Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin ipoteğin kaldırılması davasında kesin hüküm nedeniyle usulden ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki belgede, miras yoluyla edinilen bir taşınmaz üzerindeki ipoteğin, dayanağı olan kira ve işletme sözleşmesinin feshedildiği, alacak ilişkisinin kalmadığı ve ipotek senedinin usulsüz imzalandığı gerekçeleriyle kaldırılması talep edilirken, ilk derece mahkemesi davacıların daha önce aynı konuda açtıkları davadan feragat etmeleri nedeniyle oluşan kesin hüküm gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş ve davacılar vekili ise ipoteğin kaldırılması davasının ayni bir hakka ilişkin olması ve sicildeki ipotek kaydı devam ettiği sürece hukuki yarar bulunması nedeniyle yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
T.C.SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/1212 KARAR NO : 2026/2086KARAR TARİHİ : 14/09/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 15/09/2023NUMARASI : 2023/463 Esas - 2023/494 KararDAVACILAR : 1-... - ... 2-... - .... 3-... - ... Av. ...DAVALI : ... DAVANIN KONUSU : İpoteğin KaldırılmasıSakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2023 tarih, 2023/463 Esas ve 2023/494 Karar sayılı hükmünün, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ipotekli Sakarya İli Adapazarı İlçesi Cumhuriyet Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazın miras yolu ile davacılara geçtiğini, bu taşınmazın üzerinden üzerindeki ipotek kaydının Boskalıs Internatıonal BV isimli şirket ile Ser Madencilik İnşaat ve Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında 21.08.1997 tarihli kira ve işletme sözleşmesinden doğacak alacakların teminatı olarak muris ...' tarafından 26.08.1998 tarihinde tesis edildiğini, kira sözleşmesinin tarafları arasında aktif bir alacak ilişkisinin mevcut olmadığını, ipotek senedinin tapuda işlem yapma yetkisi olmayan vekil tarafından imzalanması sebebiyle sözleşmenin de geçersiz olduğunu, davalı şirketin Türkiye'de faaliyetlerine son verdiğini, kira sözleşmesinin tarafı Ser Madencilik İnşaat ve Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 09/10/2014 tarihinde ticaret sicilden resen silindiğini, ayrıca tapuda yapılan işlemlerin usulüne uygun yapılmadığını belirterek ipoteğin kaldırılması talebinde bulunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Aynı konuda ve aynı taraflar arasında görülmüş olan mahkememizin 2022/319 Esas 2022/1582 Karar sayılı dosyası kapsamında feragat özel yetkisi olan davacı vekili "davalıya karşı açmış olduğumuz davadan müvekkillerin talebi üzerine feragat ediyoruz. Bu nedenle sonuç ve istemlerimizden vazgeçmekteyiz " şeklinde açıkça talep sonucundan kayıtsız ve şartsız feragat etmiş ve bu beyan üzerine davanın esastan reddine karar verilmiş, bu hüküm kesinleşmiştir. Bu haliyle eldeki bu dava açısından "aynı davanın daha önce kesin hükme bağlanmamış olması dava şartının" gerçekleşmediği ve bu noksanlığın giderilmesinin de mümkün olmadığı değerlendirilmekle davanın HMK nun 114/1.i ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine" dair hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİİnceleme konusu karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Gerekçeli karar davacılar vekiline 10/10/2023 tarihinde tebliğ edilmiş, davacılar yönünden istinaf başvurusunun süresinde olduğu anlaşılmıştır.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ipoteğin kaldırılması (fekki) davası, ayni bir dava olduğunu, dolayısıyla herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü seriye tabi olmadığını, davada verilen mahkeme kararının ise kurucu nitelikte olmadığını, dava türü itibariyle sicil kaydındaki ipotek devam ettiği müddetçe davanın açılmasında hukuki yarar olduğunu, somut olayda müvekkillerin miras yolu ile iktisap ettikleri taşınmazda bulunan ipotek tesisinin devam ettiğini ve ipoteğin terkini yönünde veya terkin talebinin reddi yönünde herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığını, hukuka uygun olarak açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece usulden reddine kararının hatalı olduğunu, bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇEDava ipoteğin kaldırılmasına ilişkindirH.M.K'nun 342-e maddesinde istinaf dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin bildirilmesinin zorunlu olduğu, yine HMK.nun 355. Maddesinde incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun resen gözetileceği belirtilmiştir. Kural olarak emredici hukuk kurallarına açık aykırılık kamu düzenine de aykırılık sayılır. Mahkemece kesin hüküm nedeni ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.Davacılar vekili 10.03.2022 tarihinde aynı davalıya karşı eldeki davadaki aynı hukuki sebeplerle dava açtığı, bu davada davasından feragat etmesi nedeni ile mahkemece davanın feragat nedeni ile 27.12.2022 tarihinde reddine karar verildiği, eldeki davayı 27.08.2023 tarihinde yine ilk dava dilekçesinde belirtmiş olduğu hukuki sebeplerle aynı davalıya karşı yeniden açtığı ve mahkemece ilk açılan davada feragat nedeni ile red kararı verildiği ve kesin hüküm oluşturduğu gerekçesi ile dava şartı yokluğu nedeni ile eldeki davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinde feragat tanımlanmış ve davacının talep sonucundan (6100 sayılı Kanun md. 119/1-ğ) kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak ifade edilmiştir. Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan tamamen veya kısmen vazgeçmektedir. Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi (6100 sayılı Kanun md. 24), davacı da açmış olduğu bir davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz. Medeni usul hukukunda kural olarak hüküm kesinleşinceye kadar bazı istisna davalar dışında her davadan feragat edilebilir. Feragat davaya son veren taraf işlemlerinden biri olup, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir ( 6100 sayılı Kanun md. 309/1). Yine feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (6100 sayılı Kanun md. 309/2). Ancak feragat, kayıtsız ve şartsız olmalı, kesin ve açık bir irade beyanı ile yapılmalıdır. Davadan feragatin zamanı ise 6100 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinde düzenlenmiş ve feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği öngörülmüştür. Böyle olunca mahkemece verilen bir kararın temyizi aşamasında, usul hukuku çerçevesinde kesinleşmiş bir karar olmadığından davadan feragat edilmesi mümkündür Davadan feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Diğer bir anlatımla, davadan feragat ile dava konusu uyuşmazlık esastan sona ermiş olur. Bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile davacı feragatten dönemez; feragati ile bağlıdır. Belirtmek gerekir ki feragat, ıslah yolu ile de hükümsüz kılınamaz. Ancak, irade bozukluğu hâllerinde feragatin iptali istenebilir (6100 sayılı Kanun md. 311). Çünkü bir hukuki işlemin geçerli ve amacına uygun hukuki sonuç doğurabilmesi için o hukuki işlemi yapan kişi veya kişilerin sağlıklı bir şekilde oluşmuş iradelerinin bulunması ve yine bu iradelerinin istenilen hukuki sonuca uygun şekilde açıklanması gerekmektedir. Nitekim aynı hususlar 22.03.2023 tarihli ve 2021/(14)7-462 Esas, 2023/247 Karar sayılı kararında da vurgulanmıştır.Bu noktada 6100 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesine değinmek gerekir. Bu maddeye göre; Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder...” hükmü ile şekli anlamda kesinlik, maddi anlamda kesinliğin ön şartı olarak kabul edilmiştir. Maddenin devamında ise; bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesini, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve son olarak dava konularının aynı olması şeklinde belirlenen üç şarta bağlamıştır. Kesin hüküm, öncelikle hükmü veren mahkeme de dâhil olmak üzere bütün mahkemeleri bağlar. Bir hüküm maddi anlamda kesinleştikten ve hangi tarafın ne yönde haklı olduğu tespiti yapıldıktan sonra artık tüm mahkemeler, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanılarak, aynı dava konusu hakkında verilmiş bulunan kesin hüküm ile bağlıdırlar. Bunun sonucunda; aynı dava kesin hüküm itirazı nedeniyle yeniden incelenemeyeceği gibi, aynı konuya ilişkin yeni dava, önceki davada verilmiş olan kesin deliller ile bağlıdır.Bu ilkeler ve yasal çerçeve ışığından HMK 303, 307-310 ve 311 maddesi gereğince her iki davanın taraflarının aynı olduğu, aynı hukuki sebeplere ve maddi vakıalara dayanılarak dava açıldığı görülmekle, HMK'nın 138.maddesine göre de mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar vereceğinden, ilk derece mahkemesince duruşma yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur (Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin 02.07.2026 tarihli ve 2026/4327 Esas - 2026/3588 Karar sayılı ilamı).Bu itibarla; davacılar vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükmün ve yapılan yargılamanın usul ve yasaya, Yargıtay yerleşik içtihatlarına uygun olduğu anlaşıldığından; kamulaştırmasız el atma bedeli yönünden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun hükme yönelik yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacılardan alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar ve ilam harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,-Fazla alınan 77,55 TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde davacılara iadesine,3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince ve Dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacıların yaptığı istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-Karar tebliği işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,6-İstinaf başvurusu ile birlikte yatırılan gider avansından, kullanılmayan kısmın HMK.nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.nun 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyizi kabil olmak üzere 14/09/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/09/2026 ...Başkan... ...Üye... ...Üye... ...Katip...