Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, marka tescil başvurusunun kısmen reddine ilişkin YİDK kararının iptali ile iltibas ve kötü niyet iddialarını konu alan dava.
Özet: Davacı, kendi marka başvurusunun davalı şirketin itirazı üzerine kısmen reddedilerek bu kararın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından onaylanmasını haksız bularak, markasının davalı markasıyla benzer olmadığını, iltibas riski taşımadığını ve aralarındaki protokol gereği kendi adına faaliyet gösterme hakkı bulunduğunu belirterek söz konusu kararın iptalini ve marka başvurusunun tescilini talep etmiş; davalı şirket ise markalar arasında mal ve hizmetler açısından benzerlik ve karıştırılma riski olduğunu, davacının kötü niyetli davrandığını ve söz konusu protokolün geçersizliğini savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/233 Esas - 2026/34
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARARTÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2025/233Karar No : 2026/34...Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptaliDava Tarihi : 29/05/2025Karar Tarihi : 04/02/2026Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 04/02/2026Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA :Davacı dilekçelerinde özetle; müvekkilinin... sayılı “....” ibareli marka başvurusuna karşı davalı şirketin itiraz ettiğini, itiraz üzerine başvurunun kısmen reddine karar verildiğini, kısmi ret kararına karşı müvekkili itirazının dava konusu .... kararı ile reddedildiğini, müvekkili markası ile davalı şirkete ait marka arasında benzerlik bulunmadığını, markalar arasında iltibas riski bulunmadığını, müvekkili markasının özel bir logo ve renk içerdiğini, müvekkili markasında yer alan kelime unsurlarının hiçbirinin davalı şirket markası ile benzer olmadığını, taraflar arasında 27.09.2023 tarihli protokol imzalandığını, protokolün 5. maddesi uyarınca müvekkilinin kendi adına başka adreste faaliyet göstermesinin karar altına alındığını, buna rağmen müvekkilinin marka başvurusuna davalı şirket tarafından itiraz edilmesinin protokol hükümlerine aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, müvekkilinin marka başvurusunda kötü niyetli olmadığını ifade ederek,.... sayılı kararının iptaline, başvuru markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Davalı ... vekili cevaplarında özetle; dava konusu markanın davalı şirkete ait mesnet markalarının tescilli olduğu mal/hizmetlerde tescil ettirilmek istendiğini, taraf markaları arasında söz konusu mal ve hizmetler açısından ayniyet/benzerlik bulunduğunu, ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali olduğunu, markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, .... kararının hukuka uygun olduğunu, tescil işleminin idari bir işlem olduğunu ve bu yetkinin yalnızca ...’in inhisarında olduğunu, davacının tescil talebinin reddi gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1996 yılından bu yana perde imalatı ve tasarımı ile uğraştığını, “...” ibaresinin müvekkili şirketi akla getiren bir ibare olduğunu, tüketici nezdinde marka isminin içerisinde “...” ibaresinin bulunması halinde benzer mal ve hizmetlerin verildiği bir işletmenin müvekkili şirket ile ilişkilendirileceğini, davacının müvekkili şirkette daha önce çalıştığını ve mesleği müvekkili şirkette öğrendiğini, tüm yetki ve haklarını müvekkili şirketin yetkilisine devrettikten sonra kendine ait bir iş yeri açtığını, akabinde dava konusu marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından dava konusu marka başvurusuna itiraz edildiğini, itiraz üzerine marka başvurusunun reddedildiğini, müvekkili şirketin merkezinin.... olması nedeniyle işbu davada yetkili mahkemenin ....mahkemeleri olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirkete ait marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin kişi ismi olduğunu, markaya ayırt edicilik katmadığını, “...” ibaresinin yaygın kullanımı olan ve tali nitelikte bir ibare olduğunu, “hmh” ibaresinin tescil edilmek istenen şekle ilişkin olduğunu, dava konusu markada ayırt edici olan tek ögenin “...” kelimesi olduğunu, davacının sosyal medya paylaşımlarının müvekkili şirketle birlikte çalıştığı algısı yarattığını, dava konusu markanın müvekkili markası ile iltibas yarattığını, davacının beyan ettiği protokolün müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmamış olması nedeniyle geçersiz olduğunu, ayrıca bu protokolün davacıya marka başvurusu yapmaya izin vermediğini, davacının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE :Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir. Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının .... sayılı "... ... ....." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu.... sayılı "... ... ... ...." ibareli marka için davacı tarafından 28/09/2023 tarihinde 24/35.sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, ilana karşı davalı şirket tarafından .... sayılı ve "... tekstil perde mobilya aksesuar" ibareli markalarına dayanarak “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik”, “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları” ve “kötü niyet” gerekçeleri ile itirazda bulunulduğu, davalı şirket itirazı, .... Başkanlığının 05.03.2024 tarih ve .... sayılı kararı ile kısmen kabul edilmiş olup, marka başvurusunun kapsamından 24. Sınıf: Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri. Kampçılar için uyku tulumları. 35. Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan havalı yataklar ve yastıklar, deniz yatakları (kampçılar için uyku tulumları hariç). Aynalar. Arı kovanları, suni petekler ve petek çıtaları. Bebekler için ana kucakları, parmaklıklı oyun parkları (iç mekanlar için), bebek beşikleri, yürüteçler. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, resimler, tablolar için çerçeveler, kimlik kartları, künyeler, isimlikler, etiketler. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul ambalaj, nakliye ve depolama amaçlı variller, fıçılar, bidonlar, hazneler (depolar), kutular, ambalaj kapları, nakliye amaçlı konteynerler, sandıklar, taşıma paletleri, bunlarla birlikte kullanılan kapaklar. Ahşap veya sentetik malzemelerden mamul hırdavat (nalburiye) eşyası, mobilya bağlantıları, açma kapama tertibatları. Tahta, mantar, kamış, bambu, hasır, boynuz, kemik, fildişi, balina kemiği, istiridye kabuğu, kehribar, sedef, lületaşı, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları: biblolar, duvara asılan süsler, heykeller ve bu malzemelerden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Sepetler, balıkçı sepetleri. Ev hayvanları için kulübeler, yuvalar, yataklar. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul portatif merdivenler, hareketli merdivenler. Bambu perdeler, stor perdeler (iç mekan), şerit perdeler, dekorasyon amaçlı boncuklu perdeler; perde kopçaları, perde halkaları, perde kancaları, perde çubukları. Araç tekerlekleri için metalden olmayan takozlar. Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri. Kampçılar için uyku tulumları. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. Danteller ve nakışlar (aplikeler), güpürler, fistolar, dar dokumalar, şeritler ve kurdeleler, ekstraforlar, fitiller, giysiler için kumaştan yapılmış hazır harfler ve rakamlar, armalar, rütbe işaretleri, vatkalar. Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar, toplu iğneler, iğneler, dikiş iğneleri, tığlar ve örgü şişleri, iğne kutuları ve iğnelikler. Yapma çiçekler, yapma meyveler. Saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, elektrikli veya elektriksiz bigudiler. Halılar, kilimler, yolluklar. Seccadeler. Muşambalar, yapay çimen, döşemelik mantarlı muşamba (linolyum). Spor amaçlı minderler. Tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) mal ve hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiği, davacı şahıs, .... kararına itiraz ederek, kısmi ret kararının kaldırılmasına karar verilmesini talebiyle itirazda bulunduğu,.... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacıya ait dava konusu marka başvurusu, 25 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler bakımından reddedilmiştir. Dolayısıyla, davanın konusunu işbu emtialar oluşturmaktadır. Davalı şirkete ait redde mesnet kabul edilen .... sayılı marka ise, hali hazırda 25 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler bakımından tescillidir. Dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davalı şirkete ait ... kapsamında yer alan mal ve hizmetler, aynı/aynı türdür.Netice de, dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan tüm emtia bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması” şartının sağlandığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu, “HMH ... ... ...” ibaresinden oluşmakta olup, markada yer alan “HMH” ibaresi şekil unsuru olarak tasarlanmış ve “... ... ...” ibaresine kıyasla daha büyük puntoyla yazılarak ön plana çıkarılmıştır. Markada bulunan “...” ibaresi, İngilizce’de “ev” anlamına gelen, dava konusu emtiaların tamamının ev ile ilişkili olması karşısında tanımlayıcı ve ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibaredir. Dava konusu markada yer alan “...” ve “...” ibareleri ise Türkçe’de erkek ismi olarak kullanılan kelimeler olup, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “...”, Allah tarafından insanların rızkını dağıtmakla ve doğa olaylarının gerçekleşmesini sağlamakla görevlendirilen melek; “...” ise doğru yol, hak olan Müslümanlık yolu olarak tanımlanmaktadır. Somut durumda “...” ibaresi, soyisim olarak kullanılmıştır. Nitekim, davacı başvuru sahibinin adı ve soyadı da “... ...” ibaresinden oluşmaktadır. Davalı şirkete ait redde mesnet marka ise “... ...” ibaresinden oluşmakta olup, markada yer alan “tekstil” ibaresi, ilgili emtialar bakımından tanımlayıcı nitelikte ve marka vasfı bulunmayan bir ibaredir. Bu itibarla, davalı şirkete ait markanın esas ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresidir. “..., en yaygın soyisimlerden biri olmamakla birlikte, toplumun isim veya soyisim olarak aşina olduğu, bu nedenle tek başına güçlü ve yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu söylenemeyecek bir ibaredir. Taraf markaları bütünsel olarak değerlendirildiğinde, dava konusu marka başvurusunun ayırt edici unsurunun bir bütün halinde “... ...” ibaresinden oluştuğu, markada yer alan “...” ibaresinin dava konusu emtialar bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğu ve markanın tali unsurunu teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Redde mesnet markanın ise ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu, “tekstil” ibaresinin marka vasfı bulunmayan tanımlayıcı bir unsur olduğu değerlendirilmiştir. Taraf markalarında müşterek olarak yer alan sözcük “...” olup, bu sözcük Türk Dil Kurumu sözlüğünde “doğru yol, hak olan Müslümanlık yolu” anlamına gelmekte, aynı zamanda toplumumuzda isim ve soyisim olarak yaygın biçimde kullanılan bir kelime niteliği taşımaktadır. Nitekim, başvuru markasında da “...” ibaresinin soyisim olarak kullanıldığı, markanın bir bütün olarak isim + soyisimden oluştuğu anlaşılmıştır. Genel kural olarak soyadlarının ön adlara kıyasla daha ayırt edici bir karaktere sahip olması mümkün olmakla birlikte, söz konusu soyadın alışılmadık ya da tam tersine çok yaygın olması, bu ayırt edicilik değerlendirmesini doğrudan etkilemektedir. Somut olayda; markalar arasında müşterek unsur olan ve aynı zamanda isim veya soyisim olarak kullanılan “...” sözcüğünün, toplumun isim veya soyisim olarak aşina olduğu bir ibare olduğu, uyuşmazlığın çözümü bakımından belirleyici niteliktedir. Bu çerçevede; daha önce “...” ibareli markayı gören, işiten veya bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, dava konusu “... ...” ibaresini davaya konu mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bu ibareyi ilk bakışta bir kişi adı ve soyadı olarak algılayacağı, “...” sözcüğüne isim veya soyisim olarak aşina olması nedeniyle “... ...” ibaresini bir kişi adı-soyadı şeklinde değerlendireceği değerlendirilmiştir. Bu nedenle ilgili tüketicinin, söz konusu markayı davalıya ait markadan farklı bir marka olarak algılayacağı, marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı kurmayacağı ve dolayısıyla taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı değerlendirilmiş olup,Netice itibariyle de, dava konusu marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı kanaatine varılmıştır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Somut olayda, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar, ağırlıklı olarak ev eşyası, tekstil ürünleri, zemin ve duvar kaplamaları ile dekorasyon amaçlı ürünlerden oluşmaktadır. Söz konusu ürünler, günlük yaşamda yaygın şekilde kullanılan, geniş bir kesime hitap eden ve genellikle özel bir teknik bilgi ya da mesleki uzmanlık gerektirmeden satın alınan mallar niteliğindedir. Bu nedenle ilgili tüketici kitlesi, ortalama düzeyde bilgiye, dikkat ve özen seviyesine sahip son kullanıcılardır. Dava konusu marka kapsamında yer alan reklamcılık, iş yönetimi, büro yönetimi gibi ticari nitelikteki hizmetler ise genellikle işletmelere, kurumlara, profesyonellere ve ticari faaliyet yürüten kişi veya kuruluşlara yönelik olup, bu grupta yer alan tüketiciler, daha bilinçli ve dikkatli karar veren uzman kişilerden oluşmaktadır. Netice olarak, taraf markaları arasında sınıfsal olarak ayniyet oluştuğu, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun “... ...”, davalı şirkete ait redde mesnet markanın ise “...” ibaresi olduğu, taraf markalarında yer alan “...” ve “tekstil” ibarelerinin dava konusu mal ve hizmetler bakımından ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, davalı şirket markasının esas unsuru olan ”...” ibaresinin, toplumun aşina olduğu bir isim/soyisim olduğu, tüketicinin dava konusu “... ...” ibaresini davaya konu mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bu ibareyi ilk bakışta bir kişi adı ve soyadı olarak algılayacağı, dolayısıyla markalar arasında bütünsel anlamda benzerlik bulunmadığı, dava konusu emtia bakımından ilgili tüketicinin dikkat ve bilgi düzeyinin de düşük olmadığı gözetildiğinde, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür mal ve hizmet üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen tüm emtia bakımından, taraf markaları arasında sınıfsal olarak ayniyet/benzerlik oluştuğu, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, dava konusu markanın, davalı şirkete ait redde mesnet marka ile karıştırılma ihtimali bulunmadığı, .... kararının iptali koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Davanın Kabulüne, .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 22.253,30.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.04/02/2026 Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 1.318,30.-TL Bilirkişi Ücreti : 20.000,00.-TL P.M. : 935,00.-TL TOPLAM : 22.253,30.-TL