Yargıtay, silahlı terör örgütüne üye olma davasında tanık dinleme usulü, delil değerlendirmesi ve cezanın bireyselleştirilmesi ilkeleri ihlal edildiği gerekçesiyle mahkumiyet kararını bozdu.
Özet: Temyiz mahkemesi, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmünü, sanığın adil yargılanma hakkı kapsamında kritik tanıkların doğrudan dinlenmesi veya usulüne uygun sorguya çekilmesi imkanının sağlanmaması, mahkumiyete esas teşkil eden ve temyiz aşamasında dosyaya gelen veri ve birliktelik analiz raporlarının duruşmada sanık ve müdafiine okunup tartışılmaması, bu raporlardaki kişilerin tanık olarak dinlenmemesi gibi önemli usul eksiklikleri ile cezanın belirlenmesinde orantılılık ilkesine aykırı biçimde fazla tayin yapıldığı gerekçesiyle hukuka aykırı bularak bozmuştur.
3. Ceza Dairesi         2024/2162 E.  ,  2026/14935 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/69 E., 2022/1279 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/40 E., 2020/317 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nın 314/2; 3713 sayılı Kanun'un 5/1; TCK'nın 62, 53/1-2-3, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1. Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve talimat ile dinlenen tanık ... .'nın doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; ifade metinlerinin okunması ile yetinilerek hüküm verilmesi,
2. Temyiz kanun yolu aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan veri analiz raporu ve birliktelik analiz raporunun 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup güncel veri analiz raporunun çeşitli zaman dilimlerine ait listelerde zümre başkanı, öğretmen ve vekil olarak belirtilen kişilerin açık kimlik bilgilerinin tespiti ile haklarında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanlarının dosyaya getirtilip, tüm bilgi ve belgelerin 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılmasından ve ilgili kişilerin tanık olarak usulüne uygun biçimde dinlenilmesi ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut bilgi olup olmadığının araştırılması, tespit edilmesi halinde bu şahısların usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri sağlanarak 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi lüzumunun bulunması,
3. Kabul ve uygulamaya göre de;
Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.