Yargıtay, hırsızlık davasında sanığa ek savunma hakkı verilmemesi, tekerrür ve koşullu salıverme hükümlerinin hatalı uygulanması ile şikayetçinin hukuka aykırı katılan gösterilmesi nedeniyle istinaf kararını bozdu.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen kararın istinaf mahkemesince onanması üzerine yapılan temyiz incelemesinde, sanığa TCK 43. maddesinin uygulanması ihtimaline karşı ek savunma hakkı tanınmaması, ikinci defa mükerrir sanık hakkında koşullu salıverme ve denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanamayacağına dair hatalı değerlendirme yapılması ve katılma talebi olmayan şikayetçinin katılan olarak gösterilmesi gibi temel usuli hatalar ve hukuka aykırılıklar nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/2659 E., 2024/9 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin zorunlu müdafii atanması gerektiği hâlde atanmadığı, şikâyetçinin zararın giderilmesi için IBAN numarasını vermediği, lehine hükümlerin uygulanmadığına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Dosya içeriğine göre sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- İddianamede, sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h maddesinin iki kez uygulanması talep edildiği hâlde, sanığa aynı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmeden anılan hükmün uygulanması suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesine aykırı davranılması, 2- 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme sürelerinin uygulanacağına ilişkin düzenleme dikkate alındığında, ikinci defa mükerrir sayılan sanık hakkındaki hüküm fıkrasındaki tekerrür hükümlerinin uygulandığı kısımdan "...5275 sayılı Kanunun 108/3. maddesi hükmü uyarınca ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanan sanık hakkında koşullu salıvermeden ve bu suretle de denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanmasına yasal imkan olmadığına" ibaresinin çıkarılmasında zorunluluk bulunması,3- 07.03.2023 tarihli duruşmada davaya katılma talebinde bulunmadığını beyan eden şikâyetçinin, gerekçeli karar başlığında katılan olarak gösterilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.