11. Ceza Dairesinden emlakçıların dolandırıcılık suçundan yargılandığı davada, nitelikli dolandırıcılık vasfının oluşmadığı, ancak basit dolandırıcılık için sekiz yıllık zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle kamu davasının düşmesi kararı.
Özet: Temyiz incelemesinde, emlakçılık faaliyeti yürüten sanıkların işlediği dolandırıcılık eyleminin, yasal tanımlamalar gereği serbest meslek olarak kabul edilmemesi nedeniyle nitelikli dolandırıcılık (TCK 158/1-i) değil, basit dolandırıcılık (TCK 157/1) suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirlenmiş; ancak bu suç için öngörülen sekiz yıllık olağan zamanaşımı süresinin soruşturma başlangıç tarihinden temyiz incelemesi anına kadar dolduğu tespit edildiğinden, yerel mahkemenin sanıklar hakkındaki beraat hükmü bozulmuş ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine oy birliğiyle karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/33182 E.  ,  2026/6370 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2016/83 E., 2016/176 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde, serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi, halinin nitelikli dolandırıcılık hali olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun'un 65/2 maddesinde, “serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya meslek bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlandığı, aynı Kanun'un 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denildiği, yasada kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekte olup, sanıkların dosya kapsamından emlakçılık işi ile uğraştığı, katılana bir taşınmazın satışı konusunda aracılık ettikleri, bu durumun gerek katılan beyanı, gerekse sanık savunması ile sabit olduğu, emlakçılık yapan sanıkların kanun gereğince tanımlaması yapılan işi icra etmediği, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesine temas ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
Yargılama konusu dolandırıcılık suçu için 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü, 12.05.2016 sorgu tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle hükümlerin, 1412 sayılı CMUK’un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
10.06.2016 tarihinde karar verildi.