Yargıtay 8. Ceza Dairesi, uyuşturucu madde bulundurma suçunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulsüz tebligatı nedeniyle verilen mahkumiyet kararını inceliyor.
Özet: Yüksek Mahkeme, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararın, şüphelinin adres kayıt sistemindeki adresine doğrudan 7201 sayılı Kanunun 21/2. maddesine göre usule aykırı tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğini ve denetim süresinin başlamadığını, bu durumda kovuşturma şartı oluşmadığından kamu davasının durması gerektiği halde mahkumiyet hükmü kurulmasının kanuna aykırı olduğuna karar vermiştir.
8. Ceza Dairesi         2025/3028 E.  ,  2026/5526 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/753 E. 2021/958 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.11.2018 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli kararı ile 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 21.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 30.01.2025 tarihli ve 2024/16064 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.03.2025 tarihli ve KYB-2025/16698 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 Esas, 2021/7640 Karar sayılı ve anılan Dairenin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 Esas, 2021/7865 Karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği,
7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,
Somut olayda, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/10/2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, sanığın bilinen son adresine doğrudan "mernis" şerhi ile 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca mahalle muhtarına 02/10/2018 tarihinde teslim edilmek suretiyle tebliğ edildiği kabul edilerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine başlandığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle tebliğ işleminin usule aykırı olduğu, bu durumda erteleme kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olması hatta tedbirin infazının tamamlanması bir önem arz etmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A.Şüpheli hakkında, 16.03.2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2018 tarihli ve 2018/2535 Soruşturma, 2018/112 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği,
B. Şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile erteleme kararının kaldırıldığı, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.11.2018 tarih, 2018/2535 Soruşturma, 2018/2196 Esas, 2018/1679 sayılı iddianamesi ile Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli ve 2018/753 Esas, 2021/958 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/1, 62... . maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 21.01.2022 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun'un 21/1.maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanun'un 23/1-8 maddesi ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği için sanığın doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca yapılan tebliğin usulsüz olduğundan 02.10.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı anlaşıldığından, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli ve 2018/753 Esas, 2021/958 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde karar verildi.