Şirket adına tahsil edilen çeklerin eski yönetim kurulu üyesince zimmetine geçirilmesi iddiasıyla açılan sebepsiz zenginleşme temelli alacak davasının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı şirketin eski yönetim kurulu üyesi ve münferit imza yetkilisi olan davalının, müşterilerden tahsil edilen 20 adet çeki zimmetine geçirdiği veya şirketten olan alacaklarına mahsuben kendisine ciro ettiği iddiasıyla açılan ve sonradan vekalet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı alacak davasına dönüştürülen asıl dava ile davalı tarafından diğer davalıya mesnetsiz ciro edildiği ve işbirliği ile tahsil edildiği ileri sürülen çeklerin bedelsizliğinin tespiti veya istirdadı talepli birleşen davalarda, mahkeme bozmaya uyarak yaptığı değerlendirmede, davalının 19 adet çeki yetkili hamil olarak kendisine ciro ettiğini ve şirketi zarara uğrattığını kabul ederek, davalının şirketten olan alacağı mahsup edildikten sonra davacı şirketin taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1188 E., 2025/750 K.HÜKÜM : Kısmen kabulMahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ve asıl davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; asıl davada, davalı ...'un müvekkili şirketin eski yönetim kurulu üyesi ve münferiden imza yetkilisi olduğunu, davalının 12.10.2010 tarihinde müvekkili şirket yönetim kurulu başkanına iletilmek üzere iki adet imzalı yazısını bırakarak şirketten ayrıldığını bildirdiğini, sözkonusu belgeler ve yapılan araştırma sonucunda davalının müvekkili şirket adına müşterilerden tahsil ettiği çekleri teslim etmeyip, zimmetine geçirerek bu çekleri de yanında götürdüğünün tespit edilip tutanağa bağlandığını, bu şekilde toplam 20 adet çekin davalı tarafından haksız olarak alınması sonucunda müvekkilinin bu çek bedellerini tahsil imkanını yitirdiğini, davalı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, ağır cezada görülen davanın halen derdest olduğunu, ileri sürerek sözkonusu çeklerle ilgili olarak müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 05.12.2012 tarihli dilekçesiyle menfi tespit talepli olarak açılan davasını tamamen ıslah ederek vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle oluşan sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasına dönüştürdüklerini belirtmiştir.2.Davacı vekili birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/527 E. sayılı dosyasında dava dilekçesinde; 25.11.2010 keşide tarihli 146.162,00 TL bedelli ve 10.12.2010 keşide tarihli 150.000,00 TL bedelli çeklerin davalı ... tarafından diğer davalı ...'e mesnetsiz olarak ciro edildiğini, davalılar arasında hiçbir ticari alışveriş bulunmadığını ileri sürerek bu çeklerin bedelsiz bulunması nedeniyle müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iptaline, tahsil edilmesi halinde davanın istirdat davası olarak devamına, dosyanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.3.Davacı vekili birleşen 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/528 E. sayılı dosyasında dava dilekçesinde; 07.10.2010 keşide tarihli 4.350,00 euro bedelli, 20.11.2010 keşide tarihli 60.000,00 euro bedelli ve 30.11.2010 keşide tarihli 35.000,00 TL bedelli çeklerin davalılar ... ve ... tarafından işbirliği yapılarak tahsil edilmiş olması nedeniyle sözkonusu çek bedellerinin tahsil tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte istirdatına, dosyanın asıl dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl davada, müvekkilinin davacı şirketin hissedarı olduğunu ve şirketin müvekkili ile diğer yöneticilerce müştereken idare edilmekte olduğunu, davacı şirketin zaman zaman nakit para ihtiyacını karşılamak üzere müvekkili tarafından paralar aktarıldığını, müvekkilinin tahsilat makbuzları karşılığında, diğer yönetim kurulu üyelerinin de bilgisi dahilinde bu alacaklarını işlemiş faizlerinin büyük bölümünden de feragat ederek müşteri çekleri ile tahsil ettiğini, davaya konu çeklerin de bu şekilde alınmış çekler olduğunu, ancak davacı şirketin bunu görevi kötüye kullanma ve şirketten izinsiz olarak zimmete geçirme gibi gösterme gayretine girdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiş, birleşen davalarda ise, aynı çeklerle ilgili talep konuları aynı olan birleşen davalar yönünden derdestlik ilk itirazında bulunduklarını, esas yönden ise haksız açılan bu davaların reddini istemiştir.2.Birleşen davalarda diğer davalı vekilleri davanın reddini istemişlerdir.III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak asıl dava bakımından yönetim kurulu üyesi davalının, şirketin yetkili hamil olarak elinde bulundurduğu 19 adet çeki kendisine ciro ettiğinin, huzurdaki dava dosyası kapsamındaki deliller ve Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2022/9 E., 2022/188 K. sayılı gerekçeli kararıyla sabit olduğu, aynı zamanda davalı, çekleri şirketten olan alacaklarına istinaden kendisine devrettiğini beyan ettiği, asıl ve birleşen davalar bakımından dava konusu edilen 20 adet çek bedeli tutarının (TL üzerinden yazılan 11 adet çekin bedeli 562.162,00 TL ve euro üzerinden düzenlenmiş olan 9 adet çekin ödendikleri günün ... Bankası kuru üzerinden 1.235.451,47 TL olmak üzere) 1.797.613,47 TL olduğu, bu tutarın davalı tarafından uhdesine geçirilerek davalının davacı şirketi bu tutar kadar zarara uğrattığı, davalı ...’un davacı şirketten alacağı olarak hükme esas alınan bilirkişi raporu kapsamında hesaplanan 178.543,25 TL’nin düşülmesi sonrasında davacı şirketin 1.619.070,22 TL zarara uğratıldığı bilirkişiler eliye tespit edildiği, davalının beyanının aksine çek bedelleri ile davalının şirketten olan alacak miktarı örtüşmediği gibi, davalının şirketten olan alacağını bu şekilde tahsil etmesinin de mümkün olmadığı, anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyelerinin, ortaklığın konusuna dahil bir sözleşmeyi kendisi adına veya başka bir kişinin temsilcisi sıfatıyla yapmasının yasak olduğu, şirketin kasasında 14.10.2010 tarihi itibariyle bulunması gereken 569.430,15 TL’nin (519.007,69 TL ile birlikte 3.494,22 USD, 22.170,45 euro ve 12,06 GBP’nin TL karşılığı) kasada mevcut olmadığının görüldüğü ve şirket kasasının noter huzurunda açıldığı ifade edilmiş olmakla birlikte şirketin kasasında bulunması gereken TL ve yabancı paraların davacı tarafından ya da üçüncü bir kişi tarafından alındığına ilişkin olarak dava dosyasına sunulmuş herhangi bir kanıt, bilgi ya da belgenin bulunmadığı, ...’un yönetim kurulu üyesi olarak riayet etmekle yükümlü olduğu 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun (Mülga TTK) 334. maddesine aykırı davrandığı, davalının davranışının hükümdeki hukuka uygunluk istisnaları kapsamında bulunmadığı, mezkur işlem sonucunda davacı şirketin zarara uğradığı, davalının bilerek ve isteyerek çekleri kendisine ciro ederek görev ve yetkisini kötüye kullanmış olduğu, davalının geçersiz hukuki sebeple 20 adet çeki kendisine ciro ettiği, davacının ilgili çekler üzerindeki meşru hamil sıfatını yitirerek senetleri tahsil etme hakkından mahrum olduğu, dolayısıyla fakirleştiği, geçersiz bir hukuki sebebe dayanarak senetleri devralan davalı ...’un haksız biçimde zenginleştiği, davalının zenginleşmesi ile zenginleştirici olay arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, dava konusu bedellerini iade ile yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/527 E. sayılı dosyasında; davalı ... vekili derdestlik itirazında bulunduğu, birleşen davaya konu 2 çek, daha önce açılan asıl davaya da konu edildiğinden davalı ... yönünden dava konusu, sebebi ve tarafları aynı olan iki dava olması nedeniyle derdestlik itirazının kabulü ile birleşen dosyada bu davalı açısından derdestlik nedeniyle davanın reddine, birleşen dosyanın diğer davalısı ... yönünden davacının hukuki yararı kalmadığından davanın usulden reddine, birleşen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/528 E. sayılı dosyasında davalı ... yönünden dava konusu ... şubesinden verilme, ... çek nolu, 4.350,00 euro bedelli çekle ilgili talep asıl davaya da konu olduğundan derdestlik nedeniyle reddine, bu davaya konu diğer 2 çekle ilgili yapılan değerlendirmede bu çekler dava dışı keşidecilerin banka hesaplarından tahsil edildiğinden ve huzurdaki dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesine dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin olmakla bu çeklere yönelik davacının müracaat hakkı ve hukuki yararı kalmadığından davanın bu nedenle reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ve asıl davada davalı ... vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki NitelendirmeAsıl ve birleşen davalar, alacak istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1. Asıl dava bakımından; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, tarafların bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Birleşen davalar bakımından ise Anayasa'nın 141. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HMK'nın 297. maddesine göre, mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. HMK'nın 298. maddesinin ikinci fıkrasında ise, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı hususu da ayrıca düzenlenmiştir. Kararların bu hükümlere aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması ve gerekçe ile hüküm arasında uyumluluk halinde bulunması durumunda mümkün olabilir.Belirtilen Anayasa ve HMK hükümlerine aykırı olarak mahkemenin birleşen davaların hüküm kısmında davalı ... hakkındaki davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine karar verilip, gerekçede ise bu davalı yönünden dava konusu, sebebi ve tarafları aynı olan iki dava olması nedeniyle derdestlik ilk itirazının kabulü ile bu davalı açısından derdestlik nedeniyle davanın reddi gerektiğine karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 3.Bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,V. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl dava bakımından tarafların yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bent uyarınca tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davalıya yükletilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde asıl davada davacıya iadesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.