gönderildiğini, ancak, müvekkili şirketin UETS sisteminde kayıtlı olan tek yetkilisi ..., ödeme emrinin UETS sistemine gönderildiği tarihte, babasının ... Hastanesi'nde yoğun bakımda ağır tedavi görmekte olması ve babasına refakatçi olarak kalması nedeniyle, yaşadığı psikolojik travma ve babasının sağlığına kavuşması için gösterdiği yoğun çaba nedeniyle söz konusu elektronik tebligatı fark edemediğini, bu durumun, borca itiraz için öngörülen 7 günlük yasal sürenin, söz konusu mazaret nedeniyle gözden kaçırılmasına yol açtığını, iptali istenen takibi başlatan şirketin tek yetkilisinin de müvekkili şirket yetkilisi ...'un aralarında husumet bulunan yeğeni ... olduğgunu, ayrıca adı geçen şahsın, müvekkili şirket yetkilisi ...'un ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihlerde hastanede tedavi altında olan babası...un da torunu olduğunu, takipte sözde alacaklı sıfatıyla yer alan davalı şirket ile müvekkil şirket arasında gerek geçmişe dönük gerekse takip tarihi itibariyle herhangi bir hukuki veya ticari ilişki bulunmadığı gibi, müvekkil şirketin davalıya yönelik herhangi bir borcu da mevcut olmadığını, davalı tarafından başlatılan icra takibinin, herhangi bir belgeye ya da senede dayanmadığını, borcun dayanağı dahi belirtilmeksizin tamamen gerçek dışı ve fahiş bir tutar olan 100.674.657,53-TL üzerinden, haksız ve hukuka aykırı şekilde başlatıldığını, herhangi bir senet sunulmadığı gibi borcun sebebi de belirtilmemiş olduğundan takipte ileri sürülen alacağın varlığını ispat külfetinin davalı şirkette olduğunu, sadece bu kayıt ve tespitler dahi davalı şirketin müvekkili şirketten dava konusu takip nedeniyle ve takipte belirtilen tutarda herhangi bir alacağının bulunamayacağının ve böyle bir iddianın hayatın olağan akışı ile de bağdaşmayacağının kanıtı olduğunu belirterek davanın kabulü ile müvekkili şirket hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile yürütülen takip ve takibe konu alacak nedeniyle müvekkili şirketin davalı şirkete borcunun olmadığının tespitine, müvekkili şirket hakkında başlatılan söz konusu takip, açıkça haksız ve kötüniyetli olarak başlatıldığından davalı şirket aleyhine takip miktarının %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE: Dava, asıl dava dosyasında; İstanbul.... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası kapsamında menfi tespit istemi ve birleşen dava dosyasında davalı ile herhangi bir ticari ilişkileri olmadığını ancak davalı tarafından takip yapıldığını belirterek İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası kapsamında menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı tarafça; İstanbul.... İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyası, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası, müvekkil şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, müvekkil şirket ve davalı şirketin aralarında ticari ilişki bulunup bulunmadığının tespiti için kayıtlı oldukları vergi dairelerinden tüm kayıtların (KDV beyannameleri vb.) celbi, ticaret sicil kayıtlarının celbi, davalı şirketin malvarlığı ve şirket yetkilisinin ekonomik ve sosyal durum araştırması, taraf şirket yetkililerine ait nüfus kayıtları, ... hastanesine ait kayıtlar, müvekkil şirketin yeminli mali müşaviri tarafından düzenlenen ve müvekkil şirket ile davalı şirket arasında herhangi bir alacak-borç ilişkisi olmadığına ilişkin rapor, Kayseri Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı dosyasındaki e-imzalı arabuluculuk son tutanağı, bilirkişi incelemesi, muhasebe kayıtları, yemin, tanık beyanlarına delil olarak dayanılmıştır.
Davalı tarafça; Keşif icrası, bilirkişi incelemesi, Tanık, Taraflar arasındaki yazışmalar, Ticaret sicil kayıtları, Sözleşmeler, Resmi defter ve belgeler, Ticari defter ve belgeler, İcra dosyası içeriği, Banka kayıtları, Nüfus kayıtları, Yemin beyanına delil olarak dayanılmıştır.
İstanbul.... İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak... Esas sayılı icra takip dosyasının en son tarih itibariyle akıbeti araştırılarak tüm Uyap kayıtlarının gönderilmesi istenmiş, dosyanın Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Mahkememiz... Esas sayılı dava dosyası birleştirme kararı ile bu dosyamıza eklenmiştir.
Davacı ve davalı şirketlerin tam unvanları ile vergi numaraları belirtilmek suretiyle Kayseri Defterdarlığı'na müzekkere yazılarak davacı şirket ve davalı şirket arasında 2022, 2023, 2024 ve 2025 tarihleri arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığının tespitini, davacı ve davalı arasında ticari ilişkileri gösterir şekilde form bilanço satım (BS) form bilanço alım (BA) belgelerinin ve KDV ile sair beyan ve belgelerin mevcut olup olmadığı sorulmuş, 17/06/2025 ve 19/06/2025 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacı ve davalı şirketlerin hangi tarihte kurulduğu, faaliyet alanının, şirket merkez ve varsa şubesinin adresinin ne olduğu, şirketin yasal temsilcilerinin kim veya kimler olduğunun ve şirket ortaklarının kimler olduğunun sorulmasına, ilgili kayıt, karar ve belge örneklerinin gönderilmesi istenmiş, 19/06/2025 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Taraflara ticari defter ve belgelerini sunmak üzere verilmiş, taraflarca ticari defterlerinin ibraz edildiği anlaşılmış, dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir.
İşletmeci Bilirkişi ...l ile Mali Müşavir bilirkişi ...tarafından düzenlenen 23/03/2026 tarihli raporda özetle; "Davacı ve davalıya ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak verildiği, HMK 222'ye göre delil niteliğine haiz olduğu, Davalının sunulmuş bulunan 2024 yılına ait ticari defter kayıtlarında, davacı ile herhangi bir borç alacak ilişkisine ait bir muhasebe ve hesap hareketinin bulunmadığı, Davalının Ticaret Sicil kayıtlarından tek ortaklı olduğu, şirketin ... adına kayıtlı bulunduğu, Davacının incelemeye sunulan 2020-2021-2022-2023-2024-2025 ve 2026 yıllarına ait ticari defter kayıtlarında, davalı şirket ile herhangi bir borç alacak ilişkisine dair muhasebe kaydının bulunmadığı, Davacının incelemeye sunulan 2020-2021-2022-2023-2024-2025 ve 2026 yıllarına ait ticari defter kayıtlarında, ticaret sicil bilgilerinde ve dosya kapsamına sunulan diğer belgelerde dava dışı ...'a ait herhangi bir ortaklık bilgisinin bulunmadığı, Davacı şirketin ortaklık yapısı ve hisse oranlarının; ... %66,71, ... %16,64, ...t %4,16 , ...t %4,16 , ... %8,32 şeklinde olduğu" belirtilmiştir.
Taraflarca bilirkişi raporuna itiraz edilmiş, rapor hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğundan ek rapor ya da yeniden rapor alınması taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket yetkilisine HMK'nun 233. maddesine göre 25/05/2026 tarihli yemin metni tebliğ edilmiş, duruşmada hazır bulunan davacı şirket yetkilisi ... "bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve Hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.” dedi. Devamla davacı şirket yönetiminde ... yer almamıştır, şirketin mevcut hale gelmesindeki en büyük pay ... değildir. ...'a davacı şirketin %50'sinin devredileceği veya bedelinin ödeneceği konusunda herhangi bir anlaşma yapılmamıştır. Davacı şirket adına ... tarafından ...'a abim ...'e haklarını verin şeklinde bir talimat verilmemiştir. Dava konusu olan esas ve birleşen dosyalardaki takipler nedeni ile şirketimizin herhangi bir borcu yoktur" şeklinde yemin eda etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava; Asıl dava dosyasında İstanbul.... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası kapsamında menfi tespit istemine ve birleşen dosyada İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasında menfi tespit istemine ilişkindir.
Asıl ve birleşen dosyada davacı.... A.Ş. tarafından ...San. Tic. Ltd. Şti. Aleyhine açılan davada davalı tarafça İstanbul .... İcra Müdürlüğü ve tanbul.... İcra Müdürlüğü nezdinde başlatılan ilamsız icra takibinde talep edilen tutarın gerçeği yansıtmadığı ve iki şirket arasında herhangi bir ticari ya da hukuki ilişki bulunmadığı ifade edilmektedir. Davacı şirket yetkilisinin 11/12/2024 ile 10/03/2025 tarihleri arasında hastanede refakatçi olarak bulunması sebebiyle gönderilen elektronik tebligatın gözden kaçırıldığı ve 7 günlük yasal itiraz süresinin bu nedenle aşıldığı belirtilmektedir. Borcun dayanağı olarak herhangi bir belge veya senet sunulmadığına, ayrıca 03/04/2025 tarihli yeminli mali müşavir raporu ile taraflar arasında bir hesap hareketinin olmadığını iddia etmiştir. Her iki şirketin de Kayseri'de yer almasına rağmen icra takibinin İstanbul'da başlatılmasının kötü niyet göstergesi olduğu ve savunma hakkını kısıtlamayı amaçladığı iddia edilmektedir. Sonuç olarak, davacının borçlu olmadığının tespiti ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep etmiştir.
Davalı ...San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından davacı ...... San ve Tic. A.Ş.'ye karşı davanın reddini talep etmiştir. Davacı tarafın iddialarının haksız ve kötü niyetli olduğu, elektronik tebligatın usulüne uygun şekilde 27/01/2025 tarihinde yapıldığı ve basiretli bir tacir olması gereken davacının yasal itiraz süresini hastane mazeretiyle kaçırmasının kabul edilemeyeceği savunulmaktadır. İlamsız icra takibinde alacağın yazılı bir belgeye bağlanma zorunluluğu bulunmadığı, ayrıca davacının yetki itirazının yersiz olduğu ve huzurdaki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı belirtilmiştir.
Uyuşmazlığın asıl nedeninin aile içi bir hisse devri anlaşmazlığına dayandığı açıklanmıştır. Şirket yönetiminden ayrılan ... ile davacı şirket yetkilisi babası ... arasında yaşanan anlaşmazlık neticesinde, tarafların şirket değerinin %50'sine denk gelen hisselerin veya bedelinin davalı şirkete devredilmesi hususunda mutabakata vardığı ifade edilmektedir. Verilen taahhütlerin yerine getirilmemesi ve hisselerin kaçırıldığı iddiası üzerine alacağın tahsili amacıyla haklı bir icra takibi başlatıldığını belirtmiştir.
6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca dava değeri itibarı ile mahkememiz heyetince yazılı yargılama usulüne göre yargılama yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
-İcra dosyalarının incelenmesi;
...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine İstanbul .... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Düzenlenen ödeme emrinde borcun sebebi veya kaynağı olarak herhangi bir senet bilgisine yer verilmemiş, dayanak olarak yalnızca 10/01/2025 faiz başlangıç tarihli 100.000.000,00 TL tutarındaki asıl alacak ve ilamsız takip haczi ibaresi gösterilmiştir. Takibe konu edilen toplam alacak miktarı; 100.000.000,00 TL asıl alacak ve bu asıl alacağa uygulanan %49,25 oranındaki 674.657,53 TL işlemiş reskont avans faizi ile birlikte toplam 100.674.657,53 TL olarak hesaplanmıştır. İlgili ödeme emri 15/01/2025 tarihinde düzenlendiği tespit olunmuştur.
...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine İstanbul.... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Düzenlenen ödeme emrinde borcun sebebi olarak herhangi bir belge veya sözleşme bilgisine yer verilmemiş, borcun kaynağı kısmında yalnızca 13.250.000,00 EUR tutarında "Asıl Alacak" ifadesi gösterilmiştir. Takibe konu edilen toplam alacak miktarı; 13.250.000,00 EUR asıl alacak ve bu tutara 22/01/2025 ile 27/01/2025 tarihleri arasında işletilen 89.392,12 EUR faiz olmak üzere toplam 13.339.392,12 EUR olarak belirlenmiştir. Belgede ayrıca takip tarihindeki kur (1 EUR = 37,4306 TL) üzerinden hesaplanan harca esas değerin 499.301.450,69 TL olduğu ve asıl alacağa %49,25 oranında yıllık reeskont avans faizi işletileceği ifade edilmiştir. İlgili ödeme emri 27/01/2025 tarihinde düzenlendiği görülmüştür.
-Uyuşmazlık noktalarının tespiti;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; İstanbul.... İcra Müdürlüğü'nün... ve İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası kapsamında davacının davalıya borçlu olup olmadığı, dava dışı ...'un davacı şirketi ortağı olup olmadığı, ...'un davacı ortaklıktan alacağı bulunup bulunmadığı, dava dışı kişinin davacıdan alacağı veya ortaklığı var ise haklarının ödenmesi noktasında davacı şirket hisselerinin veya bedelinin davalı alacaklı şirkete verileceği noktasında mutabakata varıp varmadıkları, taraflarca mutabakat ile davacı şirket değerinin %50'si ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ödeneceği ya da hisse devri gerçekleştirileceği hususunda anlaşma sağlayıp sağlamadıkları hususlarında toplanmaktadır.
Davacı.... A.Ş., davalı ile aralarında geçmişe dönük veya güncel herhangi bir ticari faaliyet, alışveriş, sözleşme veya hukuki ilişki bulunmadığını iddia etmektedir. Davacı taraf, icra takiplerinde talep edilen tutarların gerçeği yansıtmadığını, borcun kaynağı olarak hiçbir senet veya yazılı belge sunulmadığını belirterek karşı tarafa borçlu olmadığının tespit edilmesini istemektedir.
Davalı ...San. ve Tic. Ltd. Şti. ise alacaklı olduğu iddiasını aile içi bir şirket ortaklığı ve hisse devri anlaşmazlığına dayandırmaktadır. Davalı tarafın açıklamalarına göre, davacı şirketin büyümesinde büyük payı olan ...'un yönetimden ayrılması sürecinde, şirket yetkilisi olan babası ... ile bir mutabakata varılmıştır. Bu mutabakat uyarınca, ...'un şirketteki haklarına ve çabalarına karşılık şirket değerinin yüzde ellisinin veya bu orana denk gelen hisselerin davalı şirkete devredileceği ya da bedelinin ödeneceği taahhüt edilmiştir. Davalı, davacı tarafın bu taahhütlere uymayarak hisse devrini gerçekleştirmediğini, hisseleri kaçırdığını ve hakların verilmesini engellediğini ileri sürmektedir. Bu doğrultuda davalı, taahhüt edilen ve üzerinde anlaşılan hisse bedellerinin tahsili amacıyla icra yollarına başvurduğunu ve bu nedenle alacaklı konumunda olduğunu savunmaktadır.
- Bilirkişi raporunun değerlendirilmesi;
Mahkememizce taraflara ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı, usulüne uygun tutulup tutulmadığı ve taraflar lehine veya aleyhine delil niteliği taşıyıp taşımadığı incelenmek istenmiştir. Davacı ile davalı şirketler arasında herhangi bir ticari ilişkiye dair kayıt bulunup bulunmadığının tespiti talep edilmiştir. Dava dışı kişi olan ...'un davacı şirkette ortaklığının veya ortaklıktan kaynaklanan bir alacağının olup olmadığı, buna ilişkin ticari defterlerde herhangi bir kaydın yer alıp almadığı araştırılmıştır. Eğer bu kişinin davacı şirketten bir alacağı veya ortaklığı varsa, bu hakların ödenmesi amacıyla davacı şirket hisselerinin veya hisse bedelinin davalı alacaklı şirkete verileceğine dair ticari defterlerde bir kayıt bulunup bulunmadığının tespiti isteniştir. Tüm bu incelemeler neticesinde, İstanbul.... İcra Müdürlüğünün... ve İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyaları kapsamında davalının alacaklı olup olmadığı hususlarının tespiti istenmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyeti, tarafların ticari defterlerini ilişkiyi inceleyerek 23/03/2026 tarihli raporunu sunmuştur. Raporda, davalı tarafın davacı aleyhine 15/01/2025 tarihinde 13.339.392,12 Euro toplam alacaklı İstanbul.... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile ve 10/01/2025 tarihinde 100.674.657,53 TL toplam alacaklı İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattığı, ancak bu dosyalarda borcun sebebinin belirtilmediği tespit edilmiştir. Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davalı şirketin 20/12/2023 tarihinde kurulan ve tek ortağı ... olan bir limited şirket olduğu görülmüştür. Davacı anonim şirketin ise 20/12/2011 tarihinde kurulduğu ve ortaklık yapısının ... (%66,71), ... (%16,64),... (%4,16), ...t (%4,16) ile ...'dan (%8,32) oluştuğu belirtilmiştir. Ayrıca davacı şirketin sicil kayıtlarında, ticari defterlerinde ve dosyaya sunulan belgelerde dava dışı ...'a ait herhangi bir ortaklık bilgisine rastlanmamıştır.
Her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve delil niteliğine sahip olduğu raporlanmıştır. Yapılan defter incelemelerinde; davalının 2024 yılı kayıtları ile davacının 2020 ile 2026 yılları arasındaki kayıtlarında iki şirket arasında herhangi bir borç veya alacak ilişkisine dair muhasebe kaydı ya da hesap hareketi bulunmadığı saptanmıştır. Tüm bu tespitler neticesinde bilirkişi heyeti, dava konusu icra dosyaları kapsamında davalının davacıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı sonucuna varmıştır.
-Yasal düzenlemelerin değerlendirilmesi;
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK'nun 72/6. maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK'nun 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
- Tanık dinletme taleplerinin değerlendirilmesi;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Usul hukukumuzda senetle ispat zorunluluğu (6100 sayılı Kanunun 200. maddesi ), yine senede karşı da senetle ispat zorunluluğu (6100 sayılı Kanunun 201. maddesi) ilkesi benimsenmiştir. Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk lirasından az miktarda olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 6100 sayılı Kanunun 203. maddesinde düzenlenmiştir.
6100 sayılı Kanunun 200. maddesinde; "(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı taraf iddia ettiği alacağın ve dayandığı hukuki ilişkinin ispatı amacıyla tanık deliline bildirmiş ve tanık dinletme talebinde bulunmuştur. Ancak icra takiplerine konu edilen asıl alacak miktarları dikkate alındığında, uyuşmazlığın HMK'nın 200. maddesinde emredici olarak belirtilen senetle ispat zorunluluğu sınırının çok üzerinde olduğu sabittir. İlgili kanun maddesi gereğince, senetle ispatı zorunlu olan bu neviden hukuki işlemlerin tanıkla ispat edilebilmesi ancak karşı tarafın açık muvafakati ile mümkün olup, dosya kapsamında davacı tarafın tanık dinlenmesine yönelik herhangi bir açık muvafakati bulunmamaktadır. Açıklanan yasal düzenlemeler ve yerleşik Yargıtay içtihatları ışığında, dava konusu miktarların büyüklüğü ve hukuki ilişkinin niteliği gözetildiğinde, iddia edilen vakıaların tanık beyanı ile ispatı hukuken mümkün olmadığından tanık dinletme taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
- Yemine ilişkin meselenin değerlendirilmesi;
Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Kanunun 225'nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Kanun Md. 226).
Somut olayda; davalı tarafa yemin delili hatırlatılmış ve davalı yemin deliline dayanmış ve davacı şirket yetkilisi duruşmada borcu olmadığına dair yemin etmiştir.
-Nihai olarak değerlendirmede;
Davacı tarafça, davalı şirket tarafından İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün... Esas ve İstanbul.... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyaları ile başlatılan ilamsız icra takipleri nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut olayda davalı taraf, alacağın aile içi hisse devri ve şirket ortaklığı mutabakatından kaynaklandığını iddia etmiş olup, borcun varlığını ispat yükü davalı taraftadır. Davalı taraf iddialarını ispatlamak amacıyla tanık deliline dayanmış ise de, takibe konu edilen alacak miktarları dikkate alındığında uyuşmazlığın HMK'nın 200. maddesinde düzenlenen senetle ispat zorunluluğu sınırının çok üzerinde olduğu açıktır. Davacı tarafın tanık dinlenmesine yönelik açık bir muvafakati bulunmadığından, davalının tanıkla ispat talepleri kanun gereği reddedilmiştir. Mahkememizce aldırılan ve tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeleri içeren 23/03/2026 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, incelenen yıllara ait kayıtlarda taraflar arasında herhangi bir borç veya alacak ilişkisine dair muhasebe kaydı ya da hesap hareketi bulunmadığı ve davalının davacıdan herhangi bir alacağının olmadığı açıkça tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamı, yasal düzenlemeler ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 23/03/2026 tarihli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ispat yükü üzerinde olan davalı tarafın, icra takiplerine konu ettiği alacakların varlığını geçerli ve hukuka uygun yazılı delillerle ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın kabulüne, davacı şirketin anılan icra takip dosyaları kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
-Kötü niyet tazminatına dair değerlendirmede;
İcra İflas Kanunu'nun 72/5 inci maddesinden de açıkça anlaşıldığı üzere, menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötü niyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; adı geçen madde hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup ispat yükü takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu) nın üzerindedir. Somut olayda davalı tarafça davacı aleyhine başlatılan İstanbul.... İcra Müdürlüğünün... Esas ve İstanbul.... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra takiplerine dayanak olarak herhangi bir senet, fatura veya hukuken geçerli yazılı bir belge sunulmadığı, mahkememizce aldırılan 23/03/2026 tarihli bilirkişi raporu ile de taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki, alacak-borç kaydı veya hesap hareketinin bulunmadığının kesin olarak tespit edildiği görülmüştür. Davalı taraf, aralarında ticari bir ilişki ve defterlerinde alacağı doğrulayan bir kayıt bulunmadığını bilebilecek durumda olmasına rağmen, son derece yüksek meblağlar üzerinden ve geçerli hiçbir yazılı delile dayanmaksızın söz konusu icra takiplerini başlatmıştır. Ortada geçerli bir hukuki ilişki ve ispatlayıcı belge yokken takibe girişilmesi, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup davalının sırf davacı şirketi ödemeye zorlamak veya mağdur etmek amacıyla hareket ettiğini, dolayısıyla takibe geçmekte kötü niyetli olduğunu açıkça göstermektedir. Açıklanan bu nedenlerle, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığından, İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi uyarınca yasal şartları oluşan ve davacı tarafça usulüne uygun olarak talep edilen kötü niyet tazminatı isteminin kabulü ile, takibe konu alacak tutarları üzerinden takdiren %20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
-Yargılama giderine ilişkin değerlendirmede;
Yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/12/2022 tarihli, 2021/8284 E., 2022/9092 K., Yargıtay 11.HD'nin 12/05/2022 tarih ve 2020/6387 E. - 2022/3774 K) Bu kapsamda hesaplama yapılmıştır. Dava tarihi döviz kuru TCBM efektif satış kuru 11/04/2025 tarihi saat 16:23 itibariyle 43,1828 TL tespit edilmiş ve hesaplamalar buna göre yapılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-Esas dosya için;
1-Davacının davasının kabulü ile, davacının İstanbul....İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile devam eden takip ve takibe konu alacak ve ferileri nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-İİK 'nun 72/5 uyarınca davacı yönünden takibin derhal durdurulması amacıyla İstanbul....İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,
3-İİK 72/5 maddesi uyarınca; 13.339.392,12-TL Euro asıl alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru (37,5150-TL) üzerinden belirlenen TL karşılığı (500.427.295,38-TL) 'nin %20 si oranında olan 100.085.459,07-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B-Birleşen mahkememizin... esas sayılı dosyası için
1-Davacının davasının kabulü ile, davacının İstanbul ...İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile devam eden takip ve takibe konu alacak ve ferileri nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-İİK 'nun 72/5 uyarınca davacı yönünden takibin derhal durdurulması amacıyla İstanbul ....İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,
3-İİK 72/5 maddesi uyarınca; 100.674.657,53-TL'nin %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
A-Esas dosya için;
1-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 39.348.766,55-TL harçtan peşin alınan 9.555.740,12-TL tamamlama harcı ile 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 29.792.411,03-TL harcın davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
2-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin harç ve 9.555.740,12-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 9.556.970,92-TL'nın davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
B-Birleşen mahkememizin... esas sayılı dosyası için,
1-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 6.877.085,85-TL harçtan peşin alınan 39.278,25-TL peşin harç ve 1.679.993,75-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 5.157.813,85-TL harcın davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
2-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 39.278,25-TL peşin harç ve 1.679.993,75-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.719.887,40-TL'nın davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Esas ve birleşen dosyada davacı tarafça yapılan tebligat, posta ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 18.425,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalının üzerinde bırakılmasına,
6-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 6.816.322,52 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (esas dosya için)
8- Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 2.062.746,58-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (birleşen dosya için)
9-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
10-Davacı tarafça yatırılan teminat bedelinin işbu hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, Davacı vekili Av. Bilal Neşeliler, Av. Süleyman Topak ile Davacı vekili Av Cenk Akil (e-duruşma) ve davalı Altınok Demir ... Şirketi vekili Av. Cemre Ağlan (e-duruşma), yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı....
Başkan...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır